Ümmetin umutlarının çalınması


Mustafa ÇELİK, Ümmetin umutlarının çalınması

Mustafa ÇELİK


A+ |Normal |A-


Biz Müslümanlar, umutları çalınmış bir ümmetin mensuplarıyız. İslâm ümmetinin umutları çalınmış. İslâm ümmeti bir çöküş dönemini yaşıyor. İslâm ümmeti neyin çöküşünü yaşıyor? Osmanlı devletini ortadan kaldıran "Muasır Uygarlık" denilen korkunç yıkımın Haman beyinli danışmanlarına, Bel'am kılıklı mollalarına, Samiri mantıklı bilim adamlarına, Karun cepli zenginlerine ve Firavun tıynetli yöneticilerine aldanmanın çöküşünü yaşıyor. İslâm ümmetinin umutlarını çalanlar bizzat İslâm ümmetinin içinde güvenlikli korumalar eşliğinde dolaşıyorlar.

İman edip okuduğumuz Kur'an mekteplerden ve mahkemelerden alınıp rafa kaldırıldığı günden bu yana meşrepler ümmetin vahdetini çaldı, Batı'nın modern büyüsü ümmetin gözlerini bağladı, kılıçlarımız topkapıda asılı kaldı, tarihimizin ipini resmi tarihin yeminli zorba muhafızları eline aldı, aklımız modern hurafelerin tılsımı ile tılsımlandı, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarımız müstevli harbi ve mürtedler tarafından yağmalandı, yüreklerimiz lehve'l hadis/laf eğlenceleriyle dağlandı. Rabbimiz buyuruyor:

"İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, lehve'l hadisi/eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır." (Lokman Sûresi/6)

Lehve'l Hadis; Kur'an'a, Sünnete/Sirete, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha'ya dayanmayan lakırdılar, hikâyeler, laflar, masallar, yasalar ve anayasalardır. Kim veya kimler bu manaya gelen lehve'l hadis'e müşteri olmuşlarsa işte ümmetin umutlarını çalanlar onlardır.

Umutları çalınmış bir ümmetin mensupları olarak bilmeliyiz ki; umutlarımızın hırsızları, gözlerini yitirmiş gönüller, gönlü perdelenmiş gözlerdir. İrfanî olandan mâlâyanî olana sahip çıktığımız günden bu yana, umutlarımızın hırsızlığını yapmak isteyenlerin gönüllü kuryeleri olduk.

Kur'an-ı Kerim'e, Kur'an-ı Kerim'in İsra Sûresi'ne inanmış olanlar için Allahû Teâla tarafından etrafı mübarek kılınmış Mescid-i Aksâ bir umuttur. Ancak bugün İslâm ümmetinin bu kutsalı, bu umudu etrafında Allahû Teâla'nın lanetine uğramış Terörist Yahudi Siyonistler dolaşıyor. Bir Vakıf ülkesi olan Filistin Terörist Yahudi Siyonistlerin işgali ve istilâsı altındadır. Şunu bilelim ki; Filistin Siyonist İsrail'in çaldığı ülkedir. Mescid-i Aksâ ülkesi olan Filistin'e sahip çıkmayan kim olursa olsun küfre köledir!

Umutlarımızı geri getiren gelişmeler de yok değildir. Katil İsrail tarafından Filistin'e atılan bombalar kucağımızdaki testileri kırmıştır; sular akmaya başlamış, cihad ibadetinin önündeki barikatlar kaldırılmıştır. Pek yakında İsrail akan bu denizde tıpkı Firavun gibi boğulacaktır.

Memleketin bütün plan ve projelerini "Avrupa Birliği"ne göre tanzim ve dizayn etmek, "İslâm Birliği Savaşçıları"nın umutlarına ihanettir. Müslümanlar arasında "İslâm Birliği" ni gerçekleştirme hususunda gücün bitmişse, inancın ve iradenden kuşku duyuyorsan, enerjin bu sorumluluğu kaldıramayacak kadar azalmışsa o zaman geç köşende otur. Bunu yapamıyorsan bilesin ki bu durumda senin temsil ettiğin sadece esen rüzgârlara göre yön değiştiren ottur. Rabbanî dava yolunda vaktinde yerinde oturmayanlar, oturmasını bilmeyenler, sadece birer otturlar!

İslâm topraklarında sürüp gitmekte olan savaşlar ülkelerde üç ordu bıraktılar: Bir sakatlar ordusu, iki yas tutanlar ordusu, üç hırsızlar ordusu. Müslümanların umutlarını çalarak, çalmadığı umutlarını da erteleyerek bu orduları idare etmek mümkün değildir. Anın vacibi; İslâm topraklarında ahkâm-ı İslâm'ın hâkim olduğu günün sabahında umut hırsızlığına alışanların ümmetin sosyal ve siyasal iktidarından behemehâl alaşağı edilmeleridir.

Müslüman insan için iktidar olmak, iktidara gelmekten mâna ne, Kur'an'ın hükümleriyle idare etmek, Kur'an ayetleriyle hükmetmek ve Kur'an'ın ayetlerini hayata dönüştüren Müslümanların işlerini kolay kılmaktır. Müslüman olarak iktidarda iken bunu yapamıyorsan ya esirsin veya küfrün kölesisin. Bu gerçeği itiraf etmek, teslim etmek varken, sağa sola eğmenin, bükmenin gereği var mı? Şu bir gerçek ki; kaplara sahip olma duygusu, kaplanlarımızı küresel katillere kaptırdı. Neticede harim-i ismetimiz talan oldu. Çalınan umutlarımızın peşinde koşanlarımız ise hep yalnız oldu. Umutların savaşçıları çoğu zaman kendi yalnızlıklarının bağrında garip olarak büyürler. Ülkelere girer gibi yüreklere yürürler. Onlar, ülkelerden önce yüreklerin fatihleridir.

Umutları şahısların sömürgesi haline gelenler, akılları zorbalığın, haksızlığın, hukuksuzluğun süpürgesi olanlardır. Aklınız zalimlerin işini gören zalimlerin elinde bir süpürge olmuşsa, umutlarınız çoktan şahısların sömürgesi olmuş demektir.

Dün ümmeti zihnen hadımlaştırmak isteyenler, içtihad kapısını kapatıyorlardı. Bugün de ümmeti fiilen müstevli harbi ve mürtedlerin emirleri doğrultusunda köleleştirmeye çalışanlar, memleketleri istilâ olunmuş, malları talan olunmuş İslâm ümmetinin evladlarına cihad kapısını kapatıyorlar. İşte bu işi yapanlar ümmetin umutlarını çalanlardır. Bilelim ve inanalım ki; ictihad kapısı da, cihad kapısı da kıyamete kadar açıktırlar. Çünkü bu kapıları Peygamber (sav) açmıştır. Ancak beyinleri istilâ kültürüyle iğdiş edilmiş, mideleri Tağuti düzenlerin verdikleri maaşlarla kirlenmiş kravatlı kare kafalılar bu kapılardan geçemezler. Bu kapılardan geçmenin ölçüsü; iman, ilim, ehliyet ve liyakattır.

Dünya ve dünya menşeli değerleri gözlerinde büyütenler, umutların hırsızlarını üretenlerdir. Şunu bilelim ki; testinin içindeki sudan mahrum kalanlar, testileri (dünyayı) kutsamaya başlayanlardır. Dünyanın kutsandığı yerde umutların hırsızları çoğalmış demektir. İslâm ümmetinin mensubları olarak umutlarımız çalınmış fakat her birimiz bir yandayız. Tam da aklın kalbi aradığı andayız!

Umutlarını çalanlara alkış çalanların akılları ile kalbleri arasında dağlar var. Akıllarını kalblerinden ayıranlara dünya dar!

İslâm ümmetinin çalınmış umutlarını geri getirecek olanlar, Firavunlara, Hamanlara, Samirilere, Bel'amlara ve Karunlara özenmeyen, yürekleri tağuti düzenlerin pislikleriyle kirlenmemiş saf Peygamber sevdalılarıdır. İslâm ümmeti bir gün kuşanırsa Rasûlüllah (sav)'in midesine bağladığı taşları, behemehâl vecibe olarak kıracaktır Firavunî yataklara uzanan başları!.

Yeni Akit


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat