"Tercihlerimiz Ahiretimizi Belirler"


"Tercihlerimiz Ahiretimizi Belirler"

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 09 Mart 2017 Perşembe 18:16


İstanbul Alibeyköy'de faaliyet gösteren İDA-DER'de aylık sohbetler dizisinin Mart ayı konuğu AKMER Kurucusu, Araştırmacı-Yazar Hamza Er'di. Hamza Er "Ahiretimizi Belirleyen Tercihlerimiz" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Küre Medya / Haber Merkezi
İstanbul Alibeyköy'de faaliyet gösteren İDA-DER'de aylık sohbetler dizisi devam ediyor. Derneğin Mart Ayındaki hatibi AKMER Kurucusu, Araştırmacı-Yazar Hamza Er’di.

Dernek adına Vehbi Gür’ün selamlama konuşması ile başlayan programda daha sonra Hamza Er kürsüye davet edildi.

Konuşmasına, tercihlerimizin telafisi edilemez ve hüsran doğuran sonuçlarının olabileceğini hatırlatarak başlayan Hamza Er, “insan deyince akla ilk olarak irade ve tercih gibi temel özellikleri gelmektedir, çünkü insan tercihleri kadar Allah katında anlam ifade etmektedir ve edecektir” dedi.

Gönderildiğimiz yeryüzünde imtihan varsa birçok tercihlerin de olduğunu, ancak bu tercihlerin bir sıkıntı ve yük olarak görülmemesi gerektiğini, tercihlerin doğru kullanıldığında kişiyi değerli, seçkin bir makama ulaştırabileceğini vurgulayan Hamza Er, kişiyi itaat ve tasdik üzere yaratılan Meleklerden kıymetli kılacak olanın, birden fazla ihtimal arasında, rest çekme, isyan etme imkânı varken tek doğruyu, tek hakikati TERCİH edebilme yönelişi olduğunun altını çizdi.

Hamza Er, "Hayatta sürekli tercihlerle karşı karşıya kalıyoruz ve sürekli bir şeyleri seçebilme durumunda oluyoruz. Hayata imtihan gözlüğüyle bakanlar bunu Allah’ın görmemizi, seçmemizi istediği yerden bakarak değerlendirdiği gibi iç dünyalarından Allah’ı, Ahireti, hesap gününü, kulluğu, cenneti, cehennemi, sorumluluğu farkedemeyenlerin tercihlerini ise dürtüleri –Hayvansal eğilimleri- yön vermektedir” diyerek sözlerine devam etti.

Seçimlerimizden sorumluyuz, çünkü onlar bizim akıbetimizi, ahiretimizi belirleyecek olan tercihlerimizdir diyen Er, “insan seçebiliyorsa, seçme iradesine sahipse ve bunu meşru, fıtratına uygun şekilde kullanıyorsa değerlidir. İnsan seçebiliyorsa sorumludur. Seçebilme özelliğinde dolayı kuldur, imtihan ehlidir.”dedi.

“O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.” (67/Mülk,2) ayetini bu bağlamda aktaran Hamza Er şunları söyledi:

“Gerçekleştirdikleri seçimin üstünlük ve mükafat olarak kendilerine döndüğü topluluk ise iman edenlerdir. Onların en temel vasfı düşünebilme, akledebilme tercihleridir. Mü’minler bunca apaçık delillere bakıp, körü körüne direnme ve arzularına uyma yerine, akledebilmeyi seçmişlerdir. Bu yetenek onları imana ulaştırmış, daha dünyadayken üstünlük sıfatı ile müjdelenmelerini sağlamıştır.
“Gevşemeyin üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.”(3/Al-i İmran,139)


Ayrıca iman edenler, şeytanın vesvesesine karşılık Allah(c)’ın yolunu (7/201), iblisin, isyanı ve dünya süsünü çekici göstermesine karşılık, ihlaslı olmayı (15/39-40), O’nun tüm zorlamalarına karşılık, hak yolda sebat etmeyi (17/65), dünya hayatına karşılık, ahireti (4/74), küfre karşı, imanı (2/41-99), şirke karşı, tevhidi (6/19-163), boş sözler, kuruntular ve hevesler yerine, vahyi (7/3), isyana karşılık, itaati (2/285), cimrilik yerine, cömertliği (47/38), korkaklık, tembellik ve ihmale karşılık, cesaret ve cihadı (4/74), tağuta kulluktan kaçınıp, Allah(c)’a kulluğu (2/256) tercih etmişlerdir.

Kendilerine sunulan batıl alternatifleri reddederek, seçimini hak istikametinde kullanan mü’minler, gerçek kazanç ve zafer olan Allah(c)’ın rızasını kazanarak cennetlere ulaşabilme yolunda ciddi bir adım atmışlardır.”

Hamza Er, daha sonra insanın hayatında kırılma anlarını teşkil eden dört tercihin önemine değindi.

Bu dört tercihi; ideal, mürşid, eş ve kardeş olarak belirten Hamza Er  kısaca şu açıklamalarda bulundu:

“İslam insana yön çizer, ufuk gösterir, hayatına anlam kazandırır. İdealimiz, Rahatlık, konfor, güzel elbiseler, güzel kadınlar ve erkekler, bol para, şöhretli bir yaşam… Köyde uzlette insanlardan uzak bir yaşam, kimseye karışmadığım, kimsenin karışmadığı bir yaşam mı olacak;

Veya; Adam gibi iman etmek, Sabikun olmak, Racul olmak, Hamza, Ömer, Musab, Hatice olmak, Hayrın, iyiliğin yayılabilmesinde baş aktör olmak, çocukların, kadınların ailelerin dirilişi için sürekli meşru alanlar hazırlamak, dinin hayata hakimiyeti için didinmek, proje ve plan hazırlamak mı?”

“Mürşid, irşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran, eğiten, rehberlik yapan kişidir. Allah Resulleri ilk mürşidler olarak seçmiş ve insanlığa göndermiştir. Sözü dinlenmeye layık olan ve kendisinin dikkate alınacağı kimselerin doğru seçilmesi gerekir. Bu konudaki hatalarımız bizi ateşe götürebilir.”

“Hak yolda itaatkar, sabırlı, dünya süsüne dalmayan, islami sorumlulukları konusunda eşine destek olan ve kendisi de iştirak eden, izleyen değil kulluğunu yerine getiren, iffetine, ahlakına, tarzına dikkat eden, yanlış ve hatalı konularda göz yummayan, nasihat eden EŞLER tercihimiz olmalıdır.”

“İnsanların hayatında, dostluğun ve arkadaşlığın çok büyük ehemmiyeti vardır. Öyle dostluklar vardır ki, kişinin bütün hayatını olumlu veya olumsuz yönde etkiler; hattâ âhiret hayatının iyi veya kötü geçmesine bile sebep olabilir.

Bizlerin de Harun gibi Musa’ya omuz veren KARDEŞLERİMİZ olmalıdır. Ebubekir gibi, Mus’ab gibi fedakar, iyi niyetli, pozitif KARDEŞLERİMİZ olmalıdır. "Sahabe" arkadaş demektir. Sahabeler, dostluk ve arkadaşlığın benzersiz numunelerini ortaya koymuşlar, sevgi ve saygının, fedâkârlık ve feragatin hârika örneklerini göstermişlerdir.”


Hamza Er “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla –sıddıklarla- beraber olun. “(9/Tevbe, 119) ayetinin altını çizerek sözlerini sonlandırdı.

Yukarı Dön

İlgili Videolar




İlgili Fotoğraflar




Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat