Pisliği pislikle temizleyemezsiniz


İslam'da uygulama hakkının olmadığı konuya değindi


Pisliği pislikle temizleyemezsiniz

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 22 Aralık 2012 Cumartesi 06:30


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özel bir tv kanalında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Küre Medya / Haber Merkezi
İslamiyet'te kadına şiddet uygulama hakkının olmadığınıda dile getiren Erdoğan yıl sonu yaklaşırken resmi olarak devlet desteği ile yürütülen şans oyunları kapsamında organize edilip her sene ve belli günlerde icra edilen, yeni yılda da milyon lira ikramiye ödülünün olduğu ve halkının gittikçe dindarlaştığı iddialarını öne sürüp dindar bir nesil yetiştirme emellerinin, çabalarının olduğu söylemlerini çeşitli ortamlarda sürekli vurgulayan, fakat piyango çekilişinin ile bu tür şanş oyunlarının ve dinimzde yerinin olmadığı onlarca uygulamanın islamiyette yerinin olup olmadığı açıklamalarına hiç değinmedi.

"Bir yanlış bir başka yanlışla düzeltilemez kanı kanla temizleyemezsiniz, pisliği pislikle temizleyemezsiniz, daha da pis olur" sözlerinide sarf eden başbakanın bu açıklamaları akıllara rahmetli Seyyid KUTUB'un "aşağılık bir yöntem kullanılarak, şerefli bir hedefe varılmaz" sözünü ve resmi olarak devlet tarafından izinle, açılmasına, işletilmesine müsaade edilen faiz ile iş yapan bankaların, kadın ticarethanelerinin, alkol imalathane ile alkol satılan yerler ve gazino bar pavyon gibi yerlerin, kendilerini islama nispet eden ülkelerde serbest bırakılıp meşruluk kazandırılmasının, islamiyette yerinin olup olmadığını getirdi.

Başbakan, kuvvetler ayrılığı ile ilgili yaptığı açıklama konusunda net konuştu. Kuvvetler ayrılığı ilkesini en güçlü şekilde savunan parti olduklarını savunan Başbakan Erdoğan, "Diyoruz ki, erkler yetki ihlaline gitmesin, yasama da gitmesin, yürütme de gitmesin, yargı da gitmesin" dedi.

"Derin devlet bitti diyemem" diyen Erdoğan,"Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, Uludere olayına ilişkin gelişmelerin takipçisi olduğunu da vurgulayarak, yargı sonuçlarına göre gerekirse özür dileyebileceğini açıkladı.

Terörle mücadele konusuna da değinen Başbakan Erdoğan, bir yanlışın bir başka yanlışla düzeltilemeyeceğini bunun için de'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' başlattıklarını kaydetti. "Gidip de teröristle de kucaklaşıyorsa, sarmaş dolaş olup öpüşüyorsa, ben onunla görüşemem" diyen Başbakan Erdoğan, tutuklu vekillerin tahliyesi konusunda kimseye bir söz vermediklerini belirtti.

"Kuvvetler Ayrılığını En Güçlü Savunan Liderim"

Başbakan Erdoğan,"Kuvvetler ayrılığına gerçekten karşı mısınız?" sorusu üzerine, bunu, Konya'da iş adamlarıyla yaptığı sohbet toplantısında dile getirdiğini belirterek,"Bir defa Türkiye'de kuvvetler ayrılığı prensibini en güçlü savunan partinin lideriyim. Bu konuyu bir defa altını çizerek güçlü bir şekilde ifade edeyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin" ifadesini kullandı.

"Kastım Yetki İhlalidir"

Bir Başbakan olarak milleti ve ülkesi adına konuştuğunu ve bu sorumlulukla da milletinin bazı gerçekleri bilmesini istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kuvvetler ayrılığı dediğimiz yasama, yürütme, yargının, Anayasa ve yasalarda belirlenmiş bir hareket alanı vardır. Bu belirlenmiş hareket alanı içerisinde bunlar hareket etmek durumundadır. Dolayısıyla yasama, yürütmenin alanına giremez, yürütme yasamanın alanına giremez, yürütme yargının yerinde olamaz, yargı, yürütmenin veya yasamanın yerinde olamaz. Hepsinin alanı bellidir. Kuvvetler ayrılığını en güçlü şekilde savunan ülkeyiz, çünkü bunun bedelini ağır ödedik, geçmişte ödedik. Düşünün Türkiye'de 330'a yakın bir oya sahip iktidar partisinin kapatılmasıyla karşı karşıya kalmış bir partiyiz. Onun için diyoruz ki, biz burada, erkler yetki ihlaline gitmesin, yasama da gitmesin, yürütme de gitmesin, yargı da gitmesin."

"Başkanlık Sistemiyle Kuvvetler Ayrılığı Güçleniyor"

Başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin soru üzerine Başbakan Erdoğan,"Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor mu, böyle bir şey mi var? Tam aksine daha da güçleniyor. ABD'ye baktığınızda inceleme sistemi çok güçlü. Atatürk döneminde yetki Meclis'e bağlanmıştı. Gazi o zaman kuvvetler ayrılığından bahsetmiyor. Kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Belki bunu savaş şartları nedeniyle yaptı ama uzun süre kullanıldı. Benim arzum parlamentonun gücünü daha da artırmak" dedi.

Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kuvvetler ayrılığı ile ilgili açıklamasına ilişkin soruya ise"Ben de farklı bir şey söylemedim" karşılığını verdi.

Terörle Mücadelede Net Mesaj

Başbakan Erdoğan, terörle mücadele konusundaki çalışmalara ilişkin soru üzerine, herkesin yerli yerinde bazı kanaatleri sergilerken, hükümetiyle, medyasıyla eğip bükmeden konuşması gerektiğini vurguladı.

"Pisliği Pislikle Temizleyemezsiniz"

Başbakan şöyle konuştu:

"Terörle mücadelede bir ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için çok büyük bir açıktır. Onun için biz bir başlık attık,'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' dedik. Başlık ortada. Bu konuyla ilgili çalışmamızda tabii şunu çok açık ve net söylüyorum, bir yanlış bir başka yanlışla düzeltilemez. Her zaman söylediğim bir şey var, burada bir kan varsa bunu kanla temizleyemezsiniz, pisliği pislikle temizleyemezsiniz, daha da pis olur. Bu adımı iyi atmamız lazım."

"Şehit Anasını Ağlatamam, Teröristle Öpüşenle Görüşmem"

Diyarbakır Cezaevi ile ilgili kanaatlerini daha önceden açıkladığını belirten Erdoğan, şunlarını ifade etti:

"Bunları ben lanetle kınamışımdır. Onun için dikkat edilirse ben bir yolculukta ifadeyi şöyle kullandım,'Biz teröristlerle mücadeleye devam ederiz ama parlamentonun içindeki uzantılarıyla müzakere ederiz' dedim. Parlamentonun içindeki uzantının elinde bir yetki yoksa, hakikaten burada temsil kabiliyeti yoksa, bir irade kullanamıyorsa, gidip de teröristle de kucaklaşıyorsa, sarmaş dolaş olup öpüşüyorsa, ben onunla görüşemem. Çünkü ben şehidimin anasını ağlatamam, onları sıkıntıya sokamam. Bir kişiye şirin görüneceğim diye kalkıp böyle bir tarihi yanlışın içine giremem."

"Gerekirse Özür Dileriz"

Başbakan Erdoğan, Uludere olayı ile ilgili hem yargıdaki hem de TBMM'deki sürecin devam ettiğini anlattı. AK Parti olarak yaşatmanın gayreti içinde olduklarını kaydeden Başbakan, şöyle devam etti:

"Uludere'nin soykırım olduğunu söyleyen kişi Başbağları konuşmuyor, Yeditepe'yi, Bingöl'ü konuşmuyor. Buralarda askerlerimiz topluca şehit edildi. Bu ülkede TSK bazı imtihanlardan geçti. Yeditepe'yi yaşayan komutanla dalga geçtiler. Uludere'ye ilişkin görüntülerde sadece hareketler görünüyor. Burada 2 gerçek var; bir'kaçakçılığı meşrulaştıralım', iki terör adına yapılıyorsa'buna göz yumalım'. Uludere'yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum. Daha netice ortaya çıkmadan terör örgütü ve uzantıları kalkıyorlar bize'illa özür dileyeceksin' diyorlar."

Başbakan Erdoğan, yargının Uludere olay ile ilgili vereceği karara göre Dersim olayında olduğu gibi Uludere konusunda da özür dileyebileceğini söyledi.

"Silivri Bir Açık Hava Hapishanesi Değildir"

Başbakan Erdoğan'ın gündeminde Ergenekon davası da vardı. Başbakan,"Ben sayın Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim. Anayasanın ilgili maddesini burada göz göre göre çiğneyemem. Çünkü bir yargı süreci vardır ve bu süreçte yargıya müdahale edemem. Ama şunu biliyorum ki Silivri bir açık hava hapishanesi değildir" dedi.

"TSK'nın Bazı Rahatsızlıklarını Paylaşıyorum"

Ergenekon davasına ilişkin TSK'nın bazı rahatsızlıklarını paylaştıklarını anlatan Başbakan,"Tutuksuz yargılanma yolunu ben teklif etmişimdir, bunu söylemişimdir ama bunun ötesine geçemem" diye konuştu.

"Tutuklu Vekillerin Tahliye Konusunda Söz Vermedik"

Tutuklu vekiller için Meclis'te varılan mutabakat konusundaki soruya ise Başbakan Erdoğan, şu cevabı verdi:

"Biz tutuklu vekillerin tahliyesi yönünde bir söz vermedik. CHP Genel Başkanı verilmemiş bir sözü verilmiş gibi yaparak bizi zan altında bırakıyor. Bu insanlar seçildiklerinde tutuklu muydu, değil miydi? Siz dışarda hiç mi aday bulamadınız da bunları aday gösterdiniz? Bu CHP ve MHP'nin mantığını ters çalıştığını gösterir."

"Derin Devlet Temizlendi Diyemem"

Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu'nun çalışmalarına ilişkin de değerlendirme yapan Başbakan Erdoğan, ""Devletteki derin yapı tamamen temizlendi diye bir iddianın içinde olamam" ifadesini kullandı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü her geçen gün çok değişik şeyler olabilir, böyle bir iddianın içinde değilim. Herhalde dünyada da kolay kolay hiçbir ülke olamaz, derin yapının sıfırlandığı bir ülkeyi konuşmak, sıfırlamak mümkün değil. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik. Biz yolsuzlukla mücadelede başarılı olduysak bu çetelerle mücadelede başarılı olduğumuz içindir."

"Evimin Altında Dinleme Cihazı Bulundu, Baykal Beni Anlamadı"

Başbakan Erdoğan, dinleme ve fişlenme iddiaları konusunda ise şunları dile getirdi:

"Hozat'taki fişlenme iddiaları üzerine başlattığımız takip devam ediyor. Devletin bazı kurumlarında'derin devlet'ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Deniz Baykal'la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı. Olayı duyduğumda Meclis'te kulisteydim, Bakan Yıldırım'a talimat vererek yayını kestik. Ama Deniz Baykal bu konuyla ilgili hassasiyetimi anlayamadı."

"Uydumuz Fırlatılırken Gururlanacağı Yerde Lastik Yakıp Eylem Yapıyorlar"

Göktürk-2'nin fırlatılışı töreni sırasında ODTÜ'de yaşanan gerginlikle ilgili de konuşan Başbakan Erdoğan, "Ben bu üniversitenin yönetimini anlayabilmiş değilim, bunlar samimi değiller. Yine aynı şekilde bir toplantı sırasında, öğrenciler toplantı mahaline gelerek taşlamaya başladılar. Bu son olay ise bunun çok çok ötesinde. Polis oraya neden geldi? Kampüse sırt çantalarında bulunan molotoflarla gelen kişiler, eylem sırasında bunları yaktılar ve bunun üzerine polis destek istedi. Siz nasıl bir üniversitesiniz? Sizin yetiştirdiğimiz öğrenciler bunlarsa Türkiye batmıştır. Bu öğrenciler uydumuz fırlatılırken gururlanacağı yerde lastik yakıp eylem yapıyor" diye konuştu.

"Orada Molotof Atılmamış Olsa Polis Neden Müdahale Etsin?"

Polisin olaylara müdahalesi konusundaki eleştirilere de cevap veren Başbakan, "Medya bu insanları sahipleniyor. Her olay polise fatura ediliyor. Orada lastik yakılmamış olsa, molotof atılmamış olsa polis oraya neden girsin?" diye sordu.

"Cumhurbaşkanı Gül Keşke Davet Edilseydi"

Başbakan Erdoğan, Göktürk-2 uydusunun fırlatılış törenine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davet edilmemesi konusundaki soru üzerine de, "TÜBİTAK keşke Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü davet etmeyi atlamamış olsaydı. Medya bunun faturasını yine bize kesti ama organizasyon tamamen TÜBİTAK'a aittir" dedi.

TRT Haber

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat