İç Savaş


Mehmet Ali BAŞARAN, İç Savaş

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


10 yıldır her gün gazeteye okuyorum. Sıkı bir gazete okuru olarak tarihe geçebilirdim ki bu fırsatı kaçırdım!
Bunca yıldır Cumhuriyet'ten Vakit'e, Radikal'den Taraf'a, denilebilir ki her meşrepten gazeteyi dönem dönem takip ettim. Ancak, 3 ay önce pes ettim, bıraktım. Şimdi, sigarayı bırakmış gibi rahatım. Zira bu kadar "sapıklık" olmaz. Gerçeklere bu kadar tecavüz edilmez. Kendine yontulmamış iki satır bilgiye, habere rastlasak sevinir hale gelmiştik. Bu ülkede gazetecilik yapılmadığını anlamıştık ama umudumuzu koruyorduk. Ama hayır, bünyem kaldırmıyor artık. Mide bulantısı ve çarpıntı yapıyor. Ya at gözlüğü ile okuyacaksın ya da ideolojik olarak alkollü olacaksın. Kendime olan saygımı yitirmeye başlayacağımı düşündüm, devam edersem. Bu yüzden, aklı başında, sağlıklı, mantıklı, analizler yapan, dürüst olmayı önceleyen, hakikate sadakati bulunan yazarları okuyorum, internetten.

Okunacak gazete yok. Ulusal basın, batık bir gemi gibi, sulara gömüldü, çürüyor. Batan sadece basın değil, güven, ilke, dürüstlük. Yarın kimse gazete almasın, herkes aboneliklerini iptal etsin. Anlaştık değil mi? Bana teşekkür edeceksiniz. (Önemli değil!)

Bu bağlamda birkaç örnek verip kameralarımızı iç savaşa çevireceğim. Bize müstehak bir savaşa.

Ak Parti ile The Cemaat arasında patlak veren savaş Türkiyeli Müslümanların iktidar imtihanında çuvallamakta olduklarını göstermeye yetti. Birileri diyebilir ki "Tarih Türkiyeli Müslümanlara, çalışmadıkları yerden sordu!" Sahi mi? Ama bizi tarih değil Allah imtihan ediyor ve tüm soru ve cevapları son kitap ile yayınlandı, inzal oldu. Orada değil miydik? Yoksa oradaydık da aklımız başka yerde miydi? Hani, olur ya...

İslami ilkelere riayet etmemenin bedeli ödeniyor ve merak ediyorum, insanlar, taraflar, taraftarlaşanlar kendilerine soruyorlar mı: "Nerede hata yaptık?"

Müslümanlar Müslümanları elden gelse bir kaşık suda boğacak.

Suçta ve cezada şahsilik yok, nefsanilik var. İlke yok, çıkar var. Ölçü yok, şehvet var. Ayaklar öbür dünyaya basmıyor, her şey bu dünyada!

Öyle büyük bir samimiyetsizlik var ki, o kadar aşikar ki, hangi kefene sarılsın Ak Partililer, hangi rüya ile amel etsin ağabeyler!?

Dönüp sormak lazım:

- Yahu, Ak Parti ne mübarek bir hükümetti böyle 10 sene, hiç yolsuzluk yoktu bünyede. Neden acaba birden bire yolsuzluk yapar oldu? The Cemaat'e "rüşvet" vermeyi reddettiği için olmasın? Ne diyorsunuz bu işe ağabeyler?

- Yahu ÖSS, KPSS vb. bu ülkede milyonları ilgilendiren sınav soruları çalınır, insanı enayi yerine koyarcasına dağıtılırken The Cemaat evlerinde, The Cemaatten olmayan milyonlarca vatan evladının hakkı sınavlarda, mülakatlarda çatır çatır yenirken neredeydi Ak Parti? Ne diyorsunuz bu işe Ak Partililer?

Şimdi ortaya saçılan bu ve benzeri dağ gibi haksızlıklar, hukuksuzluklar taraflar arasında uyum, uzlaşma varken sorun değildi. Tarafların medyaları için bugün bir hayli değerli olan, manşetlerden sabah akşam hararetle savunulan konuların dün nerdeyse hiçbir kıymeti yoktu. Ne oldu?

Bir yanda "Erdoğan Konuşurken Çocukları TV'den Uzak Tutun" diyen medya, diğer yanda "Samimi Kardeşleri The Cemaatten Uzak Tutun" diyen medya.

Bu iki medya her nasılsa bazı gerçekler konusunda 10 yıl sonra, üstelik aynı anda aydınlandılar ve bütün içtenlikleriyle yavrularımızı, gençlerimizi uyarıyorlar. Allah rızası için! Her iki taraf da milleti buna inandırmaya çalışıyor. Gerçek?

Gerçek mi dediniz? Hani şu, işine gelince ortaya çıkan, işine gelince saklanan, şamar oğlanına çevrilen Gerçek?

Üzgünüz, Gerçek burada oturmuyor. Yıllar önce taşındı!

Biz, ne dün ne bugün, ne İsa'ya ne Musa'ya yaranmış sade Müslümanlar, bir tarafa değil sadece Allah'a yaranmak derdindeyiz. Zira iman ettik: Allah bize yeter.

Şunu da belirtmeli ki kendimizi taraflara, taraftarlara akıl verecek konumda gördüğümüz de sanılmasın. Sadece İslami ilkelerden yana, ısrarla taraf tutmanın insanı başlı başına ahlaklı, ak pak kılmaya yetmediğinin farkındayız.

Türkiyeli Müslümanların genel olarak içinde bulundukları, gerek açık gerek zımni katkı sundukları manzara karşısında üzülüyoruz. Endişeliyiz.

Allah günahlarımızı affetsin, bize adil şahitler olma şerefini bahşetsin, "herkes için adalet" demek yüceliğini nasip etsin, bizi kardeşleştirsin, yolunda sağlam adımlarla yürüyen güzel kullar olarak yaşatsın, bizi Müslüman olarak yanına alsın, hesabımızı kolaylaştırsın diye dua ediyoruz.

Hepimiz ölecek yaştayız!


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Erhan Toprak
28.05.2014 01:05
özgünlük özgürküktür.
Müslüman olmak her şeyden önce ÖZGÜN olmak değilmidir? Bir adım ötesi özgün olmak özgür olmaktır.
özgünlük; bir tarafa dayanmamak,özerk olmak,vahiyden beslenmek,konjektör aldatmacasına kanmamak,adaletten yana olmak,dik durmaktır.
Duanıza içtenlikle amin diyorum.
selametle
Erdal Yakupoğlu
21.05.2014 14:55
eski gazete dağıtıcısı
benim onuncu yılım. Çok faydasını göreceksiniz. Hayırlı olsun.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat