Allah’ın Güzel Bir Ayeti Muhammed Kutup


Yalçın İÇYER, Allah’ın Güzel Bir Ayeti Muhammed Kutup

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


llah Bir Ayeti  Katına Aldı,  Yeni Ayeti Yetiştirecek Anne ve Babalar Var mı?

                
Biz bir âyeti siler veya unutturursak ondan daha iyisini, ya da benzerini getiririz. Allâh'ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi?‘ 2/106 74

I-Giriş


Kainatı yasaları ile bir düzen içinde tuttuğu gibi, beşeri hayatı da Resulleri vasıtası ile gönderdiği vahi ile  düzen içinde tutan alemlerin Rabbı Allah’a sonsuz hamdu senalar olsun.  Salat ve selam ilahi vahyi hayatlarında partik olarak yaşayan tüm Resuller’e ve dostlarına, ehli beytlerine olsun. Rabbımız onların yolunda olanlardan razı olsun. Bizi de onlardan eylesin.     

Sizleri ve tüm müslümanları Allah‘ın selamı ile selamlıyorum.  Rabbım sizlerin ve tüm mazlumların yar ve yardımcısı olsun.   Hutbemin başına metnini ve mealini verdiğim ayeti  okuduğunuzda konumun Kur’an’da nasih ve mansuh olduğunu anlarsınız. Veya zannedersiniz. Doğru bu ayeti hep bu konu ile ilgili almış ve tefsir etmişler.  Ama ben farklı bir konuda bu ayeti izah edeceyim. Daha önce ki hutbelerimde de değinmiştim. Ayette ki ‘ayet’ kelimesini alim olarak alıyorum.  Bunun sebebini daha önce ki hutbelerimde izah etmiştim.  Her alim bir ayettir ve bir yıldızdır. Tabii Kur’an’ın tanımladığı alimlerden. 16/43 te ki ehli zikir ve 35/28 Allah’tan gerçek korkan ulema olma şartı ile. İşte geçen hafta bu şartları hayatında ve ilminde örnek bir alim vefat etti.  Bir şehidimizin kardeşi.  Şehid  Seyyid Kutub’un  Muhammed Kutub.  Kendisinin ifadesi ile, ‘Bize müslümanlığıda yazarlığıda merhum öğretti. O benim hem ustadım, hem kardeşim ve hemde parçamdır.’   O biz davetçiyiz kadi değiliz derdi. Bir tek insanın dahi canın yanmasını istemezdi. Yazdıklarında şiddete çağıran bir tek ifade yoktu.

II-  Muhammed Kutub’un Kısa hayat hikayesi

Muhammed Kutub 1919 yılında Mısır’ın Asyut şehrinde doğmuş. Babası Hacı İbrahim Kutub Asyut’a bağlı Kâlia köyünde sayılan birisi olarak bilinmektedir. Başka bir kaynakta ‘Şeia’ köyünde doğmuş. Muhammed Kutub, Seyyid Kutub’un en küçük kardeşidir. Diğer kardeşleri ise Nefise, Emine ve Hamide Kutub’tur. Muhammed Kutub liseyi bitirdikten sonra, Kâhire üniversitesi, İngiliz filolojisi bölümünü ve Yüksek öğretmen okulunu bitirmiş. Üniversite yıllarında bir yandan psikoloji üzerine eğitim görürken, öte yandan da İslami araştırma ve incelemelerde bulunmuştur. Son yaptığı görev ise Mekke'de Ümmü-l Kur’a üniversitesinde İslamiyet mukayeseli dinler profesörü. Ayrıca Muhammed Kutubun akademik çalışma yapan öğrencilerin araştırmalarını yönettiği biliniyor. Muhammed Kutub, eserlerinde özellikle “ilim” adıyla Müslümanlar arasında yerleştirilmek istenen ateizm ve onun uzantıları durumundaki belli başlı çağdaş fikir adımlarıyla hesaplaşarak, Müslümanları böylesi düşüncelere karşı uyanık bulunmalarını sağlamaya çalıştığı biliniyor.Muhammed Kutub’un 20 yi aşkın eseri var ve çoğu Türkçeye çevrildiği için Türkiye de tanınan bir İslam Mütefekkiridir… yapılan bir röportajda ”O kendini Osmanlı olarak gören biri ” denilmiştir. Bu yüzden İstanbul’u mesken tutmuş, yıllarca her yılın bir kısmını İstanbul Beylerbeyin'de geçirirmiş. Muhammed Kutub abisinin kendisine tefekkür ve yazarlık konusunda rehberlik yaptığını söylüyor ve.“Merhum Seyyid sayesinde İslami bir yazar olarak intişar ettim.”diyor. 

Muhammed Kutub’un hapsi: 

Muhammed Kutub’un 7yıla yakın hapiste kaldığı ve abisinin mücadelesine ortak olduğu biliniyor. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır yönetimine karşı verdiği mücadeleden dolayı 1954 yılında hapse giren Muhammed Kutub 1955 yılında serbest bırakılmış. Ancak 1965 yılının Ağustos ayında tekrar tutuklanmıştır.Kutub’un tutuklanmasını Zeynep Gazali şöyle anlatır:” 5 ağustos günü Seyyid Kutub’un tutuklandığını öğrendim. Muhammed Kutub’ta zaten birkaç gün evvel tutuklanmıştı.” Zeynep Gazali zindanlardayken ona soruyorlar: Muhammed Kutub’un teşkilatı nedir? Diye. Cevap veriyor:” Daha önce bunun cevabını verdim Muhammed Kutub’un teşkilatı olmadığını, sadece İslam konusunda yazan bir araştırmacı olduğunu söyledim. Bütün işi insanlara doğru yolu göstermektir. Müslümanlara İslam düşüncesini açıklamak ve anlatmaktır. İnsanlar bunu öğrendikten sonra inandıkları ve tercih ettikleri şekilde davranırlar.” dedim, diyor… Seyyid Kutub kardeşi Muhammed ‘in hapse atılmasını şöyle anlatır:  “29 Temmuz da kardeşim Muhammed tutuklandı. Ben de 2 veya 3 Ağustos ta Kahire’ye geldim. Muhammed’i arayan polisler 2 gün önce evin her tarafını didik didik etmişlerdi. Kahire'ye gelir gelmez yeğenlerimden Azmi Bekr veya Rıfat Bekr’den biri ile Yüzbaşı Ahmed Rasih’e bir yazı göndererek Muhammed’in durumunu karakoldan sordum. Yazıda kanunsuzca tutuklanan ve nerede olduğunu bilmediğimiz Muhammed’in tutuklanmasını ve hastalığıma karşın evde bana yapılan muameleyi şikâyet ettim. Çünkü iki gün önce gece yarısı emniyet görevlileri pencereden girerek evimizi zorla aramış ve bana insanlık dışı hakaretler yapmıştı… 

Gönderdiğim şikâyet dilekçesinde, Bertrand Russell’in (ünlü İngiliz filozofu) hükümeti eleştirdiği için tutuklanırken gördüğü muamele ile Muhammed’in tutuklanması sırasında gördüğü muamele arasında karşılaştırma yaparak dağlar kadar fark bulunduğunu, oysa Muhammedin de onun gibi bir düşünür ve yazar olduğunu belirttim. Hiç olmazsa Muhammedin nerede tutuklu bulunduğunu öğrenmek istediğimizi de ekledim. Bu dilekçeden 5 gün sonra 9 Ağustos günü ben de tutuklandım.” Hayatını ilim ve irşada adamış bir mütefekkir olarak tarif edilen ve uzunca bir süredir Medine'de sürgün yaşayan Muhammed Kutub yakın zamanda Mekke'de kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. 

III-Muhammed Kutub”un Eserleri  ve Ben

O’nun ilk okuduğum eseri  20. Asrın Cahiliyesi olmuştu. 1972 Malatya’da lise yıllarında idim. İkinci okuduğum eseri  Tekamül mü Soysuzlaşmamı, daha sonra Biz Müslüman mıyız? Bu eserler bende büyük devrimler oluştur.  Öğretmen iken uzun süre bir hastahanede yatmam oldu. Kur’an araştırmaları kitabını okumuştum. Onun gibi büyük bir alimle aynı görüşleri paylaşmamaız beni çok etkilemişti. Anladım ki kaynak tek olsursa fikir de amelde bir olur. Onun ‘Kur’an’ı nasıl okumalıyız’ eserini okuduğumdan aynı etkiyi yaşadım. Hatta bu etki ile aynı başlıklı bir makale yazdım. Ercüment Abeninde hoşuna gitmişti ki İktibas Dergisinde yayınladı.  Bir de kendisinin de içinde bulunduğu bir heyetin gizlice imza attığı ‘EL-Vera ve Bera’ adlı eseri okumuştum. Arapça el yazılı. Suud’da yasak olduğu için bir gece  gizli tetkik edilip okey verilen ciddi bir eser.  Tevhidle ilgili kitabının da arapçasını okumuştum.  İlahiyat yıllarında Kemal Kelleci abemiz onun ‘Peygamber’den İktibaslar’  adlı eserini  dağıdıyordu. Heyecanla bize bu güzel eseri okuyun demişti. Biz de hararetle okuduk. Her okuduğum eserden ayrı bir  duygu yaşadım.  İlk eserini okuduğumda lise günlerinde idik. Çok büyütülen bu çağın bir cahiliye çağı olduğunu anlamış ve sevinmiştim. Hararetle arkadaşlar tavsiye ettim. Kur’an araştırmalar kitabını dört aylık hastahane günlerinde okumuştu dedim. Ondan sonra okuduğum ‘Kur’an nasıl okuyalım’ kitabı ile beraber bana büyük canlılık vermişt.  İslama ve materyalizme göre insan adlı eseri bana islamı çok sevdirmişti.  Hele İslamın Etrafında ki Şüpheler adlı eseri biz gençleri çok etkilemişti. Bu kitapların işlediği konular, o gün islamın yeni dirilişinde, batılıların ve onlar gibi düşünenlerin oluşturduğu şüphelere güzel cevap vermekte idi.

Muhammed Kutup 05.04.12 sabaha karşı gurbette sürgünde vafat etti. Ama arkasında bir kütüphane bıraktı. Otuzun üzerinde herbirisi değer olan bir eser bıraktı. Birkaç kez Istanbula geldi,kendisini görmeği çok arzu etmeme rağmen nasip olmadı. Böyle değerli zatlar bir yıldız gibi akıp gittiğinde hep aklıma şu geliyor. Onların yerini dolduracak bir nesil yetiştirebilecekmiyiz? Sevgili gençlere bu sorumluluk düşüyor. Onlar bu güzel insanların bıraktığı emanete sahip çıkacaklar inşaallah. Biz Allah için olmalıyız, muhakkak ona döneceyiz. Allah kendisine rahmet etsin. Bizim de onun da günahlarını bağışlasın.

 IV- Muhammed Kutubun eserleri

Türkçeye çevirilinelerin bir kısmı ‘Çağdaş Dünyaya İslami Bakış, Çağdaş Fikir Akımları, Çağdaş Konumumuz, İnsan Psikolojisi Üzerine Etüdler, Hanım Sahabiler, Biz Müslüman mıyız?, Alemlere Rahmet Hz. Muhammed kitapları Türkçe'ye tercüme edilmişti.


  BU CÜMLELERİ OKUMANIZI RİCA EDİYORUM.

 Sözlerimi Rabbımızın bu güzel insanları öven şu ayetle ve Muhammed Kutub’un kitabından aldığım iki paragrafla bitireyim.  bitireyim. Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık‘ 32/24‚

İnsanları nasıl davet edeceğimizi bilmemizi, son derece önemli hususlardandır…Çünkü bugün İslam dünyasının karşı karşıya kaldığı bu kriz, son derece keskin bir krizdir. Belki de tarih boyunca karşılaştığı en ağır bir krizdir…Bütün düşmanlar İslama karşı savaşmak için bir araya gelmiş bulunuyor. Belki de daha önceden bu çapta ve bu ısarar ile İslam düşmanları bir araya gelmiş değildir. Diğer taraftan bugün insanlığın İslam’a olan ihtiyacı,  Resulullah(ass) indirildiği gündeki ihtiyacından az değildir.

Hepimiz, bu yapının Allah’ın izniyle yeniden ayağa kalkacağına ve önceki gibi bütün haşmetini kaazanacağına güveniyoruz. Bu husustaki bütün müjdeleyici belirtiler, İslam’ın yeniden sahneye çıkacağını yeryüzünde iktidara sahip olacağını işaret etmektedir. Yeryüzünün dört bir tarafında İslam’a karşı cahiliyenin açmış olduğu bütün savaşlara rağmen bu böyledir.‘ Nasıl Davet Edelim? .


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yalcin İcyer
24.04.2014 03:17
Nasil görelim?
Selamun aleykum Kemal kardesim. Tesbitlerinize katiliyorum. Dogrusu bu yazdiklarinizin cogunu biliyorum. hatta daha öyel bildiğim bilgilerde var. Erbakan MNP kurduğunda fetvazı Arap dünyasından aldı. Onun suud'da oluşunu tenkid edecektim ama iki yüzlüklük geldi bana. ünkü ben de Almanzadayım. Sizler TC desini
z ve kemalist atmosferde rahat yaşıyorsunuz. Yıllardır ne hapsimiz oldu, ne sürgünümzü oldu, ne aç kaldık ne işkence çektik ve daha nicleri. Diğer bir husus arap uleması TC'de ki siyasileri tamamen farklı tanıyor. Çünkü orad tam şeriatçı ve devrimci konuşuyorlar. Her şeye rağme Muhammed Kutub bir değerdir.
Kemal Songür
18.04.2014 10:50
selam ile -3-
Bu yaklaşımları nasıl değerlendiriyorsunuz?
1- Türkiyeyi ve Tayyib Erdoğan'ın çizgisini tanımıyorlar mı?
2- Tayyib Erdoğan'ın karşısındaki yerel-küresel bloğun bariz İslam düşmanları olduklarından hareketle Erdoğan'ın desteklenmesi gerektiğine yönelik bir maslahat/içtihad mı?
3- Onlar da küresel sisteme entegre olup İslami özlemlerinden vazgeçen bir savrulma mı yaşıyorlar?
4- Bu yaklaşımlar normal ya da mazur görülebilir ise bu coğrafyada Erdoğan'a dönük benzer yaklaşım sergileyenlere yönelik tutumlar/söylemler nasıl olmalıdır?
Üstad Merhum Muhammed Kutub'a cennet duasında bulunuyor ve sizinde yüreğinize sağlık diyoruz.
Kemal Songür
18.04.2014 10:48
selam ile -2-
Merhum M Kutup için ''ölümünden daha 2 gün önce oğluna vasiyetinde, bizler için Tayyip Beyi arayın, onlara tebriklerimizi iletin diyecek kadar bu işin hassasiyetini ölüm döşeğinde bile nefsinde yaşayan bir insandı.'' denilmektedir ve aynı şekilde Merhum Aliya İzzet Begoviç de vefatından kısa bir süre önce Tayyip Erdoğan'ın kulağına eğilerek Bosna önce Allah'a sonra size emanettir dediği aktarılmıştı. Dahası H. Meşal'den Haniye'ye, Mursi'den Karadavi'ye kısaca ümmet coğrafyasının hem sokakları hem de öncü lider ve alimleri benzer destekler sunmaktalar. ''Davet yolu'' ismiyle neşredilen harika eserin müellifi Ahmet Faiz'in Erbakan'a yönelik methiyelerini de ilave edeyim.
Kemal Songür
18.04.2014 10:46
selam ile -1-
Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından bir alıntı: ''Muhammed Kutub, ağabeyi merhum Seyyid Kutub’la birlikte İslam coğrafyasının bütün dertlerini, bütün acılarını yüreğinde toplamış, fikir düzeyinde ortaya gerçekten büyük eserler koymuş bir mücadele insanıydı. Ağabeyi Seyyid Kutub idam edilirken Muhammed Kutup idamdan kurtulmuş, ancak tüm hayatını sürgünde geçirmişti. Geride çileli bir hayat bırakan, ama ondan önemlisi unutulmaz bir mücadele çizgisini ve eserlerini istikbale miras olarak emanet eden Muhammed Kutub’a bir kez daha rahmet dilerken, ölümünden daha 2 gün önce oğluna vasiyetinde, bizler için Tayyip Beyi arayın, onlara tebriklerimizi iletin diyecek kadar bu işin hassasiyetini ölüm döşeğinde bile nefsinde yaşayan bir insandı.''
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat