Bir Güzel Müslüman: MEHMED ALAGAŞ


Kemal SONGÜR, Bir Güzel Müslüman: MEHMED ALAGAŞ

Kemal SONGÜR


A+ | Normal | A-


1986 yılında tanışmış idim, beni samimiyeti ile etkilemişti, kekeme olduğu için sözlerini özenle seçerek ifade ediyordu, muhataplarının nezdinde anlaşılır olmak ve doğruyu en kısa ve en anlamlı-anlaşılır cümlelerle yalın olarak aktarma çabası içindeydi, dilinden dökülen her kelimeye ve davet cümlesine önce kendisinin iman ettiğine ve sadakât gösterdiğine hem gözleri hem yüz ifadesi hem de hasbi olan hayatı şahidlik etmekteydi, müslimce akledişi ve kıvrak zekası bizlerin onu dinlerken dikkat kesilmemize sebep olmaktaydı, cemaatle namaza durduğumuzda imamımız olurdu ve konuşurken yaşadığı kekemeliği kıyamda kısa sureleri okurken yaşa(tıl)mazdı, Kur'an'ın metnini kıraat ederken dili çözülür ve mana-anlam dünyasıyla da zihnini çözmesi ve hikmetle (2/151)-(2/269)-(16/125)kavraması ve dahi hikmetlice davet edebilmesi için Rabbinin yardımına cehd ile talip olmaktaydı.

Tevhid ile karşılaşmak, tevhidi duyarlılığı hayatın merkezine almak, Kur'an ile hayatı anlamlı kılmak muhteşem nimettir ve bu nimetlere ulaşan her kul yerinde duramaz ve bu muhteşem nimetlere herkesin ulaşması için cehdü gayret ederek şükrünü ifa etmek ister., işte buradan hareketle Mehmed abim bu nimetlerin şükrünü Rahman'a sunabilmek için gece gündüz gayret edenlerden oldu.

Mehmet Alagaş ağabey ev ortamlarında yapılan derslere katılarak ve vaziyet ederek Müslümanlara çok hayırlı katkılar sunduğunu ve kendisinden çok istifade ettiğimizi, İnsan dergisindeki yazılarıyla ve yayımladığı kitaplarla bizlere ve ulaşabildiği herkese katkı sunduğunu, hak gerçeklerle karşılaşmamız noktasında bizlere yoldaş olduğunu, adeta Kur’an’la sıkı fıkı dostluk kurmamıza önayak olduğunu söylemeliyim. Türkiye geneline ulaşan kitaplarıyla bir çok insanın hidayetine vesile olduğunu ve müslümanım diyenlerin de tevhidi bilince ulaşmasına katkı sağladığını bilmekteyiz. Cezaevleri başta olmak üzere birçok ders halkalarına bilâ-bedel dergi ve kitaplar gönderdiğini de ilave etmeliyim.

Mehmet ağabeyin teşvikiyle (1987-88 yılları)o dönemin siyah beyaz Apple Macintosh bilgisayarını bugünün büyük parası sayılacak bir miktara satın almıştık. O bilgisayara Kur’an’ı ‘’tek parmak hızıyla’’ yüklemiştik ve Mehmet ağabeyin bilgisayarda oluşturduğu programlarla verimli çalışmalar yapmıştık. Rabbim kendisinden razı olsun. Seksenli yılların sonları ve doksanlı yılların başları diyebileceğim o yıllar çok bereketli, çok verimli geçmişti.

Bu arada değerli Muammer Özkan ağabeyime de selam ederim., o dönemde Mehmed ağabeyimle birlikte koşuşturan abilerimizdendi.

O yıllarda Allah’ın dinini öğrenmeye dönük koşuşturmalarımız çok yoğundu, cömert ve fedakâr dostlarımızdan olan Ramazan Güzel ağabeyin iki katlı evi vardı. Alt katını sohbet-ders yapılması için Müslümanların hizmetine sunmuştu. Soyadı gibi güzel bir Müslüman olan Ramazan ağabey ve fedakâr eşiyle birlikte uzun yıllar (bazen haftada beş güne çıkan yoğunlukta olan dersler olmasına-yapmamıza rağmen) Müslümanlara hizmet ettiğini, hele acıkınca imdadımıza yetişen yengenin meşhur katmerini unutmak mümkün müdür. Rabbim ecirlerini versin inşallah.

Mehmed ağabeyimin (88-89 yılları olsa gerek) bana verdiği vazifeyi güzel hatıra boyutuyla paylaşayım; Kemal sana bir vazife vereceğim dedi., buyur abim dedim., Kur'an'da ismi geçen resullerle ilgili bütün ayetleri toplayacaksın ve anladığın-kavradığın şekilde ve mümkün olan kronolojik sıralamaya sokacaksın, her resul başlığında ayetleri sıralayacaksın., mesela; Hz. Musa kıssası henüz bebek iken sepetle suya bırakılması ile başlar ve firavun öncesi ve sonrası diye devam eder., bu örnek üzerinden bütün resulleri kendi isimleri başlığında ayetleri sıralama ile kaydedeceksin ve ben sonra bunları bilgisayar ortamında tekrar gözden geçirerek müslümanların -kıssaları kolaylıkla okuma noktasında- faydasına sunacağız inşaallah dedmişti. Tabi vazifeyi alan ben hemen işe koyulmuştum., resullerin kıssalarıyla ilgi ayetleri bilgisayardan kağıda döküyor ve kağıda döktüğüm ayetleri müstakil olarak kesiyor ve tek tek inceleyerek kendimce sıralama yapıyordum., o zaman cep telefonu bizde yoktu ve gece yarısı Mehmed abimi yerleşik telefonla arar ve abim şu ayeti nereye koyayım diye yardım isterdim., sonra da sıraladığım ayetleri resul başlığında bilgisayara tekrar kaydediyordum., bu iş iki ya da üç ay gibi bir zaman almıştı., bazen yerlere sıralama yapmak için serpiştirdiğim ayetlerin yazılı olduğu kesilmiş küçük parçaları odaya hızla girdiğimde uçuşuyor ve karışıyordu., merhume hanımıma aman bu odayı benim işim bitinceye kadar fazla elleme derdim, bazen başım ağrır ve hanımın tülbentini başımı sıkı tutmak için alnıma bağlardım.

Elbette aldığım bu vazife her şeyden önce bana yaradı ve kıssalarla ilgili bir çok ayeti tefekkür etmemi sağladı ve yine elbette bu çalışmam çok yetersiz olduğum için kaba sabaydı, sonunda Mehmed ağabeyime vazifemin sonucunu sundum ve tabi ki benim bu yetersiz çalışmamı gözden geçirerek ve belki de (yüksek ihtimal) sil baştan toparlayarak güzel bir çalışma ile kıssalara dair bir eser yazdı. Bana da emeğimden dolayı teşekkür etti, sağolsun, varolsun...

Mehmed ağabeyimle şehirler arası yollara çıkar ve murat 131 arabamla müslümanları ziyarete giderdik, tabi ki şoförlüğü ben yapardım., bu seyehatlerden biri de İstanbul'da bir kardeşimizin eviydi., akşam yemeğinde kuru fasulye ve pilav ikram edildi., tabi kuruyu çok sevdiğim için biraz fazla kaçırmışım, direksiyon sallayan ben olduğum için biraz yorgun düşerek ilerleyen saatlerde sohpet edilen odanın bir köşesine çekilerek uzanayım dedim., kulağım sizdedir diye de ekledim., uzandığım yerde uyuya kalmışım., tabi kuru fasulyenin etkisiyle istenmeyen "sesler" sadır olmuş benden., yerinde ve anlamlı nükte yapmayı çok iyi bilen Mehmed abim ev sahibine dönerek; "bakın bizleri ve özellikle Kemal'i kendi evindeymiş gibi" konuk ettiğinizin ispatıdır demiş., bunu bana sonra anlattılar., biraz mahçubiyetle ve elbette biraz da gülerek dinlemiştim.. Mehmed ağabeyim nükteyi ve bunun üzerinden önermeler yapmayı da severdi., hani bazı insanlar bol kepçeden nükte yaparlar ve çoğu anlamsız ve basit olur ya., Mehmed abimin nükteleri bile kaliteydi ve hem güldürür hem de düşündürürürdü., yani sözlerini israf etmekten uzaktı...

Otuzbeş yıllık dostum Mehmed Alagaş ağabeyime tanıklığım...

Mehmed ağabey; Sünnetullah hakikatinden hareketle kendine, dergisine, oluşumuna-çevresine değil., Allah'a ve kitabına daveti önceleyen ve gayrısının hadsizlik olduğunu dile getiren., yerel-küresel küffarı, tağutları, müstekbirleri, zalimleri, şeytani odakları ve dostlarını kitabullah ile uyaran ve dahi tehdit eden bir duruşu öne çıkarırdı...

Vahyin gündemine (zira ilk saatten son saate/kıyamete kadar gündemi-günceli adalet ve merhamet üzre belirleyen, hayra yönelik belirleyecek olan O'dur) davet eder ve sanal gündemlere, faydasız tartışmalara prim vermezdi., hayata-insana-şahsiyete, aileye, ekonomiye, sosyal ve siyasal işleyişe vahyin müdahalesi gibi zamanlar üstü hakikatin makarrı olan dinülgayyım İslam'dan âlâ ertelenemez güncellik-gündemlik ol(a)mayacağına inananarak hareket ederdi...

Sıradışı cümle kurma hevesi olanlardan ve bununla "popüler" olma gibi bayağı yönelişlerden-söylemlerden nefret ederdi, her konuya parçacı yaklaşmadığı gibi., vahyin pasajlarını-ayetlerini dahi Kur'an'ın bütünlüğüne götürür ve her konuyu-olayı-sorunu Kur'an'ın bütünlüğüne arz ederdi...

İlkeleri önceler ve şahıslar ile fiillerini dikkate alarak fiillerinden dolayı failleri acele ile ötekileştirmez ve dahi faillerin müslimliğine bakarak yanlış-hatalı-merdud filleri de meşrulaştırmaktan özenle kaçınırdı., ayrıca; muhataplarını tanımadan önce tanımlama kolaycılığına düşmez., mesela; yüz üzerinden 90'a tekabül eden hayırlı davranış sahiplerini yüz üzerinden 10'a tekabül eden yanlış-hatalı davranışları ile değil., yüz üzerinden 90'a tekabül eden genel/baskın kimlikleriyle-kişilikleriyle ifade edilmesi gerektiğini hatırlatırdı..
İfrat ve tefrit olarak ifade edilebilecek yaklaşımlara, çıkarımlara, yönelişlere ve elbette zalimleri sevindirecek olan müslümanlar arasında hayata taşınan hikmetsiz söylemlere karşı çıkar., "ümmeten vesetan" ilahi uyarısını öne çıkarırdı...

Gelenekçi ya da modern-çağdaş her ürlü şerikleştirmeye şiddetle karşı koyar., şirkin her türlüsünden uzaklaşılması gerektiğini, hayatın her alanında şirkten beraatin (9/3) ilan edilmesi ve müslimce yaşanılmasının ve ölünmesinin buna bağlı olduğunu titizlikle dile getirirdi.

Müslimce hareket etmenin yegâne ölçüsü olarak; şu geçici dünya yurdunda -kişisel, ailevi, ticaret, siyasal tasavvur ve yaşayış noktasında İslam'a göreliği hayatın merkezine almak ve müslimce ölebilmeyi biricik öncelik olarak görmek olarak özetlerdi...

Firavun, Nemrut, Haman, Karun, Bel'am, lat, menat, uzza vs tuğyanı-tağutiyeti ve putperestliği tarihte(de) yaşanmış olsa da., vasıfları ve kişilkleri yönüyle FİRAVUNİZMİN VE PUTPERESTLĞİN DEVAM ettiğini, kullandıkları araç-mekan-eşya farklılık arzetse de tıpkı ataları gibi onların zihinsel dölleri olduklarını dile getirir ve son saate kadar Tevhid ile şirkin, Adalet ile zulmün ve müntesiplerinin fasılasız birbirlerin hasmı olacaklarını, (3/21)-(25/31) ilahi uyarılarını unutmamamız gerektiğini hatırlatırdı...

Ahiret bilinci ile dünyanın okunması-yaşanması gerektiğini., dünyanın ahiretin tarlası olduğunu., hayr ekenin hayr biçeceğini., şer ekenin şer-azap biçeceğini, keşkelerin ölmeden ve ölüm anı gelmeden işe yarayabileceğini ve keşkelerin fayda vermediği-vermeyeceği gün (89/24) gelmezden önce Vahyin gölgesinde hayat verene hayatlarımızın sunulması gerektiğini ifade ederdi.

Hepimizin üzerinde emeğin çoktur.

Seni çok sevdik seviyoruz ve özlüyoruz kıymetli ağabeyim., Rahman senden razı olsun, Rabbimiz seni en güzeliyle mükafatlandırsın duasıyla...


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat