Peygamber Devleti-6


Peygamber Devleti-6

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 10 Haziran 2016 Cuma 22:30


Müşriklerin önde gelenleri, kavmini vahyi getiren nebilere karşı kışkırtmakta ve putlarına sahip çımaya çağırmaktadır. Bugün için kışkırtıcılık nedir?

Küre Medya / Haber Merkezi
Müşriklerin önde gelenleri, kavmini vahyi getiren nebilere karşı kışkırtmakta ve putlarına sahip çımaya çağırmaktadır. Bugün için kışkırtıcılık nedir?

Önceki bölümde müşriklerin önde gidenlerinin toplumu nebilerin aleyhine kışkırttıklarını, Kur’anın tanımıyla putlarına sahip çıkmaları için toplum nezdinde propaganda yaptıklarını söylemiştik. Sad Suresi’nde geçen ayette, “Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diyerek ayrıldılar.” (38 Sad/6) denilmektedir. Bugün için kışkırtıcılık neye karşılık gelir bunun da üzerinde durmak gerekir.

Bugün için kışkırtıcılık

Dini, gerek resmi kurumuyla gerekse işbirlikçi aydın entelektüellerle kendi kontrolüne alan egemenler, dinin hayata dokunacak hiç bir eylemine pratik anlamda hayata müdahalesine izin vermemekte, vermediği gibi de ortaya yeni bir din algısı çıkarmakta, başka bir din icat etmekte. Bu yeni din algısına göre, İslam’a ait kavramları çalmakta, çaldığı kavramlara yeni anlamlar yükleyerek hakikat gibi insanların önüne sunmakta. Basın, yayın, medya, internet gibi ortamları ustaca kullanan, medyatik hocalarla gündem oluşturan resmi ideoloji, piyasaya sürdüğü doğrular dışında başka doğruları kabul etmemekle birlikte, kendi doğrularına karşı fikir beyan edenleri, statükoya ters görüp dışlamakta. Dışladığı fikir ve düşünceleri, kabul etmediği yorum ve analizleri, beğenmediği akımları alenen ifşa ederek vatandaşı tarafından da hor görülmesini sağlamakta. Kendi hakikatinin dışında hakikat kabul etmeyen günümüz iktidarları, hakikatin kaynağını kendi paradigması olarak görmekte, göstermekte, reklamını yapmakta.

Sonradan ürettiği Ulus Devlet kutsallarına, resmi ideolojinin merasim ve bayramlarına dini bir kisve giydiren iktidarlar, hakla batılı birbirine karıştırarak dini aslından koparmakta. Uydurduğu dinin dışında kalanları da hem tekfir etmekte, hem de insanları bu kesimlere karşı kışkırtmakta. Uydurulan yeni dinde, ulus değerler kutsanmakta, ulusal bayramlar öyle lanse edilmekte ki, buna mü’min olduğunu söyleyen kesimler bile dahil olabilmekte. İktidarların tanımladığı itikad ilkeleri, cahili modern egemenlerin egemenliklerini dahi meşrulaştırmakta, mevcut paradigmanın dışında kalanlar terörist olarak yaftalanmakta.

Kapitalist sömürünün küreselleşmesi, bir nevi kapitalizmin özgürlüğüne doğru ilerlerken, tüketim kültürünün yaygınlaşması için alabildiğine nefisleri kışkırtan gücün, paranın ve iktidarın sahipleri, sürekli daha çok kazanma peşinde kitleleri sömürmekte. İnsanları daha rahat bir yaşam, daha fazla kazanmak, daha çok biriktirmek için ayartan mutlu azınlıklar, emperyal zihniyetleriyle aynı insanları yerlerinden yurtlarından ederek mülsüzleştirmekte, ellerinde var olan her şeye sahip olmak için daha çok tüketimin lehine kışkırtmaktadır. Kışkırtıcılığın yeni bir boyut kazandığı dijital dünyada, öncelikle birey olmaya ikna edilen topluluklar, toplumsal bağlardan uzaklaşarak her türlü saldırıya açık özgür bireyler olarak yalnızlaşmakta.

Burada insanın bireyleşmesine dikkat çekmek, insanın birey olarak hayata dahil olmasını önemsemek gerekiyor. Birey olanlar, batının aydınlama düşüncesinin birer ürünü olup, her konuda nihai kararı kendisinin vereceğine iman etmişerdir. He konuda vereceği kararların referans olarak alacağı yer ise kendi aklı ve rasyonel düşüncedir. Doğru ya da yanlış verili değerlerin dışında sadece kendi aklıyla ulaşabileceği nihai düşüncedir. İnsanın birey olması, asıl yaratılış gayesi olan kulluktan koprak özgürleşmesi, dolayısıyla da yalnızlaşmasıdır. İnsanı birey olarak tanımlayıp özgürleştiren egemenler, aynı zamanda onu kendi istekleri doğrultusunda yalnızlaştırmakta, yalnızlaştırdığı bireyi istediği gibi yönlendirip sömürmektedir. Yalnızlık korkusuna kapılan birey, pervasızca tüketime yöneldiği için, tüketime dair kışkırtmalara karşı koyamamaktadır.

Kışkırtıcılığın taşeronluğunu üstlenen sermaye yani kapitalizmin insan hayatını yönlendirmede tek etken olması, insanoğlunun yazgısını aşan bir güç tarafından belirlenmesi demek oluyor. Sermayenin baskın gücü toplumun bütün kesimlerinde etkisini gösterirken, üretimin ve tüketimin de tanımları değişti. Artık ihtiyaç geleneksel manasından arındırılarak sermayenin tanımladığı bir manaya yorumlandı. Yeniden manalandırılan ihtiyaç, kişilerin ekonomik gücünü aşarken, dayanışma içerisine girebileceği geniş aile yapısı olan geleneğin organik bağlarından da uzaklaştırıldı. Artık insan teki, sermayenin nefsani kışkırtıcılığı karşısında, kendisini kontrol altında tutacağı mahalle baskısından mahrum bırakıldı. Özgürlük dürtüsünün yalnızlık korkusunu körüklediği zihinlerde, aidiyet duyulacak merkezler aranmaya başlandı.

Aranmaya başlandı, ama ne yazık ki bu aranan değerler çoktan tüketilerek yok edilmiş, bir zamanlar birbirleriyle alabildiğine güçlü bağları olanlar, artık birer hasım konumuna gelmişti. Herkesin birbirini potansiyel düşman olarak gördüğü toplum ortaya çıktı. Bir zamanlar birbirleriyle kardeşçe yaşayan insanların, bir zaman sonra birbirine alabildiğine hasım olan evlatları peydah oldu. Sermaye, güç ve paranın kendilerinde olmadığı yeni toplum modelinin bireyleri, alt benliklerinde kazanmak için çabaladıkları cenneti ise bir daha gündeme gelmeyecek şekilde kaybettiler. Bunun sonucunda hakikatten soyutlanan birey, her anında kaygılı ve güçsüz bir yapıya büründü. Tam bu noktada kapitalist ideolojinin alabildiğine nefsi kışkırtıcılığıyla karşı karşıya gelen birey, kaygılı ve güçsüz yapısıyla direnemez olarak teslim oldu.

Bu günkü kışkırtıcılık, ne Mekke dönemine ne de daha önceki nebiler dönemindeki kışkırtıcılığa benzemekte. Gelişen teknolojk aygıtlar, zaman-mekan kavramının ortadan kalkması, devletin insanlar üzerinde olağan üstü hakim olması, zorla çocuğunuzu elinizden alıp eğiteceğim, zorla oğlunuzu elinizden alıp askere göndereceğim demesi, aksi taktirde cezalandıracağını söylemesi kışkırtıcılığın olağanüstü boyutlarını göstermekte.


YAZNINI DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat