O kültür sanat sayfası ne de güzeldi


O kültür sanat sayfası ne de güzeldi

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 22 Aralık 2012 Cumartesi 14:41


O günlerde, gazetenin o sayfasını çevirip açmak bambaşka bir haz veriyordu gerçekten. Hele Nurettin Durman ve Murat Kapkıner gibi iki güzel Müslüman da orada yazardı ki..

Küre Medya / Haber Merkezi
Bir zamanlar ne de güzeldi Akit (ya da Vakit mi diyelim) gazetesinin kültür – sanat sahifesi. Editörlüğünü güzel insan Vahdettin Yiğitcan yapardı. Haftanın belli günlerinde güzel yazar, şair ve sanat adamlarımızdan birini konuk ederdi o sayfaya. Gazeteyi elime alır almaz öncelikli olarak kültür – sanat sayfasını açar ve günün yazarını ve haberlerini bir çırpıda okurdum.

O günlerde, gazetenin o sayfasını çevirip açmak bambaşka bir haz veriyordu gerçekten. O, sayfalar içinde en güzel sayfayı yudumlamadan başkasına geçmek ne mümkündü. Güzel güzel kitapların boy boy tanıtımı, yazarlarla, şairlerle, Müslüman sanatçılarla yapılan röportajlar... Sonra her ay yeni çıkan dergilerin kısa kısa tanıtımları mı dersiniz, nerede ve ne tür konferans, seminer, panel, sempozyum yapılıyormuş, haberdar olmak mı istiyorsunuz; yani kültürel manada pek çok ahenk vardı o gizemli sayfada. Ama biz vardık ve Müslümanca bir ağırlıktaydık o satır satır işlenmişlikler içerisinde.

Bahis açtığımız o güzel yazar, şair ve sanatçı simalardan hele iki tanesi vardı ki, yazdıkları ve onları anlamanın lezzeti hala damağımda tazeliğini koruyor. Kimdi bunlar; Nurettin Durman ve Murat Kapkıner adında adam gibi adamlar, Müslüman gibi Müslümanlar.

Her ikisinin yeri de bambaşkaydı zihin dünyamda. Bakalım bugün hangi konuya, kişiye, olaya, kitaba, şaire, yazara... değindiler? Bugün neyi dert edindiler? Hangi kaygılarını, hangi cümlelerine giydirdiler? Kimi dikkate aldılar ve kimlerin başını okşadılar?

Nurettin Durman ve Murat Kapkıner de hâlâ yazıyorlar ise

Murat Kapkıner, şairâne ve münevver diliyle, sözlerini asıl mecrasından kaydırmadan dobraca ifade etmenin tercihinde olurdu hep. Onu okurken dik durup gelecek sözlere hazır kıta durup zihin sathınızda setler kurmanız kaçınılmazdı. Yılların tecrübesiyle geliyordu gelenler çünkü. Muhatapsız söz olmazdı. Eğer döküldüyse dilinizin/ kaleminizin ucundan yüklendiğiniz sevda sözleri, saplanacak bir yürek bulurdu elbet.

Nurettin Durman üstadın mülayim ve doyurucu makaleleri tüm gedikleri doldurucu nitelikteydi. Bazen kitap tanıtımı, bazen kitap tavsiyesi, bazen ediplik üzerine gelen sorulara tatminkâr cevaplar ve adres göstermeler... şeklinde süreklilik kazanırdı yazdıkları. Şiir yazmak istiyorsunuz ve bir rota belirlemek istiyorsunuz. Adres olarak Durman üstadı seçtiyseniz, cevabı fazla gecikmeden gelecek demektir. Yola koyuldunuz diyelim ve nasıl yürüyeceğinizi kestiremiyorsunuz. İşte tam burada soru mercii olarak karşınıza o çıkıyor. İmtina etmiyor size yoldaş, size kardaş olmaktan. Zira bilir ki tutulursa elinden gençlerin, umutları yeşertecek günleri doğacaktır geleceklerin...

Akit hâlâ aynı Akit, sahipleri aynı sahipler ise –ki öyleler-; Nurettin Durman ve Murat Kapkıner de hâlâ yazıyorlar ise -ki yazdıklarına şahidiz-, o zaman özlemle yad ettiğimiz o söylemlerin yarenleri yerlerini tekrar alsınlar gayrı!

Fatih Pala/Dünya Bizim

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat