Bilge Adam Aliya İzzet Begoviç


Yalçın İÇYER, Bilge Adam Aliya İzzet Begoviç

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın......” [1]

I-GİRİŞ

Alemlerin rabbına O'nun istediği ve O'na laik olan şekilde hamdu senalar olsun. Salat ve selam tüm Resuller'e, dostlarına ve havarilerine olsun. Rabbım onların yolunda gidenlerden razı olsun bizi onlardan eylesin.

 Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları Allah'ın selamı ile selamlıyorum. Rabbım sizlerin ve tüm mazlumların yardımcısı olsun. Tarihte yaşamış güzel örnekler bizim için güzel örneklerdir. Kötü insanlar ise bizim için ders alacağımız kötü örneklerdir. Allah(cc) onun için Kur'an'da bize bunları sürekli örnek veriyor. Aslında tarih bizim için bir belgedir. Allah'cc onun için tarihi incelememizi hep istiyor. Ve şöyle buyuruyor. 'De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.”  Başka bir ayette kişi olarakta bize örnekler veriyor. Mesela iyi ve kötü hanımlarolarak şu ayette bize hatırlatma yapılıyor. İyi hanımlar için güzel örnek.ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ آمَنُوا اِمْرَأَةَ فِرْعَوْنَ إِذْ قَالَتْ رَبِّ ابْنِ لِي عِندَكَ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ وَنَجِّنِي مِن فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ  Firavnın hanım. Allah, iman edenlere ise, Firavun’un karısını örnek gösterdi. Hani o, “Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!” demişti. "[2]  Ve Hz. İsa'nın annesi Meryem.وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz, Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan İmran kızı Meryem’i de (inananlara) örnek gösterdi. O itaat edenlerdendi.'[3]  Kötü hanımlara örnekler Hz. Nuh ve Hz. Lut'un hanımı.ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا لِّلَّذِينَ كَفَرُوا اِمْرَأَةَ نُوحٍ وَاِمْرَأَةَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللَّهِ شَيْئًا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.  "[4]    Tarihte yaşamış kutsal kitapların dışında  kişiliklerde bizim için ders almamız gereken şahsiyetlerdir. Onun için sizlere zaman zaman bu kişiliklerin kısaca hayatını hatırlatıyorum. Bugün size bize çok yakın ve avrupa'da yaşamış hayatında bizim için ve özellikle gelecek kuşaklar için örnek olabilecek güzel insan'Aliya İzzet Begoviçi anlatacağım. Vefatının onuncu yılında onu tanımak bize enerji veriyor.

II-Hayatı ve bize nasihatları

   Onun hayatı bir hutbeye konu olacak kadar küçük ve önemsiz değidir. Onun hayatı paneller ve konferanslara sığmayacak kadar geniş ve bereketlidir.  Burada sizlere kısaca bazı kaynaklardan aldığım anektodlar halinde anlatayım.  Ve sizlerden her zaman olduğu gibi bir ricada bulunayım. Lutfen onun güzel hayatını okuyun. 

1-Haytını kısa biyografisi
               
Doğumu ve Yetişmesi

Alija İzetbegović, 1925'te bugün Bosna-Hersek'in kuzeybatısında bulunan Bosanski Šamac kasabasında Dünya'ya geldi. Ailesi İslâmî duyarlılığa sahip bir aileydi. Ancak İzetbegović, İslam karşıtı ve Müslümanları Avrupa'ya dışarıdan girmiş kimseler olarak gören bir çevrede yetişti. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. Bilime önem veren ve disiplinle çalışan bir öğrenci olarak tanındı.

Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslamî konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde bazı arkadaşlarıyla birlikte dinî konuları tartışmak amacıyla Mladi Muslimani (Müslüman Gençler Kulübü) adını verdikleri bir kulüp kurdu. Bu kulübü kurduğunda henüz 16 yaşındaydı, fakat oldukça etkin ve üretken bir düşünce kabiliyetine sahip olduğu gözleniyordu. Bu yüzden kurduğu kulüp bir düşünce kulübü olmaktan çıkarak aktivite kulübüne dönüştü. Dolayısıyla birtakım eğitim ve hayır faaliyetlerine öncülük etmeye başladı. Ayrıca genç kızlar için de ayrı bir birim oluşturdu. İkinci Dünya Savaşı esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.

İzetbegović'in kurduğu Müslüman Gençler Kulübü oldukça önemli faaliyetler gerçekleştirdi. İkinci Dünya Harbi esnasındaki faaliyetleriyle de herkesin dikkatini çeken gözde bir oluşum hâline geldi. Ancak bu savaş esnasında tüm Yugoslavya, Almanların işgaline uğramıştı. Bu savaş esnasında Sırp Çetnikler Alman askerlerinin de desteğinden yararlanarak Bosna'da 100.000 Müslüman’ı öldürdüler.  

 2-O KENDİ DİLİNDEN KENDİSİNİ ANLATIYOR

Eski Yugoslavya döneminde Saraybosna'da orta öğrenimimi tamamladım. Almanya'nın yardımıyla 1941'de kurulan Bağımsız Hırvat Devleti'nin işgali altında bulunan Saraybosna'da 1943'te liseyi bitirdim. Hırvatlar beni askere almak isteyince Saraybosna'dan kaçtım ve Gradaçac'a gittim. Çünkü o tarihde Bosna Hersek'in büyük bir kısmı Faşist Ante Paveliçíin Almanlar'dan aldığı yardımla kurduğu'NDH' Bağımsız Hırvat Devleti'nin işgali altındaydı. Kuzeydoğu Bosna'nın bir kısmını Müslüman milisler, diğer bir kısmını Sırp Çetnikler kontrol altında tutuyordu. O zaman Sırplar'ın en büyük düşmanı Hırvatlar olduğu için Sırplar Müslümanlarla iyi geçiniyorlardı. Sırplar,'Müslümanları zorlarsak Hırvat ordusuna katılırlar' diye korkuyorlardı. ll. Dünya Savaşı'nda Kuzey Bosna'da yanı sıra Breçko, Aziziye (Şamaç) ve Modrica bölgelerinde Sırplar tarafından Müslümanlara yönelik bir katliâm duymadım.

1943'ten 1944'e kadar Gradaçac'da gizlendim. Arasıra Saraybosna'ya gizlice gider gelirdim. 1945'te Partizanlar (Tito'nun ordusu) Saraybosna'ya hakim olunca ben de Saraybosna'ya döndüm. 6 Nisan 1945'te Partizanlar evime geldi. Tifo hastalığına yakalanmıştım, ayağa kalkacak halim yoktu. Beni askere almak için gelmişlerdi fakat yatalak olduğumu görünce "İyileşince askerlik için teslim ol" dediler. Gitmeyince bir hafta sonra tekrar geldiler ve beni askere aldılar. Zor bir askerlik yaptım. Askerliğimin sonuna doğru, 1 Mart 1946'da bir asker olarak tutuklandım. İddianame'de'Mladi Muslimani' (Genç Müslümanlar Teşkilatı) üyesi olmak, Tito'nun fikirlerini eleştirmek ve onun fikirlerini devletleştirmek isteyen savaşcı önderler kabul edilen Partizanlar'a karşı muhalefet oluşturmak ve Sovyet karşıtı gizli propaganda yapmak gibi iddialar yer almıştı.

Selam sana ey halkım."  “Çektiğimiz zulümleri imanımızla göğüsledik”, “Hayat kısa değil, ben onu uzun buluyorum.” diyen, İslam dünyası için bir model lider olan Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, 78 yaşında Saraybosna hastanesinde 19 Ekim 2003’te vefat etti  Allah rahmet etsin.

  III-Bilge Kral;Aliya İZZETBEGOVİÇ'den Bilge Sözler

     1-Onun için onur islamda idi ve müslüman olmaktaidi

     Bu arzusunu şu şekilde ifade ediyordu.
     
"Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır!"

    "Ben bir Müslümanım ve öyle kalacağım. Kendimi dünyadaki İslam davasının bir neferi olarak telakki ediyorum ve son günüme kadar da böyle hissedeceğim. Çünkü İslam benim için güzel ve asil olan her şeyin diğer adı; dünyadaki Müslüman halklar için daha iyi bir gelecek vaadinin ya da umudunun, onlar için onurlu ve özgür bir hayatın, kısacası benim inancıma göre uğrunda yaşamaya değer olan her şeyin adıdır.” 

    Sürekli İslamda ısrar etmesi üzerine kendisine,'niçin hep islam? Sorusuna şu cevabı veririr;

  "Boşnakları Boşnak yapan; Sırplardan, Hırvatlardan ayıran dinidir. O olmazsa biz de olmayız"

  2-  O KİNDAR DEĞİLDİ O ADALET VE HÜRRİYET PEŞİNDEDYDİ

Geleceğimizi geçmişimizde aramayacağız. Kin ve intikam peşinde koşmayacağız. Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor.
   Bize yapılan soykırımı unutursak bunu bir daha yaşamaya mecburuz,size asla intikam peşinden koşun demiyorum ama yapılanları da asla unutmayın!
"Bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. Ancak bunu onlardan(Sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. Kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. Onlara hiçbir şey borçlu değiliz. İnsan olmak ve insan kalmak, Allaha ve kendimize karşı sorumluluğumuzdur. Onlara karşı değil."
"Hiç kimse intikam peşinde koşmamalı, sadece adaleti aramalıdır. Çünkü intikam sonu olmayan kötülüklerin de kapısını açar. Geçmişi unutmayın ama onunla da yaşamayın."

 3-Avrupanın gözleri önünde bosnalı çocuklar ve kadınlar yaşlılar öldürüldü. Bosnalılar ise tam tersi davrandı. Aliya bunu şu sözleri ile ifadeediyrodu.
       Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.”

 "Bize saldıranlar, hazreti İsa'nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın."
  "Bize saldıranlar, hazreti İsa'nın bütün sözlerini çiğnemişlerdir. Irza tecavüz, masumları katletmek hiçbir dine sığmaz. Onlar cani ve sadece canidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın."

    4-O hayatını Kur'an'dan almış ve hedefini kulluk üzere kurmuş
 Onun için ancak Allah'a köle olunabilinirdi.Onur Allah'a kölelikteidi. İnsana kölelik onursuszluktu.
"HER ŞEYE KADİR OLAN ALLAH'A ANDOLSUN Kİ KÖLE OLMAYACAĞIZ"
Kur'an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O'na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır."
 Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak lazım.
   Hukuk benim için sadece meslek değil inancım, yaşam tercihim ve hayat felsefem.

   
5-Başarıyı Allah'tan biliyor ve sıkıntıya sabırla direniyordu
"Bu günleri gösteren yüce Allah'a hamd ediyorum. Tarihimizi kanımızla yazdık. Evlerimiz yakılıp yıkıldı. Düşmanlarımız mert değildi, alçakça katliamlar yaptılar. Yapılan katliamları dünya şimdilerde ortaya çıkartılan toplu mezarlardan anlamaktadır. Bu gerçekleri haykırmıştık, duyan olmamıştı. Tüm acılara rağmen çok şükür ayaktayız. Yıkılan ev ve camilerimizi yeniden inşa ettik. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Onlarla inşallah Cennet’te buluşacağız, onları Allah'ın ve meleklerinin huzurunda şanlı direnişlerinden dolayı kutlayacağız. Gelinen noktada her şey bitmiş değil, yeni başlıyoruz. Başlattığımız mücadelede eksiklikler olmasına rağmen bir yerlere geldik. Bundan sonra görev sizlerindir. İlerleyen yaşım ve sıhhatim nedeniyle aktif siyaseti bırakıyor, bir nefer olarak ömrümü halkıma hizmet etmek isteyen siyasilere destekle yaşayacağım. Allah'a hamd ediyorum ki bugün elimdeki dalgalanan bayrağı teslim edeceğim inanmış yüz binler var. Artık Bosna Hersek hür ve bayrağımız kendi topraklarımızda dalgalanıyor. Selam sana ey halkım. İmanınıza, bayrağınıza ve devletinize sımsıkı sarılın."
(Aliya'nın SDA’ nın Genel Kurulu'ndaki veda konuşmasından)
      
6-O mutevezi bir insandı halkın içinde ve onlardan biri olmayı severdi

Savaşın devam ettiği yıllarda havanın sisli olduğu bir kış günü cuma namazını kılmak için Gazi Hüsrev Bey camiine gider. Bombardımana rağmen cami tıklım tıklım doludur. Aliya görününce İmam hutbeyi durdurur, ön saflardan ayağa kalkanlar kendisine yer vermek isterler. Ancak Aliya kişiliği yansıtan şu sözleri söyler; "Burası Allah'ın evidir. Burada farklılık olmaz.. Allah katında en üstün olan, takva sahibi olandır. Camide herkes bulduğu yere oturur. Ben burada oturacağım. Bilmiyoruz, belki hepimiz çiğnenecek, öleceğiz; ama, İslam'ı inşallah çiğnetmeyeceğiz.. Hocam lütfen hutbeyi tamamlayın!
   Bir gün sokakta top mermileri düşer ve yerde yatmakta olan kadın "Başkanım toplar düşüyor ve siz hala yürüyorsunuz" der. Aliya bu çok düşünülmüş ve uzun yürüyüştür diyerek yürüyüşünü sürdürür.
 
7-
  O evrensel ve ummeti kuşatan nebevi düşünceye sahibidi
    Bilgisiz kimselerin zihinlerinde kargaşa yaratmak için başvurulacak ilk ve en etkili yol, milli olanla milliyetçi olan arasındaki farkı gözden kaçırmaktır. Aslında bu fark bazen sevgi ve nefret arasındaki fark kadar büyük olabilir.
    Milli(ırkını sevmek)  duyguları olan bir insan, kendi halkını sever, onların kusurlarını da erdemlerini de kendi üstünde taşır, o halka aittir. Bir ırkçı ise kendi halkını sevmekten çok başkalarından nefret eder, daha da önemlisi, uygulamada, başkalarının mülkü olan şeyi ister. Başkalarına ait farklılıkları boğar, hoşgörüsüzdür, fiziksel baskı uygular. Kendisine ait olanı savunmaz, olmayanı da ister. Aşırı milliyetçiliğin(ırkçılığın) özünde Tanrı’ya inanç yoktur. Dünyanın bütün büyük dinleri şu basit hakikati öğretmeye çalışır (ve bütün hakikatler basittir): Sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkasına yapma. Ya da öyle hareket et ki, davranışların herkes için geçerli olsun; ne sana göre değişsin ne de başkalarına göre…
 
8-O özgürlük havarisi idi

Aliya Izzetbegovic (Dnevni Avaz, 8 Nisan 1999)
    İlerlemiş yaşıma rağmen, ümit ediyorum ki, halkımın özgürlüğe ve kurtuluşa ulaştığını görecek kadar yaşayacağım. 70 yaşındayım ve önümüzde daha uzunca bir yol var. Kişiler ölür, halklar yaşar. Mücadelemiz bana bağlı değildir. Önemli olan da bu! Sancağı binlerce insan taşıyor..

  9-Bilge adamı eserlerinden tanıyalım

  Okumayı çok severdi. Yıllarca hapiste yattı. Hep okudu ve yazdı. Kızı ve oğlu ile hep mektuplaştı ve onları oradan bilnçlendirdi. Türkçeye çevrilmiş eserleri şunlardır.

 1-İsalm Deklarasyonu ve İslamın yeniden anlaşılmasının sorunları

2-Doğu Batı arasında İslam 3-Çağa İz bırakan Müslümanlar 4-Özgürlüğüme kaçış 5-Konuşmalar 6-Tarihe Tanıklığım

   10-Onunla ilgili iki anım

   Bir gurup arkadaşla Serbenika katliamının yıldönem için Bosnaya gittik. Sarayavo da yüksek bir binanın önüne gittik. Savaştan birkaç yıl sonra idi. Binz hale baştan başa delik deşik idi. Sordum niçin bu bina onarılmıyor. Dediler şehrin etrafı tamamen sarılmıştı. Aliya yalnız binada idi. Çıkmasını istedik. Ama o bir Bosnalı dahi kalsa ben buradan onunla çıkarsam o zaman çıkarım. Onu kimse bu binadan çıkmadı.

 Bir projesi vardı. Bizi oraya götürdüler. Büyük bir tünel. Sarayovanın tüm yolları kesilmişti. Halk açlıktan ölecekti. Hiçbir yardım gelmiyordu. O bilge bir plan yapmıştı. Hava alanın altından tünel kazılacak. İşte bu binada o tünelin bitmesini bekliyordu. Sarayova'nın kapısı dünyaya burdan açılacaktı.

  İkinci hatıram, Hartumda uluslar arası bir tüccarı ziyaret ettik. Burosunda Aliya ile ilgili çekilmiş resimler vaardı. Ve bir füze mermisi vardı. Mermiyi sorduk. Şunları anlattı. Aliya ile beraber Sarayova'da onun burosunda bulunuyorduk. Yanımıza füze başı düştü. Ama patlamadı. Çok hayret etmiştik. Onu alıp hatıra olarak getirdim. 

   
Hutbemi onun şu güzel tavsiyeleri ile bitireyim.

  
İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah'ın önüne hesap verecektir."  Allahım bu güzel insanların güzelliklerini örnek almayı bize nasip etsin. 



[1]       -K.K. Rum suresi30/40


[2]       -K.K. Tahrim66/11


[3]       -K.K. Ags66/12


[4]       -ags66/10


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Kemal Songür
06.11.2013 09:31
merhum Aliya...
Merhum Aliya bildikleriyle ve elinden geleni hayatına yansıtmanın cehdi içinde olan mütefekkir/bilge ve de aynı zamanda eylemselliği olan bir müslüman idi. Avrupa'nın göbeğinde yüzbinleri katliama/soykırıma tabi tutulmuş bir halka ve de çok zor şartlarda önderlik yapabilen bir liderdi. Aliya'nın yazdıklarına ve söylemlerine bakıldığında İslami vurguları, özlemleri görmekteyiz, ancak uzun sayılabilecek savaş sonrası dönemde bulunulan ve sahip olunan topraklarda İslamın yönetsel yönüne yönelik yeterli söylem ve yönlendirmelerin, vurguların ve de pratik arayışlarının yetersiz olduğu gerçeği de gözardı edilmemelidir. Savaşı (soykırımı) sona erdiren ve Aliya'nın müslüman Boşnak kıyımını engelleme adına imzalamak zorunda kaldığı Dayton antlaşması buna ne kadar yol açabilirdi bu da ayrı bir konudur, çünkü 1995 yılında savaşı sona erdiren ''Dayton Barış Antlaşması'' ile devlet yönetiminde Boşnak, Sırp ve Hırvatları temsilen oluşturulan üçlü sistem söz konusudur, yine de bu eksikliği-yetersizliği-olumsuzluğu ifade ederek doğru örnekliklerin sahiplenilmesi ve de yanlışların da dile getirilerek doğru şahidliklerin yapılması gerekmektedir. selamlar.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat