Sahi, biz 29 Ekim’de neyi kutluyoruz?


Sahi, biz 29 Ekim’de neyi kutluyoruz?

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 30 Ekim 2020 Cuma 17:20


29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, yeni kurulan rejim için ne ifade ediyordu?

Küre Medya / Haber Merkezi



Türkiye’de büyük değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir ülke. Bu cümle bugünden bakıldığında belki çok fazla bir şey ifade etmiyor olabilir. Zira bizler hala değişimin etkisinde olan insanlarız. 100 yıllık bir süreç çok uzun bir zaman dilimi gibi gelse de insanlığın hikâyesine bütüncül bir şekilde baktığımız vakit çöldeki kum misali kalıyor.

Bu sebeple yaşanan değişim üzerine düşünmek, tarihi kendi akışı içerisinde daha anlamlı bir yere oturtuyor. Cumhuriyetin ilanı ve öncesinde yaşananlar ile 29 Ekim tarihiyle sembolleşen ritüelleri incelemek bu anlamda önemli bir yerde duruyor.

Cumhuriyet Nasıl İlan Edildi?

İtaatkâr bir meclis oluşturmak rejimin fikir babaları için her zaman öncelikli bir husus olmuştu. Ancak uygulamada yaşanan aksaklıklar ve 1. Meclis’in acı tecrübesi bunu imkânsız hale getirince yapacak başka bir şey kalmaz. Meclis, genel olarak kendisini seçtiren iradeden bağımsız hareket etme eğilimi taşır. Veya, işlerini kendi iradesine göre yürütmeyi yapılması gereken şey olarak düşünür. Hâlbuki onları seçtiren irade, kendisine bağlı bir Meclis istemektedir.1

Bir çeşit meclis darbesi denilebilecek şekilde hızlıca ilan edilir Cumhuriyet. Olaylar şu şekilde gelişir: 28 Ekim akşamı Çankaya’da bir araya gelen Mustafa Kemal kurmaylarına, “yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” der. Yemeğin ilerleyen saatlerinde harekât planı hazırlanır. Rejim değişikliği tasarısını İsmet İnönü ile hususi olarak da konuşan Mustafa Kemal ertesi gün meclisin toplanmasını ister.

Ufak çaplı bir kriz vardır zira bu yaşanacak olan zoraki değişimden çok fazla kimsenin haberi yoktur. Meclis toplanır. Liste hazırlama aşamasında iyice içinden çıkılmaz bir hal alan toplantılarda, Kemalettin Sami Paşa’nın akıl etmesi(!) üzerine Mustafa Kemal’e başvurulması kararı çıkar. Meclise davet edilen Mustafa Kemal, kürsüye çıkıp yaşanan krizin sistemle ilgili olduğunu söyler. Ancak konuşması esnasında bir kere bile Cumhuriyet demez. Ardından hazırladığı metni okuması için meclis kâtibini çağırır. Kâtibin okuduğu metin büyük bir şaşkınlık yaratmıştır. Milletvekillerinin 101’inin bulunmadığı bir esnada Cumhuriyetin ilanı öngörülmektedir. Görüşmelere hızlıca geçilir. O esnada Meclis’te bulunan 158 milletvekilinin oyuyla saat 20.30’da Cumhuriyet ilan edilir. 15 dakika sonra tekrar toplanan Meclis Cumhurbaşkanı seçimine gider ve Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı seçilir.2

Bugünün anısına 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olarak ilan edilir. Yeni rejim sistem sorununu bir şekilde aşmış ve kendine bir yönetim biçimi bulmuştur. Artık yapılması gereken bu yeni sistem etrafında bir kültür inşa etmektir. Bu kültürün inşası için gerekli olan motivasyonu oluşturacak şey daha önceki kültürel formdan alınarak gerçekleştirilmektedir sanki. Dini bir form ağır basmaktadır. Cumhuriyetin şair, yazarları tarafından da sıklıkla dile getirilen bu söylem, Türk’e din olarak Kemalizm yeter! argümanı etrafında dillendirilir.

29 Ekim kutlamalarında da bariz dinsel imgeler hakimdir. Mesiyani kültürün coşkulu yürüyüşlerini andıran görüntüler bu kutlamalarda da vardır. TRT 2'de yayımlanan Tarihin Ruhu programının Cumhuriyet Bayramları isimli bölümünde sık sık rastlanan görüntüler komik olduğu kadar dehşet vericidir.3 Aynı belgeselde ailelere çocukları için bayramlık alışverişi 29 Ekim’de yapmalarının telkin edildiği de söyleniyor. Tarih oluşturmak adına yapılan bu seremonilerin sahiciliği ise oldukça tartışmalıdır.

 

İnşa edilmek istenen bu seremoniler Anıtkabir’de zirveye ulaşmıştır bugün. Yıllar önce ölmüş olan kurucu figür, yaşatılmak için çiçekler ve marşlarla(ilahilerle) anılmaktadır kutlama vesilesiyle. Bir dinin her şeyiyle yeniden oluşturulmaya çalışıldığını söylemek mümkün gözüküyor. En akılda kalıcı olan ise kutlamalarda kullanılan özlü sözlerden birisidir: Her şeyi kendimizden bekleriz. Sanki Fatiha Suresi'ne karşı yazılmış gibi duran bu söz yaşanan ve yaşamakta olduğumuz değişimin özeti gibidir.

 

1- Ahmet Cemil Ertunç, Cumhuriyetin Tarihi, s. 70, Pınar Yayınları

2- A.g.e. 71-72’dan derlenmiştir. Vurgular bize aittir.

3-https://www.youtube.com/watch?v=q6BrezsX-m0 (İlgisiline tavsiye edeceğimiz bu program eleştirel bir gözle izlendiğinde trajikomik halin örneklerini bolca içerisinde barındırıyor.)

Abdurrahman Güner / HAKSÖZ HABER

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat