Şehitlerimizin önümüzde yol işaretlerine dönüştüğü ay: Şubat


Şehitlerimizin önümüzde yol işaretlerine dönüştüğü ay: Şubat

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 16 Şubat 2014 Pazar 12:03


"Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya ölürseniz, Allah'ın size lütfedeceği mağfiret ve rahmet onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır." (Ali İmran, 3/157-158)

Küre Medya / Haber Merkezi
Müslümanlara sorumluluklarını ve kulluklarını sadece sözleriyle değil, eylemleri ve feda ettikleri hayatlarıyla ortaya koyanlardır şehitler. Emperyalizmle, küresel tağuti güçlerin bölgesel yardakçılarıyla mücadele ederlerken eğilmedikleri, uzlaşmadıkları ve teslim olmadıkları için şehadete ulaşan şehitlerimizi ise en çok şubat ayında anıyoruz. İskilipli Atıf Hoca'dan Hasan El-Benna'ya, Malcolm X'ten Metin Yüksel'den Abbas Musevi'ye dek İslam dünyasına fikirleri, cesaretleri ve fedakarlıkları ile yön vermiş pek çok kardeşimizin şehadetleri yine bu ayda gerçekleşmiştir. Sadece onlar mı? Şeyh Esad Erbili gibi çok bilinmeyen ancak zalim yönetimlerce katledilen daha onlarca şehidle beraber Şubat ayı adeta şehidler ayına dönüşmüştür.

Özellikle son dönemde tavizler ve uzlaşılar ile teslim alınan, tağuti düzene karşı sesini yükseltmeyerek parça parça kırılan İslami hareket açısından bu ay şimdi daha da büyük anlam kazanıyor. Fikirlerin, düşüncelerin veya kazanımların tek başına İslami hareketi inşa edemediği; fedakarlık ve hakkı üstün tutarak tağuti düzenden ayrışmanın çok önemli ve vaz geçilemez bir koşul olduğunu da yine şehitlerimizin hayat hikayelerinden / örnekliklerinden çıkarıyoruz.

Bu çerçevede hayatlarıyla ümmete ve dünyaya şahid olmuş, şahitlikleri ile şehadete ulaşmış müslümanların hayat hikayelerini kısa başlıklarla sizinle paylaşıyoruz. Örnek almak, mücadelemiz ile ilgili özeleştiri yapmak ve hareketlerimizi bereketli kılmak için şehitleri yeniden hatırlamaya davet ediyoruz.

"Batı medeniyeti ancak insanın hayvani ve cismani yönüne hizmet ediyor"
İskilipli Atıf Hoca (Şehadeti: 4 Şubat 1926)

Atıf Hoca, şapka devriminden önce yayımlamış olduğu Frenk Mukallitliği ve Şapka risalesinde Müslümanları amel-iman bütünlüğüne davet ediyordu. Müslümanların Müslüman olmayanların kılık kıyafet ve kültürel alışkanlıklarına benzemeye çalışmasının caiz olmadığını söylüyordu. Bir Müslüman ile Hıristiyanın veya bir Yahudinin kılık kıyafetinden ayırt edilebileceğini, hatta edilmesi gerektiğini savunuyordu. Kendi ifadeleriyle "Batı medeniyeti ancak insanın hayvani ve cismani yönüne hizmet ediyor"du.

26 Aralık 1925'te, risaleyi yayınlayan ve dağıtanlarla birlikte, 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara'ya gönderildi. 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılandı. Risaleyi kanunun çıkarılmasından önce yayınlamış olduğunu, içerikleriyle ilgili görüşlerinden vazgeçmemiş olduğu şeklinde bir ilk savunma yaptı. Savcı, İskilipli Âtıf Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme, müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Ancak Atıf Hoca savunma haklarından tümüyle vazgeçtiğini belirterek idama götürülmesine razı bir tutum aldı.

Ertesi gün, mahkeme reisi Ali Çetinkaya, müdafaa yapmaya gerek görmeyen Atıf Hoca'yı idama mahkum etti. Atıf Hoca 1 hafta sonra Ankara Samanpazarı Meydanı'nda asıldı.

Ölümünden sonra Ankara'da bulunan mezarı bulunduğu park yerinden 2009 yılı başında İskilip Gülbaba mezarlığına taşınmış ve 2010 yılı başında kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

"Biz ölümün tehlikelerle dolu bir hayattan ebedi nimet ve saadetlerle dolu gerçek bir hayata geçiş köprüsü olduğunu biliyoruz"
Hasan El-Benna (Şehadeti: 12 Şubat 1949)

Hasan el-Benna Da'vetuna, Nahvü'n-Nur, Akidetuna, el-İhvanü'l Müslimun tahte Rayetü'l-Ku'ran, Muskilatuna fi da'va'l Nizami'l-İslam, Müzekkiratü'd-Da'va ve'd-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı milli bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman milletlerin İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman milletlerin geri kalmasının sebebi din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde teşkilatlanmalı, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler teşkilatı maksadı da bu programı gerçekleştirmekti.

Hasan El-Benna rejimin tüm yıldırma politikalarına rağmen cemaat işleri ile var gücüyle ilgileniyor, sık sık gittiği teşkilat merkezlerinde gençlerle sohbet ediyor, tutuklu ve şehit aileleri ile bizzat ilgileniyordu. Cemaatin ileri gelenleri İmam'ı suikasta uğrama noktasında sürekli uyarıyor, o ise tedbiri aldıktan sonra takdire hiçbir şekilde müdahale edilemeyeceğini söylüyordu. Şehadetinden önce arkadaşlarının tutuklanması ve yapılan baskılardan ötürü herhangi bir yere hicret etmek istemiş, fakat hükümet buna izin vermemiş, ülke içerisinde sığınma ve korunacak bir yere gitme talebi reddedilmişti.

Şehadetinden birkaç gün önce korumalığını üstlenen kişiler tutuklanmış, İmam Hasan El-Benna'nın eniştesine ait olup kendisine tahsis edilen araca el konulmuştu. Şehid edildiği 12 Şubat günü akşam saat 20.15'te Üstad El-Benna, avukat arkadaşı Abdulkerim Mansur ile çağırdıkları bir taksi ile gitmek için teşkilatın üst katlarından aşağı indi. Çağırmış oldukları taksiye biner binmez kurşun yağmuruna tutuldular. Kurşunları boşaltanlar daha sonra polis arabasına binerek kaçmışlardır.

"...Bir müslüman olarak yeryüzünden ALLAHın huzurunda secde etmeyen tek fert kalmayıncaya kadar İslamın hakim kılınması yolunda kendimi görevli hissediyorum..."
Malcolm X (Şehadeti: 25 Şubat 1965)

1952'de Malcolm X adıyla Siyah Müslümanlar Hareketine girdi. Elijah Muhammad'ın yolunu izledi ve ona ABD içinde tümüyle bağımsız olacak bir siyah cumhuriyetinin kurulması fikrini benimsetti. Ancak Mart 1964'de iki kişinin arası açıldı; Malcolm X, Afrika - Amerika Birliği örgütünü kurdu ve 1964'de Afrika ile Ortadoğu'ya (Mekke'de hac için bulundu) iki gezi yaptı. Dönüşünden 1 yıl sonra da öldürüldü.

Annesi bir Mulattodur. Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, Massachusetts'in siyah mahallesinde ilköğrenimini bitirir. Avukat olmak istemektedir ve bunu öğretmenine de söylediğinde ondan avukatlığın siyahlara göre olmadığını ve marangoz olmasının daha doğru bir seçim olacağını duyar. Çok istemesine rağmen, üniversiteye gidemeyince, küçük yaşta çalışmaya başlar. Michigan ve Boston derken, kendini birden Harlem'de bulur. Bir siyah olarak, ona verilen yaşama biçimi, onu sonunda hapishaneye düşürür. Üniversiteyi Harlem sokaklarında tamamladığını ve doktora tezini de hapishanede hazırladığını uzun uzun anlatır. O okuma açlığını hapishanede giderir. hapishane kütüphanesindeki kitapları tek tek okur. Hapishane yılları için: "Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra hapishanedir" demiştir.

O, yedi yıllık hapishane yaşamından sonra, başka bir Malcolm X olarak Harlem'e geri döner. Hapisten önce bir sokak serserisiyken, şimdi Amerika'da büyük bir hızla gelişen İslam dininin etkili ve ateşli bir temsilcisidir.

Malcolm Little olan soyadını Harlem'de X olarak değiştirir. Yeni soyadı, onun Afrikalı atalarının artık kendisi başta olmak üzere, kimse tarafından bilinmediğinin simgesidir. Elijah Muhammed'in öncülüğünü yaptığı Siyah Müslümanlar Hareketi Malcolm X'le birlikte daha da kuvvet kazanarak yayılmaktadır. Artık Malcolm, Elijah Muhammed'in baş kurmayıdır. Fakat Malcolm'un Elijah Muhammed'in zina yapmasına karşı çıkması, daha sonra da Elijah Muhammed'in, Malcolm'a, Başkan Kennedy'nin öldürülmesi hakkındaki yetkisiz ve iğneleyici sözlerinden ötürü sessiz kalmasını emretmesi, Malcolm'un kendi hareketi içinde izole edilmesine sebep olur.

Gerçek İslam'ın Elijah'tan çok uzak olduğunu biliyordu. Ancak Malcolm X'e göre İslam'ı bütün incelikleriyle kavrayabilmek için Hac'a gitmesi gerekiyordu. O Amerika'da bildiği İslam dini ile, Hac'da gördüğü İslam isimli din arasında farklılıklar olduğunu düşünmeye başlayınca, X olan soyadını El Şahbaz'a çevirdi.
Başlangıçta, ilk Siyah Müslüman hareketinin öncüsü Elijah Muhammed'in bağlısı olarak ırkçı düşünceler taşıyorken, daha sonra bu düşünceleri değişti. Artık kendisini İslam'ın sömürgecilik ve ırkçılık karşıtı evrensel mesajını tüm dünyaya iletmeye adamıştı. Bu amacını kitleler çapında gerçekleştirmeye çalıştığı toplantılarından birinde suikasta uğrayıp, 21 Şubat 1965'de öldürüldü.

X, Manhattan'da bulunan Audubon Balo salonunda konuşma yaparken bir kişi "Zenci, ellerini cebimden çek!" ("Nigger, get your hand outta my pocket!") şeklinde bağırdı. Bu bağırma üzerine korumalar adama yönelirken, bu kişi daha hızlı davrandı ve namlusu kesilmiş tüfekle Malcolm X'i göğsünden vurdu. Başka yere konuşlanmış diğer iki arkadaşı ile birlikte X'i 16 kez vurdular. Salonda bulunanlar suikastçılardan birini yakalayıp darp ettilerse de diğer ikisi profesyonelce olay yerinden kaçtı. Malcolm X, aldığı yaralarla kısa sürede hayatını kaybetti. Cinayet zanlısı olarak Talmadge Hayer adındaki, ama Thomas Hagan olarak bilinen ve kendisini Müslüman olarak tanıtan Siyah şahıs tutuklandı. Diğer zanlılar Norman Butler ve Thomas Johnson ile birlikte üç kişi yargılandılar. Yargılamada kimi suçlamalar düştü, suikastı başkasının işlediği tezleri ortaya atıldı. Ama bu üç zanlı hayatına devam etti. Şu an Hayer; Mücahid Halim olarak tanınmakta, Butler; Muhammad Abdül Aziz olarak tanınmakta ve Harlem Camisi başkanlığını yürütmektedir. Johnson ise Halil İslam ismini almıştır.

Küre Medya / Özel Haber

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat