Yapay Zeka: İnsanlar mı robotlaşıyor, robotlar mı insanlaşıyor?


Yapay Zeka: İnsanlar mı robotlaşıyor, robotlar mı insanlaşıyor?

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 04 Ağustos 2017 Cuma 17:08


YapayZeka devrimi kapıyı çaldı ve ben de ne zamandır Google, Facebook, Elon Musk, Bill Gates ile diğer girişimcilerin son bir yılda yapay zeka alanında neler başardığını anlatmak istiyordum. Bu yazıda süper zeka yolunda geliştirilen en yeni uygulamalar ve robotları okuyacaksınız.

Küre Medya / Haber Merkezi
Yapay zeka telefonlardan tabletlere, laptoplara ve fitness bilezikleri gibi akıllı takılara kadar her alanda bizi internete bağlıyor. Google mühendislik direktörü Ray Kurzweil’ın dediği gibi, internet sayesinde beyinlerimize depolayabildiğimiz bilgi miktarını inanılmaz ölçüde artırmamızı sağlıyor.

Bir düşünün: Bugün internet olmasaydı bu yazıyı okuyabilir miydiniz? Ya ben yazı yazmak için gereken kaynakları bulabilir miydim? Sosyal ağlar ve web siteleri olmasa her gün gündemi değişen dünyada son dakika haberlerinden nasıl haberdar olacaktık?

Kozan Demircan / Yapay Zeka Alanında Yılın Sorusu: İnsanlar mı robot oluyor, robotlar mı insana dönüşüyor?

Yapay zeka çoktan geldi. Bugün akıllı telefonda kullandığınız bütün uygulamalar yapay zeka ürünü. Bilgisayarlar, laptoplar ve video oyunları zaten başlı başına yapay zeka.

Biz robotlar geliyor derken, GoPro dronlar ve sürücüsüz arabalarla tanıştık. Hatta dronlar eskimek üzere. Bilim insanları çip takılı cyborg arılar ve sineklerin dronların yerini almasını planlıyor. Yapay zeka her yerde! Peki, insan gibi düşünen robotlar ve insandan üstün süper zeka ne zaman gelecek?

Ray Kurzweil’a göre 2029’da, Rus iş adamlarına göre 2045’te; ama süper zekanın ne zaman geleceğinin ne önemi var? Bizler için şimdiki gelişmeler de heyecan verici. Üstelik süper zeka bugünkü aşamalardan geçerek gelişecek. Şimdi bunlara bakalım.



EN YAYGIN ZEKA

Yapay zeka telefonlardan tabletlere, laptoplara ve fitness bilezikleri gibi akıllı takılara kadar her alanda bizi internete bağlıyor. Google mühendislik direktörü Ray Kurzweil’ın dediği gibi, internet sayesinde beyinlerimize depolayabildiğimiz bilgi miktarını inanılmaz ölçüde artırmamızı sağlıyor.

Bir düşünün: Bugün internet olmasaydı bu yazıyı okuyabilir miydiniz? Ya ben yazı yazmak için gereken kaynakları bulabilir miydim? Sosyal ağlar ve web siteleri olmasa her gün gündemi değişen dünyada son dakika haberlerinden nasıl haberdar olacaktık?

Bu işin iletişim yönü; ama yapay zeka bize başka alanlarda da yardım ediyor. Örneğin elektrik ve su şebekesini kontrol ediyor. Seyahate gitmek için internetten uçak bileti satın almamızı ve e-ticaret kapsamında online müşteri olarak internetten alışveriş etmemizi sağlıyor.



Ex Machina filmi insana benzeyen bir robotun insanlardan zulüm gördgü için insanları öldürerek yerine geçmesini anlatıyor.

BİRÇOK ŞEY ONDAN SORULUYOR

Yapay zeka Gmail, Google Haritalar, Takvim, Yandex.Navigasyon ve Instagram check-in’leriyle çoktan hayatımıza girdi. Ancak, yapay zekanın ilk bakışta aklımıza gelmeyen yararları da var.

Örneğin Whatsapp’a yazmak yerine, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda oturarak arkadaşlarınızla sohbet etmenizi sağlayan vTime sanal gerçeklik sosyal ağı var. Google Cardboard ile “fakirin sanal gerçekliği” var ve bir yıl içinde bizi çok daha fazlası bekliyor. İşte size güncel yapay zeka listesi:



YAPAY ZEKA ALIŞVERİŞ LİSTESİ

Facebook, kullanıcıları 3 boyutlu sanal dünyalara taşıyan sanal gerçeklik kaskı firması Oculus Rift’i 2014’te 2 milyar dolara satın aldı.

Bugün Facebook’un yapay zeka laboratuarında 50 kişi çalışıyor. Ben Arşimet değilim; ama bana 50 mühendis verin, sizin için Dünya’yı yerinden oynatayım! 50 yapay zeka yazılımcısı bundan daha büyük bir güç. 

Peki ya internetin kurucu firmalarından olan Google? Google geçen yıl bilgisayar öğrenme yazılımını geliştiren DeepMind’ı satın alarak tarihe geçti. İşte burada az duralım ve size dünyanın ilk süper zeka yazılımlarından biri olan DeepMind’dan bahsedeyim.


Baxter robot işini insanları izleyerek öğreniyor. Bugün kullanımda ve duygusal ifadeler içeren bir de yüz ekranı var.

TAKLİTÇİ YAPAY ZEKA

“Makine öğrenmesi” insan gibi deneye yanıla, tecrübe edinerek öğrenen bilgisayar yazılımları demek. Örneğin, bugün kullanımda olan Baxter robotlar fabrikada kutuların kapağını kapatmak gibi belirli işleri yapmak üzere önceden programlanmıyor.

Bunun yerine Baxter robotu fabrikada işçilerin yanına koyuyorsunuz. O da işçilerin nasıl iş yaptığına bakarak işini öğreniyor. Buna 1997-2011 yıllarında IBM öncülük etti. IBM önce Deep Blue süper bilgisayarı ile dünya satranç şampiyonu Garri Kasparov’u yendi.

Yetmedi, 2000’lerin ikinci yarısında Watson süper bilgisayarını geliştirdi. Watson bütün interneti tarayarak bilgi yarışması Riziko’da sorulabilecek bütün soruların cevabını öğrendi ve insan yarışmacıları yenerek Riziko şampiyonu oldu.


Pepepr robot resepsiyon memuru, otel görevlisi, hasta bakıcı, çocuk bakıcı ve yaşlılarla ilgilenen yapay zeka ve doktor asistanı olarak geliştirildi. Aslında mankenli tablet tasarımı. Ancak insanlar bu duygusal robota bayılıyor.

RİZİKO ŞAMPİYONU

Watson tam bir büyük veri canavarıydı. İnternetten büyük miktarda veri topluyor, bunları çarpık eğitim sistemimizde olduğu gibi hiç düşünmeden ezberliyordu. Watson kendi kendine öğrenen bilgisayarların ilk örneğiydi, ama sadece güçlü bir ezberciydi.

Oysa insanlar düşünüyor, yazıyor-çiziyor; sanat, felsefe, edebiyat, bilim, siyaset yapıyor. Duygularımız var. Seviyoruz, ağlıyoruz, aşık oluyoruz. Bazen mantıksız davranıyoruz, sadece mantıksal değil, aynı zamanda duygusal düşünüyoruz ve çeşitli inanışlara sahip oluyoruz.



Üstelik hayat tesadüfler, beklenmedik gelişmeler ve aksiliklerle dolu. Sadece internette web sitelerini ziyaret edip sayfaları ansiklopedi gibi ezberleyen bir yapay zekanın insanların günlük hayatta karşılaştığı sorunları çözmesi mümkün değil.

Örneğin, “Pırlanta reklamımı geçen hafta yelkenli tekne fiyatlarına bakmış insanlara göster ki reklamı gören kişinin tıklayıp web siteme gelerek benden pırlanta satın alması kolay olsun. Yeterli parası olmayan bir insanın müşterim olması imkansızdır” diyorsanız size ezberci olmayan ve insanlar gibi akıl yürüten bir yapay zeka lazım.

Keza kişisel dijital asistanınız bir iş arkadaşınızı günlük rutinine göre uygun bir saatte arayabilir, ama o gün eşiyle tartıştığı için sinirli olacağını ve ertesi gün aramanız gerektiğini arkadaşı olarak ancak siz bilebilirsiniz. Bize duygusal yapay zeka gerekiyor.



WATSON’IN SINIRLARI
2011 yılında Riziko yarışmasını kazanan Watson bunu yapamazdı. Watson evde deterjan bittiğini bizden önce fark eden bir bilgisayar olamazdı ve biz işte çalışırken izinli online banka hesabımızı kullanarak bizim adımıza internetten alışveriş edemezdi.

Oysa kişisel dijital asistanlar gelecekte böyle yapacak. Ev ihtiyaçlarımız için marketten alışveriş edecek. Güncel müşteri davranışını tanıyacak. Aslında bizi bizden iyi tanıyacak. Biz çalışırken, çocuk bakarken ev alışverişi yapacak ve su borusunu tamir etmek için tesisatçı çağıracak.

KRALİÇE CORTANA

Yapay zeka yazılımlarının bütün bu saydıklarımı yapması için insan gibi düşünebilmesi ve insan gibi öğrenebilmesi lazım. 2014’te imalat sektörünü deprem gibi sallayan Baxter robotlar bunun ilk örneğiydi. Google’ın aynı yıl satın aldığı DeepMind şirketinin geliştirdiği makine öğrenmesi yazılımı da ikinci örneği.




GO ŞAMPİYONU

Bakın bu ay DeepMind ne yaptı? Yeni geliştirdiği AlphaGo yazılımı ile dünya Go şampiyonu Lee Sedol’ü 4-1 yendi. Üstelik Go satrançtan çok daha karmaşık bir strateji oyunu ve bu yüzden de Google büyük bir iş başardı. Bunu anlamak için satrançla Go oyununu karşılaştırmamız yeterli.

Satrançta ilk açılıştan sonra 400 farklı pozisyon bulunuyor. Go’da ise yalnızca ilk hamle için 361 seçeneğiniz var. Bu da 400 hamlelik tipik bir Go oyununda 10 üzeri 720 pozisyon olduğu anlamına geliyor. 93 milyar ışık yılı çapında ve 13 milyar 800 milyon yaşındaki gözlemlenebilir evrende bulunan atom sayısı ise sadece (!) 10 üzeri 80



HER ŞEYİ EZBERLEYEMEZSİNİZ

İşte bu yüzden DeepMind’ın geliştirdiği AlphaGo yazılımının, sadece Watson gibi sıradan ezbercilikle Lee Sedol’ü yenmesi imkansızdı. Bunun için insan gibi düşünmesi ve analiz yapması gerekiyordu.
AlphaGo yazılımı, yukarıda pırlanta örneğiyle gösterdiğim yeniden hedefleme reklamları mantığıyla çalıştı; yani Go oyununda rakibin hamlelerini analiz etti.

Mümkün olan tüm kombinasyonları deneyip içlerinden en uygun olanı seçmek yerine, rakibin hamlelerine bir insan gibi düşünerek ve hesaplı riskler alarak karşılık verdi. Böylece dünyanın yeni Go şampiyonu bir yapay zeka yazılımı oldu.



SÜPER ZEKA GELDİ

Kral çıplak arkadaşlar ve durum ortada: En azından satranç, riziko ve Go oyunları için insandan üstün süper zeka çoktan geldi. Peki, ezbercilik yapmadığı halde AlphaGo bu kadar iyi Go oynamayı nereden öğrendi? Elbette insanüstü bir çabayla hiç acıkmadan, yorulmadan, sıkılmadan ve uyumadan çalışarak!

Bütün gün açık olan bir süper bilgisayarda çalışan AlphaGo her gün on binlerce Go oynayarak antrenman yaptı. Öyleyse süper zekanın en büyük özelliklerinden birinin hiç durmadan ve yorulmadan çalışmak olduğunu söyleyebiliriz.



FACEBOOK DA BUNU YAPIYOR

Gelecekte AlphaGo bugünkü Facebook Messenger M  kişisel dijital asistanı gibi çalışacak. M daha şimdiden kız arkadaşınızın masasını doğum günü için çiçeklerle donatmanız amacıyla internetten sipariş veriyor. Pek yakında mutfak alışverişi de yapacak ve yönetici asistanı gibi çalışarak iş takviminizi organize edecek.

Oysa gelecekte AlphaGo’nun torunları çok daha farklı bir şey yapacak: Tek tek insan beyinlerini öğrenecek. Her insanın beyin kabuğunda 100 milyar nöron (sinir hücresi) bulunuyor ve bu hücrelerin her biri diğer hücrelere 10 bin farklı şekilde bağlanabiliyor.

Her beyinde farklı sinir ağları, farklı bağlantı kombinasyonları var; çünkü her insan zihni farklı, herkesin benliği ve kişiliği ayrı. Birimizin ana dili Türkçe, diğerinin İngilizce. Birimiz erkek, diğeri kadın. Anılarımız, zevklerimiz, tercihlerimiz, tecrübe ve yaşantılarımız hep farklı.


Bu bir test mi, işkence mi? Tıpkı askerlik eğitimi gibi. Eğitim mi, düşük yoğunluk işkence mi? Disiplinin bedeli nedir? Öğretim nerede bitiyor, şartlama nerede başlıyor? 

TELEPATİK İNTERNET
Son 4 yılda düşünce komutlarıyla, yani kablosuz telepatiyle çalışan robotlar ve bilgisayarlar yaptık. Artık masallardaki gibi “Açıl susam açıl!” diye bağırmaya gerek yok. Kapıların açılmasını düşünmemiz yeterli: Eve giriyoruz, ışıklar yansın diye düşünüyoruz ve salon aydınlanıyor! Elbette bu cihazlar henüz deney aşamasında.

İçimizden birine sövdüğümüzde akıllı telefondaki kişisel dijital asistanımızın düşündüklerimizi e-posta yoluyla o kişiye iletmesini istemeyiz değil mi? Birine kızıp “Alacaksın eline sopayı!” diye düşündüğümüzde, evdeki robotun misafirin kafasına beşe on kalas indirmesini de istemeyiz. 

Evet, bu gibi sebeplerle insanın düşüncelerini okuyarak düşünen robotlar geliştirmek kolay değil. Öte yandan, delilikle velilik arasındaki ince çizgide gidip gelen bazı girişimciler yapay zekayı geliştirip insandan üstün süper zekaya dönüştürmeye kararlılar. Bunlardan biri de Elon Musk.

KARA ŞİMŞEK ARABALAR

Bundan üç yıl önce kara şimşek arabalar geliyor başlıklı bir yazı yayınladım. O zamanlar bu haberin kısa sürede taşımacılığı değiştireceğini görmek zordu. Oysa Elon Musk, 80’lerin ünlü Kara Şimşek dizisinde kendini süren K.I.T.T. benzeri ilk robot arabaları 2017 yılında satışa sunmayı planlıyor. Bunlara otonom arabalar diyoruz.

Otonom arabalara 2011’de Google öncülük etti. Google, kendini süren otonom arabalar için Nevada eyaletinde özel ehliyet aldı ve bunlar Google çalışanlarını evine bırakan servis araçları olarak hizmet veriyor. Günümüz yeni gelişmelere gebe:

Elon Musk’ın Tesla elektrikli otomobil şirketi ile Honda, Nissan ve Ford gibi otomotiv üreticileri şimdiden otonom araçları test etmeye başladılar. Bunlar park ederken sürücüye yardımcı olan veya kendi kendine park eden otomobillerden bir adım öteye gidiyor. En azından şehirdeki ana yollarda kendini sürüyor. Acil durumlarda kontrolü sürücüye bırakıyor.


Kendini süren otonom tır da nedir arkadaşlar? Bunun adını koyalım artık. Resimdeki şey robot tır. Mercedes yol testlerine başladı. Robot arabalar geliyor. Nokta.

OTONOM TIR’LAR

Kara Şimşek’in en büyük düşmanlarından biri de K.I.T.T. gibi zırhlı olan Goliath adlı öldürücü bir tırdı (uzun araç). Zırhlı kamyonları bilmem, ama kara şimşek gibi kendini süren tırların AB ülkelerinde otonom hususi araçlardan daha önce kullanıma gireceğini söyleyebilirim.

Dünyanın ilk otonom uzun aracını Mercedes üretti ve 2015’te test etti. Öyle ki 2025’te Avrupa’da tır şoförleri tarihe karışacak. Bunu sadece trafik kazalarını azaltmak için yapmayacaklar: Otonom araçlar daha az yakıt tüketiyor ve malı yerine çok daha kısa sürede teslim ediyor. Üstelik trafik cezası yemiyor. Kısacası lojistik maliyetlerini düşürüyor.






HEPSİ YAPAY ZEKAYLA

Robotlar ilk olarak otomotiv fabrikalarında kullanılmaya başladı. Bugün de Tesla’nın otomobil fabrikaları yapay zekaya öncülük ediyor. Her an internete bağlı olan otonom arabaların yakıt tüketimini bir yazılım güncellemesiyle azaltmak mümkün.

Tesla elektrikli otomobillerin pil tüketimini azaltmak için sürekli yazılım güncellemesi yapıyor. Ancak bu daha başlangıç: Otonom arabaları hırsızlar çalamaz, en azından bilgisayarı kapatmadan çalamaz. Oysa yakın gelecekte otonom arabalar bilgisayarsız çalışmayacak.

Tıpkı çalıntı telefonlardaki kişisel bilgilerinizi uzaktan sıfırlayıp telefonu fabrika ayarlarına döndürür gibi, bu tür araçları uzaktan kilitleyebileceksiniz. Hatta Kara Şimşek arabalar sürücü koltuğunda kalp krizi geçirirseniz sizi hastaneye götürecekler (Dijital hırsızların da buna karşılık olarak yeni otomobil hackleme teknikleri geliştirdiğini belirtelim).




KURŞUN TREN HYPERLOOP

Elon Musk’un bir de vakum tüplerin içinde sesten hızlı giden Hyperloop süpersonik tren üretme projesi var. Böylece New York – Los Angeles arasında uçaktan hızlı gitmek mümkün olacak. Hem de havalimanı trafiğine girmeden ve rötar yapmadan.



SANAL TURİZM NEDİR?

Bugün Google Streetview ve Yandex.Haritalar var. Bunları akıllı telefon ve laptop ekranından kullanıyoruz. İkisi de İstanbul ve diğer büyükşehir sokaklarını dükkan dükkan, mekan mekan gezmemizi sağlıyor.

Gelecekte bu özelliği Oculus Rift ile Avegant Glyph gibi sanal gerçeklik kaskları ve kulaklıklarıyla da kullanacağız. O zaman “Param yok, vize alamadım veya vaktim yok diye İtalya’ya gidemedim” derdi olmayacak. Sanal turizm gelecek ve dünyanın tüm şehirlerini sanal gerçeklikle gezeceğiz.



Aslında sanal turizm bu. 3 boyutlu sanal gerçeklik sağlayan Microsoft Hololens, Ouculus Rift veya Samsung Gear VR sanal turist olacağız.

İNSAN İŞÇİ GİBİ ROBOTLAR

2011’de Japonya’da deprem oldu, dev deprem dalgaları (tsunami) karayı bastı ve Fukuşima nükleer santralinin soğutma sistemi depremde büyük zarar gördü. Bu yüzden çekirdeği eriyen nükleer santral radyoaktif sızıntıya yol açtı.

O zaman insanlar Honda ve Toshiba’nın kapısını çaldılar. Kaza bölgesine nükleer sızıntıyı önleyecek bir robot tamirci gönderin dediler. Ancak Japon firmaları çaresizdi. Kazayı önleyecek tamirci robotları, yıkıntılar arasında ayağı takılmadan dolaşacak komando robotları ve arama-kurtarma robotları yoktu.

Şimdilerde adına Alphabet dediğimiz Google’ın satın aldığı Boston Dynamics firması tarafından geliştirilen Atlas robotu böyle doğdu. Atlas, insan işçiler gibi kamyona yük yükleyebiliyordu. Karlı ormandaki engebeli arazide insanlar gibi koşabiliyordu. Felaket bölgesine de gidebilir ve göçük altındaki insanları bulabilirdi.

HER ŞEY PARA İÇİN

Ne yazık ki bugünkü teknolojinin sorunu insanları kurtarmak için değil, para kazanmak için geliştirilmesi. Google da 2013 yılında satın aldığı Boston Dynamics firmasını bu yıl satışa çıkardığını duyurdu. Sebebi Boston Dynamics’in piyasada satılacak robotlar üretmeyi başaramamasıydı.

Oysa Boston Dynamics ne umutlarla gelmişti! Ürettiği robot katırlar dağda taşta keçi gibi koşarak Amerikan askerlerinin yükünü sırtında taşıyacaktı; ama ordu bu robotları satın almadı, çünkü çalışırken gırç gırç diye ses çıkaran robotlar düşmana yerini belli ediyorlardı!

Boston Dynamics’i yapay zekada son iki yılda kaydedilen gelişmeler konulu yazımıza almamım sebebi tam da bu: Söz konusu robotlar o kadar gerçekçi bir yapay zeka yazılımına sahipti ki gerçek köpekler gibi hareket edebiliyorlardı.


Sanal gerçeklik ekranından bakarak dünyayı oturduğunuz koltukta böyle görüyorsunuz.

ROBOTLAR CANLI GİBİ

Boston Dynamics’in farklı yükler taşımak üzere boy boy üretilen robot köpeklerini çok sevdik. Hatta robotların denge mekanizmasını test etmek isteyen mühendisler bu hayvanlara (?) tekme atmaya başlayınca “Köpeğe tekme atmayın!” diye çok kızdık.



Sonuçta robotlar canlı gibiydi ve onlara sahibinden kötü muamele gören hayvanlar gibi üzülüyorduk. Bu da en azından hayvan gibi doğal seviyede düşünebilen, doğallığı sayesinde kendisiyle empati kurabildiğimiz yapay zekanın geldiğini gösteriyordu. Üstelik yapay zekaya kötü davranrsak Terminator üreticisi Skynet gibi bize düşman olabilir.



ROBOTLAR SOSYAL ZARARLARA AÇACAK

Robotların fabrikada işe alınacak olmasının sosyal zararları da var. Baxter robotlar ve Boston Dynamics’in robot Noel Baba videosunda gösterdiği sevimli veya bazılarımıza göre ürkütücü köpek robotlar insanların işsiz kalmasına yol açabilir.

Düşünün, geçen yıl Hitachi bir fabrikasında üretimi artırmak için özel optimizasyon yazılımları kullanmaya başladı. Bu gelişmiş yapay zeka ERP yazılımları 10 yıl sonra ERP mühendislerinin yerini alacak. Dikkat ederseniz işsizlik derken yalnızca mavi yakalılardan söz etmiyoruz. Beyaz yakalılar da işsiz kalacaklar.



Robotlar hastabakıcı olarak hastalara, yaşlılara, engellilere ve Alzheimer hastalarına bakacak. Hatta uzay robotları, Dünya yörüngesinde kalp krizi geçiren astronotları elbisenin içinde ameliyat edecek. Nitekim robot cerrahlar şimdiden hastanelerde çalışıyor. Demek ki doktorların da işsiz kalma ihtimali bulunuyor.

Bundan kaynaklanan işsizlik sorununu çözmenin en kolay yolu ise herkesin sanatçı, ressam, edebiyatçı, filozof, bilim adamı olmasını sağlamak. Bu konuyu daha geçenlerde Türkiye’nin başarılı girişimcilerinden arkadaşım Emin Onur Genç’le konuştuk.




AKILLI UYGULAMALAR BUGÜN NELER YAPIYOR?

Onur’un Inbox e-posta ile pazarlama yazılımını ele alalım. Arkadaşımın bir hayali var: Yazılımın yapay zeka özelliklerini artırdıktan sonra Amerika’da yaşamak. Denize girerken ve kumsalda güneşlenirken, aslında oturduğu yerden para kazanmak.

Nasıl olsa İstanbul’da bir ekibi var ve gerisini akıllı yazılımlar hallediyor. Öyleyse geleceğin patronlarına dünyayı seyyah gibi gezmek kalıyor.

Onur’un hayali pek yakında gerçek olacak. Hatta bununla kalmayacağız. Gelecekte insan beyinlerini telepatik internete bağlayarak herkesi organik birer süper bilgisayara dönüştüreceğiz. Böylece herkes üstün insan ve aklımızı kullanırsak kamil insan olabilecek. 


Yapay zeka satranç şampiyonunu bırakın, Go şampiyonunu yendi!

YAZILIMLA KONUŞAN YAZILIMLAR

Yapay zeka konusunda önemli bir gelişme de geçen yıl Google’ın beta testine başladığı “chatbot”larında yaşandı. Bunlar, gelen kutunuza düşen standart iş maillerine otomatik olarak cevap veriyor. Böylece her sabah işte en az 1 saatinizi e-posta yanıtlamaya ayırmaktan kurtuluyorsunuz.

Ancak bu sandığınızdan ilginç bir gelişme, çünkü “yazılımla konuşan yazılımlar” anlamına geliyor. Ya her sabah gelen kutunuza düşen maillerin yarısını da bu tür otomatik cevaplama robotları gönderiyorsa? O zaman yapay zeka sizin işinizi siz hiç araya girmeden yapmaya başlıyor demektir!

Tabii bunun yüz tanıma tarafı da var. Facebook’un yüz tanıma özelliğini kıskanan Microsoft, geçen yıl fotoğraflardaki yüzünüzü analiz ederek yaşınızı tahmin eden bir yazılım geliştirdi. Henüz internette yeterli miktarda büyük veri toplamadığı için bu çok beceriksiz bir yazılımdı. Gözlük takan bir delikanlıyı bile loş ışıkta ve yorgunsa 50 yaşında sanıyordu. Gülen bir erkeği 50 yaşında olsa bile 40 yaşında sanıyordu.



GOOLE VE FACEBOOK NELER YAPIYOR?

Akıllı telefonlarınıza 40-80 uygulama yüklü olabilir. Hatta bunların büyük kısmı üreticinin yüklediği ve kullanmadığınız halde telefondan kaldıramadığınız gömülü uygulamalar değil mi? İşte bu uygulamalar internette nereyi gezdiğinizi izliyor. O yüzden bazılarını kaldıramıyorsunuz.

Ancak Facebook ve Google’ın sadece kişisel bilgilerinizi toplamak için değil, gerçekten kullanıcının işine yaraması için geliştirdiği kullanışlı uygulamalar da var (ücretsiz kullanım modelinde sadece kullanıcıya fayda sağlayarak para kazanabilirler).

Facebook yapay zekası bir yandan zaman tünelinde tüm haberleri görmenizi engellerken, diğer yandan ilgi alanlarınızla en alakalı paylaşımları öne çıkarıyor. Bu arada parayla öne çıkarılmış haberlerden gelir sağlıyor. Ha bir de eşinizden ayrılacağınızı 6 ay önceden anlıyor ama size söylemiyor.




Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat