Mcdonaldlaştırma Kavramı


Mcdonaldlaştırma Kavramı

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 05 Haziran 2016 Pazar 01:43


Fast-food restoranlarının temelindeki ilkelerin, gitgide Amerikan toplumunun ve dünyanın geri kalan kısmının daha fazlasına egemen olma sürecidir.

Küre Medya / Haber Merkezi
Mcdonaldlaştırma Kavramı

Ritzer, “Toplumun McDonaldlaştırılması” teziyle, bürokrasinin akılcılaştırmanın nihai biçimini temsil ettiği inancını daha öteye götürecek fikirler ortaya atmıştır. Max Weber’in akılcılaştırma süreçleriyle ilgili, özellikle bürokrasiyi akılcısızlığın paradigma örneği olarak gören görüşlerinden çokça etkilenen Ritzer, bürokratik yapının yerini alacak yeni bir şey olduğunu düşünür. Bu yeni şey, Amerikan toplumuna ve sonra da tüm dünyaya devrim getiren McDonald’s fastfood restoranının yönetim düşüncesidir.

Ritzer, toplumu büyük bir McDonald’s restoranına benzeterek, McDonald’s’ta işler nasıl gidiyorsa, toplumun da ileri düzeyde akılcılığa dayanan benzer usul ve üretim ilkelerine göre düzenlendiğini iddia eder. Buna göre, etkinlik, verimlilik, öngörülebilirlik, akılcılık, kârlılık vs. genel toplum için temel kıstaslardır. Bu, hayat tarzları, kültürel semboller, sosyal ilişkiler, davranış biçimleri, kamusallık, politika, eğlence, üretim, tüketim vb. insan edimlerinin aynılaşması anlamını taşır. Yani, McDonaldlaştırma, yalnızca restoran sanayisini değil, toplumun tüm yönlerini kapsar.

McDonaldlaştırma teziyle modern toplumların pek çok bakımdan giderek standartlaşmış, öngörülebilir ve tek biçimli olduğunu ileri süren Ritzer, akılcılaşmanın kimi avantajlarının bulunduğunu kabul etse de esas olarak akılcılaştırmanın tehlikelerinden, özellikle de akılsallığın “demir kafesi” olgusundan etkilenmiştir. Akılcı sistemlerin insani olmadığını ve toplumu insanilikten uzaklaştırdığını, toplumun gitgide daha fazla kesiminin akılcılaştırılmasıyla birlikte, akılcılaşmış kurumlardan oluşmuş ve artık kaçış yolu olmayan bir ağ haline geleceğini düşünmektedir.

McDonald’s, Ritzer’in “McDonaldlaştırma” dediği geniş sürecin temel örneği, “paradigması”dır. Ritzer, McDonaldlaştırma kavramını, örgütleri ve kurumları da içerisine dâhil ettiği geniş, küresel bir toplumsal ilişkiler ağı içerisinde ele almıştır. Bu süreci şöyle tanımlar:

“Fast-food restoranlarının temelindeki ilkelerin, gitgide Amerikan toplumunun ve dünyanın geri kalan kısmının daha fazlasına egemen olma süreci.”

McDonaldlaştırma özünde bir Amerikan fenomenidir. Ancak, tanımına ve tarihsel pratiklere bakıldığında, McDonaldlaştırma’nın dünya çapında bir karakteristiğe sahip  olduğu  görülür. McDonaldlaştırmanın başlangıç belirtileri ulusal ve uluslararası zincirlerin kentsel alışveriş alanları ve alışveriş merkezlerindeki  artan  varlığıdır. Her  gün  dünyada  ortalama  58  milyon   insan McDonald's’ı ziyaret etmekte, ABD'de nüfusun %98'i yılda en az bir kere McDonald's'a gitmektedir. Bugün McDonald’s’ın 118’den fazla ülkedeki restoranlarının sayısı 32000’den, istihdam sağladığı çalışanların sayısı ise 1,6  milyondan  fazladır.

Diğer  ülkeler  bu Amerikan kurumunun çeşitlemelerini geliştirmiş, kendi McDonaldlaştırılmış kurumlarını ABD’ye ihraç etmeye başlamışlardır. Diğer iş kolları da fastfood sanayisinin ilkelerini kendi ihtiyaçlarına giderek daha fazla uyarlamıştır.

McDonald’s modeli, diğer hamburger restoran zincirlerinin yanısıra, düşük bütçeli pek çok fastfood işletmesinden üst düzey restoranlara dek yayılmıştır. Bu özellikleriyle McDonald’s ve türevleri, küreselleşmenin kusursuz örnekleri olarak görülür (Boel, 2001). Daha da önemlisi McDonaldlaştırma, restoran sanayisinden öte, üretim-tüketim süreçlerinin gerçekleştiği toplumun tüm yönlerini ve kurumlarını etkilemektedir. Bu bağlamda, örgütler McDonaldlaştırmanın birincil merkezi sayılırlar.

KAPİTALİZMİN WEBERYEN, TAYLORİST VE FORDİST SAHNESİ: MCDONALD’S

McDonald’s bugün sadece bir fastfood restoranı olmaktan çok kapitalizmin yayılması ile bütünleşmiş bir kavram haline gelmiştir. McDonaldlaştırmanın çalışan ve müşterilerin standartlaştığı akılcılaştırılmış, öngörülebilir, tekrar eden formu, sayısız kuruluş, eğitim kurumu ve topluluk tarafından örnek alınmaktadır. McDonald’s sistemi, vasıfsız bir çalışanın dahi ne söyleyeceğini, hangi işi ne zaman yapacağını belli bir işbölümü içerisinde öğrenip sık tekrarlı ve otomatikleştirilmiş bir şekilde uygulayabilmesine dayanır. Bu özellikleri ile McDonald’s, yüksek derecede bürokratik, rutinleşmiş ve yinelemeli bir örgüt formu oluşturur.

Boje, McDonaldlaştırma kavramını  “müşteri ve çalışan ilişkilerinin kesin bir senaryoyla belirlendiği global kapitalizmin teatral bir formu” olarak tanımlar. Buna göre McDonald’s, “Taylorist üretim bandının bürokratik tiyatrosunun trajedisinin oynandığı bir sahnedir” ve Bilimsel Yönetim senaryosuyla yüksek derecede bürokratikleşmiştir; en önemli öğeleri ise, küresel dünya pazarına yayılırken  kullanmakta  olduğu simge ve metaforlardır. Vassaf, McDonald’s’ın simgelediği dünyayı şöyle tanımlar: “Önceden hiç gelinmemiş bile olsa şeffaf camlar sayesinde içeri girmede yabancılık çekmemek, girdikten sonra nereye gideceğinin, neyi nasıl yapacağının şaşkınlığına uğramadan mekânın akışkanlığı içinde yönlendirilmek, dil bilmeseniz dahi yiyeceklerin isim ve fiyatını duvarlardaki renkli resimlerden kolayca seçebilmek ve hiç değişmeyen yiyeceklerin resmini milyon yerde milyon kez görmüş olduğundan, görür görmez onu tanımadığın halde tanıyor olmanın güveni, hangi McDonald’s’ta olursan ol, kendi ülkende olmanın rahatlığı içinde bildik hizmet ve mamülden yararlanabilmek…”

“Amerikan Rüyası”ndaki kapitalist girişimci ruhun ikonları sayılan McDonald’s’ın kurucusu Richard ve Maurice Kardeşler’in icraatlarının temelini; geleneksel yemek pişirme ve servis etme yöntemini Weberyen bürokrasinin temel prensipleri ve Taylor’un Bilimsel Yönetim’inin mekanistik rutinleştirme ve standartlaştırma prensipleriyle yeniden ele almaları oluşturmaktadır. Boje’ye göre, dünyanın herhangi bir yerindeki McDonald’s mağazası “Kapitalizmin Weberyen, Taylorist ve Fordist McTiyatroları”ndan yalnızca biridir.

McDonald’s her sene reklam, promosyon ve propaganda faaliyetleri için yaklaşık olarak iki milyar dolar harcamaktadır. Bu faaliyetlerle McDonald’s, aşırı derecede pozitif, tartışılamaz ve erişilemez olmasını arzuladığı imajını kuvvetlendirmeyi hedefler. Buna karşılık, McDonald’s ve türevi fastfood restoranlarının, müşterilere ulaşmak için gösterdiğine benzer bir çabayı çalışanlarının koşullarını iyileştirmek için gösterdiğini söyleyemeyiz. Mieszkowski’ye göre, McDonald’s ve diğer fastfood restoranları, kapitalizmin “serbest piyasa” retoriğini çalışan ücretlerini minimize etmek için kullanmaktadır. Günümüzde tüm iş sektörlerinin aynı tavra yatkın olduklarını açıkça görürüz.

Fastfood endüstrisinin çalışan çevrimi yılda %300-400’lerdedir. Bu durum, bir çalışanın ortalama dört ay çalıştıktan sonra işten ayrılması anlamına gelir. Kanımızca, dört aydan sonra daha fazla işte kalmayan çalışanın, Marx’ın söylemindeki “sömürüye karşı başkaldırı” pratiklerine pek de yakın olmayacağını söyleyebiliriz. Çünkü örgüte olan üyeliğini sona erdirmiş, artık çalışanı olmadığı için de örgütten haklarını talep etmekten vazgeçme eğiliminde olacaktır. Aslında bu durum, kapitalizmin her şeyi normalleştirip meşrulaştırmasına güçlü bir örnektir.

Kapitalist senaryonun oynandığı sahnelere bir diğer örneği Willis vermektedir. Willis’e göre süpermarket, üretken emeğin marjinalize edilmesini telafi etmek istercesine, önemi yapılan hizmetten çok yaratılan görünüm olan teatral bir emek sunar. Bugün çoğu süpermarket, üniformaları pratik olmaktan çok teatral olan personel tarafından işletilir. Genellikle, çalışanların gösterişli şapka ve önlükleri, dükkânın iç dekoruna ve renklerine uygundur. Süpermarket bir satış sahnesi, kostümlü işçiler de hizmet oyunu oynayan oyunculardır. Böylece, emek gösteriye ve dolayısıyla da metaya dönüştürülür. Müşterilerse gösteriyi, gösterinin içinden seyrederler. Kanımızca, günümüz tüketim toplumunda müşterilerin, “kapitalizm gösterisi”nin yalnızca seyircisi değil, oyuncusu da olduğuna işaret etmek gerekir.

Willis’e göre, “demokratikleşmiş” tüketim anlayışı, emeğin değerinin azalması ve işgücünün sahneden silinmesiyle birlikte yerleşmiştir. Bu anlamda, Disneyland ve McDonald’s bir arada ele alınabilir. Zira,  eğlence  ve  fastfood,  ticarileşmiş  toplumda  üretimin  algılanma  biçimini   göstermeleri açısından çok iyi örneklerdir. Disneyland’da çalışanlar kostümler giyer ve emeklerini rollere dönüştürerek oyunculara benzerler. McDonald’s’taysa çalışanlar, üreticiler olarak değil, hamburgerleri bir araya getirenler olarak görülür; çalışma edimi emek vermek bağlamından uzaklaştırılır, önemsizleştirilir. İki örnekte de çalışanların öz karakterlerinin yok sayıldığını görürüz. Bu durum, akılcılaştırılmış kurumun Batı uygarlığının bireysellik ve kendiliğindenliğe bağlı özel değerlerine ters düştüğünü göstermektedir. Benzer bir tartışmayı bürokrasi üzerinden yapan Giddens’a göre, bunu aşmanın hiçbir akılcı yolu yoktur. Bu paradoks, “modern çağın kaderidir”

McDonald’s rutinleşmiş teknolojisi, çarpıcı reklamları ve sosyalizasyon güçleri ile sahne arkasındakinin görülmesini engeller. Her yıl milyonlarca çalışan ve müşteri sadece yiyecek üretip tüketmez, aynı zamanda serbest seçim özgürlüğü, bireycilik, demokrasi, küreselleşme adı altında lanse edilen dogmaların hücumuna uğramaktadır. Ana akım yönetim anlayışı bu dogmaları sorgulama eğiliminde gözükmemektedir. Kapitalizm üretmek, dağıtmak ve tüketmeyi kendi senaryosunun meşru amaç ve eylemleri için kullanırken, McDonald’s “modern kapitalist üretim, tüketim ve dağıtım senaryosunun bir tezahürü olarak belirmektedir. McDonald’s bu senaryoyu Boje’nin değindiği tiyatral simge ve metaforlar aracılığıyla sıkı bir “izlenim yönetimi” oyunuyla (reklamlar, gülücük jestli çalışanlar, maskotlar, oyuncaklar, vb.) yürütmektedir. Gerçekte, McDonald’s’ın Taylorist sisteminin düşük ücretli çalışanları, topluma ya da kendilerine değil, franchise sahiplerine refah sağlarlar. Bu haliyle McDonald’s, Adam Smith ve Karl Marx’ın bahsettiği “artı değer”in rol modeli olarak gösterilebilir.

 AKILCILIĞIN AKILDIŞILIĞI- Jülide KESKEN - A. Ersan KARADENİZ

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat