Kapatılan İnsan


Mehmet Ali BAŞARAN, Kapatılan İnsan

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


Hapishane üzerine düşünen, okuyan ve yazan, kendisi de 12 yıl hapis yatmış, iki yüzden fazla kitabın çevirmeni, yazar Işık Ergüden ile “Hapishane Çağı – Kapatılan İnsan” kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

Müslümanların gereksiz gündemlere maruz kalmalarını değil kendileri için gerekli gündemleri oluşturmalarını arzu ediyoruz. Zira, bir gündem ile meşgul olmak, insanın sınırlı olan vaktini ve enerjisini tüketmesi demek. Sormalı: Ne amaçla, kimler için tüketiyorum sermayemi?

Hapishane sanki çok normal bir kurummuş gibi bir algı yerleşmiş durumda. “Suç işleyen cezasını çekmek için hapishaneye girer, bunu göze almalı insan, ne yapalım, suç da insan için ceza da” diye düşünülür. Oysa ki bir cezalandırma aracı olarak insanı kapatmak, hele ki daracık bir alana kapatmak, hele hele uzun süreli olarak kapatmak, kesinlikle insan fıtratına aykırı bir uygulama. Bu, sonuçları da gösteriyor ki, doğru değil.

Gayrı insani ve doğal olarak gayrı islami bu kurum, doldur boşalt, gürül gürül işlerken, bu ülkenin Müslüman âlimleri ne işe yararlar? Nerede bu konuda fetvalar? Böylesi bir zulme, uzun süreli tutukluluklara, hükümlülüklere, müebbet hapislere, ağırlaştırılmış müebbet hapislere, insanların diri diri beton mezarlara gömülmesine neden karşı çıkmazlar?

Neden bir âlim de çıkıp şunu demez: “İslam zindanlara cevaz vermez!”

Hapishanelerin ıslah amacı güttüğü bahanesini dillendirecek yüz kalmadı, aklı başında kimsede. O bir yalandı ve çöktü.

Hapishaneler insanları “tamir” etmek değil sadece tahrip etmek ve giderek buruştura buruştura imha etmek üzere kurulu zulüm evleridir. Ev, sıcak-olumlu bir kelime, fabrika demek daha doğru: Zulüm fabrikası.

Hapishanenin varlığı insanlığa karşı utanç verici bir saldırıdır. Buradan hayır çıkmadı, çıkmaz ve çıkmayacak. O halde neden halen bu “modern”, “batılı” cezalandırma yönteminde ısrar ediliyor?

Beni tanımayanlar, avukat arkadaşlarla beş yıldır gerçekleştirdiğimiz cezaevi ziyaretlerinden ve bunlara ilişkin kamuoyu ile paylaştığım 28 yazıdan haberdar olmayanlar, yani bu mesele ile işte bu yazı dolayısıyla haberdar olanlar, şaşırabilirler. Çok iddialı, acayip laflar ettiğimi düşünebilirler. Öyle değil.  

Hapishanede insanları nelerden mahrum bıraktıklarını, Allah’ın yarattığı canlıları doğadan ve doğasından tehcir edenlerin hangi hakları gasp ettiklerini, hiç ama hiç “edebiyat yapmadan” sıralayayım. Liste uzar gider, ben hemencecik aklıma gelenleri yazayım, gerisini siz tasavvur edin.
  • Ana baba hakkı
  • Aile kurma ve yürütme hakkı
  • Akrabalık hakkı
  • Güneşe çıkma hakkı
  • Yağmurda ıslanma hakkı
  • Toprağa basma hakkı
  • Ufka bakma hakkı
  • On beş adımdan öte yürüme hakkı
  • Güneşin doğuşunu ve batışını seyretme hakkı
  • Hayvanları “yakından” sevme hakkı
  • Doğa ile arkadaş olma hakkı
  • Dilediğince okuma, yazma hakkı
  • Sanatla-sporla veya ilimle-irfanla kendini geliştirme hakkı
  • Ötekileştirilmeden, damgalanmadan insanca saygı görme hakkı


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Kemal Songür
19.05.2017 16:57
selam ile..
Değerli Mehmet Ali kardeşim, cezaevlerinde yaşanılan dramları ve hukuksuzlukları aktaran yazıların için teşekkür ediyoruz. Hele düşüncelerinden dolayı hapsedilen/kapatılan insanların durumu en hazin ve en acıtıcı olanıdır.
Alimlerin suskunluğundan bahsediyorsun, haklısın, suskunluğun mazereti yoktur, lâkin konuşacak olanlarında -kahır ekseriyetinin- ''fıkıh despotluğu'' üzerinden konuşacak olmaları ihtimali ayrı bir derttir, modern ceza sistemi insanı hayatın bütün alanlarından yalıtarak ve insanlıktan çıkararak hapsederken, klasik fıkıh anlayışı/algılayışı öldürmeye ayarlıdır, mürtedin katli vaciptir, namaz kılmayanın hükmü sürgündür-ölümdür konularında bile anlayışın bu olduğu v.s, cezai müeyyideler konusu bu günün alimlerin pek ilgi alanı değil maalesef.
''Kısasta sizin için hayat vardır'' ilahi uyarısı ve sınırlarının vahiy tarafından belirlenmesine rıza göstermek, cezai konuların hududullahla sınırlı tutulması ve bu sınırlara muarız olmayan insani cezaların yürürlüğe sokulması hem insani hem doğal olarak islami olanıdır hiç şüphesiz.
Hayatın her alanında olduğu gibi cezai müeyyideler konusu da Kur'an'ın gölgesinde çözülebilir olduğu gerçeği kabulü oranında zulümattan kurtuluş mümkün olabilsin.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat