Otorite-İktidar, Devlet-Hükümet ayrımı


Otorite-İktidar, Devlet-Hükümet ayrımı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 29 Ağustos 2016 Pazartesi 16:19


Anlaşılması ve kavranmasında sıkıntı yaşanılan en önemli nokta, bu iki kavramın birbirinden faklı anlamlar içerdiğine dair oluşan bilgi ve algı karışıklığıdır. Devlet ve Hükümet kavramlarının birbiriyle olan farkının anlaşılamaması, toplumsal tepkilerin de asıl hedefini saptırmaktadır.

Küre Medya / Haber Merkezi
Batı düşüncesi İslam Dünyasını istila etmeye başladığından ve İslam Dünyası kendi içindeki Batı sevicilerinin, bu düşüncenin kök salması için en az Batılılar kadar gayret göstermesinin ardından, bize ait olanların tasviyesi gerçekleşirken, boşalan yerleri Batı’dan ithal düşünce tasavvuru işgal etti. Dikkat edilirse, hiçbir şeyimiz, inandığımızla paralellik arzetmiyor, zihin dünyamız, düşünme sistematiğimiz, algı melekelerimiz tamamen farklılaşmış durumda.

Bunların başında da devlet meselesi gelmekte, Osmalı mirası olan ve aslında iyi niyetli bir dua niteliği taşıyan “Devamı Devlet” söylemi ve duası, modern düşüncenin zihinlerimizi iğdiş etmesinin ardından, akletmenin etken olamadığı bir pratikle, Müslümanlar bu duayı laik seküler devlet üzerine de kullanmaya devam etmekte. Dinin referans olmaktan çıkıp, modern batı düşüncesinin hayatı kuşatmaya başladığı yaklaşık iki yüzyıllık geçmişte, dinin easasına dair bütün paradigma bozulup, asıl köklerinden koparılarak, başka bir anlamla manalandırılarak meşrulaştırılmış, toplumsal yapıda kabul görmesi için büyük bir çaba sarfedilmiştir.

Biz bu makalemizde, İslam ülkerinde ve özellikle de kendi ülkemizde, Müslümanların çözümlemesine dönük sıkıntı yaşadıkları, kendimizce önemli gördüğümüz devlet ve hükümet meselesini açmaya çalışacağız. İzah etmeye çalışırken önem verdiğimiz husus, özellikle Batılı filozofların düşüncelerine dikkat çekmek, onların tanım ve tasvirlerine, kavramları manalandırmalarına değinmek, Batı’nın kurguladığının neler olduğunu gözler önüne sermek olacaktır. Bunun sebebi ise, yaşadığımız coğrafyada şekillenen modern ulus devletlerin felsefesi, teorik olarak Batılı aydınlar tarafından atılmış, pratiğide başlangıç itibarıyla Batı ülkelerinde başlamış olduğundan, bu yapıları çözmek için öncelikle kurgularının hangi düşünceler üzerine gerçekleştiğini bilmemiz gerekmektedir.

Aydınlanma dönemiyle başlayan akılcı yaklaşım ve hayatı aklın merkezinde okuma, yaşam tasavvurunu bu okuma üzerine inşa etme çabası, Batıyı yeryüzünü sömüren doymaz bir vampir yaparken, ne yazık ki Doğu Dünyası bu merhametsiz canavara yem olmuştur. Tabi İslam Dünyasının durgunluğunun da birçok sebepleri olmakla birlikte, esas olan sebebin modernleşme adına dayatılan her şeyin sorgulamasız kabulü olduğu gerçektir.


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat