M. Ali Birand'ın İLKAV'a kapatma davası açtıran haberi


M. Ali Birand'ın İLKAV'a kapatma davası açtıran haberi

A+ | Normal | A-

Son güncelleme: 22 Ocak 2013 Salı 00:23


İLKAV'ın Eğitim sempozyumu, Birand'ın haberiyle "Kur'an okudular, bayanları ayrı oturttular" feryatları ile hedef gösterilmişti.

Küre Medya / Haber Merkezi
Ankara Kocatepe Kültür Merkezinde 03 Aralık 2006 Pazar günü İLKAV tarafından "Resmi İdeoloji Kıskacında Eğitim Sistemi ve Din Eğitimi" konulu bir panel yapılmıştı.

İki bölümde gerçekleşen panelin ilk bölümüne katılan konuşmacılar; "Resmi İdeolojinin Müfredata Yansımaları", "Avrupa'da ve Türkiye'de Devletin Eğitimdeki Rolü ve Zorunlu Eğitim" ve "Türk Ulus Devlet Politikalarının Üniversitelere Etkisi" konu başlıkları altında resmi ideolojinin eğitim algısı ile kendi ideolojik politikaları açısından nasıl bir müfredat dizayn ettiği konusunun tarihi arka planını, günümüze yansımalarını ve bireylerin tek tipleştirmesini sağlamak için inşa edilen okulların ilköğretim seviyesinden başlayarak üniversite seviyesine kadar resmi ideolojinin mabetleri haline nasıl çevrildiğinin üzerinde durmuşlardı.

İşte o gün yaşananlar:

Panelin bitimiyle Birand medyasının ekranlarından "Kim Bunlar?" ve "Savcılar Nerede?" gibi son derece seviyesiz bir üslupla kardeşlerimiz görüntülendi. Bu aşağılayıcı ifadelerle basın yasasını da çiğneyen bir tarzda "basın yoluyla hedef gösterme" eylemini gerçekleştiren Kanal D'nin haber spikeri Mehmet Ali Birand, "düşünce ve ifade özgürlüğü" hakkını kullanan M. Pamak ve Y. Tanrıverdi'yi, sanki toplumu terörize etmeye yönelik suç işleme amaçlı, izinsiz, gizli bir toplantı tertiplemişler gibi sunmuş, üstelik panele katılan dinleyicilerin de dini hassasiyetlerini alaya alan, "haremlik-selamlık" uygulamasını tahfif eden ifadelerle insan onur ve haysiyetini ayaklar altına alan bir haber müsveddesine imza atma cüretini göstermiştir. Kes-yapıştır ve suçla mantığı ile oluşturulan görüntüler üzerine yapılan yorumlar, savcıların, bakanların hatta topyekün sistemin harekete geçerek'sorumlular' hakkında derhal gereken işlemlerin yapılmasının istenmesi ileriki günlerde devam edeceği tahmin edilen büyük bir linç kampanyası ile karşı karşıya olunduğu gerçeğinin altını çiziyordu.

Kendisini her ortamda demokrat ve özgürlüklerden yana olarak lanse eden, yıllarca Brüksel muhabirliği yaparak AB normlarının getireceği özgürlük ortamının özgün düşüncelerin gelişmesine katkıda bulunacağını belirten Mehmet Ali Birand, mesaiden sonra üniformasını çıkartmış bir asker edasıyla yorumlar yapıyor ve ilgili-ilgisiz herkesi/her kesimi göreve çağırıyordu. Haberlerin bitmesine fırsat vermeden durumdan vazife çıkartan ve kendisi de aslında resmi ideolojinin bir zamanlar mağdurlarından olan Vakıflardan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Mehmet Ali Birand'ı canlı yayında arayarak "Bu kişiler hakkında gereken (istenilen) yapılacaktır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın." tarzında bir açıklamada bulunarak Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişlerini İLKAV'ın soruşturulması amacıyla görevlendirmiş ve hemen sonrasında İLKAV incelemeye tabi tutulmuştur. Daha sonraki günlerde medya İLKAV Genel Başkanı Mehmet Pamak ve Öğretmen-Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi'yi hedef gösteren yayınlarına devam ederek bir nevi muhbirlik görevi üstlendiler. Savcılık, duruma el koydu açıklamasını yaparak İLKAV'dan yazılı bir savunma isteyerek kapatma davası açtı.

Yürütülen duruşmaların sonunda, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada Hâkim Ahmet Pınar, Vakıflar Genel Müdürlüğünce İLKAV hakkında kapatma davasının, temyizi kabil olmak üzere, reddine karar verdi. Böylece, “Resmi İdeoloji Kıskacında Eğitim Sistemi ve Din Eğitimi” konulu panelin ardından medyatör Mehmet Ali Brand’ın tetikçiliğiyle Vakıflar Genel Müdürlüğünce İLKAV’a açılan haksız kapatma davası İLKAV’ın lehine karara bağlanmış oldu.

İLKAV Başkanı Mehmet Pamak konuyla ilgili şu açıklamayı yapmıştı:

“ideolojik davranmayan, mevcut mevzuatı ve hukuku esas alarak objektif davranan bir mahkemede böyle medya tahrikiyle, hukuk dışı siyasi kaygı ve hesaplarla açılan bir davanın redle sonuçlanması kaçınılmazdır demiştik, öyle de oldu” dedi. Pamak, idarenin yeni bir sınavla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi; “Şimdi idare (hükümet-Vakıflar Genel Müdürlüğü) için yeni bir tutarlılık, hukukilik ve özgürlüklerden yana olup olmama sınavı başladı. Eğer, AKP ve hükümet gerçekten insan haklarından, hukuktan, adaletten ve özgürlüklerden yana iseler, bir tahrike kapılarak bugüne kadar yanlış yaparak sürdürdükleri bu hukuksuzluğu artık terk edip, hukuka aykırı bu siyasi davayı temyize götürmeden bitirmeleri gerekir. Çünkü bugün verilen hukuka uygun objektif mahkeme kararını temyiz etmenin hiçbir hukuki mesnedi bulunmamaktadır. 1. Öncelikle Vakıflar Genel Müdürlüğü, özgürlük ve hak düşmanı kartel medyasının tahrikiyle, hukuki mesnetten yoksun bir biçimde bu davayı açmıştır. 2. Diğer taraftan, yaklaşık iki buçuk yıllık dava süreci sonunda, ortaya konan belgeler, deliller, bilirkişi heyeti raporu bu davanın hukuka aykırı olduğunu, açık bir biçimde tespit etmiştir. 3. Adalet Bakanlığı da, bu davanın mesnedi olan paneldeki konuşmaların düşünce özgürlüğü sınırlarını aşmayan eleştirilerden ibaret olduğunu yerel ve uluslar arası hukuktan delillere dayandırarak ortaya koymuştur. 4. Nihayet Mahkeme de, bu davanın haksızlığına, hukuki mesnetten yoksun olduğuna hükmederek, davanın reddine karar vermiştir. Bunca ortak tespitle hukuka ve insan haklarına aykırı bulunan bu davayı hala temyiz ederek Yargıtay’a götürmek, hukuksuzlukta ve özgürlük düşmanlığında ısrar etmekten başka bir anlam taşımayacaktır.”

Küremedya

Yukarı Dön

İlgili Videolar






Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat