Cezaevi Ziyaretleri -14


Mehmet Ali BAŞARAN, Cezaevi Ziyaretleri -14

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


Cezaevlerinde unutulmuş Müslüman siyasi tutsakları ziyaret etmeye devam ediyoruz.

Dün Bolu F Tipi Cezaevindeydik, avukat Beheşti Karaman, Ahmet Kılıç ve ben. Salih Baytap, Eyyüp Bozkurt, Can Özbilen, Tamer Arslan, İrfan Çağrıcı ve Osman Erdemir ile görüştük.

Ne yeni bir cezaevi idi bizim için, ne de yeni isimlerdi görüştüklerimiz. Yine de yeni olan bir şey vardı: Olağanüstü Hal!

Olağanüstü hal, mahkûmların zaten çok sınırlı olan haklarının daha da sınırlandırılmasına yol açtı. Hukuk daraldıkça daraldı ve keyfiyet arttı.

Geçen yedi ay şunu gösterdi: içeride de dışarıda da OHAL sadece FETÖ mensuplarına, darbecilere OHAL değil!

Cezaevlerinde getirilen yeni, ilave kısıtlamalar örgüt, yapı, ideoloji, din ayırt etmeksizin tüm mahkûmların soluğunu kesiyor.

Mağduriyetler her cezaevinde aynı oranda artmasa da değişmekte olan zihniyetin temel vasfı insan haklarına musallat olması.

Mesela Bolu F Tipi’nde neler değişti?

Mahkûmların aile görüşleri ayda birden iki ayda bire indirildi.

Kurs, atölye ve sair sosyal etkinlikler kaldırıldı.

Sohbet ve spor imkânları yarı yarıya kısıtlandı.

Koğuşlarda aramalar ayda bir yapılırdı. Artık ayda üç kez yapılıyor. Gece vaktine denk gelebiliyor. Muamele kaba ve düşmanca!

Mahkûmların kitaplarına zorla el konuldu ve odalarında beşten fazla kitap bulundurmaları yasaklandı.

Resim yapmak isteyen mahkûmlara tuval, boya, fırça gibi malzemeler verilmiyor.

Şartlar o kadar kötüleşmiş ki, “yeni” yönetimden gardiyanlar da şikâyetçi. Personel eskisi kadar rahat namaz kılamıyor ve cuma namazına gidişleri de sorun. İslami değerlerle kavgalı, çok rahatsız edici eski tip bir “CHP zihniyeti” vardır ya hani, işte o devrede. (Dikkatli bakınca görülebilir zaten: Kâbus çaktırmadan, sinsice geri dönüyor!)

Bolu F Tipi’nde değil ama pek çok cezaevinde koğuşlarda haddinden fazla mahkûm bulunuyor. Mesela üç kişi için tasarlanmış küçük koğuşlarda 5-6 kişinin kalması sıradan bir durum. Bazı cezaevlerinde, yerde yatacak alan kalmadığından mahkûmlar sırayla, dönüşümlü olarak uyuyorlar.

Bu ve benzeri hak ihlalleri FETÖ’ye karşı mücadele eden, FETÖ mağduru olmuş mahkûm ve yakınlarını da son derece olumsuz etkiliyor, altını çizmeli.

Bizim niyetimiz hakkı ve hukuku korumak ve kollamak. Bu maksatla, etki ve yetki sahibi insanları uyarıyoruz.

Cezaevleri ve mahkûmlar gözlerden uzak tutulsa da, unutulmasın, bu hak ihlallerinin, zulümlerin günahı vebali gelir, sorumlusunu bulur. Ölüm de uzak değil, hesap günü de.

Damdan düşenin halinden anlamak için damdan düşmek mi lazım illa ki?

Aklımıza, kalbimize, vicdanımıza ne oldu?


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Huseyin Şaşmaz
10.02.2017 09:04
İnsanlık kabuk değiştiriyor..
Müslümanlar olarak, İslami meşruiyetin, otoritenin, iradenin ve egemenliğin tanınmadığı bir dünyada/toplumda, her şeyden önce, İslami meşruiyetin, otoritenin, iradenin, egemenliğin tanınması yolunda mücadele etmemiz gerekirken, böyle bir mücadeleyi hiçbir şekilde gündeme getirmiyor, kültürel muhafazakarlığı "din" haline getiriyor, İslam'ı içsel bir ortama, özel bir ilgi alanına taşıyoruz.

***
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat