“Ben” Kalmak ya da “Biz” Olmak


Yakup DÖĞER, “Ben” Kalmak ya da “Biz” Olmak

Yakup DÖĞER


A+ |Normal |A-


İnsanlar hayata temelde iki türlü bakarlar, iki türlü tercih yaparlar, iki türlü yaşarlar; “Ben” olarak ve de “Biz” olarak. Ayrıntıların içinde boğulmadan bakıldığında bu görülecektir, insan ya “Ben”dir ya da “Biz”dir. Hayatta kalmanın da, ne tür olursa olsun yaşamanın da başka da yolu yoktur.

Bu durum da özellikle, ahir zaman Müslümanlarının kadim tercihidir ya “Ben” olmayı tercih edecekler ya da “Biz” olmayı. Bu tercih çağın virüsleri olan ideolojik değerlerde insanı bireyselleştirip “Ben” yaparken, ilahi olan inanç İslam’da  ise, “Ben” olmak kerih, “Biz” olmak şarttır, ilahi emir böyledir.

“Ben” olmak modern çağın tercihidir, “Ben” olarak yaşamak, bu dünyalıdır, buraya aittir, kurallarını, kaidelerini, esprisini, tutarsızlığını, yalnızlığını, düşüncesini, iş tutuşunu, hesap yapışını, diyaloglarını, iktidarını, yani “Ben”in kendisine ait ne varsa, bu dünyanın, fani olanın paradigması belirler. Yol göstericisi, öğreticisi, kılavuzu, akıl vereni, ışık tutanı bu dünyadır, ahir zamandır, mazeretleri yapay, düşüncesi sığdır. “Ben”in denizlerinde, “Dağ gibi gemiler” yüzemez, yüzse yüzse, filikalar, küçük sandallar yüzer.

“Ben” olmayı seçmek kolaycılıktır, yükün altına girmeden, risk almadan, adanmışlıktan uzak, bedel ödemenin ağırlığını göze alamamaktan dolayı yapılmış bir tercihtir. “Ben” olmak, kendi ülkesinde,  kendi iktidarında, kendi sarayında sultan olmaktır, “Ben”in dışında ne varsa, ne oluyorsa, umursamadan bir hayat yaşamaktır, ya da, ne yapılacaksa yeryüzünde, “Ben” yaparım, “Ben” olmazsam olmaz demektir. “Biz” olmanın getirdiği mesuliyeti ve yükü, “Ben”in omuzları taşıyamaz.

“Ben”i tercih, ve bu tercihte ısrar, bencilliğin ne kadar etkili ve kuşatıcı olduğunu gösteren başak bir şeydir. “Ben”i tercih, bir düşünce tarzıdır, bazen “Biz”in içinde bile insan “Ben” olabilir, “Benim” diyebilir. Bu hal, çağın deyimiyle, terimiyle egoizm, İslami deyimle, terimle enaniyettir. “Ben” merkezdir, varlığını, imkanlarını, tecrübelerini, elindekilerini, planlarını, geleceğe ait hesaplarını sadece kendisinin değerlendirdiği merkezdir. Ama şöyle de bir gerçek vardır ki; “Benin” gelecekle ilgili bir planı, projesi, derinlemesine düşüncesi yoktur. “Ben”, kendisiyle sınırlı olduğu için, kendi bildiği, yapıp ettiği kadar vardır.

“Ben” olmanın, kendi doğruları, başkaları gibi düşünmediği, ayrıştığı noktaları vardır, içine oturmadığı, ikna olamadığı, söylemekten çekindiği korkuları, “Sizin gibi düşünmüyorum” ekolleri vardır. Fırka fırka fırkaları, ve her fırkanın kendi yanındakiyle öykünmeleri vardır.

Ben”, aslında fark edilmeden bir kayboluştur, yok oluştur, bütün “Bizliği” ile savaş edip duran harp ettiklerinin karşısında zaman içerisinde erimesidir. “Ben”in bir ömürlük vakti vardır, nesiller yetiştiremez, kendi çapında derler ya, işte “Ben” öyledir.

“Ben”, “Biz” olamamanın sahih izahını yapamaz, tutarlı delilleri yoktur, ama kaybetmekten korktuğu mevkileri vardır. İlim geldikten sonraki ihtilafları vardır, dilinin söyleyemediği sebepleri vardır, içten içe hesaplaşmaları, uykusuz geceleri, tereddütlü düşünceleri vardır.

“Ben” olmak yalnızlıktır, kalp sızısı, baş ağrısı, eğreti yapısı vardır.

“Biz” olmak ise yukarıda sayılanların tam karşısında duran bir değerdir, güçtür, kuvvettir, paylaşmaktır, direnmek, var olan egemenlere karşı başka bir oluşumu var etmek, var olan bütün gayri İslami düşünceleri, hayat tasavvurlarını ret etmek için ilk adımdır.

“Biz” olmak bu dünyalı değildir, onun çağlar üstü hesapları, planları, geleceğe ait yatırımları, paylaşımları, selamları, esenlik bir dünyası vardır. “Biz” olmak, “Ben” olmanın karanlık dünyasını terktir, kuşatıcıdır, Allah için yaşamak, Allah için ölmektir. “Biz” olmanın idrakine varan ve olan çağın Firavunlarına karşı direnmenin nasıl olduğunu göstermektir “Biz” olmak.

“Biz” olmak, ilahi bir emirdir, Allah’tan gelmiştir, “Biz” olmamız gerektiğini, Allah söylemiştir, bize her gün defalarca “Biz” diye dua ettirmektedir. “Biz” olmak, “Yalnız Sana ibadet eder yalnız senden yardım dileriz” demenin karşılığıdır.

“Biz” olmak, çağın zalimlerinin hesaplarını alt üst etmek, planlarını, tuzaklarını, yapıp ettiklerini başlarına geçirmektir. Allah’ın rahmetini celp etmek, bireysellikten kurtulup rahmete nail olmaktır. “Biz” olmak fıtratla uyum sağlamaktır, sadakatle kalmak için sadıklarla beraber olmak, beraber yaşamak, beraber ölmektir, beraberce “Biz” olarak haşrolmaktır.

“Biz” olmak, bende varım demektir, beraber yapıp edeceğiz, beraber yaşayacağız, bendekileri de beraber paylaşacağız demektir. Ne yapıp edilecekse Allah’ın arzında, “Biz” olarak yapılacak, Allah düşmanlarına karşı güç birliği içinde “Biz” olarak karşı durulacaktır.

“Biz” olmak, ahde sadakattir, vefadır, bağlanmadır, sarılmak, dayanışmak, gözyaşını silmektir. Gecenin bir yarısında, başını pencereden çıkardığında hissettiğin soğu ısıtan, yakıcı sıcağı serinleten kelimelerin kifayet etmediği mananın içini doldurmaktır “Biz” olmak.

“Biz” olmak, kendi kendimize verdiğimiz sözden, gün geldiğinde Allah’ın sınamasıdır, ortaya attığımız büyük lafların, okuduğumuz kitabın muhkem yanlarının, kendimize önder edindiğimiz Nebinin sürekli zikredip durduğumuz sözlerinin bir gün uyandığımızda kapımıza dayanmasıdır.

“Biz” olmak, Allah’ın saf tutarak küfre karşı duran sevdiği kullarından olmak, zulme uğradıklarında birbirleriyle yardımlaşanların safında yer almak, Allah için mücadele eden seçilmiş kullarından olmaktır. Korkulardan uzak, eminliğe adım atmak, çağlar üstü hesap yapmaktır “Biz” olmak.

“Biz” olmak, engin denizler gibidir, dağlar gibi gemiler Allah’ın izniyle, “Biz” olmanın denizlerinde yüzer, dalgalar ne kadar güçlüde gelse, kar boran fırtına da olsa zarar veremez, çünkü “Biz” olanlar, Allah’ın koruması altındadır. “Biz” olanlar, “İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn” demişlerdir.

Çağın Müslüman’ı çok önemli bir karar vermek zorundadır, topyekün bütün Müslümanlar olarak, birbirinden haberdar olanlar, birbirini bilenler, birbiriyle bireysel olarak hem hal olanlar. Önemli bir karar, “Ben” kalmaya ya da “Biz” olmaya. Verecekleri karar bu dünyalarındaki hayatını etkileyeceği gibi, ahretini de etkileyecektir.

Bu kararı fiilen gerçekleştirmek çok zor görünse de, zihinleri meşgul etmesi gerekmektedir. Üstümüze üstümüze gelen, her gün bir yanımızı yıkan, her gün bir değerimizi telef eden, her saat bir kalemizi fetih eden Firavunlar karşı, ya “Biz”den taraf saf tutacağız ya da “Bertaraf” olacağız.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Yakup Döğer
27.05.2016 15:52
Teşekkür
Öncelikle yazımı okuyup değerlendirdiğiniz siz Leven abime ve Kemal abime teşekkür ederim.
Değerli Kemal abim, tabiki öne sürdüklerinde haklısın, kaldı ki hepimiz de öyle düşünüyoruz. Önümüze geleni kucaklayacak değiliz. Biz olmanın ne demek olduğunu, biz olabilmek için nelerin konuşulması gerektiğini sen bilen bir abimizsin.
Ben kısaca şunu ifade etmeye çalışıyorum, yani sadece Allah’ın rızasını gözeterek biz olmanın gayretini verelim, biz olmak için yol çıkalım, biz olmak için referansı kitap ve resul olanlarla görüşüp konuşalım. Bizler biz olmak için bu gayreti gösterir isek, Allah’ın da yardımının geleceğini, kalplerimizi birbirimize ısındıracağını unutmayalım.
Enfal Suresi 63. Ayete muhatap olabiliriz. Ayette şöyle diyor Alemlerin Rabbi olan Allah; “Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Sen, yeryüzündekilerin tümünü harcasaydın bile, onların kalplerini uzlaştıramazdın. Ama Allah, aralarını bulup onları uzlaştırdı. Çünkü O, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” 64. Ayette müjdeyi veriyor; Ey Nebir, sana ve seni izleyen mü'minlere Allah yeter.”
Kemal Songür
27.05.2016 14:36
biz/kardeş/ümmet olmak..
Allah'ın 'yardım' eli cemaatin/ümmetin üzerindedir.
Birey değil şahsiyet, ben değil biz, ötekileştirme değil kucaklama, tefrika değil tolere edilebilir ihtilaflar ile kardeşliği inşa edebilmek.
Bütün bu konular genelde soyut olarak dillendirilmektedir. Genelde bu hayati konuları dillendirenlerin kardeşlik/ümmet tasavvuru kendi indi kabulleri, meşrepleri, mezhepleri, grupları merkez alınarak söylemleştirdiği görülmektedir.
Buradan hareketle, çok değerli olan bu makalen detayladırılmaya muhtaçtır diye düşünmekteyim.
Biz derken neyi kastediyoruz, biz'in içine kimler ve hangi kriterler girmekte, tolere edilebilir yönelişler ya da gözardı edilemez kırmızı çizgiler nelerdir, biz'in gölgesinde kimler ve kabuller yer alabilir, Biz'in hayatiliğini idrak edenler kollarını/kanatlarını nereye kadar açmalıdır-açabilmelidir, yardımlaşma keyfiyetinin çıta aralığı nelerdir, kardeşlik kriterinin kaplama/kapsama alanı nereye kadardır.
Bu soruların hayata yansıyan acı gerçeklikleri üzerinden neler söylenmelidir. Ete kemiğe büründürerek daha somut söylemler geliştirilmeli değil mi?
Yüreği geniş ve ümmetci bir kardeşimiz olarak somuta yönelik yazılar beklediğimizi/beklendiğini ifade ederek bitireyim.
Kalemine sağlık. Selam ve dua ile kıymetli Yakub kardeşim.
L.çavuş
27.05.2016 14:29
Selam ve saygılarımızla;
Derinden samimi ifadelerin bizi duygulandırdı. Yürekten katılıyoruz; Rabbim mucibince davranmayı nasib etsin, Allah size bereket versin.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat