Bir Mursi Yanlısı


Mehmet Ali BAŞARAN, Bir Mursi Yanlısı

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


Firavunları ve piramitleriyle meşhur Mısır’dan geldi. Şimdi İstanbul’da bir üniversitede öğrenci…

Okuduğu bölümü El-Ezher Üniversitesi’nde bitirmesine bir yıl kalmıştı ki okuldan atıldı. İhvan üyesi olduğu gerekçesiyle yargılandı. 5 yıl hapis cezası aldı. Apar topar ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı.

O Muhammed Mursi gibi milyonlarca Mısırlı Müslümandan sadece biri.

Seçilmiş şerefli Cumhurbaşkanı bir gün sonra nasıl terörist ilan edildiyse, kendisi de öyle, dün öğrenci iken, bugün teröristti.

Asıl terörist ise, tasmasını zalimler güruhunun tuttuğu, haysiyetsiz zavallı, son firavun Sisi idi.

“Peki, mahkemede kendini nasıl savundun, herhangi bir suç işlemediğini anlatmadın mı” diye soruyorum, saf saf.

“Savunmak mı” diyor, “ne savunması, seni dinlemezler bile, mahkemeye gittiğin anda hapse girersin.”

Avukatı haber vermiş: “dava bitti, bir hafta içinde ülkeden ayrılmalısın.”

İhvan mensuplarının ya hapsedildiğini, ya sürgüne mecbur edildiğini ya da şehit edildiğini söylüyor. Her ailede bu üçünden biri muhakkak bulunuyor.

Soruyorum: “İhvan mensubu olmak nedir? Neler yapıyorsunuz?”

Pek çok Kur’an talebesinin yaptığı gibi haftalık bir araya gelmeler, İslami okumalar… Hasan El Benna, Seyyid Kutub gibi “tehlikeli” liderlerin kitaplarını okumalar…

Annesi de kızının peşinden gelmiş bir süre sonra İstanbul’a. Dil bilmez, yol bilmez… Burada bir hayat kurmaya çalışıyor, o yaştan sonra.

Babası, sondan bir önceki firavun H. M. tarafından zindana atılmış, 15 yıl kalmış. Dört yıl oluyor ki özgür! İhvan’dan dostları, arkadaşları ile irtibat kurmamak ve havalimanlarına yaklaşmamak kaydıyla. Her an gerçekleşme riski bulunan, belki bir sonraki keyfi tutuklamaya kadar…

Bir tane de erkek kardeşi var, Suudi Arabistan’a hicret etmiş.

Bugün ortalama bir “Mursi yanlısının” (İhvan mensubunun/Mısırlı Müslüman Kardeş’in) hayatı bu ve benzeri hikâyeleri ihtiva ediyor.

Kâfirler resmi veya gayrı resmi görevleri ile cehennemde odun olmak üzere kariyer yaparken Müslümanlar meyvesini sabırla alacakları zor bir imtihandan geçiyorlar. Allah yüreklerini ferahlatsın, işlerini kolaylaştırsın. Bizlere de “Ensar olma” izzetini nasip etsin.

Türkiye, her türlü güvenilmezliğine rağmen farklı coğrafyalardan gelen mülteci ve muhacirlere ev sahipliği yapıyor, hatta “vatan” olma vasfı taşıyor. Bu güzelliği Allah’ın Türkiyeli Müslümanlara bir lütfu olarak görüyorum.

Ak Parti ve Erbakan çizgisine ve elbette gerisine, milletin hassasiyetlerine yaslanan bir gayretin neticesi.

Bu gayreti önce görmeli, sonra takdir etmeli, sonra da hep birlikte, el birliğiyle yeterli seviyeye yükseltmeliyiz.


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Kemal Songür
22.12.2015 23:59
İhvan mensubu olmak..
İhvan ile ilgili çok şey söylendi/yazıldı. Birileri ''ihvanın davası meşrulaştırılamaz'' derken, birileri İhvanın mücadelesi İslam değil demokrasidir ve demokrasi için ölüyorlar'' diyebildiler, işin garip tarafı bu vicdansız/iz'ansız yaklaşımları sergileyenler bunu sözümona dik duruş adına yapabildiler ve bu yaklaşımları sergiledikleri sırada Mısır'da binlerce müslüman 'yeni' şehid edildiği bir zaman dilimiydi. Esma'mızı yeni şehid vermiştik.
İhvana mensup olmak bedel istemekte ve bunu izzetlice (hapisle, sürgünle, idamla) ödemekteler.
Demem o ki, merhameti/adaleti/vicdanı sürgün eden yürekler dik duramazlar, sadece diklenirler ve aynaya bakmayı hiç düşünmezler.
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat