Şam ve Ankara’yı yaklaştıran korku


Şam ve Ankara’yı yaklaştıran korku

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 02 Haziran 2016 Perşembe 18:07


Yeni Şafak yazarı Akif Emre bugünkü yazısında, Suriye'de son dönemde meydana gelen gelişmeler üzerine bir analiz yapıyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Yeni Şafak yazarı Akif Emre bugünkü yazısında, Suriye'de son dönemde meydana gelen gelişmeler üzerine bir analiz yapıyor.

Akif Emre, gelişen olayların Ankara ve Şam yönetimini birbirine yakınlaştırdığını, bu yakınlaşmaya iki tarafında korkularının neden olduğuna değiniyor.

Akif Emre, "Son günlerde Suriye Baas yönetimi ile Türkiye'nin ilişkilerinin düzenlenmesi, görüşmelerin başlatılması yönünde bir politika değişikliğinin işaretlerini veren açıklamalar yapılıyor. Suriye iç savaşının her anlamda tıkandığı, hiç bir tarafın mutlak üstünlük sağlama gücünde olmadığı bir noktaya gelindi. Üstelik doğrudan dış müdahalelerin askeri boyut kazandığı ortamda Suriye iç savaşı bir vekalet savaşı olmaktan da çıkmak üzere. Bölgesel ve bölge dışı güçlerin uluslararası hukuk kılıfı altında müdahil olduğu, doğrudan savaşın tarafı haline geldiği ortamda bölge çok ciddi risk altında." diyor.

Akif Emre'nin ilgili yazısı:

Şam ve Ankara’yı yaklaştıran korku

Son günlerde Suriye Baas yönetimi ile Türkiye'nin ilişkilerinin düzenlenmesi, görüşmelerin başlatılması yönünde bir politika değişikliğinin işaretlerini veren açıklamalar yapılıyor. Suriye iç savaşının her anlamda tıkandığı, hiç bir tarafın mutlak üstünlük sağlama gücünde olmadığı bir noktaya gelindi. Üstelik doğrudan dış müdahalelerin askeri boyut kazandığı ortamda Suriye iç savaşı bir vekalet savaşı olmaktan da çıkmak üzere. Bölgesel ve bölge dışı güçlerin uluslararası hukuk kılıfı altında müdahil olduğu, doğrudan savaşın tarafı haline geldiği ortamda bölge çok ciddi risk altında. Artık kimse şu veya bu yönetim altında bir Suriye'den bahsetmiyor. Hatta yönetimden çok bütünlüklü kalsa bile yaşanabilir bir Suriye'nin varolup olmadığı konuşuluyor. Yürütülmeye çalışılan hesap, herkesin kaybettiği bir içsavaştır. Bu saatten sonra kimin hangi politikaları sürdürerek bu noktaya geldiği yahut kimin zamanında “ben yazmıştım” deyişini haklı çıkaracak olguların hiç bir anlamı kalmadı. Ama yazılıp çizilenler, ithamlar da arşivlerde duruyor.

Türkiye'nin içine girdiği siyasi süreç, uluslararası dengeler, ekonomik şartlar göz önüne alındığında bu savaşın çoktan bitirilip bölgenin sükunete kavuşmasını istememek imkansız. Bu durum sadeceTürkiye'nin ulusal çıkarları açısından bencil bir talep değil, başta Suriyeliler olmak üzere bölgenin geleceği açından da hayati öneme sahip.

Türkiye nerede hata yaptı, Baas rejimi nasıl katliamlar işledi, muhalifler nerede yanıldı, bölge ülkeleri neden iç savaşta taraf oldu ve hatta kışkırttı, İran neden inatla rejim saflarında savaştı, Batının teşvik edip yarı yolda bıraktığı muhaliflere Suud'un verdiği bunca destekten beklentisi neydi gibi büyük genellemeler konusunda yazılmadık husus kalmadı. Geride kim başa gelirse gelsin harap olmuş bir ülke, yüzbinlerce insanın hayatına malolan katliamlar, milyonlarca mültecinin bıraktığı acı tablo var. Üstelik sonuçları itibariyle sadece Suriyelileri ilgilendiren sadece Suriye'nin iç meselesi olan bir insanlık krizinden bahsetmiyoruz. Askeri, siyasi, sosyal ve insani boyutlarıyla bölge ülkelerini özellikle de Türkiye'yi can acıtıcı biçimde ilgilendiren gelişmeler yaşanıyor. Üstelik bu şekilde devam ettiği sürece bölge dışı güçlerin müdahalesi ile yeni sınırların, yeni dengelerin cebren dayatıldığı bir Ortadoğu haritası ile yüzleşmek ve bunun doğuracağı yeni altüst oluşların, çatışmaların bedelini de ödemek durumunda kalacağız.

Hamasetin ötesinde küresel güçlerin sahte özgürlük vaadlerinin, güç ve iktidarını kaybetmek istemeyen tiranların katliamlarının, başkalarının kışkırtması bir yana basiretsizlikleriyle özgürlük mücadelesi adına silaha sarılanların, bölgesel hesaplar adına savaşa müdahil olanların kıyasıya yanıldığı bir sonuçla karşı karşıyayız. Tarafların başta hiç tahmin edemeyecekleri yeni durumlara evrilmekte olan bir kriz var. Bu zamana kadar doğrudan sahaya inmeden sürdürdükleri vekalet savaşında artık taraf olan Rusya ve daha kararsız da olsa Amerika'nın son hamlelerinin sonucu belirleyecek gibi görünüyor.

Bu açıdan bakıldığında ABD ve Rusya'nın iç savaştaki stratejik hedefleri hem Türkiye hem de Baas rejiminin hiç de istemediği boyutlara evriliyor. Görüntünün aksine Esad'ı destekleyen Rusya ile ona karşı muhalifleri destekleyen Amerika aslında hem Şam'ın hem Ankara'nın en son görmek isteyeceği bir projede birleşiyor.

Bu noktada başa dönecek olursak Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine Esad'ın daha fazla ihtiyacı olduğu hatta bu konuda aylar öncesinden gayrı resmi girişimlerde bulunduğu biliniyor. 


YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ>>>>>


Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat