Reel Siyaset söyleminde eriyen ümmet


Reel Siyaset söyleminde eriyen ümmet

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 06 Eylül 2015 Pazar 01:08


Reel politik, herhangi bir ideale veya kurama bağlanmaksızın tamamıyla mevcut gerçeklere uyum sağlayarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmak anlamında kullanılan Almanca terimdir.

Küre Medya / Haber Merkezi
Aslında başlık “Reel Politik” olacaktı, ama meramı anlatmak babından siyaset denmesi gerekiyor, çünkü kavramlarımızı çalan cahili egemenler, “siyaset” kavramımızı da çalarak içini istedikleri gibi doldurdular ve bize yutturdular. “Siyaset” kavramının Arapça olduğunu, “politika” kavramını ise yabancı bir kavram olduğunu her kes bilmektedir. Detaylı bilgi öğrenmek isteyenler kavramlar üzerinde araştırma yapabilir. Burada “Reel Politik söylemin” ne olduğu, son dönemde Müslümanları nasıl etkilediği üzerinde kısaca durmak, konuyu daha iyi anlaşılır kılma açısından önemlidir. Yazının devamında kavram reel politik olarak zikredilecektir.

Reel politik, herhangi bir ideale veya kurama bağlanmaksızın tamamıyla mevcut gerçeklere uyum sağlayarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmak anlamında kullanılan Almanca terimdir.

Bu politikayı uygulayanlar kendi ülkelerinin çıkarlarını amansızca korurlar ve karşılarındakilerden de bunu beklerler. Günümüzde reel politikayı en yoğun biçimde uygulayan devlet ABD'dir.

Müslümanların zihin dünyasını karıştıran ve bulanıklığa neden olan sebeplerin başında, modern dünyanın kavramlarını çok iyi bilmemeleri ve bu konuda kafa yormamalarıdır. Devletin dayattığı birçok değeri gerçekmiş gibi kabullenmek, bize ait olandan bizi uzaklaştırdığı gibi, bize ait olmayanları da sahiplenmeye götürüyor. İnsan kendine ait olanı unuttuğunda ise, başkalarına ait olanının emanetçiliğini yaparken emanetin kendisine ait olduğunu da savunmaya başlıyor. Tıpkı bu dünyaya bir emanetçi olarak gelen insanın, dünyanın sahibiymiş gibi hareket etmesi gibi. Emanetçilik sahiplenmeye doğru ilerlediğinde, kendisine ait olmayana sahiplenmek de sapmaya kadar gidiyor.

Hayatımız artık tamamen reel politik söylemlerin şekillendirdiği, yaşananların “Hayatın gerçeği” olarak sunulduğu bir zaman diliminde geçiyor. Hafızalarımız reel politik gelişmelerin ve adımların adamları tarafından dizayn ediliyor. Seküler dünya o kadar çok hızlı değişiyor ki, egemenler kendi kurdukları oyunun perdelerini, bir öncekini anlama fırsatı vermeden değiştiriyor, bir sonrakinde daha değişik bir versiyonla başka bir algıyı zihin dünyamıza sokuyor. Başımıza gelen musibetin nereden geldiğini anlayamadan, çözemeden, kendimize “Biz neden böyle olduk” diyemeden, bir başka ani gelişme tam toparlamak üzere olduğumuz hafızamızı darmadağın ediyor.

Modern devletin ürettiği kutsallar, Reel politik hatiplerin dillerinde sürekli yeni hedefler ve yeni düşmanlar üreterek, eski dostlarımızı kapitalizmin pazarlarında bize harcatıyor. Harcadıklarımız öyle böyle dostlar değil, dinde kardeşlerimiz ki, mazisi bin yıllara dayanır.

Reel politik söylemlerle hafızamız öyle bir düzeye geriledi ki, en son gördüğümüz, en son yaşadığımız, en son savunduğumuz, en son hissettiğimiz,, en son sevdiğimiz en son düşündüğümüzden önceki hiç bir şeyi hatırlayamaz, anımsayamaz, değerlendiremez, tefekkür edemez, doğru-yanlış tahlil edemez olduk, farkında mısınız?

Küçücük bir bedenin sahile vurmasının bütün dünyayı yasa boğduğunun algısı veriliyor bizlere… Biz Müslümanlar olarak tabi ki çok üzüldük, biz yemiyoruz ama başka bir şey daha öğretiliyor bu arada; “Bunu gördünüz bundan öncekileri unutun” diyorlar sanki. Gerçekten öyle olmadı mı?

Bütün dünyanın ayağa kalktığı, bütün dünyanın yasa boğulduğu söyleniyor masum, mazlum, suçsuz bir çocuğun ölmesiyle. Her kes bin elem, feryat-ı figan, doğrudur da sonuçta insanız, etkilenmiş, üzülmüş, ağlamış olabiliriz, bu çok fıtri bir haldir. Lakin bundan sonrasında ne yapılıyor ona bakmak lazım değil mi? Ağlayıp sızlayanlar bundan sonra ne yapıyor, ya da şöyle diyelim, bundan önce böyle vahşetler yaşanmadı mı, bu masum bedenin ölümü gibi ölümler daha önce olmadı mı?

Her gün ABD bombalarıyla minicik bedenler toprakla buluşmuyor mu? Her gün reel politik çıkarlara, kavim kavim insanlar feda edilmiyor mu? Her gün emperyalist çıkarları için insanlar kendi topraklarında onca nimet bolluğuna rağmen açlıktan ölmüyor mu? Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da, Kamboçya’da, Bangladeş’te, Somali’de ve daha adını sayamayacağımız gerek İslam Coğrafyalarında gerekse dünyanın her yerinde vahşice öldürülenlerin acısı yüzümüze vuran sahildeki bebekten daha mı az?

Hitler’in 2. Dünya Savaşı sırasında şöyle dediği rivayet edilir: “2milyon Yahudi öldüreceğim, bir de bisiklet tamircisini.” Bütün dinleyenler bir anda 2 milyon Yahudi’yi unutuyor ve “Bisiklet tamircisini neden öldüreceksin?” diyorlar. İşte ümmetin algısı da bu hale geldi. Masum bedeni görüp ağlayanlar, buna sebep olanların aynı katliamların daha şiddetlisini o an bile yapmakta olduğunu unuttular.

Bütün oyunlar ümmetin üzerinde oynanıyor farkında değiliz, reel politik söylemlerin potasında bir ümmeti eritiyorlar, konuşmalar başka, yapılanlar ise bambaşka şeyler. Bir çocuğun ölümünü bile koz olarak kullanıyorlar ve hafızamızın geçmişini siliyorlar. Sanki daha önce bunun gibi böyle bir olay hiç olmadı da bu ilkmiş gibi tepki veriyorlar. Bu minik beden kumlardan kaldırılırken, ABD ve avanesi, daha böyle minicik bedenlerin hayatına son vermek için kaç yeri bombaladı o gün, ondan önceki gün ve daha önceki gün ve ondan da daha önceki gün…

Reel politika üzerinden küresel emperyalizm dostlukları devam ediyor, reel politikanın gereği bu çünkü. Üretilen kutsallar, dünyalık çıkarlar, makamlar mevkiler, doymaz nefisler, milyar dolarlık ölüm makinesi jetler, uluslararası ticari ilişkiler sadece reel politika gerekçesiyle savunulabilir. Varlığınız korumalısınız, kimi kaça sattığınız, kime sattığınız önemli değil.

Neydi Reel politik;“Herhangi bir ideale veya kurama bağlanmaksızın tamamıyla mevcut gerçeklere uyum sağlayarak amaçlarını gerçekleştirmeye çalışmak anlamında kullanılan Almanca terimdir.” Yani Müslümanca bir iş değil, ya da Müslümanların yapacağı bir iş değil. Şu anda mevcut gerçekleri belirleyenlerin kimler olduğunu ve kimlerin aleyhine belirledikleri ortada değil mi? Reel politikanın nasıl şekilleneceğini, hayata nasıl müdahil olacağını, manalandırılması ve yorumu kimler tarafından gerçekleştirilmekte alenen bilinmektedir.

Ne yazık ki bilinen bir gerçek pragmatist yaklaşımlarla değerlendirildiği için, bizi kandırıyorlar, reel politik söylemlerin potasında eritiyorlar, ulusal çıkarları uğruna küresel emperyalizm ker kozu oynuyor ve bütün kozları da kafamızda kırıyor. Reel politik söylemlerle her gün yalan söylüyorlar, her gün zulüm işliyorlar, bizi azar azar harcıyorlar, bizse farkında olmadan harcanıyoruz. Öyle bir hale getirdiler ki bizleri, zulme itirazımız yüzeysel, zalime ise tamamen uzak, hiçbir cahili egemeni, egemen ideolojiyi seslice eleştiremez olduk.

Bir Müslüman bir günah işlese, ona demedik lafı bırakmayanlar, her gün günahtan öte ucu küfre dayanan yüzlerce ameli işlediği halde egemenlere ses çıkaramaz oldular. Reel politik anlayış, hassasiyetlerimizi değiştirdi. Müslüman bilinen bir şahıs üç gün alkolik bilinen bir kişiyle gezse hakkında olmadık gıybeti yapanlar, insanları alkolik yapanlara karşı sessiz kalmaktadırlar; çünkü realite gereği reel politik anlayış böyle.

Bu gün bütün dünyanın ortak kabul ettiği bir anlayış vardır, reel politikayı dünyada en iyi gerçekleştiren ABD’dir, ulusal çıkarlarını en iyi savunan, gerekirse bütün dünyayı yakacak olan ve şimdi yakmakta olan ülke. Reel politik anlayışıyla İslam Coğrafyalarına saldıran, Müslümanlara kan kusturan, Hitlerin yaptığı gibi, bir çocuğun ölü bedenini kullanarak, daha önce yaptıklarının tamamını unutturan bir cahili egemen.

Kiminle dostsunuz ona bakın, büyükler ne demiş, “Söyle bana müttefikini söyleyeyim sana kim olduğunu.” Yani bu konu üzerine onlarca ayet var, ayetleri nasılsa hepimiz biliyoruz ya o yüzden yazmadım. Hani hepimizin bildiği ama faydacı, çıkarcı yaklaşımlarla reel politik anlayışa kurban giden ayetleri diyorum. Aydın-entelektüellerin yeniden yorumladığı, tevil ettiği, reel politiği salih amele dönüştürdüğü, kelimelerin yerini değiştirdiği, yeniden anlamlandırdığı ayetler bunlar.


YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat