Postmodern Tefrika


Postmodern Tefrika

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 16 Eylül 2016 Cuma 13:18


Başka coğrafyalarda Müslümanların hali pürmelali nasıldır pek bilinmemekle birlikte basından, yazılıp çizilenlerden, okuyup öğrendiklerimizden yola çıkarsak, durumun kendi ülkemizdekiyle hemen hemen aynı olduğu, hepimizin bildiği gibi tefrika içerisinde olmalarıdır.

Küre Medya / Haber Merkezi
Ne postmodernizmin nede tefrikanın tanım, tarif ve mahiyetini izaha gerek kalmadan direk konuya girmekte fayda var. Zira her iki kavramında neler ifade ettiğini hemen hemen herkes bilmekte, mahiyeti herkesin malumudur.

Başka coğrafyalarda Müslümanların hali pürmelali nasıldır pek bilinmemekle birlikte basından, yazılıp çizilenlerden, okuyup öğrendiklerimizden yola çıkarsak, durumun kendi ülkemizdekiyle hemen hemen aynı olduğu, hepimizin bildiği gibi tefrika içerisinde olmalarıdır. En büyük ve başlıca sorun Ümmetin Tefrika içerisinde boğulduğu, nefes alamaz hale geldiğidir. Hemde öyle böyle değil, tarihin hiç bir döneminde yaşanmayan, yaşanmamış bir tefrika, ruhlarımızı tahrip ettiği gibi, bedenlerimizide tahrip ediyor. Bireyselleşmiş Müslümanlar arasında herhangi bir uzlaşıyı mümkün kılabilecek ortak herhangi bir zeminin mümkün olmadığı, postmodern tefrika döneminde yaşıyoruz ne yazık ki.

Müslümanlar tarihsel süreçte de hemen hemen her dönemde tefrikaya düştü, fırkalaşma içinde yaşadı, birbirleriyle ihtilaf ettiler. Bu ihtilafları bazen yüzyıllarca sürdü, sürüp gitti. Bu sürüp gitme günümüze kadar intikal eden en kadim sıkıntıların da başını çekti. Tarihsel süreç içerisindeki tefrikaların bugünle faklılık arzedebilecek önemli bir boyutunun, günümüzde Müslümanların yaşadığı devletsiz tefrika gerçeğidir. İslam Tarihinde, gerek ilk dönem, gerekse daha sonraki dönemlerde sürüp giden mü’minler arasındaki tefrika dönemlerinde, mü’minlerin öyle ya da böyle her zaman bir devletleri oldu, devletleri varken tefrika içerisinde yaşandı.

Müslümanların devlet sahibi olmaları, bir gücün ve iktidarın da sahibi oldukları alamına gelmekteydi. Bu hal Müslümanların her nekadar içeride, kendi içlerinde ihtilaf yaşasalarda, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı koruyor, olağanüstü durumlarda bütün Müslümanlar birlik içerisinde hareket edebiliyordu. Müslümanların devletinin olması onları askeri tehditler açısından koruduğu gibi, kökü yüzyıllara dayanan geleneğin ahlakıyla da toplumsal açıdan diri durmalarını sağlıyordu. Ne zaman Müslümanlar devletini kaybetti, içerideki ve dışarıdaki düşmanlarının açık hedefi haline geldi. Bir yandan askeri, ekonomik, mali kıskaç altında kalırlarken bir yandan da kültürel alanda saldırıya maruz kaldılar. Askeri açıdan elde edip işgal edemedikleri toplumları ise kültürel açıdan işgal ederek ithal Batı kültürüyle bozmayı başardılar.


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat