Masum Bir Beldenin Vahşete Dönüştüğü Yer: Guantanamo


Murat KİRİŞCİ, Masum Bir Beldenin Vahşete Dönüştüğü Yer: Guantanamo

Murat KİRİŞCİ


A+ | Normal | A-


Sadece Irak'taki vahşet 10 yılına basmadı kısa dönem vahşet platformunda; 11 yıl önce adını önceden dünyanın duymadığı masum bir körfezde bir işkence sarayı kuruldu: Guantanamo. 11 yıldır bir körfez ismi olmaktan ve bir hapishane ile anılmaktan çok daha fazla anlam taşıyor. "Terörle küresel savaş" konsepti içinde yeni stratejilerin test edildiği bir savaş laboratuarı olarak hizmet verdi ve vermeye devam ediyor bu kutsal mabed(!). Adil yargılanma taleplerinin ayyuka çıktığı bir hapishanenin varlığı tartışılmıyor, içinde bulunanların gerçekten suçlu olup olmadıkları hiç düşünülmüyor, orada uygulanan ağır işkenceler belli hassasiyet sahibi bir azınlık haricinde hiç kimseye olumsuz görünmüyor, bir insan yargılanmadan yıllarca hapishanede neden kalıyor diye kimse sormuyor/soramıyor.

Küresel savaş başlığı altında, "ya bizimlesiniz ya düşmanımızsınız" mottosuyla dünyanın her noktasını terörize eden, bu fikri önceden ince ayrıntılarına kadar çalışıp soğuk savaş sonrası küresel hegemonyasını sağlam temellere oturtmak için kendisine düşman hazırlayarak konunun teorisini kuran ABD, tüm dünyanın jeopolitiğini karmakarışık etti. Hegemonyal gücünün etkisiyle dünyanın her yerinde istediği her işi yapabileceğine olan inancı ile dünya kamuoyuna güç gösterisinde bulunmak, kendisine karşı çıkabileceklere karşı insanların kalbine korku salmak amacıyla çeşitli faaliyet ve propagandalar yapan ABD bu vahşetini uluslar arası ilişkilerde pazarlık kozu olarak da kullandı/ıyor. İdeolojisini özgürlükler üzerine kuruduğunu iddia eden, liberalizmi, demokrasiyi, bireyin haklarının ve özgürlüklerinin korunumu ile dünya üzerindeki tüm toplumlara önderlik etmeyi planlayan ABD, acının, şiddetin, vahşet ve istilanın önderi konumuna geldi. Nitekm Bush döneminde ilan edilen "terörizmle küresel savaş" konseptinin terörizmle alakası olmadığı ortadayken, bu tanımlama ile yasa dışı işgallere ve insanları savaş bahanesiyle hapse atmaya ve böylece "şer odakları" ortaya koyularak yeni düşman tahsisine imkân sağlandı.

11 Eylül'ün hemen ardından Afganistan işgali ile kurulan Guantanamo hapishanesi, sözde terör örgütlerinin ve bu örgütlerle bağlantılı olduğundan şüphelenilenleri sorgulamak ve hapsetmek amacıyla Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in tanımıyla "kötünün en kötüsü" olanlar için kuruldu. Guantanamo'nun ilk mahkûmları 11 Ocak 2002 de geldi ve bunlar 20 kişiydiler. Zaman içerisinde mahkûm sayısı arttı ve "terörle küresel mücadele"nin bir parçası olarak 779 kişiye ev sahipliği yapmaya başladı bu hapishane. Bu güne gelen kadar çeşitli vesilelerle başka ülkelere sevk edilenler dışında -bir kısmının da serbest bırakıldığı- tuhaf bir 11 yıl geçirdi Guantanamo körfezi.

Kampta hala 171 mahkûm var ve bunlar 23 farklı ülkeden toplanarak buraya getirilmiş yaşları 25 ile 62 arasında değişen kişiler. Bunlardan özellikle 46'sının durumu çok farklı: Bu kişiler mahkûmlar arasında "bırakılması çok tehlikeli" mahkûmlar. Çeşitli işkencelere maruz kalan Guantanamo hapishanesinde bulunan kişilerden 8 tanesinin işkence esnasında öldüğü, 6 kişinin intihar ettiği ve 2 kişinin ise doğal sebeplerle öldüğü(kalp krizi ve kanser) resmi kayıtlara geçti. Serbest bırakılan bazı mahkûmlar ise Guantanamo'nun şartları ve uygulanan sistematik işkenceler dolayısıyla yaşayan ölülere çevrildiklerinden bahsediyor.

Bu hapishanede mahkûmlardan ağır işkence altında alınan itiraflar(!) yargıya delil olarak kullanılmakta, ancak bu zulme rağmen elde edilen itiraflarla bile yargılamalar gerçekleşmemekte, insanlar haksız bir şekilde bu hapishanede tutulmaya devam edilmektedir. ABD halkı ise yoğun medya bombardımanı ve propagandalar altında Guantanamo'da tutuklu bulunanların, insanlık için "kötünün en kötüsü" olduğuna ve bu insanların Amerikalı herkesi öldürmek için yaşadığına inanıyor.  2012 başında çıkartılan Savunma Yetki Yasası süresiz gözaltını onayladı ve böylece politikacılar ABD halkına teröristlere karşı ne kadar acımasız ve sert olduklarını göstermiş ve halkın güvenini tekrar kazanmış oldu. 11 Eylül'ün tüm ABD'de oluşturduğu korkuyu iyi kullanan politikacılar bu korku oyunuyla ABD halkının politikacıların yaptığı yanlış işleri, işgalleri, savaşları, hatalı iç siyaseti, ekonomideki ahlaksızlıkları görmesinin önüne geçmeyi başardı. Dünyanın güvenliği de dahil olmak üzere özellikle ABD'nin güvenliğini sağlayacağını iddia eden ABD yönetimi yaptıkları zalimliklerle dünyayı güvenilir bir yer olmaktan çıkardığı gibi kendi ülkelerinin de güvenilirliğini yok etti ve ABD ismi tarihe işkencenin sembolü olarak kazındı. Denizaşırı ülkelerde yüzlerce, binlerce insanın FBI tarafından sorgusuz sualsiz hiçbir gerekçe gösterilmeden ve adaletin tesis edildiği bir ortamda yargılanmaya bile imkân vermeden tutuklanıp gözaltı adı altında yıllarca tutuklu kalmaları artık doğal bir hal aldı. Terörist oldukları için bu kişilerin ABD yönetimi tarafından bu davranışlara maruz kalmalarının haklılığı savunuluyor.

Dünya tarihinde birçok olumsuz dönemlerle ve vahşet sahneleriyle karşılaşıldı. Guantanamo da olumsuz sembol olarak günümüz dünyasının "mükemmel" örneklerinden biri. Hukukun üstünlüğü tezinin sadece havalı bir söz olmaktan ileri gidemediği, yasaların ulaşamayacağı işler yapmanın, yerler üretmenin doğal olduğu bir dönemin "güçlü" olma ve her istediğini yapabilme imajı için oluşturulduğu, insani değerlerin tüketildiği bir sembol Guantanamo.

Bush döneminde kapatılması gündeme gelip bu dönemde kapatılmayan hapishane, Obama'nın da seçim vaadi olarak ifade edildi ancak hala kapatılmadı. Gerçi bu hapishanenin kapatılması ne işkenceyi durduracak ne de yargısız yıllarca insanların tutuklu kalmasını; ama belki bir sembol olarak ABD'nin dünya kamuoyuna rağmen hareket etmesinin kolay olmadığını görmesi açısından insanlığın bir mevzi kazanımı olacak. Evet, bunun pek bir anlamı yok, duygusal bir fantezi elbet, zalime had bildirmek de değil bu ama bazen mazlumların kalbini soğutmak kısmen de olsa sevinmelerini beklemek çok da fazla olmasa gerek. Hani belki de surda bir gedik açma misali...


Yukarı Dön

Yorum yap yorum

Yorumlar

Ensar Kakı
30.10.2015 14:25
begendik
yazınızı okudum ve beğendim çalışmalarında başarılar dilerim
Yorum yap yorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat