Komuoyuna Duyuru!


Yalçın İÇYER, Komuoyuna Duyuru!

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


Allah'a hamd, Resuluna ve ashabına salat ve selam solun. Rabbim adil şahitlik yapanlardan razı olsun bizleri onlardan eylesin.

Değerli, akli selim sahibi tüm insanlara,  06.03.017-17.03.17  tarihleri arasında hem silai rahim-akraba ziyareti- ve hem de şahsi bir işim için gittiğim Türkiye  ziyaretimde, Ankara'da  İLKAV-ilmi kültürel araştırmalar vakfında cuma öncesi yaptığım konferans'tan sonra, emniyet güçleri tarafından daha sonra katılmak üzere tutuklanan Mehmet Pamak, Hayati İsaoğlu ve Hüsameddin ulaş dört kişi göz altına alındık ve terorla mücadele merkezinde  bir spor salonunda dört gün,  iki kişilik hücrede iki gün olmak üzere sorgusuz tutuklandık.  Bu olayın kendi şahsımla-Yalçın İçyer, Cumali Hoca- ilgili olan kısmının doğru anlaşılması için ve bana ait olmayan düşünce ve davranışlarla tanıtılmasını önlemek için siz sağduyulu ve akliselim kamuoyunu bilgilendirmeyi uygun gördüm. Inandığım Kur'an'i kerim'in ' Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.'5/8 ayetine dayalı olarak adil bir şekilde dikkatınıza sunuyorum.

 
I-   BAKIŞ  AÇISI VE  KİMLİĞİM  
  1. Rabbime hamdolsun ki Kur'an'la ve onun pratiği olan nebevi sünnetle tanıştığım 1975 yılından beri aynı çizgide inandığım islami yaşamaya çalışıyor ve insanları davet ediyorum. Bu konuda bana şu ayetler ışık veriyor. 'Muhakkak ki: "Rabbimiz, Allâh'tır" deyip sonra bilfiil o doğrultuda yaşayanların üzerine melekler iner: "Korkmayın, mahzun olmayın ve vadolunduğunuz cennetiniz ile müjdeler olsun. Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin yakın dostlarınızız. O ahiret yurdunda canınızın çektiği herşeye sahip olacak ve istediğiniz herşeye kavuşacaksınız. İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?   '41/30-33 Bu bakışaçısı içinde, şahitliğini inancımı, sözkonusu  tarihten itibaren yeryüzünde nerede olursa olsun yaşamaya çalışıyor ve yapılan tüm haksızlıklara müslüman kimliğimle karşı çıkıyorum. Her türlü  cahiliye vasıflarını reddediyorum.
  2. 12.Eylül  askeri darbesi ile memurlara zoraki yaptırılan, yemini-şahitliği- reddederek sevdiğim öğretmenlikten ayrıldım. 1986 yılından itibaren geldiğim Almanya'da aynı kimliğimle yaşıyor ve inancımın şahitliğini yapıyorum.
  3. Bu ölçülere aykırı olan, ırkçılık, devletçilik, gurupçuluk, mezpçilik ve diğer kitaba-sünnete uygun olmayan tüm davranışlardan uzağım. Bana bunun dışında ithamlarda bulunanları rabbıma havale ediyorum.  Benim hayat düzenim yani dinim İslamdır. Onun dışında ki tüm beşeri dinleri ve ideolojileri kabul etmiyorum.
  4. Bu kimliğimle, yeryüzünde kime yapılırsa yapılsın haksızlığa ve zulme karşı  durmuş ve bundan sonra ki hayatımda da duracağım inşaallah. Gerek bulunduğum toplumda ve gerek dünyanın herhangi bir yerinde, insanın korunması gereken beş değerine-cana, mala, ırza, akla ve inanaca- yapılacak saldırılara yine inancım gereği karşı mücadele veririm.  Bu anlamda insanların değerlerine saygılıyım. ' Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.  2/256  ayet  benim yol ışığımdır.

  II- ANKARADA YAŞANA OLAY

1.  Perşembe günü geldiğim Ankara'da cuma öncesi yapılan konferansı, diğer adıyla vazın yapılması benden rica edildi. Zaman kısa olamasına rağmen ricaleri kıramadım ve kabul ettim. Ben bu vakfın aktif üyesi olmama rağmen, Almanya'da kendisi ile tanıştığım, vakıf başkanı Mehmet Pamak'la ve vakfın sorumluları ile aynı düşünceleri paylaşmaktayım. Detaylarda ki bazı farklılıklar dışında esas ve yöntem açısında kardeşlerimle aynı düşünüyorum.

2. Cuma öncesi işlediğim  konu Almanya'da dört hafta boyunca  veridiğim hütbelerde  anlattığım 'Dilin Terbiyesi ve özellikle hakkın batılla karıştırılması'  bölümünü aldım. Hütbelerimde kullandığım ayetleri ve bilgileri orada da değerlendirdim. Bu hutbem, Arapça, Türkçe  ve almanca olarak verildi.

3. Hakk ve batılın karışması ile ilgili misaller verdim. Almanya'dan, Mısır'dan, İran'dan  ve Türkiye'den  islamın nasıl kullanıldığını anlatan örenkler verdim. Her alanlarda ilahi ayetlerin ve nebevi rivayetlerin nasıl kullanıldığını ve müslümanlar nasıl oyuna getirildiğine örnekler verdim. Söylediklerimin hepisi metinde mevcud ve sekiz sayfa olarak çoğaltıp  yapan polislere verdim.  Tüm örneklerim hakk ve batılın karıştırılması ile ilgili idi.

4.Türkiye'den, kemalizimin kurucusu Atatürk'ün, fikirlerinin islami olmadığı halde islamalaştırılıdığını, başaörtülü bayanların Anitkabire giderek güvencelerinin o olduğunu ve hak batıl karıştırılması olduğunu söyledim. Suriye'den örnekler verdim. Halep'te yapılanlara dünya ayağa kalktığını ve ama aynı şeylerin El-Babap kentinde de yapıldığını ama kimsenin tepki göstermediğini söyledim. Suçsuz olarak bir kürt vatandaşın meydanda dayağa çekildiğini ve yalvarmasına rağmen dayak atıldığını yazılı metnimim dışında verdiğim misallerdir. Ve şunu haykıdırdım.  Zulüm kimden gelirse gelsin karşı çıkmamız gerektiğini anlattım. Bu bizim müslüman olmamızın gereğidir. Ama hakk ve batılöyle karışmış ki insanlar neye karşı çıkmaları  gerektiğini bilemiyor.

 III- OLAYLARIN GELİŞME SÜRECİ

Sohbetim sırasında bir soru geldi. Ezan okunduğu için cevaplamadım. Daha sonra kimliğini gösterek ben polisim deyip ve provaksıyon yapıyorum diyen birisİ,  Slaoganlar atmaya ve hakaret etmeye başladı. Olay susturuldu. Ezan okundu ve hutbeye geçildi.  Hutbe  M.Pamağın yazdığı ve kamuoyu ile paylaştığı bildirinin aynısı okundu. Cümle cümle okundu ve gayet açık ifadelerle kimseye  hakaret etmeden olanlar anlatıldı. Sözkonusn kişi yine provaka ifadelerle müdahele etti. Ve daha sonra bir gurup sloganlar atarak dıaşrı çıktı ve hakaretler savurdu. Namazdan sonar baskın yapıldığını kapıların tutulduğu gördük. Polsiler olay izah edeilmesine rağmen dinlemdiler ve hatta bazı kardeşleri tartakladılar. Allah'tan korkun diyen bir kardeşe, sizin Allah'nızı sinkaflı küfür etti, polisin birisi. Vakıfta ki kayıt aletlerine el kondu. Ve iki kardeşimizle karakola götürüldük.
  1. Karakolda, şikayetçi olanların ifaedsine daynan ve konuşmalarda hiç geçmeyen ifadelerle itham edildik. Ve iddiaları reddederek imzalamadık.
  2. Bizi TEM-Terörle mücadele merkezi- götürüler. İçeri girerken şikayetçilerler karşı karşıya getirildik. Bilinçli olup olmadığını bilmiyorum. Provaka yapan ve hakaret edene, sana hidayet diliyorum ve Allah'a havle ediyorum dedim. Yine hakaretler ederek seni de gömeriz dedi. Birisi, aradan fırlayarak, Liderimiz Erdoğan ona laf söyletmeyiz diye bağırdı. Bir arkadaşımız, o peygamber mi, eleştirilmez mi dedi.'  sizin Peygamberinize diyerek sinkaflı küfür etti. Polisi ona müdahele etmedi ve bizi tartakladılar. Dedim, hem inancımıza hakaret ediyor ve hem de ona değil bize müdahele ediliyor. Geniş bir spor salonuna götürüldük. Ve dört gün orada tutulduk. Haksızlığa uğradığım için yemekleri yemdim ve üç  vakit imza verdim.   Daha sonra getirilen M. Pamağın yanına hücreye götürüldüm. İki gün de orada kaldık. 
  3. Mehmet Pamak, bildirinin sahibi benim, beni içeri alın deyip Ankaraya geldi. Buna rağmen vakıf basılıp o da içeri alındı. Kardeşliğin bu güzel örnekliliğini kutluyorum.
  4. İçerde kaldığımız müddette bazı kötü şartların dışında kötü muamele görmedik. Bilakis saygılı davranışlar oldu. İçeride suçsuz oldukları kanaatında olduğum bir hayli insan vardı. Devlet yetkililerin ve hükümetin başkentinde camiler basılıp, müslümanların  hakarete uğruyarak tutuklanması, tek adam döneminde ve bu dönemde yaşandı. Ben dinime hakareti iki sefer yaşadım, biri 1987 de Essen TC konsulosluğunda ve 2017 TC başkentinde. Şimdi soruyourum,  kendi anayasalrında olan fikir özgürlüğü maddelerine bile saygı duymadan yapılan haksızlıklara karşı susmak neyi ifade eder.
      5.    İçerde yapılan sorgulamada, adresimi istediler ve saf saf adresi verdim. Çıktıktan sonra öğrendik ki, evi basmış ve çilingir getirilerek anahtar değiştirilmiş ve eve baskın yapılmış. Evde ne var ne yok girmedik. 

           Komşulardan edindiğimiz bilgilerden sivil görevliler gelip baskın yapmışlar. Onlardan yardım istemişler ama onurlu komşular, burda ki teyze çok iyi bir insandır, size yardımcı olamayız demişler. Elhemdulillah ki 85.yaşında anneciğim evde yoktu.

      6.    Yapılan bu haksızlıkları  siz akli selim kamuoyunun taktirine sunuyorum. Ve adalet yapacağını söyleyen bir hükümetin bu olaylar karşısında sessiz kalmasını yine derin düşünen insanların anlayışına sunuyorum.

  Unutmayalım ki zulüm hiç bir zaman abat olmamıştır.

18.03.17  Essen  Almanya


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat