Firavni Teşeyyua Karşı Durmanın Yolu Nebevi Duruştur


Yalçın İÇYER, Firavni Teşeyyua Karşı Durmanın Yolu Nebevi Duruştur

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


MUSA(ass) HALEN ÇOCUKTUR AMA BİZE DERS VERİYOR
 
"Firavun, ülkesinde, Mısır’da, güçlenmiş, yükselmiş, azmış, diktatör olmuştu. Halkını bölünmüş, sindirilmiş, baskı altına alınmış, birbirine diş bileyen kapalı gruplar haline getirmişti. Onlardan bir zümreyi güçsüz buluyor, temel hak ve hürriyetlerini yok sayıyor, oğullarını boğazlıyor, kızlarını ise öldürmeyip sağ bırakıyordu. Belli ki o, yeryüzünü fesada verenlerden, bozgunculardandı." 27/4

    I-GİRİŞ

Mustazafların Rabbı Allah'a hamdusenalar olsun. Salat ve selam mustazaafların önderleri Resuller'e ve dostlarına olsun. Rabbım onların yolunda gidenlerden razı olsun bizleri onlardan eylesin.

 Sevgili kardeşler! sizleri ve tüm mustazaafları Allah'ın selamı ile selamlıyorum.  Geçen hafta söylemiştim ve yazmıştım bu hafta bizim ve içinde bulunduğumuz çağın siyasi yönünü anlatan ayetler üzerinde duracağım. Ve ümmet olarak durumumuzu anlatan Kassas suresinin ilk ayetleri üzerinde duracağım. Bu ayetler gezimden sonra seçtim.  Hutbem iki bölümdür. Birinci bölüm içinde bulunduğumuz realite ve zor durum. İkincisi bu ortamdan kurtulmanın yolu. Böylece Kur'an'ın yolumuzun aydınlığı olduğunu bir kez daha görmemizdir. Bu ayetlerden çıkarmamız gereken dersleri çıkarırsak bize kurtuluruz ve çağımız Firavnları da mazlumların akıttığı nehir gibi akan kanlarında boğulacaklar.

 II-TARİHİ GERÇEK VE BUGÜNKÜ REALİTE

 A)-TARİH

  Yukarda ki ayet bize tarihi bilen ve düşünen hiç kimsenin inkar edemeyeceyi bir gerçeği anlatıyor. Hem yazılı, hem sözlü ve hem de tarihi kazılarla sabit olan bir gerçek. Nedir bu gerçek? Firavnın büyüklenmesi yani müstekbir olması. Yeryüzü veya hakimiyetinin olduğu yerlerde halkı  teşeyyu etmesi. Yani gruplara ayırması. Çocuklarını öldürmesi. Yani erkek çocuklarını. Kandınlarını kullanmak için diri bırakması.  Gruplara ayırmasının sebebi onları zayıf bırakmaktır.  Ve böylece müfsitlerden yani bozgunculardan olması.

 Bunu Firavnın siyasi, askeri ve ekonomik gücüdür. Beşinci ayette bunu açık görüyoruz.'وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَنُرِي فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُم مَّا كَانُوا يَحْذَرُونَ '           O ülkede onları hâkim kılalım, kudret ve itibar sahibi yapalım; Firavun’a, Hâmân’a ve kurmaylarına onların eliyle, çekinmekte oldukları şeyi gösterelim, istiyorduk."28/6

  B)- BUGÜN

Bugün dünyamıza bakalım. Aynısını görmekteyiz. Özellikle bizim dünyamıza bakalı. Dünyaa siaysi, ekonomik ve fikri paramparça halde. Erkeklerin kesilmesini sadece çocukke öldürme anlarsak ta günümüzde aynı şeyi görebiliriz. parçalanılmış ve kutsal hale getirilmiş, topraklar bayraklar ve devletçikler uğruna yapılan savaşlar sonucu erkekleri öldürülmesi bize olayı çok canlı anlatacaktır.  İslam dünyası üç asırdır bu oyunlar işgal altından kurtulmuyor. Bunu anlatmayacak kadar açık olduğunu görmemek mümkün değildir.  Bugünkü ifsadı yapanlar, siyasiler, askerleri ve onlara bağlı olan tüm güçlerdir.  İnsanlar parçalara bölünmüş, erkek çocukları ve hatta kızları öldürülüyor. Kandıları sokaklara dökülüyor.

 1992 yılından beri gittiğim tüm İslam topraklarında bu oyunun açık ve seçik oynandığına bizzat şahit oldum. Ulus devletler, mezhebe dayalı bölgeler ve gruplara bağlı topraklar.  Tarihimizin acı sonuçlarıdır. Şu an bir kitap okuyorum. Mu'tezile ve Hadis diye. Kitabın baş kısımları bu grubun çıkışını ve ulemasını anlatıyor.  Klasik tarifte mu'tezile dalalet fırkasıdır ve ateş ehlidir. Şimdi aynı kitaptan ateşe gönderilen bu mezhebin alimlerinden birisinin yazdığı son mektuptan bir pasaj verceğim.  'Allahım! Ben, yükümün ipini sıkı sıkya bağladım ve toz toprak bir yataktan ibaret kabre olan yolculuğumu tamamladım. Benden sonra bana nisbet edilen şeylerden beni sorumlu tutma. Allahım Resulundan(ass) bana ulaşanları tebliğ ettim. Kitabının muhkemini, Nebinin hadislerini doğrudan tefsir ettim....'Hüseyin Hansu OTTO yayınları Şimdi buyurun bu insana sapık deyin ve dalelete sokun. Yarın Allah'a nasıl hesap veririz? Burada bir mezhebin savunuculuğunu veya tenkidini yapmıyorum. Bizim içinde bulunduğumuz bir gerçeği anlatmak istiyorum. Ve çağımız Firavnların oyunlarına dikkat edelim diyorum.

III-YİNE TARİHİ GERÇEK VE KURTULUŞ

A)-ALLAH MUSTAZAAFLARLA BERABERDİR VE ONLARIN GALİP GELMESİNİ İSTİYOR

  Surenin başından itibaren Allah mustazaflara söz veriyor. Ben sizinle beraberim. Ben isze iylikte bulunmak istiyrum. Ve mufsitleri perişan etmek istiyorum. İman edecek bir kavim için Mûsâ’nın Firavun ile yaptığı mücadelenin bir kısmını sana, gerçek şekliyle, doğru olarak anlatacağız.'   Biz ise, o ülkede temel hak ve hürriyetleri yok sayılan güçsüzlere, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenlere lütufta bulunmak, onları önderler olarak yetiştirmek, o topraklara vâris kılarak, ötekilerin yerine geçirmek, oraya hâkim hale getirmek istiyorduk.'28/3,5 Bu açık bir sözdür. Hem de alemlerin Rabbının sözü. O halde iş bize düşüyor. Biz ne yapmalıyız?

B)-KURTULUŞ REÇETESİ AÇIK KUR'AN'DIR

 Surenin başında bize hareket etmemiz gereken yol gösteriliyor. Bunlar, Allah, insan, kâinat ilişkilerini ve ilâhî düzeni açıklayan açık seçik, mükemmel, kutsal kitabın, Kur’ân’ın âyetleridir.'28/2 Bu ayete başka bir şey katmayacam. Çünkü her şey açık olarak görülüyor.  Makdisinin yayınlanan metubunda ki bir hadisi sizinle paylaşayım. IŞİD'e yolladığı mektup." 'Sahih Muslim’de Ebu Hureyr’den(radiyallahuanh) rivayet olunduğuna göre Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Kim körü körüne çekilmiş bir sancak altında savaşır, kabilesi için kızar veya kabilesine çağırır ya da kabilesini destekler ve öldürülürse, bu cahiliye ölümüdür. Kim benim ümmetime karşı çıkar, iyisini ve facirini vurur, mümin olanlarından sakınmaz ve ahit verenin ahdinde durmazsa, o benden değildir ben de ondan değilim.” Haksöz sitesi

C)-MUSA(ass) ANNE KUNDAĞINDA

Allah hiç bir zaman teorik şeyleri bize anlatmaz. Açık ve somut çözüler getirir. İşte surenin bundan sonra ki kısmı bize bunu anlatıyor. Müstazaaf İsrailoğulları, onlardan olan anne ve kundakta ki oğlu Musa'(ass). Biz Mûsâ’nın annesine:  'Onu emzir. Kendisine zarar geleceğinden kaygılandığında, onu ırmağa, Nil’e bırak. Korkma, hüzünlenme. Biz onu tekrar sana vereceğiz. Onu özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere peygamberlerden biri olarak görevlendireceğiz.' diye ilham ettik."28/7  Kissanin bundan sonraki bölümünü lütfen okuyun. Ve geçen hafta ki hutbemi de hatırlayın. Ve kendi kendimize söz verelim Musa ve annesi gibi ilahi sınırlara bağlı kalalım güzel işleyip kötüden vaz geçelim. İnşaallah aynı sonucu biz de yakalarız.

 Onun için bu dönemin adına 'HESENEYİ YAPALIM VE SEYYİEDEN UZAK' duralım ismini veriyorum. Allah'a emanet olun.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat