Kur'an Yaşanmak İçin İndirilmiştir


Yalçın İÇYER, Kur'an Yaşanmak İçin İndirilmiştir

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


Kur'an'ı Dinlmek Ne Anlama Geliyor?

Allah'ın Kelamına Kulak Verin

"Kur’ân okunurken, incelenirken susun, dinleyin, duyduklarınızı uygulayın. Allah’ın rahmetine ve merhametine nâil olursunuz." 7/204

Kur'an'ın ve bizim Rabbimiz Rahman ve Rahim olan âlemlerin Rabbine sonsuz hamdı senalar olsun. Salat ve selam Kur'an'ı en güzel dinleyen ve anlayan ve örnek hayat şekli gösteren Resullere ve dostlarına olsun.  Rabbim onların yolunda olanlardan razı olsun bizleri de onlardan eylesin.

I-GİRİŞ

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm Müslümanları Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Rabbim sizlerin ve tüm müstazafların yar ve yardımcısı olsun.  Beni sizinle konuşmaya teşvik eden Kur'an'dır. Genelde seçtiğim hutbeler ya hayatın içinde ki sorunlarımızdan, ya bizim hastalıklarından ve  tüm bu sorunlara ilahi Kitabın verdiği cevaplar olmuştur. Bu hutbemde yine son kez okuduğum hadimimde sık sık karşıma çıkan ayetler oldu. Bildiğimiz bir kavram size bu hutbeyi paylaşmamı bana yazdırdı. Aynı zamanda halimizde ve her tarafta yaptığımız ve yapılan Kur'an derslerinin eleştirmesinide düşündüm. Sizden bir ricam var. Sizde benim duygularıma tercüman olarak ayetleri düşünerek kendimizi ve yaptığımız dersleri sorgulayalım. Hutbemin başına aldığım ayet her cuma özellikle Türkiye’de camilerde okunan ayetlerdendir. 

Bugünkü temel kavramımız 'Sem'  kökünden türeyen 'İstima  kavramıdır.  Semie: Ses kulağı hassaslaştırdı, manasını anladı, kulak verdi, susutu, itiat etti, cevap verdi, Istemee: Kök anlamı ile aynı anlama gelen bu form ilk anlama süreklilik kazandırır. Pasif anlamı aktif ve sürekli anlama getiriyor. Bu sözlük anlamından şu sıralamayı çıkarıyoruz. Allah(cc) insana bu güzel vasfı vermiştir. İnsanı iştien kılmıştır.

32/9Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz?” 

Onu işiten ve basiret sahibi olan kıldık. Tabii bu nimetin hakkı vardır. Kıyamet günü onun hesabı sorulacaktır. Bu nimeti kullanmanın yolunu da Rabbimiz kitabında anlatıyor. Bununla ilgili sözlük ve ayetleri bir araya getirirsek bu güzle nimetin derecelerini anlarız. Bu sıralamayı şöyle sıralayabiliyoruz. Tüm bu etaplarla ilgili ayet ve hadisler vardır. Uzatmamak için sadece bazı örnekler vereyim.

     II- Kur'an İnsana Kendisini Zorla Kabul Ettirmez

Yukarda da ifade ettiğim gibi gerek hutbemin ana kavramı 'İSTMA' ve gerekse Kur'an bütünlüğü içinde anlamaya çalışırsak, onun insanı yavaş yavaş eğite eğite davet metodunun yolunu seçtiğini göeceyiz. İşte bu eğitimin dereceleri vardır. Veya etapları vardır. Bunları sizlerle paylaşayım.

  1.Etap Kulağı dinlemeye hazır hale getirmek, hassaslaştırmak, yani susmak

  2.Etap Okunanı ve söyleneni anlamaya gayret göstermek için kulak vermek ve duyu organlarını çalıştırmak

  3.Etap Anladığına cevap vermek

 4.Etap İtaat etmek, yani yaşamak uygulamak

Bunun tersinin de farklı anlamları vardır. Bazı insanlar susar anlamaz, kulak verir anlamaz, bazı insanlar susar, dinler ve anlar ama yaşamaz.  Şimdi bu konuda ayetleri örneklendirelim.

A)-Kur'an'ın Daveti

“Ey insanlar, konu size bir örnek verilerek anlatılıyor. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin, Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden taptıklarınız, yalvardıklarınız, bir araya da gelseler, asla bir sinek bile yaratamayacaklar. Sinek onlardan bir şey kapıp kaçsa, onu da sineğin ağzından kurtarıp alamazlar. Almaya çalışan da, ağzından alınmaya çalışılan da ne kadar âcizdir.'22/73  

Kur'an bunun gibi onlarca ayetler insana çağırıda bulunuyor. Onu davet ediyor. Bu ayetlerden hem kendimiz ve hem de tüm Kur'an muhatapları için şu sonuçları çıkarıyoruz. 

 Bu ve benzeri ayetlerden şu sonuçları çıkarıyoruz.

 a)-Kur'an insanı, imandan, tefekküre, akletmeye çağırdığı gibi, kulak verip dinlemeye davet ediyor.

 b)- İnsan dinlemiyorsa ne dediğini bilmez sarhoşlar gibidir. Cailiye insanı saroş edip kandırıyor. Kur'an sukunet ulaştırıp doğruya çağırıyor ki kendi iradesi ile kabul etsin.

c)-Bu Kur'an'ın insana yaklaşım ve davet metodudur. Surelerin başında ki bazı harflerde bu çağrının bir şeklidir.

B)-Kur'an'ın muhattapları

Kur'an kendisinin muhataplarını üçe ayırıyor. Şimdi bu üç gurubu görelim.

1.Gurup  Kur'an'ı dinlemeyi engelleyenler

Bunlar Mekke'nin yöneticileridir. Şer düzenlerinin bozulmasına dayanamıyorlar. İnsanları köleleştiren bu ahlak hırsızları onlara insanlık dersi veren Resule ve onun tek silahı Kur'an'ın dinlenmemsi için ellerinde ki tüm güçleri devreye sokup Kur'an'la insanlar arasına engeller oluşturuyorlar. Onlar şöyle hayıkırıyor ve uşaklarını harekete geçiriyorlardı.

İnkar edenler dediler ki: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz." 41/26

2.Gurup Kur'an'ı dinleyip çağrısına uymayanlar

İçlerinden seni dinlemeye gelenler var. Hakkı duymak istemeyerek sağır kesilenlere, üstelik akıllarını da kullanamayanlara sen tebliğini, Kur’ân’ı ve şeriatı duyurabilir misin? 10/42

Yahudilerden öِyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ” derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.'4/46,  

Bu konuda bir hayli ayetler vardır. Bazıları şunlardır.5/83 21/2, 47/16, 2/93, 46/29, 8/21, 41/26  Bu ayetler bize insanın ilahi kelama karşı ters davranışını anlatıyor. Bu ayetlerden de kendimize şu sonuçları çıkarıyoruz.

'Tebliği duymazlıktan geldikleri halde, tebliğini duyduk diyenler gibi olmayın.'8/21

Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar.”21/2

a)-Kur'an'ın dinlenmemsi için cailiye toplumu ileri gelenleri insanların dikkatini başka şeylere çekiyor. Bugünkü insanlık düşmanları da aynısını yapıyorlar. O günküler, kölelerini paralı adamlarını harekete geçiriyorlardı. Bugünkülerde tüm medyatik güçlerini ve imkanlarını seferber ediyorlar.

b)-Dinlemek sadece kulak vermek ve susmak değil. Sonra ona uymak ve itaat etmektir.

c)-Daha önce ki kitaplara muhattap olanların sadece dinleyip sonra isyan etmeleri hastalığında kurtulmalıyız.

d)-Kur'an'ın indirirlişinin hedefi onu dinlemek ve yaşamaktır.

3.Gurup Dinleyip yaşayanlar, bizim örneklerimiz ve olmamız gereke

Bu gurubu son kısma almamın sebebi bizim için gerekli olduğu ve bizim olmamız gereken olduğu için dikkatinize sunuyorum. Her hutbemde bu hatırlatmayı yapıyorum. Zaten anlattığım hutbelerimin hedefi kendim ve sizlersiniz.

Sözü Kur’ân’ı ve sünneti dinleyip, kendilerine emredilenlerin en güzelini, en faziletlisini tercih edip uygulayanları, konuşmaları, hikmetli sözleri dinleyip en iyisini, en doğrusunu benimseyenleri müjdele. İşte onlar, Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir. Onlar, işte onlar akıl ve vicdan sahibi kimselerdir. 39/18 ,

Bunun gibi bir hayli ayetler vardır. Bazı ayetlerin numaralarını ve bazılarının mealini verelim.  20/13,  2/286, 24/21, 72/1 

Bu  bölümde ki ayetlerde bize iki mesaj var.

1. Kur'an'ı dinlemek hangi anlama geliyor. Bunun örneklerle bize tanıtılması.     

2.Okuduğumuz Kur'an'a veya yaptığımız Kur'an dersleri bizde bu güzel sonuçları yaşatıyor mu?   Kur'an'ı Resulullah gibi dinlemek. Allah(cc) ilk dinleme emrini ona verdi çünkü. 'Ben vahy ile irtibat kurmak için hayırlı biri olarak seni seçtim. Şimdi sana vahyolunacak şeyleri dinle.'20/13  Biz seni seçtik. Seçişimizin sebebi vahidir. O halde o vahyi ilk dinleyen sen ol. Bu bize bir mesajdır kardeşler. Resulullah nasıl uydu ise sizde öyle uyun demektir.

'Bana, cinlerden kalabalık bir ekibin Kur’ân’ı dinlediği, herkesi hayretler içinde bırakan, bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, okunan bir kitap, Kur’ân dinledik, dedikleri vahyedildi.' de.”72/1

İkinci ayet bu Kur'an'ı dinleyenlerin ne yaptığını bize anlatıyor.  Kavimlerine gittiler ve onları davet ettiler. İnandıklarına tabi olduklarına veya yaşadıklarına…

III-SONUÇ

Rabbimiz hem insanlardan ve hem de cinnleren canlı örnekler veriyor. Cinnlerle ilgili ayet çok canlı. Bazı alimler, Akabe anlaşmalarında ki Medineli Müslümanlara işaret ettiğini söylemiş. Mekke'de Kur'an'ı dinleyerek, Medine’ye döndüler ve Medine’yi değiştirdiler.

Kur'an enerjidir. Girdiği vücudu harekete geçirir. Bahara dönüştürür. Bahar gibi diriltir. Kışı bitirir. Mutluluğu ve neşeyi başlatır. Şimdi kardeşleri, kendimize soralım ve kendi kendimizi sorgulayalım. Biz neredeyiz? Kur'an bizde ne kadar bu sonuçları oluşturuyor. Allah’ım biz bu sonuçlara talip olmak için senin kitabını okuyoruz. Sen bizi baharımıza kavuştur.  Şu ayetin haber verdiği sonuçtan bizi koru.

 “Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." 20/124  

 Allah'a emanet olun.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yalcin İcyer
12.04.2014 03:52

Selamun aleykum Hüseyin abemiz. Geçen bir davetini aldım.

Önce ondan dolayi teşekkürlerimi bildireyim. Davetinizi değerlendireceğim inşaallah.

Yorumunuza katılıyorum. Tüm kavramları hayatta anlamaya çalışmak onu anlamamızı kolaylaştıracaktır.

Insaallah.
Hüseyin Alan
07.04.2014 18:36
DİLİNİZE SAĞLIK
Sevgili Yalçın Abim dilinize sağlık. Çetrefilli ve yanlış yönelişlere kaynaklık eden esaslı bir soruna değinmişsiniz. Epeydir dertlendiğim bir konu üzerine zenginlik katmak için katkı bağlamında bir iki laf etmek istiyorum.

Genelde "dinlemek", sözlü bir kültüre, "anlamak", yazılı bir kültüre ait bir şey. Modern akılla geleneksel akıl farkına da işaret eder.

İnsanlar, modern dönemlerde vahyi anlamaya, doğru anlamaya çalışıyorlar çünkü kendilerinden evvel anlaşılmadığını varsayıyorlar. Bu kabulden hareketle Kuran metinlerini, ayetlerini anlamak için bu gün daha çok epistemolojik, gramercilik, kavramsalcılık, hermenotikçilik vs gibi çeşitli yöntemlerle tahlile tabi tutarak yapıyorlar.

Oysa biz biliyoruz ki Kuran kendisini anlaşılmaz bir kitap olarak tanımlamıyor. İslami aklın ilk teslim olması gereken hakikat bu olmalı değil mi? O halde anlamaya çalıştığımız ne bizim? Buradan nereye varacağız biz? Zaten bir yere falan da vardığımız yok ya!

Dinlemeye çalışmaksa farklı bir şey. Modern aklın reddettiği bir şey bu ama. İnsan dinlediği zaman, duyduklarını ya kabul edip değişmeye başlar ya da reddederek yoluna devam eder. Kendince ölçüp biçerek yapar bunu.

Dinlemek, kendine ait anlam dünyasında işitip itaat etmek ya da reddetmektir. Peygamberin yaptığı bu değil miydi? O eline tutuşturulmuş bir metni okumuyordu çünkü. O halde vahyi anlamaya çalışmak yerine dinlemeyi yeğlesek o zaman bu din nasıl yaşanmalı bahsine geçebileceğiz. Ruhbanlar da ruhbanlık da bitmiş olmaz mı böylece
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat