ABD-Rusya savaşından İslam Devleti çıkar mı?


Yakup DÖĞER, ABD-Rusya savaşından İslam Devleti çıkar mı?

Yakup DÖĞER


A+ |Normal |A-


Batı’ya göre Orta Doğu bize göre yaşadığımız bölge yüz yılı aşkın süredir hiç durulmadan ve aksine her geçen gün daha da büyük bir kaos ortamına doğru ilerledi, ilerlemekte. Dünyanın bütün küresel emperyalistlerinin insafsız ve canice saldırılarına sahne olan İslam Coğrafyası, Suriye’deki savaş nedeniyle çok daha büyük sıkıntıları bünyesinde barındırmakta. Öyle görünüyor ki, gelecek günler belki de tarihin hiç yaşamadığı olaylara sahne olacak.

ABD’nin uzun yıllardır Nato eliyle ve yerli işbirlikçileriyle kendi sömürgesi haline getirmek için dizayn etmeye çalıştığı bölge, ABD’nin müdahale ettiği her yer gibi daha da karmaşık bir hal alarak içinden çıkılmaz bir labirente döndü. Kendisinin ekonomik olarak zarar gördüğü söylenebilse de, asıl kaybı yaşayan ne yazık ki bölge halkı ve Müslümanlar. Bir çıban gibi bölgeye iliştirilen İsrail ve onun destekçisi ABD’nin Müslüman halka yaptığı zulümler her gün gözlerimizin önünde bir film şeridi gibi hem de canlı olarak geçmekte. Sadece konuşan ama hiçbir somut tepki göstermeyen bölge ülkelerinin yöneticileri de, işlenen bunca zulme ortaklık etmekte. Sadece sessizce durmalarıyla kalmaktan öte, en önemli lojistik desteği sağlayarak fesadın, kanın, gözyaşının ve katliamların, işleyenler kadar vebalini sırtlarına yüklenmekteler.

On bin kilometre uzaktan gelerek İslam Coğrafyasına yıllardır musallat olan kan içici vampir ABD, Suriye’deki savaş nedeniyle bölgeye olan tasarrufunu daha çok artırmayı düşünürken, şimdi aynı bölgeye diğer bir vampir olan emperyalist Rusya’da müdahil oldu. Günün iki küresel emperyalisti aynı bölgede karşı karşıya geldi, ikisi de kendi çıkarlarının peşinde.

Afganistan’a ve Çeçenistan’a saldıran istediğini elde edemeden kaçan Rusya, sonra yine aynı bölge olan Afganistan’a, Irak’a saldıran ve Nato denen şer üçgenini arkasına ala ABD. Sadece Usame Bin Ladin gibi bir mücahidi şehit edebilmek için 2.5 trilyon dolar harcayan, her yeri kan, gözyaşı, katliam ve yokluğa mahkum eden ABD. Şimdi ikisinin de Suriye’de çıkar odaklı olarak yolları kesişti.

Küfür tek millettir birbirleriyle anlaşabilirler denebilir ama gelişmeler sanki anlaşmalarından öte hasımlığa doğru gidecek gibi duruyor. İki emperyal zalim güç de kendisinin bölgede söz sahibi olacağını iddia eder duruma geldi ve ikisi de adeta güç gösterisinde bulunuyor. Son gelen haberlerde bu güç gösterisine Çin’de katılmış durumda.

Bilindiği gibi, Mekke’de vahiy gelmeden önce ve sonrasında iki süper güç vardı ve birbirleriyle sürekli mücadele, güç gösterisi peşindeydiler. Bir yanda Persler, diğer yanda Bizans İmparatorluğu. İkisi birbiriyle uğraşmaktan, zaman zaman birbiriyle savaşmaktan Mekke’yi göremiyorlardı. Oysa Mekke şimdi de olduğu gibi çok karlı bir kazanca sahip ticaret merkeziydi.

Günümüzde dünya emperyalistlerinin müdahale yeteneği elbette o günün Perslerinden ve Bizans’tan çok daha fazla ve etkili, ama bu demek değildir ki birbirlerine düşmeyecek. Son zamandaki gelişmeler sanki de iki küresel emperyal gücün birbirine düşebilecekleri bir zemin oluşturmaya başladı. Gelişmeler bir şeyler kazanmanın, menfaatlerini korumanın üstünde bir anlam ifade ediyor. Kazanmaktan ziyade, kabul ettirme çabaları ağır basıyor. Kendinin diğerinden, karşısındakinden daha üstün olduğunu kabul ettirme çabası gibi.

Allah’ın lütfuyla Bizans ve Persler arasından bir İslam Devleti çıktı ve kısa zamanda dünyanın neredeyse yarısına hakim oldu. Persleri de tarihe gömdü. Şimdi son tahlilde, iki süper güç denilen ABD ve Rusya Suriye’de bir ihtimal ki kapışır savaşa tutuşursa, aradan Allah’ın lütfuyla bir İslam Devletin çıkar mı? (IŞİD’i kastetmiyorum.)

Biraz düşünecek olursak tarihin ender rastlanacak dönemlerinden birini yaşıyoruz. Dünya ölçeğinde avuç içi kadar bir coğrafyada bütün emperyalistler toplandı ve birbirlerine racon kesiyorlar. Şimdi de tam burada, Müslümanlar akıllı olmak zorunda ve strateji geliştirmeleri gerekmekte. Bölgedeki İslami Camia daha akıllı davranmak, Allah’ın rızasına uygun plan projelerle bu tür olabilecek gelişmelere karşı hazırlıklı olmak zorunda. Tabi ki sadece Suriye’de olan Müslümanlar değil, bölgedeki ve yeryüzündeki İslam Devleti ideali olan bütün Müslümanlar hazırlıklı olmak, olası bir gelişmeye karşı projeler geliştirmek zorundalar.

Nur Suresi 55. Ayeti hepimiz biliyoruz, Allah daha öncekilere verdiğini bizlere de vaad etmekte, lakin şartını da aynı ayette söylemekte.

Allah-u Teala şöyle buyurmakta: “Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiç bir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır.”

İman etmenin ilk şart olduğunu ve Allah’ın kendi tanımladığı gibi “iman edilmesini” istediğini anlıyoruz. Sonra “salih amel”, sonra “hiçbir şeyi ortak koşmamak” ve yalnızca “Allah’a ibadet etmek”. Bütün bu belirtilen sınırlara riayet edildiğinde, daha öncekileri nasıl güç ve iktidar sahibi kıldıysa, korkularından emin oldularsa, dinlerini nasıl sağlamlaştırdıysa ve güvenliğe erdirdiyse, bizleri de aynı nimetle nimetlendireceğini vaad ediyor. Allah vadinden asla dönmez, yeter ki kulları Rablerinin koyduğu sınırlara riayet etsin.

Şimdi, Müslümanlar işi biraz sıkı tutarsa, ileriye dönük bir ABD-Rusya savaşından İslam Devleti çıkar mı? Hemen rasyonel yaklaşımlarla, reel değerlendirmeler yapmayalım, çünkü her şeyin aklın ve matematiğin sınırları dahilinde zuhur etmediğini en iyi bilen yine Müslümanlar olmalıdır. İki kutuplu dünyada, iki kutup emperyalist güç kendi aralarında birbirleriyle didişip savaşırken, aklenden bir İslam Alemi, aradan sıyrılıp bir İslam egemenliğini dünyaya gösteremezler mi?  

Kesinlikle uzak ihtimal değil, hatta uzak olması bir tarafa olasılığı çok yüksek bir hakikat. Öyle görünüyor ki bu zalimler bugün olmazsa yakın bir zamanda karşılıklı çıkar çatışmasından dolayı mutlaka kapışacaklar. Aradan Müslümanların çekilmesi ve kendi işlerini planlaması gerekiyor. Bu arada Müslümanların bu zalimleri birbirine düşürmesi için fikir üretmeleri, ne yapılır da bunlar birbirine düşürülür diyerek istişare edilmelidir.

Sahada olan kardeşlerimizin bu konuyu düşünmeleri ve kendi aralarındaki çekişmeyi bırakarak bu emperyalistlere yönelmeleri, kendi güçlerini harcamadan bunların arasını bozmanın yolunu bulmaları, daha kısa zamanda başarıya ulaşılabilecek bir yöntem olarak görülebilir. Tarih gözden geçirildiğinde bu tür ortamların arasından sıyrılıp çıkabilen birçok hadise gerçekleşmiştir.

Eğer küresel emperyalistler (bunlara Çin’de dahil) birbirine düşer de birbirilerinin hedeflerini vurmaya başlarsa, aradan Müslümanların sıyrılmasına hiçbir engel yoktur. Burada kanaatimce önemli olan çok akıllıca ve Allah’a dayanan bir plan geliştirilmelidir.

Bir ütopya olarak görülmemelidir, aslında gerçeği yakalamak açısından tarihin dikkatlice gözden geçirilmesi gerekmektedir. Sonuçta Mekke çöllerinde tek başına çıkan bir Nebinin, kısa zamanda dünyaya dinini hakim kılabilmesi, ilk başlangıçta ütopyadan başka nedir? Ya da şöyle değerlendirirsek, yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya kadar mücadele etmeyi emreden Allah, bütün yeryüzünün diniyle tanışmasını sağlama mücadelesini Müslümanların üzerine bir farz olarak yazması bir ütopya olarak değerlendirilebilir mi?


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Vedat Demiralay
09.10.2015 10:41

Abd Rusya savaşından islam devleti çıkmaz çünkü bunu sağlayacak tevhidi bir bilinç yani Kur'an bilinci müslümanlarda oluşmuş değil.Dolayısı ile tevhid olmayınca vahdet olmaz.
Bugün islami yapılanmaların kahir ekseriyeti modern ve geleneksel sapmalarla malül bu hali ile vahdet ve devlet olmaz.
Epey bir süredir öze dönüş dediğimiz umut verici çalışmalar yapılmakta fakat nitelik olarak yeterli kıvama daha ulaşmadı,genele yansırsa güzel şeyler olur,fakat henüz işin başındayız.
Öte yandan Abd ve Rusya veya herhangi bir gücün bizim üzerimizdeki baskısından dolayı değil ,yüce Allah'ın yardımını yanımıza alacak duruş ve bilinçten yoksun olduğumuz ,izzeti ve şerefi başka yerlerde aradığımız,hevamızı ilah edindiğimiz vs sebeplerden dolayı bu haldeyiz yoksa Rabbimizin buyurduğu gibi "Nice az topluluk (nitelik sahibi)Allah'ın izni ile çok olan topluluğu galebe çalar"
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat