Rize'de "Modernizm ve Gençlik" konuşuldu


Rize'de "Modernizm ve Gençlik" konuşuldu

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 28 Mayıs 2015 Perşembe 18:45


Rize R.T. Erdoğan Üniversitesi Vaveyla Öğrenci Kulübü tarafından Rize’ye davet edilen yazar Hamza Er “Modernizm ve Gençlik” konulu bir konferans verdi.

Küre Medya / Haber Merkezi
Rize R.T. Erdoğan Üniversitesi Vaveyla Öğrenci Kulübü tarafından Rize’ye davet edilen yazar Hamza Er “Modernizm ve Gençlik” konulu bir konferans verdi.

İlgiyle takip edilen programı Yunus Emre İnan sundu.

Kur'an'ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, okunan ayetlerin meali sinevizyon eşliğinde yansıtıldı.

Daha sonra kürsüye davet edilen Hamza Er, önce cahiliye tanımını yaparak konuşmasına başladı.

Yüce Allah’ın geçersiz, etkisiz kılmak için peygamberler ve kitaplar gönderdiği ‘Cahiliyye’ halinin, toplumda görülen bozulmanın ve sapmanın temel sebebini oluşturduğunu belirten Hamza Er, Cahiliyenin İslami değerlere inanmayan kişi ve toplumların tutum, davranış, yaşantı, anlayış ve sistemlerini nitelemek üzere kullanıldığını söyledi.

 Modernizm bir cahiliyye düşüncesi ve hayat biçimidir

Cahiliyye’nin, Allah’ın indirdiği hükümleri ve bilgileri kabul etmeyip bunların yerine insanlar tarafından konulan hükümlere, düşüncelere ve sistemlere inanmak olduğunu hatırlatan Hamza Er, İbadeti yalnızca Allah'a özgü kılmayan, Müslüman toplumun dışında kalan her toplumun cahili toplum olduğunun unutulmaması gerektiğini ifade etti.

Hamza Er, “Birtakım değer yargılarını, inanç esaslarını, düşünme ve davranış biçimlerini, ahlâk kurallarını bünyesinde toplayıp onlara yön veren iki sistem vardır. Bunlardan biri Allah’ın dini İslâm, diğeri de hangi ad altında olursa olsun ‘cahiliyye’ sistemleri, ya da ‘cahiliyye’ dinleridir. Modernizm de kutsaldan bağlarını kopartan, kutsalı reddeden yaklaşımıyla bir cahiliyye düşüncesidir ve makbul bir iman için de ‘La’ diyerek reddedilmesi şarttır.” dedi.

Modernitenin, Batı’nın tahrif olmuş Hıristiyanlığa, karşı başlatmış olduğu yüz yıllar süren mücadele sonucunda aklı ve bilimsel gelişmeyi merkeze koyan bir dönemin adı olduğunu açıklayan Er, “bu süreç batı toplumunda tüm geleneksel yapıları alt üst ederek yeni bir zihin, dolayısıyla yeni bir hayat biçimi inşa etmiştir” dedi.

Avrupa'da yaklaşık olarak 17. yüzyıl civarında ortaya çıkan, zamanla tüm dünyaya yayılan toplumsal değerler sistemine ve organizasyonuna verilen ismin modernite olduğunu vurgulayan Hamza Er, Böylesi bir yaklaşımın Aydınlanma felsefesiyle birleşmesi sonucunda iki kavramın güç kazanarak ortaya çıktığını, bu iki kavramın Pozitivizm ve laiklik olduğunu söyledi.

Modernizm’in, sekülerizm, feminizm, antikapitalizm, hümanizm, özgürlük, gibi kavramlar üretip piyasaya sürdüğünü ardından da bu kavramlarla zihinleri ve haliyle toplumları ifsat ettiğini belirten Er, değerlerimizi yok eden modernizm tehlikesine dikkat çekerek gençleri bu konuda uyardı.

Hamza Er Modernizmin temel kavramlarını şu şekilde açıkladı:

a-Protestanlık; Mevcut, yaşanmakta olan dinin yeniden yorumlanması. Bu yorumun sonucudur ki otorite "gökten yeryüzüne" indirilmiştir. Bu sürece sekülerizm demenin açıklayıcı olacağını ve modern sürecin en belirleyici yönünün de sekülerizm olduğunu vurgulamak gerekir.

b- Hümanizm:Yanlış ve doğru­yu bildiren kaynağın Tanrı olmaktan çıkartılarak insana devredilmesi. Dolayısı ile artık Tanrı otoritesi söz konusu değildir; söz konusu olan insan ve onun tercihlerinin belirleyiciliğidir. Hümanizm toplumsal örgütlenme biçimi olarak Hristiyanlığınkinden farklı olan ve adına bugün ulus-devlet dediğimiz yeni bir örgütlenme biçimi getirir.

c- Rasyonalizm: Başlangıç ve ilk dönemlerde etkisi fazla gözükmemesine karşılık, modern zamanları belirleyen önemli ve güçlü düşünce akımıdır. Doğru ve fakat vurgulanması gereken önemli bir nokta burada aklın belirli bir "kullanım biçimi" söz konusudur. Her şeyden şüphe etmek bu aklın hem özelliği ve hemde hakkı sayılır.

Modernizmi, ‘insanı merkeze alan, ancak deneylerle ispatlanabilen bilginin doğru olduğunu kabul eden, dine ve geleneğe ait olan her unsuru hayattan kovan, sürekli ilerleme düşüncesiyle insana yeryüzü cennetini vadeden bir düşünüş biçimi ve hayat tarzıdır.’şeklinde tanımlayan Hamza Er, ‘batı düşüncesinin ürettiği değerleri idealize eden; onun, ahirete karşılık dünyayı, manaya karşı maddeyi, değere karşı gücü, topluma karşı bireyi, vahye karşı bilimi ve mutlak aklı, Allah’a karşı insanı merkeze alan anlayışından etkilenen ümmetin mağlup çocuklarını silkelemek,  bu yanlış tercihlerine dur diyebilmek kalkış noktamız olmalıdır.’ dedi.

Hamza Er, Modernizmin temel karakterini şu şekilde maddeledi:

 -        Geleneği ve dini değerler sistemini reddeder

-        Dünyevileşmeyi temsil eder.

-        Modernizm Allahsız hayat tasavvurunu inşa eder.

-        insanı ve insana ait değerleri bütün değerlerin önüne taşır

-        Ego dışında bir otorite kabul etmez ve kutsalı hayat dışına iter.

-        Rasyonalizm, insan aklını bilginin tek kaynağı ve gerçek ölçüsü olarak tanımlar.

-        Ona göre Vahyi bilgi değersiz, dogmadır

-        Dünyevileşen toplumun tüm değer yargıları ve mutluluk algısı da dünyevileşir.

-        Bireyi ve toplumu sekülerleştirir.

-        Dini otoriteyi zayıflatır, kutsalı hayattan kovar

-        İki kelime ile özetlenebilir: hız ve haz

-        Modernizmin yeni paradoksu: “sahip olduğunda eskimiştir”

-        Ölüm gerçeğini hatırlatmamayı amaçlar

-        Gerçek hedefi iyi yaşam, iyi giyinme, iyi yeme yani hazdır

Hamza Er, bu bilincin ortaya koyduğu proje (modernite) insanlara, kendine has yeni bir eğitim, yeni meslek tercihleri, yeni evlenme yolları, yeni düğün şekilleri, yeni çocuk büyütme yöntemleri, kendine has yeni bir aile modeli, yeni alış-veriş biçimleri, yeni sosyal ve siyasal kanaat ve tercihler sundu diyerek toplumsal tahribatına işaret etti.

Modenizmin en çok kadın ve gençlik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunun altını çizen Er, konuşmasının son bölümünde, Müslüman Gençliğin modernizmle girdiği ilişki sonucunda oluşan olumsuz tahribatlar üzerinde durdu.

Gençlerin, Modernitenin etkisiyle Hedef sorunu, Kimlik sorunu, Dava Adamlığı sorunu, Kaynak(Bilgi) sorunu, Ahlak Sorunu, Diyalog sorunu yaşadığını örneklerle açıklayan Hamza Er, bu sorunların alternatifinin Kur’an Merkezli bir kalkışla ideal olanın tercih edilerek çözümlenebileceğinin unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Programın sonunda Hamza Er’e R.T.Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi adına Prof. Dr. Ali Akdoğan tarafından bir de plaket verildi.

Yukarı Dön

İlgili Fotoğraflar





Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat