Resullerin Tevhid'den Sonra Öğrettiği Vasıf Dürüst - Doğru Olmak


Yalçın İÇYER, Resullerin Tevhid'den Sonra Öğrettiği Vasıf Dürüst - Doğru Olmak

Yalçın İÇYER


A+ |Normal |A-


Şam’da ki Emevi mescid’inden ustad Said Ramazan Buti’yi seyrederken

‘إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِين

Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ

Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.’[1]

I-Giriş

Bize sıratı mustakımi hidayet eden Rabbımıza kulluğumuzu yerine getirerek hamd ederiz. Salat ve selam dürüstlüğün güzel örnekliğini yaşayarak bize gösteren Resullere ve yaranlarına olsun. Rabbim onların yolunda olanlardan razı olsun ve bizi de onlardan eylesin.

Sevgili kardeşler!

Sizleri ve tüm müslümanları Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Rabbim sizlerin ve tüm mazlumların yar ve yardımcısı olsun. Rabbım yeryüzünde zulüm eden ve fesat yapan zalimlerin fırsatını ellerinden alsın ve bize de onlara karşı mücadele verme azmi ve bilinci versin.

İlahiyat fakültesini bitirdiğimin Birkaç yıl sonrası idi. Bir abemiz ve iki arkadaş sevdiğimiz ve kendisinden çok istifade ettiğimiz bir hocamızı yazdığı yeni bir kitabı hakkında bilgi almak üzere ziyaret etmiştik. Odayı dolduran kitaplar arasında sohbet ediyorduk. O günlerde müslümanlar M.Kemal Atatürk’ü yeni keşfettiklerini!!! söylüyorlardı. Hocamızında bu anlamlarda yeni çıkışları olmuştu. Nedenini sorduğumuzda; şu cevabı verdi. "Köprüden geçinceye kadar ayıya dayı diyeceksin." diyerek kendisini savundu. Biz de saygı gereği veya gerek görmediğimiz için bir şey söylemedik. Gülümsedik; çünkü o ilim sahibi hocamız nasıl böyle söyleyebilirdi? Kendisinden ilmi istifade ettik ve çıktık gittik. Bu söylemin sonuçları çok acılar yaşattı. Doğrusu o günde bugünde bana hiç ilmi ve ahlaki gelmedi ve halen gelmemektedir. Türkiyede herkes biribirine bu oyunu oynuyor. Şu an Kur’an Kur’an diye TV’lerde konuşan prof. Daha ilk çıktığında bir ağabeyimiz onunla konuşuyor. Niçin böyle mesajlar veriyorsun yazık olmuyor mu? O da şunu söylüyor. Bu mesajlarla önce insanları Kur’an’a getirecem sonra onlara söylemem gerekeni söyleyecem. Ama ne oldu? Kendisi çağırdığı insnların noktasına geldi. Hayatın İslama düşmanlık üzerine kurmuş lider için şu ifadeleri kullandı, ‘Türkiyede midesine haram geçmemiş tek adam'Bu' adam dedi’. Evet Türkiye’de şu anda herkes biribirine bu oyunu oynuyor. Aslında bütün İslam dünyasında bu tiyatro var. Mursi geçen hafta Berlinde bir konuşma yaptı. Aynı rolu oynadı. Mısır’da ‘Devle konuniyye; kanun devleti’ Devle medeniyye; Medeni devlet’ tabirine, burada ‘devle dimokratiyye; demokrat devleti.’ tabirleriyle konuşup durdu. Yine aynı zat, İKO toplandsısında, aynı ifadeleri kullanarak, Fransızlarla Mali’de katliam yapan Mali’ cumhur başkanını övmekten yerlere serildi.

Geçen Dımeşk’ten(ŞAM) gelen bir kardeşle konuştuk. Yetkin bir kardeş. Buti ile ilgili şu olayı anlattı. Baba Esad başa geldiğinde ulema olarak bilinen herkesi biat etmeğe çağırır. Hepsi biat eder. Buti etmez ve şöyle seslenir; ben sana biat etmeyecem veya sana biat etmeyecez taki hakk olarak hareket edinceye kadar. Etrafındakiler onu öldürelim derler. O da hayır der çözüm değildir. Sonra onu çağırır ve ona şu öneriyi yapar.Sen benim çocuklarıma ders ver ve TV’de halka hitap et. O da bu teklifi kabul eder. Ve bugünkü noktaya gelir. Hutbesinde aynen şu ifadeyi kullanıyor. ‘Biz burada rahat rahat oturuyoruz. Onlar ise canlarını ortaya koyuyor ve cihad yapıyor. Onlar sahabi gibidirler. Şimdi bu örenkeleri aşağıda vereceyim ayetlerle anlamaya çalışın.

Kur’an’ı okudukça, hayatı yaşadıkça bu hakıkatı açık ve net görüyorum. Onun için hutbemin başına sözkonusu başlığı verdim. ‘Resullerin (sas) bize bıraktığı en başta ilke ‘DÜRÜST VE DOĞRU‘ olmaktır. ‘Sıratı mustakim‘ Geçenlerde Dımeş-Şam’da ki Emevi Mescidinden bir hutbeyi seyrederken tarihin derinliklerine gittim ve günümüz islam dünyasını seyrettim. Kendi kendime haykırdım, Ey Resuller Allah’ın salat ve selamı üzerinize olsun ki doğru söylemiş ve gereğini yaşamışsınız. Bu duygularımı sizinle de paylaşayım dedim. Bizim hayat kaynağımız ve ahlak ilkemiz, ‘DÜRÜST OLMAK’, DOĞRU OLMAK’

II-Fatihasız namaz olmaz.[2]

İslami kaynaklar insana önce bir ruh ve bilinç kazandırır. İnsan bu bilinçle sahlih amel işler. Ve hayatını ilahi boya ile boyar. Bunu derslerimde, ruhuta derin olmak olarak tanıtıyorum. Onun için Kur’an bir anayasa kitabı değil. Kupkuru kurallardan oluşmaz. Bu cümlelerin hutbemle ne ilişkisi var. Yukarda ki ifade bir hadisten alınmış. Ve bazı ulema buna dayanarak namazda fatiha okumanın vacip olduğuna ictihat etmişler. Bu işin fıkıh yönüdür. Ben burada başka bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Fatihayı namazla beraber alarak hayatın tüm alanlarına getirmek istiyorum. Fatihada bize anlatılan dürüstlük ilkesi ve ahlakı. Biz, kendisini bize anlatan Allah’a söz veriyoruz. ‘Ancak sana köle olur ve ancak senden yardım dileriz.’ Neden ‘KÖLE’ kelimesini kullandım? Çünkü ‘İBADET’ kelimesinin bu vasfı unutulmuş. Türkçede ki ‘KULLUK’ta bu anlamını yitirmiş. Köle, dendi mi, akla, efendi, sahip ve köle ilişkisi gelir. Sana söz veriyoruz, sana kölelelik yapacağız. Sen bizim efendimizsin. Sana boyun eğeriz bir kölenin efendisine teslim olduğu gibi. Bu kalbi ve ameli görevimizi yaparken, başımıza gelecek olanlardan dolayı sadece ve sadece senden yardım dileriz. Başkasından korkmayız. Başkasına yalvarmayız. Yani söz veriyoruz. O Resuller gibi olmanın kavgasını vereceğimize söz veriyrouz. Bu konuda senden bir dileğimiz var. Bize dosdoğru yolu göster. Bizi ondan ayırma. İşte bu Resullerin yoludur. Firavnın karşısına durarak, ‘Ben her türlü büyüklenen ve azgın tağuttan Allah’a sığınırım’[3]. Gözümün önüne geldi. Kralın karşısına dikilerek, ‘Hüküm ancak Allah’a aittir’ diyen yüce ahlak sahibi Hz. Yusuf (as.) geldi.[4] Yine, gözümün önüne Firavnın mümine hanımı geldi. ‘ Allahım ben onun yaptığından beriyim. Onun saraylarını değil, senin katında bir ev bana ver.’[5] Kabe’de Kur’an okuyup haykıran son Resul geldi. ‘Deki ey Kafirler’ ben sizin kulluk yaptıklarınıza kulluk yapmam….’[6] Dürüst olmak.Doğru olmak. ‘Emr olduğun gibi doğru olmak.’[7] İşte bize bırakılan miras budur. Bu vasıf Resullerin mirasıdır. ‘Fatihasız namaz yoktur’ tesbitinin anlamı bir yönüyle budur. Berlin’de Mursi’nin bu mirasi teslim ederek konuşmasını dinlemek isterdim. Ama nerde bu dürüstlük? Ve nerde bu doğruluk? Şimdi gelin bu girşin bakış açısı altında Kur’an’ı ayetleri okuyalım.

III-Risalet zincirinin son halkası Hz. Muhammed’e şiddetli uyarılar

قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِن كُنتُمْ فِي شَكٍّ مِّن دِينِي فَلاَ أَعْبُدُ الَّذِينَ تَعْبُدُونَ مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِنْ أَعْبُدُ اللّهَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ وَأُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

De ki: “Ey insanlar, eğer benim dinimden herhangi bir şüphede iseniz, bilin ki ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk ederim. Bana mü’minlerden olmam emrolundu.” [8]

وَأَنْ أَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا وَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

‘Açıkça varlığını benliğini Hakka ve tevhide yönelik dine, şeriata, medeniyete ada. İmandan sonra sakın ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan, gizli şirki yaşayan başka otoriteler de kabul eden müşriklerden olma.’ [9] Bu ayetler Mekke hengamesinde ve çilesinde davet görevini ifa eden Resulullah’a emir ediliyordu. Yücelerin, semaların, yerlerin ve tüm varlığın hakimi Allah’tan geliyordu. Bir taraftan Mekke parlementosunun tehditleri, müslümanlara işkenceleri ve müslümanları tehcire zorlamaları, diğer taraftan Rabbın bu hitapları. Ayetleri aktuel iniş zamanını itibar alarak okuyun. Neden Resulullah (sas) bu uyarılara muhattap oluyor?

‘فَأَقِمْ وَجْهَكَ لِلدِّينِ حَنِيفًا فِطْرَةَ اللَّهِ الَّتِي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا لَا تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Açıkça varlığını, benliğini, Hakka ve tevhide yönelik dine, medeniyete, şeriata ada. Allah’ın, insanları dinî, ahlâkî, insanî kabiliyetler ve özelliklerle donatarak yarattığı, kulluk sözleşmesi yaptığı; yaratılışa uygun, insan tabiatında mevcut tabii din İslâm’ı, şeriatı hayata geçir. Hakkı anlamaya ve kabule uygun yarattığı, yaratılış dini, tabii din İslâm’ı, tevhid inancını şirk ile değiştirmek doğru değildir. Allah’ın yaratılışa uygun kanunlarının benzerini yapmak mümkün değildir. İşte doğru ve insanlığı, insanî değerleri ayakta tutan din, zamanla değişmeyen tabii hukuk kurallarını içeren şeriat, düzen budur. Fakat insanların çoğu bilmezler. ‘[10] Meal veren ne güzel meal vermiş. Umarım sayın Ahmet Tekin bu ayeti yaptığı açıklama gibi yaşıyor. Kişiğini tanımıyorum. Ancak mealini önsözü bana çok garip geldi. Mealin içeriğine hiç uygun görmedim. Kur’an okurken ve hayatı yaşarken hep yaptığım şu tesbit aklıma geliyor. Kitapta Kur’an’ı anlamak, zihinde Kur’an’ı anlamak ve hayatta Kur’an’ı anlamak. Bana en zor gelen hayatta onu anlamaktır. Akideyi pratik hayatla vahdete indirgemek.

IV-Esleme; teslim olmak

فَإنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِيَ لِلّهِ وَمَنِ اتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ وَالأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُواْ فَقَدِ اهْتَدَواْ وَّإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ

Allah’ın birliği ve dini konusunda karşı deliller getirerek seninle münakaşaya kalkışırlarsa:

‘Ben, bana, benim sünnetime tâbi olanlarla birlikte varlığımı, benliğimi Allah’a teslim ettim, İslâm’ı yaşayan bir müslüman oldum’ diyerek tartışmalarına fırsat verme.
Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlara, Mekke ve civarındaki belli kabilelere, yazı, hesap-kitap bilmeyen ümmîlere de:
‘Siz de varlığınızı, benliğinizi Allah’a teslim ettiniz mi? İslâm’ı yaşayan müslümanlar oldunuz mu?’ de. Eğer İslâm’ı yaşayan müslüman oldularsa, hidayete erdiler demektir. Şayet davetinden, Kur’ân’dan, yüz çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendirmeye devam ederlerse, elimizden kurtulacaklarını mı zannediyorlar? Sana düşen görev yalnızca tebliğdir. Allah kullarının davranışlarını biliyor, görüyor. [11] Varlığını Allah’a teslim etmek. Hayatı kitaba teslim etmek. Allah’ın istediği doğru olmak. Her zaman en iyi gören Allah. Bu doğruluğu ilan etmek. Tüm insanlara haykırmak. Bunu önce salih amelleri ile ortaya koymak. İktidarda olanlara karşı, dosta ve düşmana karşı aynı olmak. Allah’ın kıyamette ki azabını unutarak bu dünyayı imar ettiklerini söyleyenler, şu ilahi kelamı Resulullah’ın sabah akşam okuduğu gibi okuyabilse idiler, tabii bende.

‘إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

Ben, Hakka ve tevhide yönelerek, yüzümü, yönümü, gökleri ve yeri yoktan var edene döndüm. Ben, ilâhlığında otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a ortak koşan, gizli şirki yaşayan, başka otoriteler de kabul eden müşriklerden değilim’ dedi. [12]

V-Hani adil şahitler olacaktık?

Resuller, insanlara ulaştırdıkları vahyin ilk şahitleri idiler. Şehit olmak, en güzel örneklilik yapmaktır. Bu mirası taşıyanlar, kitabın ve Resulun mirasçıları olabilirler. Onun için Rabbimız bize şöyle emir buyuruyor. Hem de hükümlerin işlendiği bir surede.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ لِلّهِ شُهَدَاء بِالْقِسْطِ وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلاَّ تَعْدِلُواْ اعْدِلُواْ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Ey iman edenler, Kur’ân’ı bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren, güvenilir örnek önderler, adâletli konuşan şahitler olarak Allah adına sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni yaşatanlar, ayakta tutanlar, sosyal adâleti, sosyal güvenliği sağlayanlar, refah payını artırarak dengeli dağıtanlar olun.

Bir kavme olan kininiz sizi adâletten ayrılmaya sevketmesin. Adâletli olun, çünkü adâlet takvâ esaslarını-Kur’ân esaslarını hayata geçirmenize daha yakındır. Allah’a sığının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranın, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olun. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır. [13]

Geçen derslerime yeni katılan öğrecilerimden birisi bana bir kitapçık getridi. Kitabın ismi ‘AMAÇ’. Bir kitapçık. Üzerinde, Kürdistan olarak tanımlanan toprakları gösteren bir harita var. HİK; ‘Harekata İslamiya Kürdistan; Kürtistan İslami hareket’in hazırladığı ve amaçlarını belirttiği kitapçık. Abdullah Öcalan'ın emri ile dini kullanmak üzere kurulmuş ‘YDK’ Yekitiya dindaran el-Kurdistan: Kürdistan dindarlar birliği’ adlı kuruluşun isim değiştirmesi ile özellikle avrupada ki kürtleri kandırmak üzere kurulmuş bir hareket. Kitabı okurken oturup otrurup kalktım ve subhanellah çektim. Bu kadar sinsice ve dini kullanan bir taktik de varmıydı. Aklıma, Atatürk’ün, Cumhuriyeti, hatimlerle ve Ankara Haci Bayram camisinden Buharileri okutmakla ilanı geldi. Mehmet Pamak ağabeyin ‘Kemalizim ve Laiklik ve Şehadet kavramı adlı kitabı geldi. AMAÇ kitabı baştan başa ayetlerle ve hadislerle dolu. Abdullah Öcalan, Atatürk’ü, Mısır’da Tunus’ta ve hatta Türkiye’de ki Laik, Demokrat, sosyalist ve Kominist liderler bana daha doğru geldi. Kendi davalarında daha doğru davrananlar oldu. Allah'ım ne oldu bize? Neden bu hallere düştük? Neden onurumuzu ve izaatimizi kayıp ettik? Kitapçık Kürdistan dağlarında cihada çağırıyor. Abdullah Öcalan’a dokuz ay korumalık yapan bir hoca çocuğu bana dağlardan kaçışını sebebini anlattı. Bize sekiz dokuz ay materyalizmi anlattılar. Ama ben bir türlü dini inkar edemedim. Allah’ı kalbimden silemedim. Sonunda baktım bizi öldürecekler bir şeyler yaptık bazı ülkeler üzerinde bazı şeyleri bahane ettik ve kaçtık. Meleler! Allah’tan korkun bu müslüman halkı batıl ideolojilere çağımayın. Seksen beş yıldır, Türkiye’de kurulan diyanet müslüman halkı Kemalist sistemin köleleri yapmakla ne kazandılar? Bir zaman bu acizin sözünü dinlemeyen Meleler sonra gerçeği anladılar ama hain ilan edildiler. Gelin doğru olalım. Herkes ne olduğunu açık ve seçik söylesin. Öyle bir araya gelelim. Dün Ali Cinah’a Pakistanda İslam devleti teklifi ile kandıran Beyaz insan bugün aynı oyunları oynuyor. Bana ‘Hindular, Müslümanlar, Hrıstiyanlar ve Yahudiler’ kendi değerleri ile beraber bağımsız Hindistanda yaşasın. Diyen GANDİ daha doğru geldi. İngiliz komutanın konuşması ile ilan edilen bağımsız!!! pakistan halen kan revan içinde. Beyaz insan imzası ile ilan edilen hangi ülkemiz bağımsız oldu? Hepsinde kan ve revan akıyor. Allah aşıkana aklınızı başınıza alın. Bu halkı emperyalizmin kulları haline getirmeyin. Allah’a hesap veremeyecekeiniz. Allah’ın şu çağrısına kulak verin.

وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

İşte bunların yaşadığı hayat tarzı benim dosdoğru, muhkem, güvenli yolumdur. Bu yola tâbi olun, Kur’ân’a ve sünnete uyun. Sizi Allah’ın yolundan ayırıp parçalayacak başka yolları, başka hayat tarzlarını benimsemeyin. İşte, tekrar tekrar Allah’ın size tavsiye ettiği hususlar bunlardır. Umulur ki, Allah’a sığınır, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursunuz. [14] Resulullah”in bize miras bıraktığı emanet budur. Gelin bu emanetin varisleri olalım. Ümmetin geçirdiği tecrübelerden istfade edelim. Ümmete gitmenin yolu ilkelere sahip çıkmak ve onları Resullerin yaşadığı gibi hayata geçirmekten geçer. Bize Rabbımızdan gelen burhanlar, yol göstericiler bize bu yolu gösteriyor.

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءكُم بُرْهَانٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ نُورًا مُّبِينًا

Ey insanlar, şüphesiz size, Rabbinizden kesin bir delil geldi.
Size, Allah, insan, kâinat ilişkilerini, ilâhî düzeni açıklayan apaçık bir nur, Kur’ân indirdik. [15]

Bu ayetler, Medine’de iniyor. Hükümlerin anlatıldığı başka bir sure. Nisa suresi.

VI-Kıyamette ki bu acı hale düşmeyelim

İlahi gerçekleri herhangi bir şekilde gizleyen, satan, tahrif edenlerin şu azabı ne acıdır.

إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلَ اللّهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُولَئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ إِلاَّ النَّارَ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Allah’ın indirdiği kitabın bir kısmını, Muhammed’in getirdiği gerçeği, ilâhî hükümleri gizleyenler; gizledikleri karşılığında, servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaati, bir kaç pul alanlar, işte onlar, karınlarını ateşle doyurmuş, bedenlerini ateşle beslemiş olurlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacaktır. Onları temize çıkarmayacak, vicdanlarını arındırmayacaktır. Onlara can yakıp inleten müthiş bir azap vardır. [16]

إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى مِن بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ أُولَئِكَ يَلعَنُهُمُ اللّهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ

İndirdiğimiz apaçık âyetleri, peygamberlerin tavsiyelerini, vahyin içeriğini açıklayan beyanlarını, Muhammed’in hak peygamber olduğunun kesin delillerini, ilahî hükümleri, hidayet yolunu, Muhammed’in gösterdiği yolun doğruluğunu, kitaplarda, Tevrat’ta ve İncil’de bizim insanların iyiliği için açıklamamızdan sonra gizleyenlere Allah lânet eder. Lânet edebilecek olanlar da lânet eder. [17]

VII- İran islam devrimi ve bugün

Birçok kardeşim ve dostum bana sitem yapıyor ve bazıları şiddetle kızıyor. Yıllarca devrimi savundun bak ne yapıyolar. Siz yanıldınız. Diyorlar. Yukarda verdiğim bir ayette ‘Adil olmamız’ isteniyor. Ben halen devrimin İslami olduğunu ve onurlu olduğunu ve nebevi sünnete uygun bir çıkış olduğu kanaatını sürdürüyorum. Şah ve onun hamisi ABD ve batı istikbarına karşı verilmiş onurlu bir mücadele idi. İslami hareketler güç ve ivme kazandırdı. Bunu her mekanda ve ortamda savunurum. Pehlevi rejimini yıkmak için şehit olan sarıklılar ile, Nusayriler şehit diyen sarıklılar ak ve siyah gibi bir birinden ayrıdır. Bunu tesbiti Hama için yazdığım yazıda da belirttim. Devrimin hareket seyri ve şahı devirmesi ve devrimin ilkelerine bağlı kaldığı müddetçe savunduk ve savunacağız. Ama yapılan zülüm ve bugün gelinen noktaya hiçbir zaman evet demeyiz. Selahaddin ağabeynin şu sorusu ne güzl bir soru.’Zamane Yezidine destek vermek mi Yezide karşı olmak.’?[18] Doğrusu zülme karşı tarihi bir çizgi koyan Hz. Hüsey’nin yolunda olduğunu söyleyenlerin bugün devrimi getirdikleri nokta hutbemin başından beri verdiğim ayetlerin çerçevesi içinde sıratı mustakımden tamamen ayrılmaktır. Biz olaylara mezhebi bakışla değil, evrensel bakışla bakmalıyız. Pakistanda şiaya atılan bombalar ümmet olmanın önüne atılan bombalardır. Irakta ha keza. Ama nebevi sarık ve sakallarla tağutilere şehit diyenlerle onları sahabilere benzetenlerin hiçbir farkı yoktur.

VIII-Sonuç

Sevgili kardeşler!

1-Sizlerden özellikle rica ediyorum, bu hakikatları çevrenizde ki herkese ulaştırın. Kandırılan insanlar yarın bize hesap soracaklar. Tabi bu onları sorumluluktan kurtarır mı? Şüpheiz hayır.

2-İslami mücadelenin girdiği üçüncü merhalede müstekbirler umutlarını artık kesmişler. Onlara umut olmayalım. Rabbım nurunu tamamlayacaktır. Bu nurun önünde engel olmayalım.

3-Bir zaman aynı benim gibi düşünen bir bakanın geçen beyanatını okudum. Üstelik başında sarıkla. Yanında da yine bir zamanla aynı düşünceleri paylaştığımız diyanet işleri başkanı ile şunu söylüyor. ‘Demokrasi İslam ile çelişmez.’ Biri hevanın mahsulu diğeri İlahi vahyin mahsulu İslam.Nasıl bağdaşır. Bir de otuz yıldır Demokrasi göbeği Avrupa'da yaşayan bir kardeşiniz olarak onların hürriyet, insan hakları vs. ile ilgili dünyalarınıda yaşıyoruz.

4-Gelin önderlerimiz Resuller gibi doğru olalım. Sıratı müstakimi kendimize ahlak edinelim. Bereket Allah’ın vahyi doğrularındadır. Düşmanlarımız bilsinler ki biz onların karşında ne isek arkalarında da aynıyız.

5- ‘İhdine sıratı mustakım’. Allah'ım bize sıratı mustakımi hidayet et. Allahım bize güzel ahlakı hidayet et. Allahım bizi güzel ahlakın zıddı olan kötü ahlaktan koru. Allah'ım ayaklarımızı sabit tuttu. Ümmete giden yolun son merdivenini de çıkmaya bizi muvaffak kıl. Allahım bize senin kutsal ve değerlerinden başka kutsallaştırılarak vahdetimizi bozan kutsallaştırılmışların bakışından değil sen vahyi pencerenden bakma genişliğini bize nasip et.

Allah’a emanet olun.



__________________________________________________________

[1]-K.K. Fatiha suresi1/5-6

[2]-El-Bani Resulullah’ın namaz Kılma şekli Namazda Fatihanın hükmü bölümü

[3]-K.K. 40/37 Gafir suresi

[4]-K.K. Yusuf Suresi 12/40

[5]-K.K.Tahrim Suresi66/3

[6]-K.K.Kafirun suresi

[7]-K.K.Hud Suresi11/111

[8]-K.K. Yunus Suresi 10/104

[9]-K.K. Yunus Suresi10/104-105

[10]-K.K. Rum Suresi 30/30

[11]-K.K. Ali İmran suresi3/20

[12]-K.K. Enam Suresi6/79

[13]-K.K. Maide suresi 5/8

[14]-K.K. Enam suresi6/153

[15]-K.K. Nisa Suresi4/174

[16]-K.K. Bakara suresi2/174

[17]-K.K.Bakara suresi2/159

[18]-Selahaddin Eş Çakırgil Haksöz Haber 14.02. 13


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat