Bu Ne Hâl?


Mehmet Ali BAŞARAN, Bu Ne Hâl?

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


Farkında mısınız; Türkiye’de medya, basın, gazeteciler olağan halden daha rezil bir halde?

Olağanüstü hâli, bir de bu yönüyle okuyun!

Muhalif gazeteciler, yazarlar patır patır tutuklanıyor, zindanlara atılıyor, televizyonlar kapatılıyor.

Bunları görmek, öğrenmek, sorgulamak sağcı, muhafazakâr, İslamcı, milliyetçi, çok geniş bir kesimin hakkı değil sanki. Yazıklar olsun size. İdrakinizi bürüyen o hakkaniyetsiz kabuk kırılmadı bir türlü. Kendi yandaşlığınızın konforundasınız, yol aldığınızı sanırken, basbayağı patinaj çekiyorsunuz.

Patinaj ve sabotaj. Hikâyenizin anahtar kelimeleri. Boğazınıza takılacak.  

PKK terörü, teröre prim vermeyen, hatta ona lanet okuyan “sevimsizlere” (namı diğer muhaliflere) zulmedilmesini perdelemeye yetiyor da artıyor bile.  

Aynı cümleyi yeniden okuyun, zalim PKK’nın yerine “FETÖ”yü koyun. Aynı “dâhiyane” formülün işe yaradığını göreceksiniz. 90 yıldır olduğu gibi, üç aşağı beş yukarı. İstisnalar kaideyi bozmuyor. Bozulan ahlak oluyor. Adil duruş oluyor. Haksızlık ve hukuksuzluk musallat oluyor, üzerimize çullanıyor.

Her kesimde var bu tür (kıt) kanaat “önder”leri. Kendi medyaları, gazeteleri, basınları, “gerçekleri”, öncelikleri, önyargıları var.

İsmet Özel ne güzel ifade etmiş: “İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır.”

Allah kimseyi kör, topal, sağır, dilsiz kılmasın gerçekler karşısında.

Koca koca adamlar putların önünde saygı duruşunda bulunuyor, çelenk sergisi açıyorlar, her sene, her vesile ile. Delikanlı olun ve hakikatin karşısında saygı duruşunda bulunun.

Dostlar, mevzu o kadar da anlaşılmaz değil. Tozu dumana bilerek katıyorlar.

Avlanmak için ideal ortamı yaratıyorlar. Av olmamak için direneceğiz.

Kürtlere, liberallere, gülencilere, ahmaklara, allahsızlara, zindanlara atılmış insanlara karşı da adalet borcumuz yok mu?

Birileri sahip olmaya gelmiş olabilir bu dünyaya; banka kredileri onlara, “piyasanın kuralları” onlara, yeni model oyuncaklar onlara, ikiyüzellidört taksite odaklı yaşam onlara, ufacık dünyalıklar için kocaman tavizler onlara…

Biz Müslümanlar, şahit olmaya geldik. Adil şahitliğin hakkını vermeden bu dünyadan gitmek istemiyoruz.

Her algı operasyonunda avlananlar, devletin veya devletleşmiş hükümetlerin veya hükümetleşmiş setekaların veya akılları-vicdanları küflendiren cemaatimsi-tarikatimsi yapıların kurduğu saat gibi tik-taklayanlardan adil şahitlik beklemek ne mümkün!

Karıncanın kükrediği görülmüş şey mi?


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat