Vahyin Gölgesinde Peygamber Tasavvuru


Vahyin Gölgesinde Peygamber Tasavvuru

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 17 Aralık 2015 Perşembe 15:15


Sayın Kemal Songür'ün kaleminden "Vahyin Gölgesinde Peygamber Tasavvuru"

Küre Medya / Haber Merkezi
Vahyin anlattığı rasuller ve son nebi:
 
    Bu konunun doğru anlaşılması, kavranılması hayati öneme sahiptir. Resuller/Nebiler vahyin canlı örnekliğidir. Allah’tan aldıkları vahyi hayata taşıyarak ve nefislerinde örneklendirerek muhataplarına daveti götüren aziz mübelliğlerdir-tebliğcilerdir.
 
    Peygamberlerin kimlikleri, kişilikleri, vasıfları, yükümlülükleri, mücadeleleri  ve mutlak tabi oldukları ilahi öğreti, bütün bunlar elimizde-önümüzde bulunan Kitab-ı Kerim’de anlatılmıştır. Rahman tarafından indirilen ve korunan bu kitab, Mübin’dir, Muhkem’dir, Furkan’dır, çelişkisiz ve anlaşılır bir kitaptır.
 
    Resullerin ve son nebinin doğru anlaşılması, tanımlanması, örnekliklerinin hayatımıza ışık tutması için, yöneleceğimiz öncelikli kaynak Kur’an’dır. Kur’an’la örtüşen diğer kaynaklara da vahyi mihenk taşı, kıstas mercii edinmek suretiyle bakmamızın-yararlanmamızın gerekliliğine inanıyoruz. Kültürün-geleneğin ürettiği ve vahiyle taban tabana zıt olan her türlü menkıbe, hurafe, hikayelerden korunulmanın yegane şartı vahyi önceleyen bir bakış açısıdır.
 
    Kur’an’ın anlattığı Resuller ve son nebi mi? Kültürün ürettiği Resuller ve son nebi mi? Rahman tarafından gönderilen ve korunan Kur’an mı? Kültür tarafından üretilen ve korunaksız binlerce kaynak mı?
 
    Kastımız, ne bütün hadis külliyatını süpürerek alan rivayet sultacıları gibi bir anlayıştır, ne de bütün hadis külliyatını süpürerek atan Kur’an’iyyuncu gibi bir anlayıştır.
    Kur’an’iyyuncu anlayışı yansıtanlar ‘’Devemin yularını kaybetsem Kur’an’a bakarım’’ vecizesiyle! kendilerini özetlerken, rivayet sultacıları da ‘’En zayıf rivayet, en sağlam muhakemeden efdaldir’’ vecizesiyle! kendilerini özetlemektedirler.
 
    Elçileri anlamak için birinci sıraya koyduğumuz kaynak vahiy’dir, ikinci sırada da vahiyle örtüşen mütevatir sünnet ve sonrası da diğer kaynaklardır. Yani korunmayan bilgi kaynaklarının korunan bilgi kaynağına arzı doğru olandır, doğruya götürendir.
 
    Elçilerin seçimi: Peygamberler; temiz fıtratlarını koruyan, ahlak, akıl, zeka, yetenek, gönül ve ruh temizliği, topluma duyarlı, bencilliğin zerresini dahi bünyelerinde barındırmayan, şefkatli, merhametli, adaletli, emin ol(un)an, doğru sözlü gibi vasıflarıyla toplum içinde tanınan-bilinen, kısaca elçiliğe elverişli olanların arasından seçilir. Neseb, soy-sop, kavim, ırk, sınıf v.b. ölçütlerin geçerliliği bahis konusu değildir. Babadan oğula veya kavim önceliği gibi ve başka insan üretimi her ne varsa ölçüt yapılmamıştır. Bu başlı başına üstünlüğün takva da olduğuna dair muhteşem bir mesajdır ve delildir. Vahyin anlatımıyla peygamberlerin kişilikleri, yükümlülükleri, seçilmeleri, misyonları ve mücadeleleri, onların özel insanlar olduklarını, yetiştirildiklerini, korunduklarını, desteklendiklerini göstermektedir. "Hani, annene vahyolunan şeyi vahyetmiştik, (şöyle ki:) Onu sandığın içine koy, suya bırak, böylece su onu sahile bıraksın; onu Benim de düşmanım, onun da düşmanı olan biri alacaktır. Gözümün önünde yetiştirilmen için, Kendim'den sana bir sevgi yönelttim." 20/38,39
 
    TOPLUM TARAFINDAN TANINAN/BİLİNEN ELÇİLER: 
 
    ‘’Bizim kendilerine kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.’’ 6/EN’AM/20
    ‘’Sahibiniz (arkadaşınız olan peygamber) sapmadı ve azmadı. O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.’’ 53/NECM/2..4
 
    HER ÜMMETE GÖNDERİLMELERİ BAKIMINDAN:
 
    ‘’Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir Resul (elçi) gönderdik. Böylelikle, onlardan kimine Allah hidayet verdi, onlardan kiminin üzerine sapıklık hak oldu. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonucu görün.’’ 16/NAHL/36
    Her ümmete bir uyarıcı olmuştur. ‘’Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın.’’ 35/FATIR/24
    Her ümmetin bir resulü/elçisi olmuştur. ‘’Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.’’ 10/YUNUS/47
    Her ümmetin bir hidayet rehberi vardır. ‘’İnkar edenler derler ki: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya." Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderi vardır.’’ 13/RA’D/7
 
    RASULLERİN MİSYON/ÖNCÜL CÜMLELERİ VE ÜCRET İSTEMEMELERİ: ‘’Ad (halkına da) kardeşleri Hud'u (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Hala korkup-sakınmayacak mısınız? 7/65
 
    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir." 26/ŞUARA/109
 
    ELÇİLERİN GÖNDERİLMESİYLE İNSANLARIN MAZARETLERİ KALMAMIŞTIR:
    ‘’Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.’’ 4/NİSA/165
 
    TÜREDİ OLMAYAN SON RASUL:
 
    ‘’Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). 4/NİSA/164
    Kur’an; önceki nebileri ve diğer kitaplardaki hakkı doğruladığını beyan etmektedir.
    Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.’’ 5/MAİDE/48
 
    ELÇİYİ ALLAH SEÇER:
 
    Peygamberlik, emek verilerek, çalışılarak kazanılarak elde edilemez. Allah (c.c.) seçer:
    Tüm tarihi kayıtlar onun vahiy beklentisi içinde olmadığını göstermektedir. Aksine vahiy onun iradesi dışında onu teslim almıştır. Kur’an bunu şöyle haber vermektedir. 
    "Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umut etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma. (28/86)
    ‘’Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.’’ 42/ŞURA/52
 
    Bütün güzellikleri bünyesinde taşıyanların arasından Rahman elçilerini seçer, korur, gözetir, yetiştirir ve vahyin ağırlığını-sorumluluğunu onlara yükler. Gönderilen elçilere, kin/nefret/zulüm üreten zihinlerin boş ve anlamsız argümanlarla itiraz etmelerine Rabbimiz cevap vermektedir.
 
    ‘’Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu-günahkarlara, kurdukları hileli-düzenleri nedeniyle şiddetli bir azap ve Allah Katında bir küçüklük isabet edecektir.’’ 6/EN’AM/124
 
    SON NEBİ/RASUL:
 
    Hz. Muhammed (a.s.) artık insanlık tarihi boyunca yani kıyamete kadar, insanlığın kararan-karartılan ufkunu aydınlatan, Tevhid ve adaleti yüreklere-zihinlere nakşeden ve insanlıkla yaşıt olan Nebiler/Resuller zincirinin en son halkasıdır.‘’Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi bilendir.’’ 33/AHZAB/40
 
    Son resul/nebi ve son kitab/vahiy şu demektir. Nübüvvet sürecinin, serüveninin şahıslardan gönderilmiş tüm vahiylerin özünü içinde barındıran Kur’an mesajına geçtiğinin bir ifadesidir, ilanıdır. İnsanlığın değişmez-değiştirilemez hak/gerçek değerlerini temsil eden, adaletin ve takvanın yegane adresi olan, Allah katında makbul olan dinin İslam olduğunu, bundan böyle değişmez-değiştirilemez ve değiştirilmeye güç yetirilemez ilahi mesajları ve hayat veren hükümleri bünyesinde barındıran tamamlanmış-korunmuş-çelişkisiz Kur’an vahyinin temsil edeceği anlamına gelir. Son vahiy ve son nebi bu demektir.
 
    Hz. Peygamberi en iyi en doğru öğreneceğimiz kaynak, onu peygamber olarak atayan ilahi kaynaktır. Bir insanı bir göreve atayan makam, o kişinin geçmişini, kişiliğini, meziyetlerini, yeteneklerini, ahlakını, görev alanını, yükümlülüklerini, yetkilerini atayan makam bilir-belirler ve tanımlar. Bu makam her şeyi yoktan var eden ve düzenleyen ilahi makamdır, görev/vazife peygamberliktir, atayan görevi veren Allah’tır, atanan peygamber ise tabi ki yöneleceğimiz kaynak da Allah’ın kitabıdır.


YAZININ TAMAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ >>>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat