Afiyet Olsun!


Mehmet Ali BAŞARAN, Afiyet Olsun!

Mehmet Ali BAŞARAN


A+ |Normal |A-


FETÖ ile mücadelenin daha şimdiden yoldan çıktığını görmemek için kör olmak lazım herhalde.

Olağanüstü hal adaletsizliği koyulaştırmış, hukuksuzluğu arttırmıştı.

Türkiye bir gece ansızın gelen KHK’lar ile binlerce kişinin işten atıldığı bir ülke oldu. Hukuk’a, yargı’ya, delil’e ihtiyaç duyulmadan, astığım astık, kestiğim kestik tavrıyla hiç azımsanmayacak oranda yeni mağdur üretti sistem.

Sistem: ilk düğmesi hep yanlış iliklenmiş zihniyet! (“Since 1923”)

Herkes için adalet talep etmeliyiz.

Bir önceki yazımda okurlara tanıttığım kitabın elini bırakmış değilim zira yeni yolculuklara davet ediyor beni. (*)

Kitabın Giriş’inde Cumhurbaşkanı’nın 19 Mart 2015 tarihinde Harp Akademileri Komutanlığı’nı ziyaretinde Balyoz ve Ergenekon operasyonlarına ilişkin sözleri alıntılanmış:

“Suçluyla suçsuzun, gerçekle yalanın, doğruyla yanlışın aynı torbaya konularak yürütüldüğü bu operasyonlarla, şahsım başta olmak üzere, tüm ülke yanlış yönlendirildi, aldatıldı.”

Bugün KHK ve Yargı eliyle yürütülen süreç çok mu farklı?

KHK ile işten atılan akademisyenler arasında terör ile alakası bulunmayan nice insan için pek çok kesimden haklı itirazlar geliyor.

Hoşlanmadığımız insanların hakkı ve hukuku için de söyleyecek sözümüz olmalı.  

Türk Psikologlar Derneği 10 Şubat’ta internet sitesinden yaptığı açıklamada;

“Demokratik bir toplumda beğenmediğimiz düşüncelerle mücadele etmenin yolu tasfiye ve yasaklamalar değil, konuşma ve tartışmadır” diyor.

Türkiye  Psikiyatri Derneği  8 Şubat’ta internet sitesinden yaptığı açıklamada;

“Akademik düşünce özgürlüğüne izin verilmeyen bir ülkede bilimsel ilerleme olması mümkün değildir” diyor.

Türk Tabipleri Birliği 8 Şubat’ta internet sitesinden yaptığı açıklamada;

“Düşünce özgürlüğüne, barış talebine tahammül edemeyen, itaatkâr olanın dışında kimseye ve hiç bir kesime yaşam hakkı tanımak istemeyen bu karanlık da aşılacak, Hocalarımız ait oldukları yere, akademiye geri döneceklerdir” diyor.

Doğru söze ne denir ki…

Peki, ya söz doğru olmakla birlikte, sözü söyleyenler doğru değillerse, dürüst değillerse, samimi değillerse…

Sizi 24 Ocak 2015 tarihinde yayınlanmış bir basın açıklamasına götürmek istiyorum. Aralarında yukarıda adlarını andığım birlik ve derneklerin de yer aldığı 10 “sivil” toplum kuruluşunun imzaladığı bildiriyi okuyalım.

Düşünce özgürlüğünden, konuşma ve tartışma hakkından, farklılıklara tahammülden bahseden insanların aslında ne kadar “ikiyüzlü” olduklarına bakalım.

Konu: Eşcinsellik.

Kendilerini özgürlük havarileri, demokrasi aşıkları olarak gösteren insanların, eşcinselliği “normal” görmeyen ve “tedavi” gerektirdiğini düşünen insanlara karşı aldıkları yasakçı, zorba tavra bir bakın…

“Basına ve Kamuoyuna” şöyle sesleniyorlar:

“Üzülerek görmekteyiz ki ülkemizde, eşcinselliği, biseksüelliği ve trans varoluşları “hastalık”, “anormallik” veya “sapkınlık” olarak niteleyen ve eşcinsel-biseksüel-trans bireylerin sözde “tedavilerine” yönelik tekniklerin yazıldığı bilimsel veya mesleki açıdan etik olmayan kitaplar yayımlanmakta ve bu kitaplar çeşitli kitabevlerinde satılmaktadır. Oysa bu durum açık bir şekilde, insan haklarının ve bunun yanı sıra bilimsel/ mesleki standartların ciddi ihlali anlamına gelmektedir.”

Bu samimiyetten yoksun insanlar, kendileri gibi düşünmeyenleri “önyargılı” ve “ayrımcı” ilan ederek mahkûm etmeye çalışıyorlar. Kendi türedi düşüncelerine itiraz eden kitapların derhal yasaklanması gerektiğini ilan edebilecek kadar da ileri gidiyorlar. Hitler Almanyası’na, Mussolini İtalyası’na kadar ileri gidiyorlar:

“Herhangi bir şekilde LGBTİ bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılık içeren ve/veya eşcinselliğe/biseksüelliğe yönelik “tedaviler” öneren kitapların basımı ve satışı derhal durdurulmalıdır, kitapevlerinde raflarda bulunan bu tür kitaplar raflardan indirilmelidir.” (**)

Hani, nerde kaldı özgür düşünce? Farklılıklara tahammül filan diyordunuz?

Mücahit Gültekin, “bu bildiri bize, demokrasinin niçin helvadan yapıldığını özetlemeye yetiyor” diyor.

Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Türk Psikologlar Derneği (TPD), Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD), İstanbul Tabip Odası (İTO), Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Psikolojik Danışmanlar Derneği (PD-DER), Travma Çalışmaları Derneği (TÇD), Sosyoloji Mezunları Derneği (SOMDER), Psikoloji Öğrencileri Meslek Yasası Platformu (PÖMYAP) ve Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu (TPÖÇG) gibi yapılara sinmiş zihniyetteki insanların, acıktıklarında yemeleri için helvadan yapılmıştır demokrasi…

Buyurun, bayanlar baylar, yiyin.

Afiyet olsun!

*Kitabın tanıtım yazısı:

http://www.dunyabizim.com/kitap/25893/kanmanin-ve-kandirmanin-psikolojisi-algi-yonetimi-ve-manipulasyon

**Utanıp da yazıyı sitelerinden kaldırmazlarsa, basın açıklamasının tam metni şurda:

http://todap.org/bolum_detay.aspx?yaziId=1502&bolumId=1

Not: Eşcinsellik konusu dürüstlük, adalet ve merhamet ilkeleri elden bırakılmadan ciddiyet ve ehemmiyetle değerlendirilmeli. Küresel ve taşeron algı yönetmenlerinin insafına ve rantına terk edilmemeli!


Yukarı Dön

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat