Piyasa Tektanrıcılığı


Roger GARAUDY, Piyasa Tektanrıcılığı

Roger GARAUDY


A+ |Normal |A-


Adam Smith'in Postulatı'ndan Piyasa Tektanrıcılığı'na (İngiliz Felsefesi) (1)


Kapitalizm'in ilk biçimi ve insanî temellerinin ilk bilinci İngiltere'de doğmuştur.

Batı Hint Adaları Şirketi'nin 1770 tarihli resmi raporu şunu belirtir:?Halkın üçte birinden fazlası, eskiden çok verimli olan Purneah bölgesinde ölmüştür ve başka yerlerde ise sefalet büyüktür.?

İngiliz Devleti, Şirket'in yerini aldığında Hindistan genel valisi Lord Cornwallis bir bilânço çıkarmıştır?Hindistan'da şirket topraklarının üçte birinin vahşi hayvanların yaşadıkları bir vahşi orman haline geldiğini kesin olarak söyleyebilirim.? Hindistan'da yaşanan ilk büyük kıtlığın temelinde, 1793'de bu valinin Bengal ve Bihar için yayınladığı, Hindistan'ı özel topraklara bölen ve ortaklaşa kullanarak geçimlerini sağladıkları topraklardan fakir köylüleri çıkaran Toprak Tüzüğü yatmaktadır: 1800 ile 1825 yılları arasında 1 milyon ölü, sonra 1850 ile 1875 arasında 5 milyon ve 1875 ile 1900 arasında 15 milyon ölü. Böylece Hindistan'ın tarımsal geçim ekonomisi sonra da tekstil zanaatı yok edilmiştir. Bu liberalizm oyunu, bu ülkeyi Manchester'in kumaş ithâlatçısı yapmıştır: 1814 ile 1834 arasında ithâlat rakamı 1 milyon dolardan 51 milyon dolara çıkmıştır.

Resmi tanıtım kitapçıklarında?İngiliz filozofları? olarak adlandırılan kişilerin hepsi, Doğu Hint Adaları Şirketi'nin doğrudan ücretli teorisyenleri haline gelmemişlerse bile, öncelikle kendi dönemlerinin imparatorluk ekonomisine sıkı sıkıya bağlı siyasetçiler olmuşlardır.

Doğmakta olan kapitalizmin yasalarını doğanın yasaları olarak gören Hobbes (1588-1679)?Siyasî ve Doğal Yasanın Unsurları? (1640) adlı eserinde pazar ekonomisinin ilkesini ortaya koymuştur: Vahşi bireyselcilik ve acımasız rekabet. Toplumun, doğal şartlar içerisinde?herkesin herkesle savaştığı bir alan? olduğu sonucuna varmıştır.

Atina demokrasisinin iflasında bir uyarı gören Hobbes, çatışan bu vahşi iştah ormanına bir birlik empoze etmek için yalnızca?mutlak bir despotluğa? başvurulabileceğini düşünmüştür. Leviathan (1654) adlı eserinin merkezî tezi de budur.

Hobbes, sonraki üç asır boyunca doğrulanacak olan liberalizmin mantığını böylece keşfetmişti: Bireylerde olduğu kadar ulusların rakipsel bencilliklerinin vahşi karmaşasıyla başlayan bir düzen, sadece birinin mutlak diktasına varıncaya kadar en güçlülerin en zayıfları yutmasını sağlar.

Hobbes, burada aslında ona görünürde ters gelen ama içsel mantığının neticesini oluşturan rekabetçi bireyselciliğin gidişatını ve sonunu çizmiştir: Totaliter dikta, siyasi olarak daha gizli bir biçim alırken, ekonomik olarak onun kadar etkili ve tirancı olan piyasa tektanrıcılığı biçimi altında bir küresel hegemonya şirketi formatını alır.

Ondan sonra adaleti mülkiyetin korunması olarak algılayan John Locke (1632-1704), 1671'den itibaren yazmaya başladığı ve 1683'de yayınlanan?İnsanî Sağduyu Üzerine Deneme? adlı eseriyle öğretinin oluşumunu devam ettirmiştir.

Locke, para birikimini temel alan devletler için zorunlu olan faizi övmek suretiyle Bankacılığın propagandacısı olmuştur. Artık mülkiyetin savunusu olarak spekülasyonun yolları açılmıştır: İnsan kazandığı oranda değerli olduğundan toplumsal sözleşme, mülke sahip olan kişi için kumarhaneye dönüştürülmüş olan bankanın oyununa girme hakkını esas alır.

Ticaret ve Sömürgeler Kraliyet Komiseri olarak atanan Locke, Amerika'daki İngiliz sömürgelerinin ekonomik olarak merkeze bağlanması ve ticarî mallara fatura kesilmesinin yasaklanması amacıyla bu sömürgelerin -daha önce bir kraliyet?Fermanıyla? tanınmış olan-  haklarını sınırlamak için amansız bir mücadele vermiştir.  

1721'den 1742'ye kadar İngiltere'yi temsilen yönetici Edmond Walpole olmuştur. 1712'de yolsuzluktan dolayı Londra Kulesine hapsedilmiş olan Walpole, 1715'de Maliye Bakanı olmuştur. Walpole, Maliye Bakanlığı döneminde birçok teorisyenle birlikte hareket etmiş ve 1714'de Mandeville (1670-1733),?Arılar Fablı?nda özel kötülüklerin kamu iyiliğine hizmet ettiğini savunmuştur.

Jeremie Bentham (1748-1832) bu düşünür zincirini en iyi temsil eden kişidir. O da kapitalist sistemi doğal düzenle aynı kabul ederek insanı, yalnızca haz peşinde koşan ve acıdan kaçan bir hayvan türü olarak görmüştür. Bu doğrultuda hazzı ölçmek için ortak bir payda olduğunda ancak mümkün olan bir haz aritmetiğini hayal etmiştir. Bentham'a göre bize haz veren ve acıdan koruyan nesnelerin de bir fiyatı olmalıdır. Bu fiyat da piyasada oluşur. Demek ki bu ortak payda yani ölçü aleti paradır.?Ahlak ve Yasa İlkelerine Giriş? (1789) 'ten,?Cezanın Akliliği? (1830)'ne kadar Bentham'ın bütün felsefî eserleri, rekabet düzeninde adaletin, suçla orantılı ekonomik cezalar gerektirdiğini savunur.

Nicelik çağı böylece temelini bulmuştur: Yalnızca piyasa, insan ilişkilerinin düzenleyicisidir ve insanı da (homo economicus) yalnızca üretici ve tüketici olmaya ve yalnızca kendi menfaati doğrultusunda davranmaya indirgemiştir. Marcuse'ün üç asır sonra tek boyutlu insan olarak adlandırdığı da budur.

İnsan ile hayvan arasında hiçbir fark gözetmeyen Bentham, düşüncesini şu ifadeyle özetlemiştir:?Doğa, insanlığın yalnızca iki efendi tarafından yönetilmesini istemiştir: Haz ve acı.?

1763'de İngiltere hükümetinin başına Walpole'un yerine geçen Lord Shelburne, Bentham'ı?beşeri bilimlerin Newton'u? olarak görmüştür.

Batı Hint Adaları Şirketi'nin ve Baring Bankası'nın yardımlarıyla Shelburne, İrlanda'ya ve İngiliz sömürgesinden kurtulmuş olan Amerika'ya her tür ayrıcalığı reddetmiştir. Onun siyasetinin ana çizgisi şuydu: Ticaretin tamamen özgürleşmesi ve serbest mübadele sayesinde Amerika'yla bütün işlerini bitirmek.

27 Ocak 1783 Lordlar Kamarası'ndan, Amerika'nın sömürgeleştirilmesine son veren Paris Antlaşması'nın feshedilmesini talep etmiş ve ticaretin serbestliği yöntemiyle genç Amerika'nın zayıf düşürülüp,  tekrar İngiliz boyunduruğu altına alınabileceğini belirtmiştir:

Rekabet, sağlıklı bir serbest mübadelenin temelidir... Yalnızca toprak üzerinde serbest mübadeleyi hedeflemeliyiz... Bizim ana hedefimiz, dünyanın bütün tüccar uluslarından daha ileri sanayi ile daha çok sermayeyle, daha fazla girişimle bütün piyasaları açmaktır.? Bu ifade, aynı küresel hegemonya hedefleriyle hareket eden GATT, Dünya Ticaret Örgütü ve Amerikan liderleri tarafından kullanılmaktaydı.

Shelburne, Adam Smith'ten (1723-1790) bir kitap yazmasını istemiştir.

Edinbourg'da Gümrük Komiseri olan Adam Smith, 1776'da eserini tamamlamıştır:?Ulusların Zenginliği?. Eserin güncelliği hâlâ devam etmektedir. Siyasi ekonominin babası olarak adlandırılmaktadır Smith. Özellikle XX. asrın ikinci yarısında dünyanın egemenliğini İngiltere'den devralan Amerika'da, serbest mübadele bütün teorisyenler tarafından savunulmuştur.

Ekonominin motoru, kişisel menfaattir: Ulusların Zenginliği'nin 4. kısmında Smith, sisteminin ana hattını şöyle ifade etmiştir:?Sanayisini, mümkün en yüksek değerden üretime yönlendiren herkes kendi kazancını düşünür, böylece görünmeyen bir el tarafından yönlendirilerek, bilincinde olmadığı bir hedefi gerçekleştirir... Sırf kendi menfaatini gerçekleştirmek amacıyla, istemeyerek de olsa toplumun menfaatine hizmet eder.?

Bundan da, devletin bilinçli müdahalesinin zararlı olabileceği ve dolayısıyla da asgariye indirgenmesi gerektiği sonucu ortaya çıkar.

Sömürgelerle olan güç ilişkileri, devletin savaş giderlerini çoğaltır; oysa ticaretin serbest yapılması yeterlidir: Bu bağlamda İngiliz üstünlüğü tartışılmaz.

Shelburne, Adam Smith'e sipariş verdiği kitabın verilerinden tatmin olabilirdi. Ama Bentham, Adam Smith'in liberalizminin yeterli olmadığı kanaatindeydi. Adam Smith'i yeterince detaylandırmadığı için eleştirdiği ?Faizin savunması? isimli kendi eserini kaleme almıştır. Ona göre Smith, faize konmuş sınırların, girişim ve özgürlüğü boğduğunu daha açıkça ifade etmeliydi. Adam Smith bu eleştiriyi memnuniyetle kabul etmiş ve Bentham'a şöyle cevap vermiştir:?Sizin kitabınız üstün bir insanın eseridir.?

Gerçekten de Bentham'ın liberalizmi, çok daha radikal ve çok daha tutarlıydı. Adam Smith, devletin görevleri arasında (Ordu ve donanma, yönetim ve kamu işleri) işsizlere veya dışlanmışlara yardımı saymamıştı. Bentham bu eksikliği gidermiştir: Panopticon'adlı çalışmasından (1802) suçlulara, yoksullara ve bunların çocuklarına yönelik mecburi çalışma kampları tasarlamıştı; kampların girişindeyse ?Özgür olduğunuzda çalışkan olsaydınız, buraya köle olarak getirilmezdiniz? yazısı yer almaktaydı, bu da Auschwitz'in kapısında asılı olan ?Çalışma özgürlüktür!? şeklindeki Nazi yazısını hatırlatmaktadır.

1832'de öldüğünde Bentham'ın bedeni, gömülmemiştir ve mumyası Londra Üniversitesi'nde bulunmaktadır.

Bentham, James Mill'in ve oğlu John Stuart Mill'in (1806-1873) ilham kaynağı olmuştur. Stuart Mill, hayatıyla ve eseriyle, bu oligarşi ve sömürgeci ideolojiyi özetler... 1822'de, 16 yaşındayken içine işlemiş olan Bentham'ın öğretisini sunmuş ve hayatının sonunda da, 1865'de Auguste Comte ve pozitivizm üzerine bir sentez yazmıştır.

Felsefesinin bu iki kutbu arasında kaleme aldığı, Ekonomi Politiğin İlkeleri, (1845), Özgürlük, (1854) ve Faydacılık (1861), kariyerinin en önemli eseri olan Tümevarım ve Tümdengelim Mantığı'nda (1843) Batı Hint Adaları Şirketi'nin faaliyetine uygun fikirler ortaya koymuştur. 30 yaşındayken, 1836'da oraya girmiş ve 1858'de şirketin feshine kadar da orada kalmıştır.

Malthus'un (Batı Hint Adaları Şirketi'nin bir başka teorisyeni) ideolojisini paylaşan Mill, sömürgeciliği savunanların temel referansı olmuştur. Bu da mesleki başarısının hakettiği bir referanstır. Batı Hint Adaları Şirketi'nin yöneticisi olarak 1842'de Çin'e karşı esrar savaşına ve 1858'de Hindistan'daki Cipayes'lerin1 isyanının bastırılmasına katılmıştır.

Malthus (1746-1834) Toplum İlkeleri Üzerine Denemeler adlı eserinde,?halk geometrik olarak çoğalırken geçim ürünleri gelişme aritmetiğine göre çoğalır?2 şeklinde bir yasa ortaya koyduğu günlerde, Batı Hint Adaları Şirketi'ne ait bir okulun ekonomi politik ve tarih öğretmeniydi.

Bu yasa hiçbir olayla doğrulanmamıştır. Tam tersine; İngiliz sanayi devrimi, Hargreaves'in dokuma ipliği makinesinin kullanımı, Watt'ın buharlı makinesinin icadı, Cartwright'ın mekanik dokuma tezgahı ve serbest piyasanın gelişi sayesinde şu sonuca ulaşılmıştır: 1870'den 1910'a İngiltere nüfusu % 58 artmıştır. Oysa Hindistan'ınki yalnızca % 19 artmıştır.

Böylece ortaya koyduğu yasasıyla, sömürgeciliği suçlarından ayrı tutan Batı Hint Adaları Şirketi'nin ve İngiliz liberalizminin bu teorisyeni, aşırı kalabalık nüfusu, aslında sistemin meydana getirdiği işsizlikle irtibatlandırarak günümüzde açlığın gerçek suçlusunu, suçsuz göstermek isteyenlerin atasıdır. Malthus'a göre, yoksullar fonu/yoksullar ödeneği ortadan kaldırılmalıdır; çünkü bu, fakirleri çocuk doğurmaya teşvik etmektedir.

 ***

Malthus değişmez yasalar değil de, kapitalizmin, sömürgeciliğin ve ekonomik liberalizmin yani vahşi rekabetin yasalarını keşfetmişti: Herkesin herkese karşı yürüttüğü savaş, yasal veya ahlaki sınırları olmayan, milyarlarca hayvan ve bitkiyi, milyonlarca çaresizi, binlerce küçük girişimleri yok eden bir savaş...

Malthus, Darwin'in?doğal seçim teorisi?nin ilham kaynağı olmuştur. Darwin, Ekim 1836'da T. R. Malthus'un Topluluk İlkesi Üzerine Denemeler adlı eserini okuduğunda sorununa bir çözüm bulmuştur. Malthus'un bütün siyasi ve ırkçı öğretisinin sonuçlarını kullanarak W. Graham'a (3 Temmuz 1881) şöyle yazmıştır:?Aşağı ırklar, bir üst medeniyet derecesine sahip olan ırklar tarafından yakında yok edileceklerdir.?

Her tür sömürgeciliğin temelinde bulunan bu ırkçılık anlayışı, o günden bugüne dek egemen olmaya devam etmektedir.

 -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
(1) Garaudy, Roger,?Batı Terörü?, Pınar Yayınları, İstanbul-2008, s. 164-171.


1 Cipaye: İngiliz ordusuna mensup Hintli askerler. Bu olay Batılı kaynaklarda Sepay Rebellion veya Indian Muting, Sepay Muting şeklinde geçer. Cipaye kelimesi, Farsça Sipahiden Fransızca'ya Sebay olarak geçmiş ve Hintçe karşılığı?Cipaye? şeklinde kullanılmıştır. (ç. n.)

 

2 Thomas Robert Malthus, burada kendisine ait meşhur?nüfus kuramı?ndan bahsetmektedir. Bu kurama göre normal şartlarda nüfus, gıda maddelerine nazaran daha hızlı oranda artarken, yani nüfus geometrik diziyle (2,4,8,16,32?) artarken gıda ürünleri aritmetik diziyle (1,2,3,4,5?) artmaktadır; böylece kişi başına düşen gıda miktarı azalır, dolayısıyla bu dengesizliğin çaresi nüfusun çoğalmasını engellemektir. (ç. n.)


Kaynak: Umran Dergisi

Çeviren: Ayşe Meral


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



    Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat