Neden sömürülmeye müsait bir haldeyiz?


Neden sömürülmeye müsait bir haldeyiz?

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 24 Ağustos 2018 Cuma 15:41


Malik Bin Nebi, siyasî ve fizikî bağımsızlığın, zihnî bağımsızlık anlamına gelmediğini vurgular ve İslam ümmetini zihnî bağımsızlığa davet eder. Onun bu davetinin temelinde Ra’d Suresinin 11’inci ayeti vardır.

Küre Medya / Haber Merkezi
Malik Bin Nebi isimli Müslüman bir düşünür aynı zamanda mücadele ve eylem insanı, neredeyse hayatını sömürü-sömürge ilişkilerini düşünerek geçirdi.” diyor Ali Aydın Milat gazetesindeki dünkü yazısında ve siyasi sorunlar bir tarafta iken İslami kesimin içinde bulunduğu hali sorguladı. Yazısının bir bölümünde şöyle diyor Aydın:

Malik Bin Nebi küçüklüğünden beri içinde yaşadığı sömürge ortamı nedeniyle, “medeniyet, sömürge, bağımsızlık” gibi konulara özel ilgi gösterdi. Cezayir’in bağımsızlığı için mücadele etti. Mücadelesinin hedefinde İslam ümmetini zihnî bağımsızlığa davet vardı. Fransa’da yaşayan Kuzey Afrikalı gençlerin ve Cezayirli işçilerin bilinçlenmeleri için birçok çalışma yaptı. Politik baskılar sonucu birkaç defa hapishaneye girdi. Cezayir’in bağımsızlığını kazanmasının ardından  ülkesine döndü ve hayatının geri kalanını öğrencilerle yaptığı derslere adadı.

Malik Bin Nebi’nin Müslümanların düşünce ufkuna kazandırdığı en önemli soru; “Neden sömürülmeye müsait bir hâldeyiz?” sorusu olmuştur. Malik Bin Nebi, siyasî ve fizikî bağımsızlığın, zihnî bağımsızlık anlamına gelmediğini vurgular ve İslam ümmetini zihnî bağımsızlığa davet eder. Onun bu davetinin temelinde Ra’d Suresinin 11’inci ayeti vardır: “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.”

Malik Bin Nebi’nin altını çizdiği başka bir sorun daha vardır.O, Müslümanların önlerinde duran meselelerde iki psikolojiden kaçınmaları gerektiğini söyler. İlki sorunların çözümünü imkânsız görmek. İkincisi ise meseleleri kolaya ve basite almak. Ona göre; ortada ne imkânsız, ne de kolay bir şey vardır.

Bugün karşı karşıya bulunduğumuz meseleler dikkate alındığında Malik Bin Nebi’nin ikaz ve uyarılarının güncelliğini koruduğu muhakkak.

Evvela Müslümanları bir iç muhasebeye davet eden yaşamsal soru; “Neden sömürülmeye müsait bir hâldeyiz?”, hâlâ cevaplanmayı, üzerine düşünmeyi bekliyor. Bir tefekkür çağrısı olarak orada duruyor. Tamam, sömürgeci orada ve yaptığı iş ortada. Tamam, emperyalist Batı, Kahrolsun Amerika!

Ne var ki onların varlığı ve sömürüsü, sömürülenin gamsızlığını, vurdumduymazlığını, gelişmemişliğini tekbaşına anlatmaya yetmiyor. İşte Ra’d Suresi 11’inci ayet duruyor önümüzde. Malik Bin Nebi de onu hatırlatıyor bizlere.

Diğer yandan meselelere yaklaşımımız noktasında gösterdiğimiz zaaf tam da Malik Bin Nebi’nin bıraktığı yerde. Sorunlarımızı ya kendi-dışımıza çıkararak çözümünü imkânsız olarak görüyoruz ya da eften püften konularmış da hemen oracıkta ele geçirilen hazır bir reçete ile halledilecek bir şeymiş gibi değerlendiriyoruz. Bu iki tip sorunlu yaklaşımımıza ilişkin mebzul miktarda örnek var elimizde.

Amerika ile yaşadığımız gerilimi ele alalım mesela…

ABD’nin hacmi, kütlesi, bütçesi üzerinden Türkiye’nin onunla baş etmesinin imkânsız olduğunu söyleyenler bir tarafta, Amerika ile mücadelenin sokakta Iphone kırmak olduğunu sananlar diğer tarafta…

Yine çok canımızı yakan bir sorun, eğitim mesela…

200 yıllık ezberi talim etmenin dışında herhangi bir yönelimi imkansız görenler bir tarafta; öğretmen niteliği, müfredat,  derslik sayısı, sınav sistemi diyerek altın çözümü bulduğunu sananlar diğer tarafta… Özellikle İslamî kesimin dernek ve vakıflarının konu ile ilgisine baktığımızda meseleyi İmam-Hatip Lisesi ve talebeye burs düzeyinden zerre miktar ileriye taşımamış olduklarını görmek ayrıca kahredeci.

Şu Bayram gününde can sıkmak değil niyetim. Ancak Bayram bir anlamda fırsattır, imkândır.

Kurban amacı kurbiyet (yakınlaşma) olan bir ibadet.

Halimizi, ahvalimizi gözden geçirip eksiklerimizi, zaaflarımızı tespit etmek ve yeni bir başlangıç yapmak gerçek bir Bayram olmaz mı mesela. Bizi iyiden, güzelden alıkoyan ne varsa onlardan uzaklaşıp işlerimizde iyiye, güzele yakınlaşmak bugünü hakkıyla idrak etmek değil midir?

İktibas.com

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat