Demokrasi Gerçek Yüzünü Gösteriyor


Yalçın İÇYER, Demokrasi Gerçek Yüzünü Gösteriyor

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


BİZ  NE ZAMAN DERS ALACAĞIZ?

أَلَمْ أَعْهَدْ إِلَيْكُمْ يَا بَنِي آدَمَ أَن لَّا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

وَأَنْ اعْبُدُونِي هَذَا صِرَاطٌ مُّسْتَقِيمٌ وَلَقَدْ أَضَلَّ مِنكُمْ جِبِلًّا كَثِيرًا أَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ 36/60,61,

'Ey Âdemoğulları, size, şeytana, şeytanî güçlere tapmayın, onların düzenlerine bağlanmayın, onlara boyun eğmeyin. Onlar sizin apaçık bir düşmanınızdır.' diye tavsiye edip sizinle kulluk sözleşmesi yapmadım mı? Beni ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak bana teslim olan, saygıyla bana kulluk ve ibadet edin, benim şeriatıma bağlanın, bana boyun eğin. İşte doğru, muhkem ve güvenli yol, İslâmî hayat budur.' diye emretmedim mi?

GİRİŞ

 Bize kitabi ile sıratı mustakimi hidayet eden alemlerin Rabbı Allah'a, O'na yakışır şekilde hamdederiz. Salat ve selam Allah'ın gösterdiği doğru yolu canlı yaşayarak bize canlı bir hayat şekli bırakan Resule, ehli beytine ve ashabı kiramına olsun. Rabbım onların yolunda gidenlerden razı olsun. Bizleri de onlardan eylesin.

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Rabbim zülme karşı direnen kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun. Altı haftadan fazla Türkiye'de oldum. Genelde Ankara'da kaldım. 1986 yılından beri ilk olarak Türkiye'de Ramazan başlangıcı yaptım ve bir cami'de beş günlük vaaz ettim. Rabbim kabul etsin. Gezimle ilgili hatıralarım vardır. Onları burada vermeyeceğim. Orada kaldığım sırada iki gelişme oldu, İslam dünyasında. Birisi 27 Mayıs başlatılan ve adı Gezi olayları olarak isimlendiriler gösteriler. İkincisi, Mısır'da ki askeri darbe. Bu iki olayla ilgili değerlendirmelerim çok merak edidiği için ilk hutbemde ondan bahsetmeği düşündüm. Adetim gereği, yine hangi ayeti başa alayım diye düşünürken hep aklıma biz müslümanlara uyarı olabilecek ayetler  geldi. Çünkü iki olayda bizleri direk ilgilendirmektedir. Ve çünkü bu felaketleri hep biz yaşıyoruz. Ve çünkü bu yaşaşnan olaylardan bizim ders çıkarmamız gerekiyor. Ve dahasi bu bizim İblisin kavmi ve torunları ile olan kavgamızdır. Bu olaylar bizi nefis muhasebesine götürmeli. Kur'an bakış açısından baktığımız zaman olayların geçmişi geleceği ve şimdisi yoktur. Üç zaman diliminde de yaşanan hayata yön verme hedefleniyor. Başta yazdığım iki ayet ve devamı sanki bugün inmiş ve bize ders veriyor. Bunu destekleyen yüzlerce ayetler vardır. Dolaysı ile zamanın ve mekanın değişmesi ile Kur'an ayetlerinin anlatımı değişmeyecektir. Kur'an muhtabın kitabıdır. Bizde bu bakışaçısını hep korumalıyız. Şu anda Türkiye'de ve dünyada cereyan eden olaylar bana hep peygamberlerin yaşadığı olayları hatırlatıyor ki bunun en doğru kaynağı Kur'an'dır. Şimdi hem Türkiye'de cereyan eden adı'Gezi olayları' olarak nitenlendirilen olaylar ve Mısır'daki askeri darbe ile ilgili tesbitlerimi ve bizim olmamız gerek duruşu anlatmaya çalışayım. 

1-Gezi gösterileri bir halk ayaklanması değildi

Gezi gösterileri anlatıldığı gibi çok büyük katılımlı olmadı.Ankara'da özellikle katılım çok azdı. Bazı semtlerde okullar öğretmenler tarafından kapatılıdı ve çocuklar tehdit edildi. Buna rağmen katılımın az olduğuna bizzat şahit olduk. Ankara'da Kızılay meydanı bile dolmadı. İstanbul'da da ve diğer kentlerde de katılım çok azdı. AKP'nin yaptığı mitinglerle kıyaslanmayacak kadar devede kualak idi. Hani halkın yanında idi demokratlar? Hani halkın iradesi söz sahibi idi? Halen demokrasi, demokrasi diyen zavallılar kendinizi sorgulayamayacakmısınız?

 2-Dünya MEDYA'sı neden büyüttü olayı?

Dünya entelijansi söz birliği yaparak olayı bir halk ayaklanması olarak gösterdiler. Bizlerde yine çeşitli teorilerle olayları yorumlamaya başladık. CNN başta olmak üzere Avrupa ve TC'de ki uzantıları olayı bir ayaklanma şeklinde gösterdiler. Ayrıca polis adeta olayın büyük görünmesi için gaz bombalarını harekete geçirdiler. İçte hükümete karşı tartışmlar başlamışken, hem hükümet ve hem de başkanı adeta kahramalaştırdı. Zaman zaman iç kuvvetler mi bunları yapıyor diye aklıma gelmedi değil. Olayları doğru teşhis etmemek için adeta bir yarış başladı. Bizlerde her zaman ki gibi, ABD yapmış, İsrail yapmış. Şu yapmış bu yapmış teorilerini üretmeye başladık. Şüphesiz bu olaylarda birilerin menfaatı vardır. Birileri tetikliyor. Birileri olup bitenlerden pay çıkarmaya çalışıyor. Marmara gemisinin yıl dönemi konuşulmadı. Kamp davit harita yolu, Filsitin devletinin kurulması, İsraili'in meşru devlet özelliğini alması, Suriye olaylarının gündem dışına çıkarılması, İsrail'in yirmi dört filistinli köyü kaldırıp yerleşim bölgeleri oluşturması. vs.  Ama ben olaylara bu şekilde bakmanın  doğru anlaşılmayacağı kanaatındayım.

 3-AKP İKTİDARI VE DEMOKRASİ OYUNU

AKP hükümeti ve Demokrasi. Bu hükümet batının desteği ile onların demokratik yöntem dedikleri yöntemle iktidara geldi. MNP zamanında bazı merciler tarafınca verilen fetvalarla ve İslamın ve  de müslümanların yararına kuruldu. Her seferinde demokrasiye bağlılığını ilan etti ve buna sadık kaldılar. Kemalizme, laikliğe bağlı kaldılar. Kendilerinin dini bir parti olmadıklarını hep ilan ettiler. Bu sözlerinde durdular. Yaptıkları her yasada İslami değil batı ülkelerini örnek aldılar. Herkese hak ve hürriyet verdiler. Laikler ve azınlıklar gayet rahat yaşıyorlar. Hristiyan, Ermeni, Yahudi ve diğer azınlıklar TC tarihinde bu hükümet döneminde aldıkları hakları hiçbir hükümet zamanında almadılar.  Ekonomide sanayide ve sağlıkta adeta devrim denecek atılımlar yapıldı. Kürtler ve PKK konusunda çok ilerlemeler katedildi. Bu konuda hakklarını yemiyelim. Doğrusu batının anltılan hayali demokrasiyi tam uyguluyorlar. Batılılara göre en büyük korku müslümanlara bazı hakların verilmesi mi? Tam tersi, söz konusu Müslümanlar demokratikleşiyor, ılımlaşıyor ve batı için tehlikeli olmuyordu. A. Pakdil'in iki günlük yazısında ifade ettiği gibi, Para, şöhret, makam, mevki ve kadın. Artık herkes AKP taraflısı. Yani planları tuttu. Peki ABD, Almanya ve bazı batı ülkeleri neden AKP'ye karşı son olayları desteklediler? Veya gerçekten desteklediler mi yoksa daha da kahraman ve kutsallaştırdılar mı?

4-MISIR VE DEMOKRSİ PUTUNUN YENMESİ

Daha öncede belirttim birçok yazımda; Mısır'da ki partıcilik ile TC'de ki particilik ayrıdır. İhvanın programında İslami söylem vardır. İslama ve ilkelerine bağlılık vardır. Her ne kadar İhvan bu konuda arzulanan çizgiyi korumadılar. Savsaklamalar ve uzlaşmacı tavırlar takındılar. Buna rağmen TC ile aynı değildir. Bunu açık şekilde belirteyim.

Gelelim Mısıra. Batı destekli Firavunları halk devirdi. Onların tabiri ile demokrasiye geçildi. Demokratik seçimler yapıldı. Ve halk iradesi olarak tanıtılan demokrasi usulu seçimler yapıldı. Halkın iradesi ile başkan ve cumhur başkanı seçildi. Mursi'yi onların tabiri ile İslamcı kitle seçtiği halde, Mursi, her konuşmasında ısrarla demokratik bir Mısır sözünü verdi. Berlin'de yaptığı konuşmada bunu ısrarla söyledi. Peki neden, bu halk iradesi ile seçilen iktidar ordu tarafından devrildiği zaman başta ABD ve AB olmak üzere darbeyi desteklediler ve desteklemeye devam ediyorlar? Hani saygı göstereceklerdi? Bizler Elhamdülillah hiç inanmadık. İnanan kardeşlerimize sesleniyoruz. Ne zaman uyanacağız? Halen demokrasi mi diyecek ve ilahi kavramları tahrif mi edeceğiz?

 5-YILLAR ÖNCE CEZAYİR'DEN DERS ALMADIK

Yıllar önce aynı oyun Cezayir'de de oynanmıştı. Halen bizler akıllanmamıştık. Ve akıllanmıyoruz. Türkiye'de olup bitenler demokrasi adına yapıldı. Müslümanlar, demokratik iradeye saygı diye mitingler düzenledi. Yepyeni tartışmalar başlattı. Bunlara müslüman olarak saldırılıyor. Biz onları desteklemeyecekmiyiz. Mısırda darbe demokrasi adına yapıldı. Ancak bizler darbeye hayır demokrasiye evet slognları attık. Neden ders almıyoruz? Bakın müslümanlar dinlerinden vermediği taviz kalmadı ama bizi sevmiyorlar. Niçin halen ilahi hükümlerin kaldırılması olan demokrasiyi müslüman halka empoze ediyoruz? Burada şu ayeti dikkatlerinize sunuyorum.

'İnsanlardan bazılarının dünya hayatı ile ilgili sözleri senin hoşuna gider. Kalbindeki, kafasındaki düşüncelerinde de samimi olduğuna Allah’ı şâhit tutar. Üstelik tartışmada da hayli usta, Allah’a isyanda musır, yalancı, hilekâr, azılı bir düşmandır.' (2.Bakara 204)

 6-OLAYIN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEK

Olaya Kur'an ve tarih  açısından bakarsak daha  sonuçlar çıkarırız. Onun için hutbemin başına ilk insan ve Peygamberin oğulları olan bizlere yapılan ilahi bir uyarı ile başladım. 15. asır önce yaşanan olayları hatırlayın. Doğu batı bir düzen kurmuştu. Hristıyan dünyası, Yahudi dünyası Tevrat ve İncilde müjdelenen övülmüş insanı bekliyorlardı. Dünyayı kandırmış, halkları parçalamış ve sömürüyorlar. Birden -onlara göre- araplardan biri çıkıyor ve Resul olduğunu iddia ediyor. Ve bu insan kısa bir zamanda düyaya risaletini yayıyor. Planlarını bozuyor. Onlar aslında onu çok iyi biliyorlardı. Onun son Resul elduğunu biliyorlardı. Ama içlerinde ki kin, haset, kıskançlık, çıkar ve menfaat gereği onu dinlemediler. Onu kabul etmediler. Planları alt üst oldu. Ve tüm güçleri ile saldırıya geçtiler. Muhammed'in risaletini durdurmak için her yolu denediler. Çünkü risaleti diyari Şam'a dayanmıştı. Ona karşı savaşa başladılar ama kayıp ettiler.

Bugün aynı şey söz konusu. Lübnan hatıralarımda yazmıştım. Orada öyle yatırımlar yapmış ki, Fransızlar, İngilizler, ABD'liler ve Avrupalılar yıkılmayacağını ve orada İslama ait bir fidanın çıkacağını hiç beklemiyorken.'İslam dünyasının Hristiyanlaştırılması' diye yıllarca  planlar yapmışlardı. İslamı camiye sıkıştırmak için planlar yapmışlardı.  Lübnan'dan diyari Şam'a kadar müslümanların oluşturduğu kurumlar karşılarına çıkıverdi. İslam dünyasında besledikleri tağutlar tek tek yıkılıverdi. Diyari Şam'a dayandı mücadele. Planları bozuluyor. Hz. Muhammed'in mesajı yeniden tüm dünyada parladı. Hatta Avrupada da. Kiliseler satın alınıp camiye dönüştürülüyor. İstanbul yeniden bir dönüşüm yoluna giriyordu. Demokrasi oyunu ile kandırdıkları müslüman olduklarını söyleyen politik oyunlarda tutmadı. Kamp davitler yol haritası bir türlü tutmuyor. Onların oyunu bir kez daha bozuluyor. Bu sefer beklenen bir Mehdi veya İsa ile değil. Bizzat Kur'an ile. Onun için yeniden derin işbirliği yaptılar. Laiklerle, sosyalistlerle, komunistlerle, ırkçılarla, mezhepçilerle işbirliği yaptılar, ehli kitabiler. Yine dinlemediler, İSA'yı MUSA'yı, Tevratı, İncili. Yine kin, nefret, haset ve yine 15 asrı önce ki hata. Kültürler arası diyalogu değil, kültürler arası savaşı seçtiler. Onlar ulaşabilse idim. Gelin bir kez daha hata yapmayın. Ey ehli kitap. Aramızda ki ortak kelimede buluşalım. Muhammed'in(as) getiridği nur-Kur'an- yine parlayacak. Onlar ağızları ile o nuru söndüremeyecekler. Bırakın derin planlarla insanları savaştırmya. Kayıp eden sizler olacaksınız. Kısaca kardeşler, olaylar ne gezi, ne Mısır ne de el-Kaide, ne selefiler ve  ne de müstekbir güçler. Elimde bir kitap var okuyorum. Kitabın ismi;'El-Kaidecilik, İslam'a tahdit. Dünya'ya Tehdit' Richard Ahelan Ter:Prof.Dr Hüseyin Bağcı, Bayram Sinkaya, Pınar Arıkan. Platin yayıncılık'  Kitap El-Kaide  diye bir örgütün olmadığını el-Kaideciliğin olduğunu anlatıyor. Benim için yeni değil bu fikir. Ama müslümanlara anlatamıyorum. Bari sizde okuyunda hakikatı öğrenin. Bakın, kendisine'Nur Partisi' diyen selefiler hemen çark etti ve darbeyi destekledi. TC'de diktarorca davranıyor diye bir zaman destekledikleri başbakanı kınamaya başladılar. İki bölge aynı olmamasına rağmen bu tavırlar neden acaba? Biz müslümanlar ne yapmalıyız? Şimdi ona bakalım.

SONUÇ

ALINMASI GEREKEN DERSLER BİZİM SORUMLULUĞUMUZ

Bu olup biten olaylar; Rabbimizin bize uyarılarıdır. Bu uyarılardan gereken dersi çıkarmalıyız. Komplo teorieri ile izah edip almamız gereken dersleri almaktan kendimizi kandırmıyalım. Kendimize bakalım.

Şimdi başta akıllıca düşünen insanlara ve sonra demokrasiyi hak ve hürriyetleri koruyan bir sistem olduğuna inanan müslümanlara, sesleniyorum;  Hani hürriyet? Hani halkın iradesi? Hani hakimiyet halkındı? Halen akıl etmeyecekmisiniz?  Halen demokrasi hikayelerine inanacakmısınız?

Sonra  İnsani değerlere saygılı olduğunu söyleyen samimi insanlara bir çağrım var. Demokrasiye inananlar, hani halk iradesi? Kendi kendinizi sorgulamayacakmısınız?

Sonra biz müslümanlara seslenmek isitiyorum. Allah (cc) bizi defalarca kitabında uyarmıyor mu?  Onların heva ve hevesine uymayın. Uyarsanız, zalimlerden olursunuz, kimse size yardım etmeyecektir. Allah sizin veliniz olmaz.

Hutbemin başında yazdığım ayetleri özellikle okumuyormuyuz? Rabbimız sadece ve sadece kendisine kulluk yapmamızı istiyor. Şeytana ve onun çizdiği yola uymanın bizi bu dünyada da Ahiretde kayıp edenlerde olacağını defalarca haber veriyor.

Gelin ey Müslümanlar bu uyarılardan ders çıkaralım. Bizim yolumuz dosdoğru yol olan Allah'ın yoludur. Onda ısrar edelim. Bereket ayı, rahmet ayı ramazanda bu nefis mühasebemizi bir kez daha yapalım.

 'يَهْدِي بِهِ اللّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ وَيُخْرِجُهُم مِّنِ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

'Allah(cc) bununla kendi rızasına uygun kendi yolunda  giden ve rızasına uyanlara hidayet yolunu gösterir. Onları karanlıklardan aydınlığa kendi izni ile çıkarır. Ve onlara sıratı mustakımi hidayet eder.' (5 Maide
16) 

İşte bizim kurtuluş yolumuz budur. Allah'ın rızasını gözetlemek bizim başarımızın yoludur. Salih amel bizim kurtuluş yolumuzdur. Karanlıktan ve zilletten ve de kaostan kurtulmanın yolu budur. Gelin kardeşler bu olaylar bize ders olsun. İlahi çizgiyi takip edelim. Sıratı mustakim her namazdaa istediğimiz yoldur. Neden onda ısrar etmiyoruz. Rabbımız bize yolumuzda ısrar etmenin yolunu şöyle anlatıyor.

 'O halde zikirle, şükürle, ibadetle, dinimi, şeriatımı anlatarak beni anın ki, ben de size lütfumla muamele yapayım. Bana şükredin, bile bile beni inkâr ederek, ihsan ettiğim nimetlere nankörlük etmeyin. Ey imân edenler, sabırla mücadeleye devam ederek, kendinizi eğitip sıkıntılara katlanarak, kötülüğe engel olup iyilik yaparak ve namazları kılarak Allah’tan medet umun, size arka çıkmasını isteyin. Allah sabrederek mücadeleye devam edenlerle beraberdir.' (2.Bakara suresi152-153)

Bu ayetlerden sonra halen başka yolları ve insanların heva ve hevesine tabi olmak nedendir? Rabbim Resullerin bu güzel yolunu bizlere nasip eylesin. Kalkın Rabbımızı zikir edelim. Namazımızda, ahlakımızda, ailemizde, hareketlerimizde, ticaretimizde siyasetimizde ve tüm davranışlarımızda. Yol budur. Rabbim bizi bu yoldan ayırma. Allahım bizleri ahdimize sadık kıl. İnsanımıza feraset ver.

Allah'a emanet olun.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Fikret Narinc
30.07.2013 16:23
Haklı söze ne hacet
Hocam Allah razı olsun, gerçekten taktire şayan bir yazı.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat