Onca Garibanlığa Rağmen Hallerine Şükrediyorlar


Onca Garibanlığa Rağmen Hallerine Şükrediyorlar

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 10 Nisan 2017 Pazartesi 17:44


Burkina Faso'da hürmet ve saygı ifade eden değişik jestler ve hareketle var. Konuşurken muhatabın yüzüne bakmamak, bir kadının bir erkek misafirle konuşurken onu ayakta karşılamamaması bunlardan bazıları.

Küre Medya / Haber Merkezi
Her toplumun kendine özgü dinamikleri vardır. Toplumları birbirinden ayıran özellik de bu yerel dinamiklerdir. Sadece konuşulan dilin farklılığı bile bunu sağlamaya yetmez. Bize garip gelen ama o toplumun vazgeçmek istemeyeceği bu direkler onları kendileri yapar.

Burkina Faso’dan Türkiye’ye bir yıllık bir eğitim için gitmiş olan bazı kardeşlerimiz vardı. Bunların ailelerini ziyaret edip, onların sıkıntılarına ortak olmak istedik. Tabi zor bir şeydi bu durum. Zira ailesini evinde- memleketinde bırakmış ve kendisi yola revan olmuş bu kardeşlerin, ailelerinin yalnız olmadığını ve onların dertlerini paylaşabileceğimizi bildirmek için yola çıktık.

Şikâyet cümlesi kurmayan toplum

Tabi yolda bir şeyi daha öğrendik. Bir Burkinalı’ya tam ölürken “Nasılsın?” diye sorsanız, alacağınız cevap bellidir: “İyiyim!” Hiçbir Burkinalı, asla şikâyet cümlesi kullanmaz. Biz, onlara “Bir sıkıntınız var mı?” diye sormayacağız. Zira bu sorunun geleneksel cevabı hazır. Hamd edecekler, şükredecekler. Size sıkıntılarını söylemeyecekler. Becerebiliyorsanız, bir yiğitlik yapıp onun sıkıntısını, o söylemeden gidereceksiniz. İşte burası kültürel bir ayrım. Dikkat etmek gerekiyor.

Öğretmen olarak çalışan Yahya kardeşimizin evinde anne ve babasının kaldığını öğrendik. Biraz zor da olsa nihayet evi bulduk. Küçük bir bahçesi olan bir eve ulaştık. Bahçede giriş kapısının önünde oturan yaşlı annesi bizi bekliyormuş. İçeriye geçip gösterilen yere oturduk. Az sonra anne, içeriye doğru yönelip, dizlerinin üzerinde bize hoş geldin dedi. Daha başka birçok dua etti. Zira burada olmayan oğullarının hatırasına yapılmış ziyaretin mutluluğu yaşlı gözlerde parlıyordu.



“Allah çalışma ortamınızda sizin aranızdaki sevgi ve muhabbeti artırsın” 

Anne bu dualara başlarken, yanımızda rehberlik yapan Ali Bey de oturduğumuz koltuktan kalkıp yere oturdu. (Bize yerimizde kalmamızı da söyleyerek) Sağ elini göğsüne doğru koyarak, yerel dilde uzunca karşılıklı dua cümleleri olduğunu artık öğrendiğimiz cümleleri sıraladılar. Yanımızda getirdiğimiz hediyeleri takdim ettik. Dualarını ve mutluluğunu ifade eden cümlelerin bini bir parayaydı. Bu duaların hepsine âmin diyoruz. Ama bazıları da tercüme ediliyor. Yaptığı en önemli ve ilginç dua, “Allah çalışma ortamınızda sizin aranızdaki sevgi ve muhabbeti artırsın, aranıza kin ve ayrılık sokmasın!” (Ziyaret ettiğimiz her üç evde de aynı duayı duyduk. Anladık ki burada hakkında Allah’a yalvarılacak önemli bir durum.) Ailemizden çocuklarımıza, bizi buralara yönlendirenlerden Türkiye’ye arka arkaya sıralanan onca dualar…  Kavurucu sıcaktaki yorgunluğunuzu almak için yetiyor.

Ev sahibi kadının yaşlı olması nedeniyle Ali Bey de koltuktan inerek onu selamlamıştı. Bu da ona yaşı sebebiyle gösterilecek bir hürmet ifadesi… Burada büyüklerin eli öpülmez lakin bize göre çok ilginç gelecek saygı ifadelerini görmek mümkün. Duaların hepsini ezberlemek de mümkün değil. Ama biliyorum ki, asıl duyması gereken duydu hepsini.

Yüzyılların geleneği: Muhatabının yüzüne bakmadan konuşmak

Evden ayrılınca Ali Bey’e hemen bu dua seremonisinin manasını sorduk. Buranın yerel âdetinde bir kadın, bir erkek misafirle konuşurken onu ayakta karşılamazmış. Yaşının kendisinden daha küçük olduğuna bile bakılmadan ona karşı dizlerini kırar ve öyle selamlar. Bazen bu, saygının dozuna bağlı olarak yere oturma şeklinde de gösterilir. Bu durum bizim ilk kez gördüğümüz bir manzara da değildi. Biz, ilk kez gördüğümüzde bunun Fransız sömürüsünden kalma adetlerden olabileceğini sanmıştık. Ancak zamanla bunların uzun yıllardır yapılan ve devam eden gelenekleri olduğunu öğrendik. Ama yaşlı olması başka bir durumdu.

 Mesela konuşurken konuşanın karşısındaki muhatabın yüzüne bakmaması benim çok garbime gitmişti. Ama zaman içinde bunların değişiminin çok kolay olmayacağı yerel dinamikler (bazen de dinamitler) olduğunu fark ettik. İslam’a açık bir muhalefeti yoksa değiştirmek da anlamsız. Küçükler konuşurken büyüklerin yüzüne bakmadan konuşurmuş.

Bize ağır gelse de bundan mutlular. Biz de öğrencilerimizin bu yönlerine hiç karışmadık. Bizim için saygının ifadesi olan davranışlar, onlar için farklıymış.

Ama toplumsal direkler sağlam ve cemiyet huzurlu… Şikâyet yok. Bunca nimetin içinde her halinden müşteki olanların kulakları çınlasın…
Haşim Akın / Dünya Bizim

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat