Kudüs Sadece Filistinlilerin Değildir


Kudüs Sadece Filistinlilerin Değildir

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 28 Ağustos 2018 Salı 15:26


Daha önce yapılan bir baskında veya avlusunda yapılan bir ayinde güçlü bir sesle karşı çıkanlar nerede? Nerede Arap ve İslam ülkelerindeki resmi tavır ve tutum? Hatta siyasi partiler, parlamentoların, basın ve yayın organlarının sesi nerede? Nerede halkların tepkisi?

Küre Medya / Haber Merkezi
Mahir Ebu Tayr / Kudüs Sadece Filistinlilerin Değildir   


İsrailliler son günlerde Mescidi Aksa’ya yönelik baskınlarını artırdılar. Baskınların bu şekilde devam etmesi, bir taraftan İsrail politikasını yansıtırken, diğer yandan Kudüs’ün karşı karşıya olduğu büyük tehdidi de göstermektedir.


Ancak şu var ki artık bu baskınlar pek kimsenin dikkatini çekmiyor.


Daha önce yapılan bir baskında veya avlusunda yapılan bir ayinde güçlü bir sesle karşı çıkanlar nerede? Nerede Arap ve İslam ülkelerindeki resmi tavır ve tutum? Hatta siyasi partiler, parlamentoların, basın ve yayın organlarının sesi nerede? Nerede halkların tepkisi? Özellikle Arap ve İslam ülkelerinde, Amerika ve Avrupa’da yaşayan Filistinlilerle Müslümanların tavrı nerede? Hâlbuki bu insanlar kaldıkları ülkelerinde hükümetlerinin işgalci İsrail’e baskı yapmalarını sağlayacak güç ve kartlara sahiptirler.


İlk kıble ve üçüncü harem olması nedeniyle Mescidi Aksa ile akideleri arasında bağ olan Müslümanlar nerede? Burada iman nasıl oluyor? Acaba bazılarımızın zayıflığımızı, güçsüzlüğümüzü ve birçoğumuzun faydasız olduğu bahanesiyle ortaya koyduğu tavır mıdır? Ya Kudüs’ü Filistin’deki herhangi bir şehir gibi görüp orada yaşayanlar daha önceliklidir mi diyoruz? Size “Araplar ve Müslümanlar nerede?”, dendiğinden siz, “Filistinliler nerede?” mi diyorsunuz? Ya da Filistinlilere bütün bu yorgunluk ve sıkıntılara rağmen “nerede Filistinliler?” dendiğinde, onlar da “nerede Araplar ve nerede Müslümanlar?” mı diyorlar.


Siyasi açıdan baktığımızda baskınlar elbette ki yeni değildir. Yıllardır baskın yapıp duruyorlar. Fakat bu iş bugün farklı bir boyut almıştır. Çünkü bugün baskınlar, Washington’un burayı İsrail’in başkenti kabul etmesinden sonra yapılıyor. Bunun yanında Yahudi Ulus Devleti Kanunu çıkarıldı. Bununla işgalci, Filistinlilerin devletlerini kurması için Kudüs’ten bir parçayı vermeyi reddediyor.

Bunun yanında coğrafi olarak burayı bölmek veya tamamıyla ele geçirmek için önce zamansal olarak ikiye böldü.


Baskınları kabul etmeleri ve içselleştirmeleri için Müslümanların yavaş yavaş buna alıştırılması tehlikesi var. Çünkü artık bunlar günü birlik yapılmaktadır. İnsanlar artık baskınları değil, baskınlara katılanların sayılarını konuşmakta ve kıyaslama yoluna gitmektedir. Mesela “Allah’a hamd olsun bu sefer az kişi katıldı ve baskınlar kısa sürdü” dedirtiyorlar. “Bu sefer öncekinden daha çok veya daha az kişi vardı” diyorlar. Y ada “bu sefer bir şey olmadı, sakin geçti, bu sefer ayin yapmadılar veya yaptılar” deniyor. Bu bir başka felaketi doğuruyor. Bizi bu felakete yavaş yavaş alıştırıyorlar.

Her seferinde bize baskınların sayısını, başka seferle kıyas etmemizi sağlıyorlar.  Bu şekilde bizi teslim olmaya, durumu kabul etmeye, güçsüzlüğümüzü kabul ettirip bunlara karşı koyma gücümüzün olmadığına inandırmaya çalışıyorlar.


Felaketin boyutu daha da büyük. Mesela birinin Mescidi Aksa’dan bahsettiğini, camilerde hutbe ve vaazlarda bu konunun işlendiğini gördünüz mü? Nerede etkin şahsiyetler? Bu dosyaya karşı bu kadar duyarsızlık neden? Neden bu konuda uyuyoruz ve uyutuluyoruz? Bu zihinsel ve psikolojik düzlemde böyle. Ve böyle giderse tamamıyla kaybolur ve gündemden de düşer.


Mescidi Aksa sorumluluğu her Müslümanın boynunda bir sorumluluktur. Hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz. Bu Filistinlilerin elinde olan öylesine bir emanet değildir. Kudüs, bir buçuk milyar Müslümanın boynunda bir emanettir. Ancak bugün onlar ya önemsemiyorlar, ya da fakirlik, savaş ve işkence politikalarına maruz kaldıklarından sadece kendileriyle uğraşıyorlar. Dolayısıyla hiçbiri olması gerektiği gibi öncelikli hedeflerini gerçekleştirmeye güç yetiremiyor.


Bunlar Hz. Peygamber (s.a.s)’i seviyor, ancak peygamberin gece yolculuğu yaptığı ve Miraca çıktığı bu şehri sadece seyrediyorlar.


Büyük bir üzüntüyle belirteyim ki biz onu din açısından, millilik açısından, siyaset açısından veya şehrin konumunun gerektirdiği ya da Filistinliler açısından önemini savunacak yerde değiliz.


O zaman biz kimiz acaba?

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat