Suriye için müthiş pazarlık
İbrahim KARAGÜL
Başbakan Tayyip Erdoğan'la ABD Başkanı Barack Obama'nın Beyaz Saray'da yaptığı görüşmede Suriye konusunda alınan kararlar şöyleydi:
Esed'siz çözüm.
Esed'in gücünü yetkili bir organa devretmesi.
Bu yetkili organın Suriye'deki tüm tarafları temsil etmesi.
Ülkedeki bütün azınlıkların haklarının korunması ve aşırı uçlara izin verilmemesi.
Cenevre görüşmelerinde alınacak sonuca göre Rusya'nın ikna edilmesi.
En azından bize yansıyanlar bunlardı. ABD, askeri müdahale seçeneğini zaten öngörmüyor. Türkiye'nin üzerinde durduğu'uçuşa yasak bölge' içinse Güvenlik Konseyi kararı gerekiyor. Böyle bir karar da Rusya'nın katılımıyla mümkün. Dolayısıyla şu an için böyle bir seçenek yok.
Peki bütün bunlar gerçekleşebilir mi? Ya da Erdoğan-Obama görüşmesinden somut ne çıkacak, ABD-Rusya pazarlıklarından ne sonuç alınacak? Suriye için diplomasi seçeneğine inanç bu kadar zayıflamışken, ülkeyi bir şiddet sarmalı rehin almışken bir çözüm mümkün mü? Yoksa çatışmalar birkaç yıl daha sürecek, Suriye ve halkı imha mı olacaktı?..
Dün gelen bir haber, Washington'da konuşulanların bir yansıması gibi oldu. Gerçekten de söz konusu haber, Beyaz Saray görüşmelerinden somut bir şeyler çıkacağına dair güçlü bir işaret verdi.
Haberde Beşşar Esed'in; muhaliflerle görüşmek için beş kişilik bir ekip oluşturduğu, bu kişilerin değişebilir olduğu, muhaliflerin istemedikleri kişilerin yerine yenisinin belirlenebileceği belirtiliyor.
Avrupa Birliği kaynaklarına göre, Rusya ve ABD'nin 80 bin kişinin ölümüne yol açan çatışmayı bitirmek için organize etmeye çalıştığı müzakerelere katılacak isimler Rusya'ya bildirildi.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin Moskova temasları, Erdoğan'ın ABD ziyaretinden hemen önce İngiltere Başbakanı'nın Moskova'daki görüşmeleri, ardından Başbakan Erdoğan'ın Washington ziyaretleriyle ortaya çıkan Suriye'deki yeni durum belki de son bir yıldır ortaya çıkan tek umutlu gelişme.
Öyle görünüyor ki, oldukça yoğun bir pazarlık süreci yaşanıyor.
Türkiye tarafı, daha Washignton'da iken, Rusya'nın'Esed'siz çözüme yakınlaştığı' mesajını vermişti. Şam yönetiminin savaşı kaybetmesinin Rusya'nın Akdeniz'den tamamen silineceği görüntüsü vermeye başlaması bu değişimde etkili olmuş olabilir.
Cenevre görüşmelerinden ne çıkar, bilmiyoruz, ama özellikle ABD tarafı hesabını bu görüşmelere ayarlamış, Türkiye'yi de buna ikna etmiş görünüyor. Rusya'yı ikna edip etmediklerini, ettilerse neye ikna ettiklerini henüz bilmiyoruz.
'Rusya Esed'siz çözüme yakınlaşıyor' sinyalinin Washington'da verilmesi, ABD tarafının bu konuda Türkiye'ye bir takım taahhütlerde bulunduğu izlenimi oluşturuyor. Moskova-Washington pazarlığı Suriye'de bir çözümün kapılarını aralayabilir. Aralayamazsa, bundan sonra Suriye konusunda Güvenlik Konseyi'nden karar çıkarabilmenin yolunu açabilir. İşte o zaman'uçuşa yasak bölge' seçeneği devreye girer.
Şimdi gözler, muhalif grupların İstanbul'da yapacağı toplantıya çevrildi. Türkiye, Washington'daki görüşmeler ve ABD-Rusya pazarlığı konusunda elbette muhalefeti bilgilendirecek ve müzakere süreci ile ilgili kanaatlerini etkileyecek. Belki de onlara baskı yapacak.
Son günlerde özellikle Hizbullah güçlerinin Suriye'deki çatışmalara aktif biçimde katılması, Hizbullah'ın ilk kez Lübnan dışında savaşa girmesi, muhaliflerle Hizbullah arasında karşılıklı suçlamaların yoğunlaşması büyük bir tehlikeyi öne çıkardı.
Devletlerin politikalarına bağlı olarak mezhep kimliği üzerinden saf belirleyen örgütler, artık devletlere bakmadan kendi aralarında mezhep üzerinden kendi savaşlarını başlatıyor.
Hizbullah'ın Suriye'de bu kadar etkin olması savaşın bölgeselleşmesi için en tehlikeli adımlardan biri oldu. Bu tavır hem Suriye'nin Lübnan'laşmasına yol açıyor hem de İsrail'i yeniden Lübnan'a, Hizbullah'a saldırıya teşvik edecek bir durum da oluşturuyor.
Savaşın uzaması bölge için felaketler doğuracak. Dolayısıyla bir an önce bir çözüm bulunması gerekiyor. Rusya'nın ikna edilmesi, ki tüm taraflar buna oynuyor, çözümün tek yolu gibi görünüyor.
Öyle anlaşılıyor ki, ABD tarafı hem Rusya'yı hem de Türkiye'yi ikna etmeye çalışıyor. Buna bağlı olarak da Rusya'ya Şam yönetimini, Türkiye'ye ise muhalefeti ikna etme yükümlülüğü düşüyor.
Peki bu kadar karmaşık bir durumdan çözüm çıkar mı? Görüntüye göre'asla' demeliyiz.
Ama gerçekten çözüm isteniyorsa bu iş bir haftada biter. Yeter ki istensin.
Yukarı Dön
|
Henüz yorum bulunmamaktadır! |
|
|
|
|
|
|
|
Yazarın Diğer Yazıları