Tercihlerin Dünyası


Yakup DÖĞER, Tercihlerin Dünyası

Yakup DÖĞER


A+ |Normal |A-


İnsanın hayatı aklı başına geldiğinden, akıl baliğ olduğundan itibaren hayatını kendi tercihleri ile yönlendirir. Belli yaştan sonra kendi düşünen, kendisi karar veren konuma gelmesi, onun hayatını şekillendirir, gideceği yolun haritasını çıkarır.


Aslında tercihler başlı başına insanın sadece kazanımına dair gelişmelere işaret etmez. Aynı zamanda olumsuzlukları da içinde barındırır. Yani, tercihini yapanlar, neyle karşılaşacaksa onun bedelinin de göğüslemeye hazırdır demektir. İnsanın yaptığı tercih, genel olarak hayatının akışını içerisine alan, sonucunu da oluşturan bir durumdur.
İnsan hayatını belli ilkelerle şekillendirir. Hayatı ve insan ilişkilerini doğru okumak ve tercihlerinin sağlıklı olması, insanın merkez olarak belirlediği ilkelere bağlıdır. Teorik manada öğrenip algıladıklarını, pratiğe geçirmek üzere bir yola çıktığında, yolunu gösterecek olan yol işaretleri bu ilkelerdir. Bunların üzerinden şekillenecek, bunların üzerinden iz sürecek ve bunların ışığında hayatını inşa edecektir. Kendisi için hayatın gerçeği bu ilkelerdir. 


Günümüzde insanların tercihlerini, hür iradeleri ile belirlemesini, içinde geldiği gibi bir tercih yapmasını engelleyen birçok olumsuz etken vardır. Bazen hiç istemediği, asla tercihte bulunmayacağı bir işi, ömrünün sonuna kadar yapmak zorunda kalır, aslında bu durum kendisinden öte, mecburi kalmışlığın mahkum ettiği bir tercihtir. Ama bunu da ötesinde mecbur kaldığı tercihi mecburen yapması, kendi tercihine olan sadakatinin yetersizliği, bedel ödemenin ve adanmışlığın göze alınamamasıdır. İlkeler her zaman mecburiyetlerin üzerinde bir konum teşkil eder. “Ne olursa olsun, olduğum yerdeyim” demek, salt aklın ötesinde, bir idrak ve kabullenmedir.


İnsanın sağlıklı tercih yapmasına bazen de önüne geçemediği hırsı engel olur. Bir yerlere gelme, olabileceğinden fazla talepte bulunma, kapasitesinin üstünde yükün altına girme sağlıklı bir tercihin yapılmasına mani olur. Hırsın gösterdiği yol, genelde hüsranın ülkesine insanı mahkum eder, vazgeçmenin dayanılmaz ağırlığını yüreğinin üstüne bırakır. O zaman, kendi kalp ağrısını bir şekilde tedavi etmenin olası bir yolu olmasa da, dünyadaki mevcut yollardan bir yol, mevcut tevillerden bir tevil bularak, suni bir teneffüsle nefes almaya çalışır. Her aldığı nefes kendisini biraz daha sıkıntıya sokan bunalıma dönüşür, farkında olmadan da oksijensiz yaşamaya alışır.


Bazen insanlar, aşkın değerleri göz ardı ederek tercihlerde bulunur. Fıtratına uygun olmayan tercihler de insanların buruk bir hayat yaşamasına, yaşadığı hayatta tat almamasına yol açar. Yarınların endişesi ile bu gününü gereğince yaşayamaz. Hayatını hep kalbinin üstünde bir sızının acısını duyarak geçirir. Bu acı, temas ettiği herkese yansıyarak negatif bir alan oluşturur. Rahatlamak ve rahatlatmak için değerlerinin içini boşaltır, manalarını değiştirir, külli mananın dışında cüz’i fetvalarla yaşantısını meşru bir zemine oturtmaya çalışır.

Modern dünyanın kuşattığı insan, genel itibarıyla tercihlerini sürekli olarak yanlış yapmakta, kurduğu hayattan, “Ahsen-i Takvim” olarak yaratılmasına rağmen, gerektiği gibi rahmete nail olamamaktadır. Hazzın ve hızın egemenliğinde yaşayan günün insanı, hatta Müslüman’ı, geçmişi ile kavgalı, geleceğinden endişeli ruh yapısı, yaptığı tercihlerin sonucunda ortaya çıkanın toplamıdır, bu toplamınsa bölme işlemi yoktur.  Bölüşülemeyecek dertlerin sahibi olmak bir insan için yeterince ağırdır. Yanlış tercihin insanı, paylaştıkça azalacak sıkıntıların sahibi olma şansını da yitirmiştir. Onların sevinçleri de paylaştıkça çoğalacak türden değildir.


Yanlış tercihlerin insanları, hayatlarını da yanlış ve yalnız yaşarlar, belki de bunun farkına bile varmadan, anlamadan. Kalabalıklar içinde bile olsalar, yalnızlığı en derin dehlizlerinin yılanlı kuyularında, ızdırap içinde kıvranırlar.

Yanlış tercih yapanların hayatını şekillendiren tümden gelim, tüme varımla yer değiştirdiğinde, parçaları isabetlice yerli yerine oturtamadığı için, her parçanın farklı manalandırılmalarıyla, bir labirentin içinde çıkışını aramak zorunda kalır. Çıkış olarak gördüğü her yol ve sonundaki ulaştığı her kapı yüzüne kapanır.
Yanlıştan yana tercih yapanlar, görece değerlerin, görece kazanımların, faniliğin sahibi olurlar. Peşinci hemenci, bugüncü düşündükleri için, asıl olanı ertelemeci davranırlar. Bugün için acelecidirler ama yarınlar için de boş vericidirler. Çok hesapçı, plancı programcı, akılcı, bencidirler. Elle tutulur, gözle görücüdürler, hissiyatları, duyguları, sonra alacakları yoktur. Defterlerinin sonra alacakları bölümü boş, aldıklarını yazdıkları bölüm dolmuştur. İnfakları yoktur ama israfları çoktur, kendim kazanıyorum, istediğim gibi harcarım’cılardır.
İnsanlar tercihlerinin kendilerine yüklediği hayatı yaşarlar, bazıları sadece bu günü tercih eder, görece, fani olanı severler bağlanırlar. İnandığını da söyler, dille zikrin en esrarlısını yaparlar ama sadece dünyalık isterler.


Bazıları da tercihini, bugünleri ve yarınları kuşatacak bir anlayış dairesinde yaparlar. Fani olanı sevmeleri fıtratlarının gereğidir, ama asla sadece fani diyerek bağlanmazlar, faniyi bekaya ulaşmak için bir imtihan bilinciyle severler. Bu dünyadan da isterler ahretten de, hem bu dünyada hem ahrette derler. Hesapları, planları, düşünceleri, kazanmaları, harcamaları, infakları hep bu anlamda olur. Allah’ın hudutlarını çizdiği bir hayatı tercih edenler, gelebilecek her türlü olumlu ya da olumsuz gelişmeye de göğüs gererler. Allah onlarla birliktedir.
Başta da demiştik, insan yaptığı tercihlere göre bir hayat yaşar. Tercihi onu ya bu dünyalı yapar, ya da iki dünyalı. İki tercihinde kendine göre bir yaşam tarzı vardır, hayatı planlaması, kişiyi yönlendirmesi, şekle sokması, kişiliğe büründürmesi vardır.


İnsanlar Allah’ın arzında bir şeyler yapıp etmeye başlamadan önce tercihini yapmalıdır. Nasıl bir hayat yaşayacaksa, nasıl bir sonucu arzu ediyorsa bunun üzerine düşünmelidir.
Tercihlerimizin bizi yönlendirdiği bir hayat yaşıyoruz, yaptığımız tercihlerin sonuçları da bize aittir, olumlu ya da olumsuz. Bedel ödemek hür iradeye mahsustur, insan kendi iradesiyle yol alır, kimsenin kimse üzerinde zorlama tercihini dayatma yetkisi yoktur.
Hayatımızda yapacağımız tercihlerin yarınlarımızda (ahretimizde) mutluluk getirmesi dileği ile, Rabbimizin bizi doğru tercihlere yönlendirmesini niyaz edelim.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat