Nouman Ali Khan-İbn Abbas’tan Çarpıcı Bir Tefsir


Nouman Ali Khan-İbn Abbas’tan Çarpıcı Bir Tefsir

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 09 Temmuz 2016 Cumartesi 21:13


Nouman Ali Khan İbni Abbas'ın Bakara Suresi 78. ayeti nasıl anlayıp tefsir ettiğini anlatıyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Nouman Ali Khan / İbn Abbas'tan Çarpıcı Bir Tefsir


“Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.” (Bakara/78)
Burada genelde “kuruntu” diye çevirilen Arapça “emânî”  kelimesi için İbn Abbas (çevirenin notu: İbn Abbas meşhur müfessir sahabidir.) çok çarpıcı bir şey söylemiştir. Ben de Lisan-ı Arap sözlüğünden bakmıştım. “Emânî” kelimesinin anlamlarından biri de “tilavet“tir. Örneğin “menâ el-kitâb” Arapça’da “kitabı okudu” demek, aynı kökten gelmekte.

İbn Abbas (r.a) bu ayetteki “emânî” kelimesini “tilavet” şeklinde tefsir etmiştir. O halde ayet şu anlama geliyor: “Kitâbı, (anlamadan) tilavet etmek/okumak dışında bir şey bilmezler.” İbn Abbas (r.a) ayeti şöyle açıklıyor: “Kitâbı ancak iki şekilde biliyorlar: Bir kısmını ezberliyorlar bir kısmını okuyorlar ama ikisinde de hiçbir şey anlamıyorlar. Kitap’ta ne var hiçbir fikirleri yok.”
Başka bir deyişle, Kitapları ile olan ilişkileri yalnızca bir ritüelden ibaret…

Ben bunu ilk duyduğumda, -15 yıl önce falan olmalı-, tüylerim diken diken olmuştu. Çünkü ben Güneydoğu Asya’lıyım ve bizim oralarda bizlere denirdi ki “Eğer Kuran’ı en az bir kez sana Arapça’sından okutacak bir kâri ile okursan, kul huvallahu ehad, inna ateynake’l-kevser gibi temel bazı sureleri namazda okumana yetecek kadar ezbere bilirsen, Kuran’a karşı olan görevin bitmiş demektir.” Ve Kuran Hatmi partileri yapılırdı. Mesela çocuk Arapçasından Kuran’ı bir kez okumuştur bitirmiştir bunun için partiler düzenlenir ve bu çokça kutlanırdı. Biraz daha dindar olan aileler de, “Çocuğum hafız olsun istiyorum” derlerdi. Çünkü biz “Allah’ım bize dünyada da hasene, ahirette de hasene ver” diye dua ediyoruz ya, oradaki dünya tıp okumak oluyor, ahiret de hafızlık oluyor (!). “Eğer çocuğum tıp okuyup bir de hafız olursa iş bitmiş demektir, çocuğum hazır demektir, bu ikisi olduğu sürece yanlış yola düşmez!” diye düşünüyorlar…

Fakat hafız olan bir sürü çocuk var ve Kuran’ın anlamını bilme konusunda hiçbir çabaları yok, kendilerine hiçbir zaman hafızlığın Kuran’ı anlama yolunda bir araç olduğu da söylenmemiş…
Size söylemeliyim ki, Kuran öğrencisi olmak istiyorsanız yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri Kuran’ı ezberlemektir. Neden? Çünkü “Kuran kendi kendini tefsir eder.” Örneğin Âl-i İmran suresini okurken aklına Bakara’daki bir ayet gelir çünkü çoktan o ayeti ezberlemişsindir, çoktan kalbindedir zaten, sayfaları karıştırıp bulman gerekmez. Şuâra suresini okuyorsundur, bu sana Taha suresindeki bir ayeti hatırlatır. Kendin noktaları birleştirebilirsin çünkü hafızsın. Kuran’ı ezberlemenin amacı, “Muhkem (eksiksiz, birbirine sıkı sıkıya bağlı) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitap” (Hud/1) olduğunu görebilmen ve aynı zamanda da gecenin bir yarısı kalkıp namazda zevkle okuyabilmen, Rabb’inle O’nun sözlerini okuyarak konuşabilmen, iletişim kurabilmendir. Yoksa amaç yalnızca tecvidini düzeltip, teravihte aynısını yapasın diye favori kâri’ni sürekli dinleyip onun gibi okumaya çalışmak değildir. Amaç bu değildir.

Ama bizler, Kuran-ı Kerim ile olan ilişkimizi çok sûnî, yapay, taklîdî bir düzeye indirdik…
Bakın bu söyleyeceğim benim görüşüm, benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz, ihtilaflı çekişmeli bir konuysa da önemli değil çünkü Kuran ayındayız ve bunu şimdi söylemeyeceksem ne zaman söyleyeceğim: Bizler çocuklarımızı okullara gönderip bu okullara “Kuran okulu” diyoruz. O “Kuran okulu” değil, o “hafızlık okulu”! Kuran hafızlıktan çok daha fazlasıdır! “Biz burada Kuran öğretiyoruz” diyorlar, yani aslında sadece yüzünden okumasını öğretiyoruz diyorlar. Bu “elif-bâ okulu”, “amme cüzünü yüzünden okuma okulu”, ama Kuran okulu değil! O Kuran öğretmenin yalnızca çok küçük bir kısmı! Kuran okulu demek, insanları temel yüzünden okumadan alıp, hayat boyu sürecek bir tedebbür ve özümseme eğitimi vermektir. Ben Kuran öğretmek yalnızca anlamaktır yüzünden okuma değildir demiyorum, ama yüzünden okuma bunun yalnızca küçük bir kısmıdır! Yine de buna “Kuran öğretimi” deniyor, sonra bu okullara çocuğunu gönderenler de “benim çocuğum Kuran biliyor! ” diyorlar. Ve sırf Kuran’ı okumasını öğrenmiş bazı insanlar, kendilerini seçilmiş olarak görüp, herkesten iyi olduklarını düşünebiliyorlar maalesef… Biz öyle bir kültür geliştirdik ki böyle şeyler de çoğu yerde kutlanıyor bile…

İşte sadece “emânî” ye sahip olduğunda oluşan trajedi budur… Sadece okumak… Halbuki bu, ayette İsrailoğullarının Kitaplarına karşı işlediği bir suç olarak sayılmaktadır… İbn Teymiyye, İbn Abbas (r.a)’ın sözüne ekleme yapmış, diyor ki “Kuran’ın kendilerine okunmasıyla yetiniyorlar.” Yani; birincisi tilavet ile yetiniyorlar, ikincisi dinlemeyi çok seviyorlar…
Vallahi dinlemek çok iyi bir şeydir. Kuran tilaveti dinlemenin yanlış hiçbir yanı da yoktur. Ama Kuran’la olan ilişkin yalnızca bundan ibaretse, o zaman ciddi bir problemin var demektir… O zaman bu Kitâb’ı “emânî“den ibaret kılmış olursun. Halbuki tüm bunların daha büyük bir hedefe hizmet eden şeyler olması gerekir. Peki Kuran’ın hedefinin ne olduğunu nereden bilebiliriz? Bırak da Kuran’ın kendisi sana söylesin:
Akıl edesiniz diye.” (Yusuf/2, Zuhruf/3, Bakara/242, Nur/61, Hadid/17…)
Ayetleri hakkında iyice derin bir şekilde düşünüp öğüt alsınlar diye.“(Sad/29)
Allah’ın ayetleri onlara okunduğunda bu onların imanını artırır.“(Enfal/2)

Teksaf org.




Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat