Ulustan Ümmete programında inanılmaz açıklama


Ulustan Ümmete programında inanılmaz açıklama

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 19 Kasım 2012 Pazartesi 23:34


Mustafa İslamoğlu, Anıtkabir törenleriyle ilgili tartışmada "Allah Rasulü namaz için Kudüs'e dönerken gönlü Kabe'deydi. Önemli olan gönlünüz dönmesin. Gönlünüz kıblesini biliyorsa mesele değil" dedi!

Küre Medya / Haber Merkezi
Hamza Türkmen'in Hilal Tv'de yeni başlayan "Ulustan Ümmete" programında Mustafa İslamoğlu ilginç sözlere imza attı. İlk programa konuk olan Mustafa İslamoğlu'nun, müşrik düzene ait bir tapınakta o düzenin ritüeline katılmakla, Hz. Peygamber'in "Yeryüzünde Yüce Allah'a ibâdet için yapılan ilk mescid"de, 'bu mescidin putlarla işgaline karşı çıkarak namaz kılmasını' kıyaslaması, ilgisiz bir karşılaştırma, İslami literatürdeki karşılığıyla "bâtıl bir kıyas" olarak değerlendirildi.

Hilal Tv'de yazar Hamza Türkmen'in hazırlayıp sunduğu "Ulustan Ümmete" programı, ilk bölümünde izleyenlerde büyük hayal kırıklığına neden oldu.

"Ulustan Ümmete" gibi son derece anlamlı ve kimlik aşılayan bir isim taşıyan programın ilk bölümünün konusu "Değer Temelli Siyaset - Reel Siyaset" olarak belirlenmişti. Programın konukları ise, son kongrede Ak Parti MKYK üyeliğine seçilen Prof. Dr. Yasin Aktay ile yazar Mustafa İslamoğlu idi.

"İdeal siyaset" ile verili reel siyaset üzerine Hamza Türkmen'in soruları üzerine konukların çeşitli değerlendirmelerde bulunduğu programın bir bölümünde Türkmen, Aktay'a "Bizim siyaset anlayışımız içinde, eğer vahyi ölçüleri gözetiyorsak amel-inanç ayrımı olmaması gerekiyor. Bu boyutuyla baktığımızda bizim si,yaset anlayışımnız içinde mesela türbeleri Allah'a ulaşmak için vesile kabul etmek, tüebelere tazimde bulunmak olumsuzlanır, bu olumlu bir şey değildir değil mi? Peki, ama bir de Türkiye'de reel siyaset içinde rol alan insanalr Anıtkabir'de tazimde bulunmak zorundadır. Şimdi, değer temelli siyaset anlayışı buna izin vermezken reel siyaset Anıtkabir karşısında tazim duruşuna geçirtiyor. Ben bu çelişkiyi ifade ediyorum. Yani bunu nasıl çözümleyeceğiz?" sorusunu yöneltti.

Aktay ise bu soruya cevap vermek yerine, cevap vermesi için İslamoğlu'nu işaret etti. Bunun üzerine sözü alan Mustafa İslamoğlu, "Hepsi elde edilemeyenin hepsi terk edilmez" sözüyle başladığı cevabında, tam anlamıyla skandal olarak değerlendirilecek açıklamalarda bulundu. İslamoğlu, öncelikle akide ile siyaset arasındaki tüm bağları koparan bir değerlendirmede bulundu ve akideyle siyasetin tamamen ayrı mefhumlar olduğunu, birinin siyah-beyaz, diğerinin gri alanı ifade ettiğini ileri sürdü.

Bu noktada, akide ile siyasetin ayrı mefhumlar olduğu tesbiti doğru olmakla birlikte, bu iki mefhumun tamamen birbirinden bağımsız olduğu iddiası, akideyi hayata ve dünyaya hiçbir sözü olmayan bir etkisiz/işlevsiz teori durumuna düşüren bir yaklaşımı ifade ediyor.

İslamoğlu, Türkmen'in açık ve anlamlı sorusu karşısında cevabına bu yanlış temeli kurarak başladığı gibi, devamında son derece ilgisiz ve mantıksız kıyaslarla Hz. Peygamber'in Nebevi sünnetini de açıkça tahrif ederek, Anıtkabir ritüellerine katılan politikacıların konumunu meşrulaştıran bir çerçeve oluşturmaya çalıştı. İslamoğlu, müşrik düzenin ritüellerine katılanları savunmak adına, Hz. Peygamber'in "İçi put dolu Kabe'de namaz kılmasını" misal vermekte bir beis görmedi.

İslamoğlu'nun, müşrik düzene ait bir tapınakta o düzenin ritüeline katılmakla, Hz. Peygamber'in "Yeryüzünde Yüce Allah'a ibâdet için yapılan ilk mescid"de, bu mescidin putlarla işgaline de karşı çıkarak namaz kılmasını kıyaslaması, ilgisiz bir karşılaştırma, İslami literatürdeki karşılığıyla "bâtıl bir kıyas" olarak değerlendirildi.

İslamoğlu'nun, akideyle siyasetin arasını tamamen ayıran ve Hz. Peygamber'in Nebevi örnekliğini de açıkça çarpıtarak, şirk düzenin ritüeline iştirak edilmesini meşrulaştıran ve bunun için de Hz. Peygamber'in örnekliğini çarpıtıp payandalaştıran açıklamaları karşısında soru sahibi Hamza Türkmen'in, itirazi şerh koymaktan kaçınması ve sadece İslamoğlu'nun, yine bâtıl bir kıyasla şirk ritüellerine katılmayı meşrulaşmak için dile getirdiği "Allah Rasulü namaz için Kudüs'e dönerken gönlü Kabe'deydi. Önemli olan gönlünüz dönmesin. Gönlünüz kıblesini biliyorsa mesele değil" sözleri üzerine "Hocam gönül de sağlam bir altın terazisi değil" ifadesini kullanmakla yetinmesi ve bunun karşısında İslamoğlu'nun düşüncesinde ısrarı karşısında konuya açıklık getirme ihtiyacı duymadan başka konuya geçmesi dikkat çekti.

İslam ve hayat

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat