Şehr-u Ramazan


Şehr-u Ramazan

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 04 Haziran 2016 Cumartesi 17:10


Ramazan; Vahyin isimlendirmesi ve ay takviminin dokuzuncusudur.

Küre Medya / Haber Merkezi
Ramazan; yağmur demektir, yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına gelen “Ramadiyu” masdarından gelir(elmalılı).Bu yağmur yeryüzünü yıkadığı gibi, an'a, ay'a, zaman'a hayata anlam katan, kalp-zihin/akıl-tasavvur kirini temizleyen hitab-ı ilahi olan Kur'an'ın son nebiye inmeye başladığı kadir gecesini içinde barındıran ayın adıdır.

Yaklaşan Ramazan ayı münasebetiyle Kemal Songür'ün kaleminden kayda değer hatırlatmalar.

Kemal Songür / Şehr-u Ramazan

Ramazan; yağmur demektir, yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasına gelen “Ramadiyu” masdarından gelir(elmalılı).Bu yağmur yeryüzünü yıkadığı gibi, an'a, ay'a, zaman'a hayata anlam katan, kalp-zihin/akıl-tasavvur kirini temizleyen hitab-ı ilahi olan Kur'an'ın son nebiye inmeye başladığı kadir gecesini içinde barındıran ayın adıdır.

     Yaratan, nimet veren, emreden ve düzenleyen Rahman'ın mü'min kullarıyız, emir ve nehiylerine sadakat ile teslim olan müslimleriz, salatımız, ibatetimiz, dirimimiz ve ölümümüz alemlerin rabbi olan Allah'ındır(En’am 6/162).

     Rabbimiz, indirdiğine iman ettik ve elçiye uyduk, bütün 'acziyetimizle' bizi şahidlerle beraber yazmasını (Ali İmran 3/53)yalvararak/yakararak niyaz ederiz.

     Oruç da emirlerden bir emirdir, severek ve isteyerek itaat edenlerdeniz. Şahid olduğumuz ve olamadığımız sayısız hikmetlerle dolu olan bu emri sadece O'nun rızası için yerine getirenlerden olmamız için yine O'ndan yardım dilenmekteyiz.

    "Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi oruç size de yazıldı (farz kılındı). Böylece korunursunuz." (Bakara 2/183)

     İnsanı yaratan ve ona en doğruyu gösteren O'dur, imtihana tabi tuttuğu kulunun zaaflarını ve arınma yollarının nasıl olacağını bilen de O'dur, "O hiç yarattığını bilmez mi?" ilahi beyanı bunu bildirmektedir. Hayatın bütün saha ve safhalarına yönelik oluşan arızi hastalıkların reçetesini vahiyle yazan ve kuluna ikram eden ve dahi kuluna şah damarından daha yakın olan Allah'tan başka kim ola ki?

    Bütün emir ve nehiyler kendi başlarına bir amaç değil, bilakis gerçekleştircekleri daha üst amaçlar için araçlar kılınmıştır, emir ve nehiylerin tümünü kuşatan ve sadakat ile gerçekleştirilen kulluğun/ibadetin tümü hikmetlerle doludur, bu kulların hayrına yönelik hikmetlerini/hasılasını emirlerin hemen arkasından gelen ifadelerde görmek de mümkün, vahyin tümüne yönelik tefekkürle şahid olmakta mümkündür. Oruç emrinin ifade edildiği ayetin "Böylece korunursunuz" diye bitmesi gibi.

     Oruçlu olmak, riyası sıfıra yakın olan muhteşem bir ibadettir, sorumluluk şuurunu ve Rabbe karşı duyarlılığı diri tutan kulluk eylemidir, diğergamlığı öğreten bir kılavuzdur.

     Vahiy ile bildirilen oruç emri gibi bütün emirler mutlak insan hayrınadır, nehyedilen her ne varsa insan/toplum yararınadır. 

     Sadakat ile teslim olunduğunda her türlü kiri-pisliği temizleyen, hak ile batılı birbirinden ayıran (25/1), dünyada izzeti, şerefi, erdemi, adaleti ve ahirette de felahı vaad eden mesaj-ı ilahi olan (21/10) Kur'an'ın değer kattığı her an/zaman/ay/ömür/ölüm hayırlıdır ve sevimlidir.

     Dokunduğu, müdahale ettiği, yönlendirdiği herşeye anlam ve değer katan VAHİY:

     İlahi hitap olan vahiy inmeye başladığı geceye kadr/kıymet bahşetmiş, indiği ayı mübarek kılmış, inzal olmaya başladığı kalbe/rasule/insana usvetunhasanetun payesi vermiş ve alemlere rahmet vesilesi olsun için yürüyen/görünen/işitilen/dokunulan güzel ahlak numunesi kılmış, birbirlerine düşman olanların kalplerini iman nimetiyle kaynaştırmış ve kardeş kılmış(8/63), gönüllere merhamet yağmurunu indirmiş, ekini ve nesli koruyan hayat bahşedici mesajları ile örnek neslin inşasını sağlamış, bilal ile ebubekir'i, arap ile farisiyi bir ümmet/cemaat kılmış, kadına onurunu/şahsiyetini bahşederek üstünlüğün gerekçesini takvaya bağlamış, fıtratı yaratanın eliyle adaleti tanımlayarak erdemli/izzetli bir toplumun nasıl oluşacağına yönelik kıstaslar ile kıyamete kadar cari olacak değişmez/değiştirilemez değerler dizini olan kitabi rehberliği bütün insanlığa göstermiştir. Bu öyle bir rehberlik ki, bireysel, duygusal, düşünsel, ailevi, sosyal, toplumsal, siyasal/yönetsel, ekonomik, tabiatın korunması, hülasa hayatın bütün saha ve safhalarına yönelik oluşabilecek tüm arızi hastalıklara şifa olan ve çözümleyen bir rehberliktir.

     Vahiy inzal olmaya başladığı geceyi bin aydan, yani koca bir ömürden daha hayırlı ve bereketli kılıyorsa, ey insanlık!! vahyin tümü sizin zihinlerinize, gönüllerinize, kalplerinize, ticaretinize/ekonominize, evlerinize, sokaklarınıza, şehirlerinize, ülkelerinize, meclislerinize, kısaca hayatınıza inerse değerlerinizi/kıymetinizi kaça katlar ve neye takabul eder hiç aklettiniz mi?

    Gizlenen, örtülen ve tersyüz edilen RAMAZAN:

    Genelde dünyada ve özelde yaşadığımız ülkede toplumlara enjekte edilen ve ete süte dokunulmadan anlatılan-aktarılan bir din tasavvuru mevcuttur. Özellikle ramazan ayında televizyon ve radyo kanalları ve genelde bütün medya olanca çok yüzlülükleriyle vahyin anlatmadığı bir dini ve vahyin anlatmadığı bir peygamberi anlatmaktadırlar.

    Kitap yüklü merkeplerde korkularından-korkutulduklarından ve menfaatlerinden dolayı folklorik ve adetlerle/örflerle bezenmiş, menkıbelerle ve mitolojilerle süslenmiş bir din anlatmaktadırlar. Çünkü böyle bir din anlatımı kitap yüklü merkeplerin hem ceplerini doldurmakta ve hem de tağutların/müstekbirlerin, zulmü meslek edinmiş zalimlerin hışımlarından ve tehditlerinden güvende olmalarını sağlamaktadır.

    Dikkat ediniz, ‘la ilahe’ ye tekabül eden müstekbirler, vahyi yok sayan küfrü yönelişler, hayata müdahil ilahi hükümleri yok sayan şirki tasavvurlara hiç değinilmeyen, sadece Allah’ın varlığına ve yaratıcılığına indirgenmiş, yaratıcı fakat müdahil olmayan ve yarattıklarını başıboş bıraktığı düşünülen-düşündürtülen bir ilah tasavvuru anlatılmaktadır.

    Öyle bir resul/resuller anlayışı-algısı anlatılmaktadır ki, sanki resuller Firavunlarla, Nemrutlarla, Ebu Cehillerle ve sahip oldukları zihniyetleriyle/düzenleriyle mücadele etmemiş-edilmemiş, yaşadığımız çağa bu zihniyetler hiç taşınmamış, kimlikleriyle-kişilikleriyle-zihniyetleriyle tarihin sayfalarında kalan figürler olarak görülmüş(dondurulmuş), dolayısıyla putperest algı ve şerikleştirici yönelişler adeta tarihin konusu olarak görülerek ve de zamanın şerikleştiricileri-inkârcıları göz ardı edilerek reddiyesi olmayan bir din inşa edilmeye çalışılmıştır.

    Peygamberlerin tevhidi mücadelesi gizlenerek/saklanarak ve tersyüz edilerek, peygamberlerin misyonları-fonksiyonları ete süte dokunmayan-karışmayan ‘’renksiz, tatsız, tuzsuz, kokusuz, her renk ve kokuyla uyuşabilen’’ bir ilahi davete! İndirgenmiş, her ne olursan ol bizdensin biz de sizdeniz anlayışıyla dinin hayata müdahale eden işlevi koparılarak ahiret sürgününe gönderilmiştir. 


YAZININ TAMAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ>>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat