IŞİD Gerçeği "Terörizmle Savaş"


Mahmut KAR, IŞİD Gerçeği

Mahmut KAR


A+ |Normal |A-


Türkiye’nin bir numaralı gündemi IŞİD’in Musul’a girmesi ve sonrasındaki gelişmeler. Hangi TV kanalını açtıysam müthiş derecede konuya vakıf olduklarını düşünen uzamanlar dikkat çekici analizler yapıyorlar.

Bir tarafta hükümete yakın medya organlarının saç sakal yolduran cinsten analizleri… Diğer tarafta Hükümete baskı oluşturmak için bunu fırsata çeviren karşıt tarafın medya organları…

IŞİD’in Musul’a girip Türkiye Başkonsolosluğunu basması ve çalışanlarını rehin alması konusunda değerlendirmeler çeşitliydi. Batılı güçlerin Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemek için bunu planladıklarını ve bununda arkasında yani dolayısıyla IŞİD’in arkasında paralel yapının olduğunu düşünüp tüm bu gelişmelerin Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olmaması için planlanan uluslar arası komplolar olduğunu söyleyenlerin analizlerini ileride lazım olur diye “kayıt altına almak” lazım. Diğer tarafta ise IŞİD’in Türkiye hükümeti ve MİT’in desteği ile bu cesareti kendinde gördüğünü söyleyip “Besle kargayı oysun gözünü” söylemi üzerinden hükümete vuran analiz ve değerlendirmeler, düz muhalefet mantığı ile karşıt medya organlarının bildik argümanları zaten. Türkiye’de dış politika, uluslararası ilişkiler uzmanlığının ve gazeteciliğin ne seviye olduğunu işte buradan görebilirsiniz.

Ancak benim dikkatimi celbeden çok önemli bir konu var. Bütün medya organlarında; haber sunucularından tutun köşe yazarlarına, stratejistlerden tutun gazete ve televizyon muhabirlerine ve Uluslararası akademi uzmanlarına kadar ve en önemlisi de Türkiye devletinin resmi makamları da dâhil olmak üzere toptan herkes, sanki tek bir noktadan düğmeye basılmışçasına şu argümanları kullanıyorlar:

Dünyanın en azgın terör örgütü IŞİD! Gaddar, acımasız ve cani teröristlerin oluşturduğu terör örgütü İŞİD! Ortadoğu’yu kana bulamak isteyen vahşi terör örgütü IŞİD vb.

ABD Irak ve Afganistan’ı işgal ettiğinde, Rusya Çeçenistan’ı işgal ettiğinde, Çin Doğu Türkistan’da soykırım yaptığında, Baas üç yıldır Suriye’de taş üstünde taş bırakmadığında ulusalcısı ve karteliyle, yandaşı ve cemaatçisiyle bu medya bu ülkelere de Terörist Devlet diyebildiler mi? Cani ve Vahşi Devlet diyebildiler mi?

Peki, bu argümanlara bakıldığından IŞİD terörü denilen şeyin uluslararası ve toplumsal kamuoyunda karşılığına ne olmuş oluyor? El cevap Radikal İslam… 11 Eylül hadisesi sonrası oluşturulan kamuoyuna ne kadar da benziyor değil mi?

IŞİD’i savunduğum, eylem ve hareket metodunu desteklediğim için söylemiyorum. Ama peki bu argümanları kullananlara şu soruları sormak istiyorum.

IŞİD Musul’u ele geçirirken kaç sivili öldürdü? Kaç evi, okulu ve hastaneyi yerle bir etti? Kaç Irak askerini sokak ortasında infaz etti? Cevap hiç birini yapmadı. Evet, Suriye’de bunları yaptı. İnfazlar, iç çatışmalar, ganimet kavgaları ve ve ve… IŞİD’i bu ve daha önce yaptıkları çerçevesinde aşağıda değerlendireceğiz zaten. Ama Musul meselesinde durum çok farklı. IŞİD Musul’a hiç çatışmadan girdi. Hem de elini kolunu sallaya sallaya Musul’a girdi ve aldı.

İşte kritik soru şu: IŞİD Musul’a girmeye hazırlanırken onu ortak düşman olarak gören Irak, İran, Türkiye, Suriye ve Amerika ne yapıyordu?

Ne yaptıklarına bakalım.

1: ABD’nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone tarafından aktarılan ama iki ülke arasında henüz resmi açıklama yapılmaması da dikkatlerden kaçmayan bir gelişme oldu. ABD Türkiye ile özellikle Suriye konusunda terörizmle mücadele konusunda “Ulusal Güvenlik İşbirliği” adı altında tam bir mutabakat ile birlikte hareket etme kararı aldı.

2: Hemen sonra 2 Haziran’da Türkiye hükümeti bakanlar kurulu Nusret Cephesi’ni terör örgütleri listesine aldı.

3: İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 9 Haziran’da Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyarette Türkiye ile İran arasında Suriye konusunda terörizmle mücadele konusunda ortak kararlılık vurgusu yapıldı. Bu vurgu Türkiye ile İran’ın bu konuda anlaşmaya vardığını gösterir.

4: New York’ta dün (12 Haziran) “BM Terörizmle Mücadele Küresel Stratejisi” toplantısı yapıldı. Bu toplantıya Türkiye’de de katılıyor.

Tüm bu gelişmelerden hemen sonra IŞİD, Musul’u ele geçirdi. Niçin mi Musul?

Musul bir şekilde tarihsel bağlar açısından Türkiye’yi ilgilendiriyor. Aynı zamanda Irak topraklarında olduğu için Irak’ı zaten ilgilendiriyor. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin hemen dibinde sınırında bir şehir olduğu için onu da ilgilendiriyor. Musul, Şii maliki yönetiminin İran’a yakın ilişkiler içinde olması ve ABD’nin işgal sonrasında Irak’ı bir anlamda kendisine teslim etmiş olması sebebiyle İran’ı da ilgilendiriyor. Musul’u IŞİD’in almış olması ve IŞİD’in Suriye’de varlık göstermesi açısından Suriye’yi de ilgilendiriyor.

Evet, yeni küresel terörizmle savaş işbirliğinde Musul’un ve IŞİD’in rolü işte bu resimde belirginleşiyor. Amerika Suriye’de küresel siteme tehdit olarak gördüğü İslam’ı toptan terörizmle mücadele kapsamına sokuyor. Dolayısıyla ABD için terörizm İslam’dır. Belki çok şaşıracaksınız ama IŞİD ABD’nin “terörizm” tehdit algılaması kapsamında değil. Yukarıda maddeler halinde sıraladığım anlaşmaların hemen akabinde IŞİD’in Musul’u ele geçirmesi tevafuk da değil. Bu bahane edilerek ABD ve Batı’nın kendisine tehdit olarak gördüğü Ortadoğu’da İslami Devlet olan Raşid-i Hilafet’i kurmak isteyen Müslümanlara karşı terörizmle mücadele işbirliği kapsamında saldırı ve savaş başlatılacak. Bu Türkiye ve İran’ı kullanarak siyasi yollar ile içinden çıkamadığı Suriye meselesinde, tüm bölge ülkelerini ABD ve Batı’ya göre terör sorununa “IŞİD’e” muhatap kılarak hayata indirmeye çalıştığı yeni Ortadoğu planı olarak okunabilir.

Şu an tüm medya ve uluslar arası kamuoyunun iddia ettiği gibi IŞİD bölgede Batı’yı ve ABD’yi tehdit edecek bir şeriat devleti kurmak istiyorsa çok basit bir denklem kurarak şu soruyu sormamız gerekir:

IŞİD Musul’u almayı başardığı askeri kuvveti ile Şam’a neden yürüyüp Baas rejimini düşürmedi bu güne kadar?

Suriye’de 3 yıldır halk ve direniş grupları Baas rejimini devirmek için ittifak ve insicam oluşturdular. Bu direnişi büyük bedeller ödemelerine rağmen hala sürdürüyorlar. Peki, zayıflamış bir Baas rejimi, 3 yıldır oluşmuş bir devrim atmosferi ve İslam dünyasından gelen tüm kamuoyu desteği varken IŞİD’in Şam’a değil de Musul’a ilerlemesi ne ile izah edilebilir? Bu sorunun cevabı çok çok önemlidir.

Radikal dedikleri IŞİD gibi grupların Suriye'den fiili anlamda çıkarılmasının ve tamamen yok edilmesinin ABD ve diğer ülkeler için olmazsa olmazlardan olduğunu düşünmüyorum. Çünkü mesele bir kaç bin mücahidin veya bir kaç grubun Suriye'den çıkarılması meselesi değil. Çünkü bu, ABD ve Batı'nın Ortadoğu Müslümanları ve özellikle Suriye devrimi ile mücadelesinin olmazsa olmazlarından değildir. Yani tek başına silahlı bir grubun Ortadoğu’da İslami bir devlet kuramayacağını onlar bizden çok daha iyi biliyorlar. Bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle. ABD ve Batı’ya göre Suriye merkezli bu devrim direnişinin sonunda bölgede bir İslami Devlet’in kurulması iki şey ile gerçekleşir:

1-Suriye halkının devrime olan desteğinin güçlenerek artması, diğer ülkelerin halklarına bu rüzgarın ulaşması ile devrimin nusret ve kuvvet bulması endişesi.

2-Kurulacak yeni devlet için yönetim modelliği açısından alternatif İslami siyasi bir projenin varlığı.

Bu iki şey bizatihi vakıası ve realitesi itibarıyla Suriye’de vücut buldu. Suriye’de halkın Hilafet isteyen talepleri ve direniş gruplarının bu yönde irade açıklamaları Baas rejimi ve Batılı diplomatların mesajlarına bile yansıdı.

Bakın Suriye Dışişleri Bakanı Velid el-Muallim bu gerçeği nasıl dile getiriyor: “Suriye'ye bakanlar kesinlikle Suriye sınırında kalmayacak olan İslami Hilafet Devleti kurmak isteyenlerin bulunduğunu göreceklerdir. Dolayısıyla biz, bu terörist gruplara yönelik ordu faaliyetleriyle Ürdün, Lübnan ve Türkiye için de savunma yapıyoruz.”

27.09.2013 Cuma günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu karşısında Suriye’deki direniş grupları hakkında yaptığı konuşmada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ise aynen şu ifadeleri kullanıyor: Elde etmeye çalıştıkları hedeflerin, demokrasiyle hiç bir ilişkisi yoktur. Bu hedefler, taassup ilkelerine dayanır. Bu gruplar, laik devletleri ortadan kaldırmak ve İslami Hilafet kurmayı hedefliyorlar."

İşte IŞİD, Batı’nın endişe ettiği bu iki gücü baltalayan ve itibarsızlaştıran bir eylem metodu ile aslında tamda ABD’nin Suriye merkezli Ortadoğu da ki yeni terörizmle mücadele stratejisine yağ sürmüş oluyor.

anahaberyorum.com


Yukarı Dön

Yorum yapyorum

Yorumlar

Burak Hançer
20.06.2014 02:12
Güzel bir yazı
IŞİD meselesini Mahmut bey güzel açmış.Teşekkürler..
Yorum yapyorum

 

Yazarın Diğer Yazıları



    Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat