Nusra Lideri:"Riyad toplantısı bir komplodur"


Nusra Lideri:"Riyad toplantısı bir komplodur"

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 15 Aralık 2015 Salı 18:13


El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nin lideri Muhammed Cülani, muhalefeti birleştirmek için Suudi Arabistan'da yapılan toplantıyı 'komplo' olarak nitelendirdi. Cülani, "Oraya katılan grupların sonuçları sahada uygulama güçleri yok" iddiasında bulundu.

Küre Medya / Haber Merkezi
El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nin lideri Muhammed Cülani, muhalefeti birleştirmek için Suudi Arabistan'da yapılan toplantıyı 'komplo' olarak nitelendirdi. Cülani, "Oraya katılan grupların sonuçları sahada uygulama güçleri yok" iddiasında bulundu.



El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nin lideri Ebu Muhammed el Culani, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Her röportajında olduğu gibi yine yüzünü gizleyen Culani, Riyad'da muhalifleri aynı çatı altında birleştirmek için düzenlenen konferansı eleştirdi. Culani konferans için "vatana ve Suriye'de kanlarını feda eden gençlere ihanet olarak" nitelendirdi.

Nusra lideri, sonuç bildirgesinde rejimle müzakere sürecinin ardından Esed’in görevden ayrılmasına vurgu yapılan konferansı "Bu bir komplo, konferans değil” ifadeleriyle reddetip, "Bu tür toplantıları engellemek gerekiyor. Bu konferans IŞİD ve Nusra’ya karşı savaşmaları için  Esed rejimi bileşenleriyle muhalifleri bir araya getirmeyi amaçlıyor dedi.

Riyad’a giden grupların bu konferansın ‘bir komplo’ olduğunun bilincinde olduğunu savunan Nusra lideri, muhaliflerin para desteğini kaybetmekten korktukları için toplantıya katıldıkları iddiasında bulundu. “Suriye Ulusal Koalisyonu’nun sahada hiçbir varlığı yok. Sadece Suriye dışındaki otellerden açıklama yapıyorlar” diye devam etti. Nusra lideri Viyana’da geçen ay 20’den fazla ülkenin üzerinde anlaştığı 18 aylık geçiş süreci takviminin de başarıya ulaşamayacağı görüşünde.

Culani, Özgür Suriye Ordusu için de  “Hepimiz Özgür Suriye Ordusu diye bir şeyin olmadığını biliyoruz. Bu insanların kullandığı genel bir slogan” dedi.

‘İslami hükümetin parçası oluruz’

El Kaide  bağlantısı ve Suriye’nin geleceğiyle ilgili soruları da yanıtlayan Culani, El Kaide’nin farklı görevleri olan farklı gruplardan oluştuğunu belirtip, “Görevi Batı ile savaşmak olan gruplar var. Biz onlardan değiliz. El Kaide lideri (Eymen el Zevahiri) bize hakkın rehberliğinde İslami bir Suriye hükümeti kurulursa, o hükümetin bir parçası olmamızı söyledi” ifadesini aktardı.

Culani, 30 Eylül sonrası Rus desteğini alan rejimin Lazkiye, Hama ve Halep’te ilerlemeye çalıştığına dikkat çekerken, “Lazkiye’de asıl savaş uzun süredir devam eden Sahil el Gab’ın bir parçasıydı. Rejim, üç kez hücuma geçti ancak başarılı olamadı. Türkmen Dağı ve Cebel Ekred’de de ilerlemeye çalıştılar. Ama Rus müdahalesine rağmen pek ilerleme kaydedemediler” dedi.

Hama’da rejimin 20’den fazla tankının imha edildiği çatışmalara atıfta bulunan Nusra lideri, "Hama’da da aptalca bir hareket yaptılar.” dedi.

Culani, Güney Halep’in büyük bir bölümünün boş olduğunu ama burasının muhaliflerin kalelerinden sayılamayacağını savunurken,  “Şii milsiler ilerledi. Biz de 500’ünü öldürdük, bazılarını yakaladık.” diye konuştu.

Rusya’nın yoğun müdahalesine rağmen Suriye’deki hedeflerinin sınırlı olduğu de ifade eden Culani, “Rusya amacı Suriye’de var olmak ve üslere sahip olmak” diye konuştu. 

İç savaşta Rusya'nın hava saldırılarıyla rejime desteğini de yorumlayan Culani, "Rusya buraya Esed rejimine arka çıkmak için değil, rejimi diriltmek için geldi. Çünkü rejim ve kurumları fiilen çöktü" diye konuştu.

Culani, gazetecilerin Türkiye'nin Suriye'deki güvenli bölge talebiyle ilgili sorularına ise şu yanıtları verdi:

Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarından ve diğer Türk yetkililerinde de Suriye’de bir güvenli bölge inşa etmek için yoğun çaba sarf ettiklerini görüyoruz. Suudi Arabistan’ın veya Arap Sünni ülkelerinin kara güçlerinin de bu işte olabileceği spekülasyonlarını duyduk. Nusra Cephesi bu bölgeye yaklaşımı ne? Buna katılacak mısınız?

Bu mesele göründüğünden biraz daha karışık. ABD bu güvenli bölgeyi istemiyor. Türkiye ABD’nin izni olmadan tek başına bu projeyi hayata geçiremez. Meselenin özü şu: Türkiye sınırında bir Kürt entiteyi istemiyor.  ABD ise IŞİD ile belki de sonra Nusra Cephesi ile savaştırmak için Kürtleri desteklemek peşinde. Dolayısıyla ABD Kürtleri mağdur edecek bu projeyi nasıl kabul etsin…

Ama orada engellenecek sadece Kürtler değil IŞİD da engellenecek?

Türkiye’nin sorunu IŞİD olduğunu zannetmiyorum. Türkiye’nin sorunu Kürtler. Bu Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesi. Kürtlerin Türkiye’de 10 milyon kişi kadar karşılığı var. IŞİD’in ise Türkiye’de o kadar büyük bir karşılığı yok. Mesela, 10 yıl önce Irak’ta bir Kürt entitenin ortaya çıkması, Suriye’ye yayılması ve orada da benzer bir senaryoya yol açtı. Belki 20 yıl sonra bu oluşum Türkiye’ye yayılabilir. Bir 20 yıl daha sonra İran’a da yayılabilir… Bu nedenle Kürt bölgesine yakın devletler bu meseleden endişelenir. tabii Kürtler Müslüman bir topluluk. Biz onlar bizden biri olarak görüyoruz. Kürtlerden söz ederken rejimle ittifak kuran Kürt milisleri ve sekülerle koministler Kürtleri kastediyoruz. O yüzden Kürtler Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesi. Onlar için bu çok tehlikeli bir mevzu ve Türkiye sınırında bir Kürt entiteyi istemiyorlar.Türkiye bu projeyi Suriyelileri korumak için istemiyor. Onlar için asıl mesele Türkiye’nin ulusal güvenliğini sağlamak. Bunu herkes bilmesi gerekiyor.

Nusra Cephesi, 'Güvenli Bölge' projesiyle ilgili ciddi adımların atılacağı konuşulurken savaşçılarını söz konusu bölgeden çekmişti. Bu adım, bu projeyi kolaylaştırmak için mi atıldı? Yoksa başka hesaplar mı vardı?

Çekilmemiz sadece dini gerekçelerle yapıldı. O bölgede IŞİD ile sıcak çatışmamız yoktu. Orası onlar bizim arasında bir sınır bölgesiydi. Adamlarımız sınırda savaşmadan bekliyorlardı. Sonra o dönemde büyük bir operasyon hazırlığı başladı. Türkiye ve ABD’nin liderliğindeki koalisyonla koordinasyonlu olarak birçok grup bir araya geldi IŞİD ile savaşmak için. Bunun dini perspektifimizle doğru olmadığını düşündük. Ve 40 kilometrelik cephe hattındaki (Halep’in kuzey kırsalında) elimizde sadece 4 km bulunuyordu. O yüzden çekilmeye karar verdik.

Neden bu ortak operasyona (Türkiye ve ABD liderliğindeki) aldırış etmeden orada savaşmaya devam etmediniz?

Çünkü orada savaşmaya devam etmek bir sonuç vermeyecekti. Bunun IŞİD lehine işleyeceğini anladık. O yüzden çekildik. Türkiye, bu operasyondan söz ederken, Halep’in kuzeyinde çok sayıda noktalyı hedef aldılar. Ancak aynı günde Kandil dağında 180 hava saldırısı gerçekleştirdiler. Bu iki bölgenin arasında bağ ne? Burada anahtar kelime Kürtlerin yayılması. Sahadaki gruplar ne silahını ne de aklını kiraya vermemesi gerekiyor. Biz aklımızı kullanarak bu projenin kendi çıkarlarımızda olup olmadığını sorgulamamız gerekiyor. Bunun dinen doğru olup olmadığını kendimize sormamız gerekiyor. Bu bölgedeki grupların Türkiye’nin ulusal güvenliğini korumak için kendini kullandırtmaması gerekiyor. Bu bizim işimiz değil.

Ya Suriye Devrimi çıkarı Türkiye’nin ulusal güveliği ile kesişiyorsa.. neden olmasın?

Böyle bir ilişkide galiba kaybeden hep zayıf olan taraf olur. Ve dediğim gibi o savaş olsaydı, IŞİD’in lehine işleyecekti. Gerçekten de öyle oldu. Biz dinen o savaşta taraf olmanın doğru olmadığı kanaatinden yola çıkarak bölgeden çekildik. Sonra ise ‘büyük bir operasyon olacak. IŞİD oradan çıkarılacak’ diye gaza getirilen o gruplar, IŞİD’in daha da ilerlemesiyle karşı karşıya kaldı.

Al Jazeera/AFP

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat