"Tesettür Allah'ın emridir" dedi ve aslıdı


"Tesettür Allah'ın emridir" dedi ve aslıdı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 06 Ocak 2016 Çarşamba 14:33


Yıl 6 Ocak 1924... 92 yıl önce bugün. 20 yaşındaki hafız-vaiz, İbrahim Edhem, dini siyasete alet etmek suçlamasıyla önce hapse; 1,5 yıl aradan sonra idama mahkum edildi.

Küre Medya / Haber Merkezi
Yıl 6 Ocak 1924... 92 yıl önce bugün. 20 yaşındaki hafız-vaiz, İbrahim Edhem, dini siyasete alet etmek şuçlamasıyla önce hapse;  1,5 yıl aradan sonra idama mahkum edildi. 

İstiklal Mahkemelerince idam ettirilen mazlumlardan Ankaralı Hafız İbrahim Edhem Efendi Yazdığı “Hayat-ı Beşer ve İslamiyet’te Ahlak ve Kadınlarda Tesettür” adlı risale bahane edilerek idam edildiğinde henüz 22 yaşındaydı.

Devrimleri  topluma empoze etmeye çalışmak için bir korku ve zulüm aracına dönüşen İstiklal mahkemelerinde binlerce âlim yargılandı. Şapka takmadıkları, kılık kıyafet kanununa uymadıkları, medreselerde dini ders verdikleri, Batı Anadolu’da Menemen olayı ve Mustafa Kemal’e suikast bahane edilerek...  Doğuda ise  Şeyh Said isyanına destek verdikleri bahanesiyle birçok insan mazlumane bir şekilde idam edildi. İdam edilen âlimlerden biri de aslen Ankaralı olan ve 22 yaşında darağacına gönderilen İbrahim Edhem Hocaydı.

Sadık Albayrak, 22’sinde bir Şehid adlı kitabında; İbrahim Edhem Efendi’nin Urfa hükümet konağı önündeki Halilurrahman Camii’nde bir konuşma yaptığını ve bu konuşmasından sonra yakalanarak infaz edildiğini anlatıyor. Bu olay olduğunda henüz Şeyh Said ve arkadaşlarının zulmen infaz edilmesinin üzerinden on gün geçmişti. 

Yazar Mehmet Sılay ise o dönemi şöyle anlatıyor. "Urfa hükümet konağının önünde 22 yaşının baharında asıyorlar ve ailesine ‘gelin cenazenizi alın’ bile demiyorlar. Sabahtan akşama kadar ibret olsun diye bekletiyorlar, akşam da gidip gömüyorlar. Allah bin kere razı olsun Urfa Müslümanları onun gıyabi cenaze namazını kılıyorlar. Daha sonra da evlatlarına yapmadıkları kadar güzel bir kabir yapmışlar, Urfa’ya gidenler Said Nursi Kabristanı’na girsinler 20. metrede şapka yüzünden, hilafetle ilgili ifade özgürlüğünü kullanması yüzünden asılmış bu kahramanı ziyaret edebilirsiniz."

ÖNCE HAPİS CEZASI

Beyazıt camiinde kürsüde verdiği vaaz sırasında yaptığı konuşmanın “halkı tahrik edici” olduğu ihbarı üzerine İbrahim Edhem, ikindin namazından sonra vaaz verdiği caminin kapısında tutuklandı. Karakola götürülerek ilk ifadesi alındıktan sonra Sultanahmet hapishanesine gönderildi. Kırk beş gün cezaevinde hakim karşısına çıkarılacağı günü bekledi. Bu zaman içinde İstanbul İstiklal Mahkemesi evrak üzerinden hazırlığını tamamladı ve on Ocak 1924 günü İbrahim Edhem ilk duruşmasında hakim karşısına çıkarıldı. Aynı ay içinde yapılan üçüncü duruşmada bir yıl hapse mahkum edildi.

ADALET BUNUN NERESİNDE

Reisi ve Mahkeme heyeti Hukuk adamı olmayıp, asker kökenli, tek partiye bağlı millet vekilleriydi. Reis verilen karar metnini ön tarafta oturan zabıt katibine uzattı. Sanık sandalyesinde bekleyen Hafız İbrahim Edhem Efendiye hitaben:

-Kararı okuyoruz. Ayağa kalk ve dinle! -“Milletin san'at alanında, irfan ve iktisat sahasındaki kabiliyetlerinin gelişmesine mani ve İslamın esaslarına da aykırı ve tehlikeli bir zihniyet taşıyorsunuz.

İşlemiş olduğunuz suça nazaran cezanızın daha çok olması gerekebilirdi. Yalnız yaşınızın küçük olması ve ıslah-ı nefs edeceğiniz hususunda Hakimler Kurulunda bir kanaat oluşması cezanızı sadece bir sene hapisle sonuçlandırdı.

Cenab-ı Haktan dileğimiz salah-ı hal etmekliğinize matuftur!”

Hakimler topluca ayağa kalkıp salonu terk ederken İbrahim Edhem bağırarak:

- Reis Bey, bir-iki kelime lütfen! Lütfen dinleyin, bir-iki kelime!
Hakimler Hey'eti hiç Onu duymadan ve umursamadan Mahkeme salonundan dışarıya çıktılar.
Bu cezanın kendisine reva olmadığına inanan İbrahim Edhem, halen dinleyici sıralarında oturanlara doğru feryat etti.

-Ey Millet, İstanbul ile İzmir arasında ne fark var?
Bunlar iki ayrı ülkenin iki ayrı şehri mi? Yazdığım kitabın dağıtıldığı İzmir'de hiçbir takibata maruz kalmadı. Nasıl oluyor da İstanbul'da takip ediliyor ve cezaya çarpılıyorum. Hukuk-Adalet bunun neresinde?

Sözlerine devam ediyordu ki, görevli polisler onu omzundan itelediler:

-Yeter, yeter! Yürü hoca, haydi yeter! Diyerek konuşmasını kestiler. İbrahim Edhem çaresiz sustu, bileğindeki kelepçelerle Sultanahmet cezaevinin yolunu tuttular.

İSTİKLAL MAHKEMELERİ PEŞİNİ BIRAKMAZ

Şeyh Said kıyamından yaklaşık 1 yıl önceki bu İstiklal Mahkemesi, genç hocaya bir yıl hapis cezası verir. Ancak 1,5 ay hapis yattıktan sonra af kanunuyla serbest kalır. Fakat İstiklal Mahkemesi  genç âlimin peşini bırakmaz. Bu kez Şark İstiklal Mahkemesi, İbrahim Edhem Hoca hakkında dava açar. Davanın ilk mahkemesi İstanbul, Fındıklı’daki Meclis-i Mebusan binasında yapılır, Temmuz 1925’te yapılan ikinci mahkemesi ise Urfa Lisesi’nde gerçekleşir. Savcı Avni Bey(!), Şeyh Said isyanına  çok geniş bir kadronun hazırladığına inanmakta ve Edhem Bey’in de onun “tertipçisi, faili ve amili” olduğunu iddia etmektedir.

DÜZMECE İDDİALAR VE İSTİKLAL MAHKEMELERİ

Şanlıurfa Lisesindeki mahkemeye İbrahim Edhem Hoca, hapisten çıktıktan sonra geçimini ticaretle sağlamaya çalıştığından, pamuk ve fıstık almak için Doğu’ya gittiğini, Urfa’ya geliş sebebinin ise Çolak Hafız adlı güzel sesli bir hafızdan Kur’an dinlemek olduğunu söyler.

KARAR MAHKEMEDEN ÖNCE VERİLMİŞ:

İDAM 6 Temmuz 1925’te mahkeme İbrahim Edhem’in, isyanın faillerinden olduğu gerekçesiyle zaten önceden verdikleri kararı açıklarlar ve idamına karar verilir. 7 Temmuz 1925 günü Urfa sıcaktan kavrulurken henüz 22 yaşındaki İbrahim Edhem Hoca darağacına gönderilir. Hicri tarih 1347 Muharrem ayını göstermektedir. Bu olay Urfa’da ehli iman ve vicdanın yüreğine kor ateş gibi düşer. İdam edilen İbrahim Edhem Hoca, Şanlıurfa Said Nursi mezarlığına defnedilir.

Hilal Haber

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat