Modern Devlet Efsanesi


Modern Devlet Efsanesi

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 20 Ağustos 2016 Cumartesi 23:45


Devlet konusu, insanlık tarihiyle birlikte varolagelmiş, toplumsal olarak yaşamanın en olmazsa olmazıdır. İnsan için toplumsal yaşam kaçınılmaz bir gerekliliktir. İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır, yani topluluk halinde ve toplum içinde yaşaması kaçınılmazdır.

Küre Medya / Haber Merkezi
Devlet konusu, insanlık tarihiyle birlikte varolagelmiş, toplumsal olarak yaşamanın en olmazsa olmazıdır. İnsan için toplumsal yaşam kaçınılmaz bir gerekliliktir. İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır, yani topluluk halinde ve toplum içinde yaşaması kaçınılmazdır. Bu durumun terminolojideki karşılığın medeniliktir. Bunu açıklaması şöyledir; Allah insanı ancak beslenerek yaşamını sürdürebilecek tabiatta yaratmış, fıtri olarak onu beslenmeye yönlendirmiş ve kendisine beslenmesi için gerekli donanımları vermiştir. Ancak tek başına olarak tek bir insanın gücü, beslenme ihtiyacını karşılama ve yaşamını devam ettirecek maddeleri bulma işinde yetersiz kalır.(1)

İnsanlık tarihi, insanla bir başladığı günden bu zamana her zaman bir düzen ve intizam içerisinde olmak gibi zaruri ihtiyaca muhtaç kalmıştır. Devletin ne olduğu, tanımının nasıl yapılacağı, nelerden müteşekkil olduğu, devleti ortaya çıkaran unsurların nelerden meydana geldiği bugün de dahil konuşulmakta. Özellikle klasik devlet yapılarından modern devlet yapısına geçildiği dönemden sonra, devlet meselesi, anlamı, mahiyeti, oluşum unsurları, tanımı sürekli tartışılır olmuş ve olmakta.

Bu tartışmanın temel meselesi de “yönetici kim olacak, yönetilen kim olacak” sorusunun meşguliyeti ve bu sebeple çatışması olmuştur. Bu mesele halledildikten sonra kurulan toplumsal ve devlet çapından başlayarak uluslararası düzeyde bir statüko vardır ve bunun devamını sağlamak üzere diğer ikinci önemli meselenin çözüme kavuşturulmasına sıra gelir: “Bu statükoya kimler itaat edecek, kimler itiraz edecek.” Birbirini tamamlayan bu iki temel meseleden geriye kalan diğer tüm insanlık meseleleri teferruattır.(2)

Bugün için okuduğumuz bütün devlet tanımları tamamen Batı’nın aydınlanma filozofları tarafından yapılan tanımlar olarak  önümüze gelmekte, özellikle modern devlet tanımları üzerine yoğunlaşan  batı felsefecileri, dünyaya egemen olan modern devlet kurgusunu çeşitli yaklaşımlarla tanımlamış, bu tanımlamalar doğrultusunda da modern devletin fiziki varlığı yeryüzünde ete kemiğe bürünmüştür. Batı’nın öteki olarak kodladığı kendi dışındaki dünya da ne yazık ki batılılaşmanın aydınlanma ve aydınlatılma olarak anlaşıldığı ve benimsendiği günden beri, gerçek anlamda bir karartma ve kararma yaşanmaktadır. Bu kavranılmadığı ve gerçek boyutlarıyla anlaşılmadığı sürece Doğu dünyası hiçbir zaman anlamlı bir hayata kavuşamayacaktır.

Burada tabi Batı dünyasının başlattığı talana, sömürüye, ideoloji ithaline, kültür ve tüketime yönelik saldırıları karşısında Doğu’nun dolayısıyla Müslümanların ne yaptığı da önemlidir. Tarihe bakıldığında Batı’nın bu saldırıları karşısında Müslüman dünyanın temelde tepkisi savunmacı kalmıştır.(3)


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ >>>>>

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat