Gazze’den Gerçeğe


Murat KİRİŞCİ, Gazze’den Gerçeğe

Murat KİRİŞCİ


A+ |Normal |A-


Bir hafta boyunca Gazze'ye operasyon düzenleyen İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması bir yılını doldurdu. Saldırının sonlandırılarak ateşkes ilan edilmesi için Mısır'ın aracı olduğu dönemde Obama'nın tavsiyesini dinlediğini ifade eden Netenyahu ateşkese uyulmadığı takdirde daha kapsamlı ve daha güçlü operasyon yapacakları tehdidini savurarak saldırıları durdurdu.  Ancak son günlerde İsrail yine anlamsız gerekçelerle saldırıyor ve anlaşmayı ihlal edenin Filistin tarafı olduğunu iddia ediyor.

Ateşkes açıklamasını yapan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Gazze'den gelen roket saldırılarının durdurulması gerektiğini ifade ederken Obama da İsrail'in güvenliğine olan bağlılığını tekrarlayarak sivillere yapılan roket saldırılarına tahammül etmelerinin beklenemeyeceği vurgusunu yapmıştı.  Bu vurguda ne kadar haklı oldukları ölen insan sayısından belliydi: 170 civarında Filistinli ve dördü sivil altı İsrailli.

Tüm bu olanlara rağmen bir yıl sonra, son günlerdeki İsrail saldırıları dikkate alınmazsa, bu ateşkesin hala devam ediyor olması ilk bakışta olumlu bir görüntü veriyor. Ancak bir yılın genel muhasebesi yapıldığında tıpkı saldırılarda olduğu gibi iki tarafın hayatında da asimetrikliğin devam ettiği görülüyor.

İsrail için ateşkes bir sükûnet ve rahatlık olurken Gazzeliler için tam bir felaket oluyor bu geçen bir yıl. Gazzeliler bu zaman dek hiç olmadığı kadar sıkıntı içinde yaşıyorlar. Yakıt fiyatları o kadar artmış ki jeneratör çalıştırma imkânları yok ve sağlık kuruluşları elektrik olmadığı için çalışamıyor. Bu kriz ortamı insanların hayatlarını idame ettirecek imkânlardan yoksun kalmasına sebep oluyor. İsrail'in ambargoları, yeni yerleşim yerleri açmak planlarıyla Filistinlileri sıkıştırmaları ve daha da önemlisi darbe sonrası Mısır'ın sistematik olarak "hayat tünelleri"ni yıkması Gazze'yi yaşanmaz hale getiriyor.

Filistin tarafından ateşkesin ihlal edilmemesi gerektiğini ifade eden ABD yönetimi, bu süre zarfında çeşitli sebeplerle ateşkesi ihlal eden İsrail'e herhangi bir uyarıda ve müdahalede bulunmuyor. Gazzelilerin baskı ve zulüm altında tecrit edilmesi,  temel ihtiyaçlardan yoksun bırakılması, şartlarının zorlaştırılarak hayatın çekilmez hale getirilmesi ve uluslararası toplumun İsrail saldırırken Gazzelilere öğüt verip sessiz kalmaları şartıyla işlerin iyiye gideceğini söylemeleri bir yana İslam dünyasının tüm coğrafyada yaşanan olaylar gibi bu olayları da kendi içinde normalleştirmiş olması ibretle izlenecek bir durum.

Sözde bir devletin İslam coğrafyasına bir hançer gibi saplanmış olması, gelişen her olayda güveliğini sebep göstererek Filistinlilere zulmetmesi, çeşitli "bahar" telakkileriyle ortaya çıkan rüzgârın İsrail'i Ortadoğu'da sözde olmaktan çıkarıp bir devlet olarak tanınmasını sağlaması ve hatta iktidarların korunması için bu sözde devletle müttefik olunması kuşatılmış coğrafya ve kuşatılmış Gazze için ne büyük utanç.

Son olaylar gösteriyor ki, Batılıların getirdiği ve desteklediği azınlıkların ürettiği baskıcı karakterli, toplumlarına düşman, pozitivist, seküler ve sahte yönetimlerle bu utançtan kurtulmanın imkânı yok. Kahredici bir gerçek olarak, hiçbir ülkenin sorunlara sahip çıkmadığı, bu coğrafyanın büyük bir dönüşüme, yeniden bir dirilişe, güçlü, asaletli, karakterli, karalı ve cesaretli bir lidere ve liderlik söylemine ihtiyacı var.


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat