AVM’ye karşı mısınız?


Mustafa KUTLU, AVM’ye karşı mısınız?

Mustafa KUTLU


A+ |Normal |A-


Modern teknolojik medeniyetin kurduğu şehirler sanayinin ritmine uygun bir hayat tarzı geliştirdi.

Bu hayat tarzı âletlerin (fabrikalar, laboratuvarlar, üniversiteler, silahlar vb.) esiri olmuş; küresel sermayenin vücut bulması ile tüm dünyayı kaplamıştır.

Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz, ne giyeceğiz hep o belirler.

AVM'ler de bu hayat tarzının doğurduğu bir çözümdür. Akıllı bir buluş ve yatırımdır.

Esasen eski kapalı çarşılardan ilham alsa bile temelde bir farklılık vardır. Kapalı çarşılar “kanaat ekonomisi” uyarınca hem üretim, hem tüketim yapar.

Şunu unutmayın ki eski dükkânların malı daha cazip ve parlak gösterecek vitrini bile yoktu. Vitrin bize Batı'dan gelmiştir.

Modern şehirlerde insan bir robot gibi dolaşır. İhtiyarı yoktur. Zil çalar dışarı çıkar, zil çalar içeri girer. Bir makina parçası gibi çalışır. Akşam eve cesedi düşer.

Onu oyalayacak, hayatı hoş gösterecek, herkesle bir olduğuna inandıracak âletler de geliştirilmiştir. Cep telefonu, televizyon, internet, sosyal medya. Bunlar sayesinde gûya herkes herşeyden haberdardır.

Geçende bizim TV.'lerimizden birinde sokaktaki vatandaşla (bilhassa gençler) röportaj yapılıyordu.

Soru şu: Cep telefonunuz çalışmasa, internete giremezseniz ne olur?

Cevap: Hayatım kayar, dünya zindan olur, telefonsuz bir hayat düşünemiyorum.

İşte esaretin bedeli.

Modern şehrin insanına kalan sadece pazar günüdür.

O gün kalkılır bir törene gidilecek gibi hazırlık yapılır. Aile fertleri kahvaltıda biraraya gelir. Sonra eşofmanlar çekilir, spor ayakkabılar giyilir, AVM'nin yolu tutulur.

AVM tüm malları ve mağazaları biraraya toplamıştır. Giyim, kozmetik, ev eşyaları, spor malzemeleri, mutfak-banyo donanımı vb. vb.

Aralarında uzak mesafe olan bu yüzden gidip dönülmesi zor olan, satışa sunulmuş reklamla körüklenmiş malları orada birarada görürsünüz.

Sadece bu mu?

Lokantada veya ayak üstü yemek yersiniz. Cafe'lerde oturup kahve yudumlayarak trendleri izlersiniz.

Çocukları “Oyun odası”na bırakıp eşinizle veya sevgilinizle “vitrin gezersiniz”.

Böylece herşeyden haberdar olursunuz. İş yerinde biri size telefonda bir şey gösterip “Bundan haberin var mı?” dediğinde, “Yoo!” diye cevap vererek utançtan kızarmazsınız. İşte bu “haberdar olamama” bir büyük eksiklik ki adına “Fomo” diyorlar. Psikolojik bir rahatsızlıkmış. Ruhta çöküntü yapıyormuş.

Bitmedi.

AVM'de isterseniz haftanın filmini, ayın oyununu, bir sergiyi veya kitapçıda “imza günü” yapan yazarı görürsünüz.

Site'den tanıdıklarla karşılaşırsınız.

“Aa! Siz de mi?” diye sorar, iki satır konuşursunuz.

“Görüşmek üzere” diye ayrılır ama bir dahaki tesadüfe kadar görüşemezsiniz.

Aldığınız malları bir sepete yükleyerek dışarı çıkarsınız.

– Aa! Akşam olmuş.

– Evet karanlık basmış. Burada zaman nasıl geçiyor, insan anlamıyor.

– Bayağı yorulduk.

– Evet ama değdi. Çocuklar da çok eğlendi.

Hadi artık atlayın arabaya evin yolunu tutun, AVM'niz haftaya sizi yeni sürprizlerle karşılayacak.

AVM'ye karşıysanız otomobile binmeyin. Binerseniz haftaya sizi yine AVM'ye götürür.

Yeni Şafak


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat