Oyunun çocuğun hayatındaki önemi


Oyunun çocuğun hayatındaki önemi

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 15 Temmuz 2015 Çarşamba 18:09


Çocuk için vazgeçilmez bir yaşama biçimi olan oyun, çocuğun en doğal öğrenme aracıdır. Oyun çocuklar için keşfetme, öğrenme ve kendini ifade etmek demektir.

Küre Medya / Haber Merkezi
Oyunun çocuğun hayatındaki önemi

Çocuk için vazgeçilmez bir yaşama biçimi olan oyun, çocuğun en doğal öğrenme aracıdır. Oyun çocuklar için keşfetme, öğrenme ve kendini ifade etmek demektir.

Çocuğun duyduklarını gördüklerini sınayıp, deneyip ve pekiştirdiği bir deney alanı olarak da tanımlanabilecek oyun çocukların çevresiyle ilişki kurmasına, duygu ve düşüncelerini yansıtmasına yarayan bir araçtır. Çocuk gerçek hayata hazırlayıcı deneyimleri oyun aracılığı ile öğrenir. Oyun sırasında çeşitli roller üstlenerek dünyayı kendi duyularıyla algılamaya çalışır. Büyüdüğünde sürdüreceği uğraşlara, üstleneceği rollere oyun sayesinde hazırlanır.

Herkesin içinde kendini mükemmel bir şekilde gerçekleştirmeye yönelik kuvvetli bir güç vardır.  Bu güç olgunlaşmaya bağımsızlığa ve kendini yönetmeye yönelik bir dürtü şeklinde nitelendirilir. Oyun hayatın şartlarına uyumda güçlük çeken çocukların tedavisinde en uygun  yöntemdir. 

Oyun çocuğun dış dünya ile kendi iç dünya arasında yolculuk yaparken ona kendini ifade alanı yaratan bir süreçtir. Hatta yetişkinlikte de oyunlar devem eder ama daha farklı bir görüntüde günlük hayallerde ve yaratıcılıkta. 

 

Çocukluk döneminde en ciddiye alınan etkinliktir oyun. Oyun sırasında çocuk gerçek dünyanın nesnelerini alır ve onları oyunun içinde istediği gibi yerleştirir. Oyun aracılığı ile kendine başka bir dünya yani gerçekliğin yer değiştirmelerinden oluşmuş hayali bir dünya kurar.

Çocuk dış dünya ile ilgili merak gidermeye çalışırken ebeveynlerinden aldığı cevaplar onu tatmin etmez. İşte çocuk anlamlandıramadığı ve tatmin olmadığı cevaplar sonrasında oyuna kaçar.  Gerçeğin ne olduğunu anlamak bu kadar zorsa o zaman çözüm yeni bir dünya kurmaktır. Bu hayali dünya gerçek dünyanın motiflerini taşır. Kurduğu oyunda bireyleri taklit eder ve henüz elde edemediklerini, tatmin olmayan isteklerini oyunda kendince gerçekleştirir.

Hayatının herhangi bir döneminde oyun oynamamış kimse yok gibidir. Her insanın hayatında geçmişte oynadığı oyunların önemli bir yeri vardır. Oyunun çocuğun karakter ve kişilik gelişiminde etkileri nelerdir? Anne ve babaların çocuklarıyla oyun oynamalarının önemi nedir?


 
 

Oyun çocuğun iç dünyasını yansıtabildiği en etkin yoldur

Çocuklar yaşadıkları önemli olayları ve özelliklede aile içi ilişkilerini oyunlarında, konuşmalarında ve davranışlarında dış dünyaya yansıtırlar. Oyun çocuğun iç dünyasını anlatabildiği en etkin yoldur. Anne-babasından şiddet gören, kardeş kıskançlığı yaşayan, anne ve babaya duyulan kızgınlık oyun içerisinde kendini açığa çıkarır. Çocuklar çevrelerinden aldıkları negatif mesajları, oyunda arkadaşlarına ve oyuncaklarına yansıtabilirler. Bu açıdan çocuğu ve içinde bulunduğu atmosferi tanımada oyun önemli bir unsurdur.

Çocuğun stresi, iç dünyasındaki çatışmaları, korkuları ve kaygıları çeşitli oyunlarla tedavi edilebilir. Çocuğun yaşadığı sıkıntılı olayların etkisinden kurtulması için oyun bir rahatlama sahası olabilir. Psikolojik travma geçiren çocuklarda bu konuda yetişmiş uzmanlar tarafından uygulanan oyun terapisi yararlı olabilir.

 Oyunun kişilik gelişiminde çok önemli bir rolü vardır

Oyun, çocuğun kendi kişiliğini ortaya koymasında ve bazı olumlu özellikleri kazanmasında da yararlıdır. Özellikle doğru davranışların pekişmesi oyun vasıtasıyla daha kolay sağlanabilir. Olumlu karakter özellikleri, uygun oyun ortamında artar ve pekişir. Birçok çocuk oyun aracılığı ile empati yapmayı, başkalarına saygı göstermeyi, karşılıklı diyaloglarda kendi sorumluluğunu fark etmeyi, sabırlı olmayı, kurallara uymayı, stresle baş etmeyi, problem çözmeyi ve liderlik özelliklerini pekiştirmeyi öğrenerek karakter ve kişilik gelişimini olumlu yönde pekiştirir.

Oyun nasıl çocuğun gelişimine katkı sağlar?

Her ne kadar çocuklar oynasa da, çocukların oynadığı oyunlarda bile belli kurallar, oynanan oyunların belli özellikleri vardır.

Oyun üzerine geniş araştırmaları olan araştırmacılar oyunun birçok temel özelliklerinin olduğunu belirtmişlerdir:

1-Oyun çocuğun kendi tercihiyle yaptığı bir eylemdir

İnsanlar oyun oynamaya kendi kendilerine karar verirler. Bir başkasının dayatması söz konusu olmaz. Olduğu taktirde oyun, oyun olmaktan çıkar. Yükümlülük haline gelir. Oyuncu zoraki girdiği oyunu bir angarya olarak görür, zevk alması söz konusu olmaz. Anne-babasının arkadaşlarının diretmesiyle oyuna giren çocuk uyumsuzluklar gösterir. Yetişkinler için de aynı şey söz konusudur

Oyun ortamı çocuğun en özgür olduğu ortamdır. Oyun kurallarına uyduğu, oyunun ciddiyetini bozmadığı, oyunbozanlık yapmadığı sürece oyun içinde, müdahale söz konusu değildir. Düşüncelerini duygularını oyun içerisinde kurallara uygun olarak açıklayabilir. Her ne kadar oyun ciddi bir eylemse de katılanın zevk alması esastır.

 

2- Oyun ciddi bir eylemdir.

Oyun eğlenmek, zevk almak amacıyla oynandığı halde bir ciddiyet söz konusudur. Kurallara uymak, başkasının hakkına saygı göstermektedir. Oyun oynayan çocuk ciddi bir iş yaptığı bilincini taşımaktadır. Bir başkasının müdahalesi bu ciddiyeti, oyunun, çocuğun büyülü dünyasını bozmaktadır. Oyun çocuk için gerçek yaşamın bir parçasıdır ama büyülü bir parçasıdır. Çocuk oyundaki nesneleri gerçek yaşamdaki varlıklar olarak nitelendirir. Atçılık oyununda bacaklarının arasına aldığı sopa onun atıdır. Kendisi de hem at hem binicidir. Arabacılık oynayan çocuk hareketleriyle, ses taklitleriyle kendisini arabasının yerine koymaktadır. Başkası tarafından yapılan küçük bir müdahale onu hayal dünyasından koparır.

 

3- Oyunlar oynayıp bitirildikten sonra aynı şekilde yeniden oynanır.

Bu da oyunun tekrarlanabilmesi özelliğini göstermektedir. Tekrarlarda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Örneğin Körebe oyununda gözü bağlanan oyuncu diğer arkadaşlarından birini yakaladığı zaman onun gözü bağlanarak oyuna yeniden başlanır ve aynı şekilde sürdürülür. Ta ki bütün oyuncular kendi istekleriyle bu oyundan vazgeçinceye kadar tekrarlar devam eder.

4- Oyunlar başlar, bilinen kuralları çerçevesinde sürdürülür ve biter.

Her oyunun bitiş süresi vardır. Bu süre tekrarlarla oyuncuların isteğine göre son bulur. Bir oyun bittiğinde başka oyuna geçilebilir. Grup oyunlarının bitiş süresi genellikle bir grubun oyuncularının diğer grubun oyuncularını saf dışı bırakmasıyla, aşık, bilye, badem, ceviz, taş vb. şeylerle oynanan ütmeli oyunlarda ise bir veya birkaç oyuncunun elindeki eneklerinin bitmesiyle son bulur. Her oyunun başlangıcından itibaren yavaş yavaş temposu artar ve belirli bir gerilime ulaşır. Bu gerilim oyun içerisinde iniş çıkışlar gösterir, gerilim sona erdiği an oyunda bitmiş olur. Çünkü gerilimin bitmesi oyundaki heyecanı azaltır, zevk alma duygusunu yavaş yavaş yok eder. Oyun zevk almaktan çıkmaya başladığında hemen bırakılır.

5- Oyunlar belli bir mekanda oynanır.

Bu mekanlar açık ve kapalı mekanlar olabilir. Oyunun özelliğine göre oyun mekanları seçilir. Özellikle kırsal kesim çocukları oyun mekanları konusunda kent çocukları kadar sıkıntı çekmemektedirler. Boş alanların çokluğu çocukların dış mekanlarda daha rahat ve müdahalesiz oynamalarına olanak sağlamaktadır. Kent çocukları ise kent planlamalarındaki bilinçli ve bilinçsizce yapılan yanlışlıklar sonucu oyun alanları yönünden sıkıntı çekmektedir. Ayrıca kent yaşamının getirdiği tehlikeler çocukları evlerinde oynamaya itmektedir. Ama apartman yaşamının güçlüğü çocukların ev içerisinde oynamasına da engel teşkil etmektedir. Komşuların rahatsız olmaması için anne ve babaların oyun oynayan çocukları sürekli ikazları onlarda gerilim yaratmakta, huzursuz etmektedir.

6- Her oyunun kendine göre kuralları vardır.

Kurallar genelde önceden konulmuştur. Oyunun yasası biçimindedir. Kurallar bozulduğunda oyun oyun olmaktan çıkar. Oyun içerisinde bu kurallara uymayan hoş karşılanmaz, affedilmez, mazereti geçerli sayılmaz ve hemen oyundan atılır. Çünkü oyunbozanlık, mızıkçılık yapan çocuk oyunun büyülü dünyasını bozar.

 

7- Oyunda mutlaka gerilim vardır.

Çocukların oynadıkları oyunlarında mutlaka gerilim vardır ve bu gerilim zaman zaman çoğalır. Grup oyunlarında da kazanma hırsı gerilimi yaratır. Oyunlarda oyuncu bir çaba harcar. Bu çaba başarılı olmak için gösterilen bir çabadır. Başarılı olan kişi veya grup daha çok zevk alır, sevinç duyar. Beşiğinin üstünde asılı duran çıngırağı tutabilmek için, yeni emeklemeye başlayan çocuğun yerdeki topu almak için hırslanması, onun bir gerilim içerisine girdiğini gösterir. Çıngırağı tutmasının, topu yakalamasının ardından gösterdiği sevinç, harcadığı çabanın sonunda gelen başarının sevincidir. Grup oyunlarında kazanan çocuğun sevinci emekleyerek topu yakalayan küçük çocuğun sevincinden farksızdır. Çünkü sonuçta bir başarı vardır.

8- Her oyunda bir ritim ve uyum söz konusudur.

Oyun başlar, gittikçe çabukluk ve hız kazanır. Çabukluk ve hızda inişler ve çıkışlar olur. Bu iniş ve çıkışlar hem oyunun oynanışında hem de oyuncuların geriliminde görülür. Özellikle ezgili oyunlarda söz ve hareketlerin uyumu söz konusudur. Bu uyum oyuncunun vücut organlarının birbirine ritmik uyumunu sağlar.

Konunun uzmanları çocukların mutlaka oyun ile iç içe büyümeleri gerektiği konusunda anne-babaları uyarmakta, gerekli titizliği göstermeleri gerektiğini hatırlatmaktadırlar.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat