Kredi düzenlemesinin gerçek anlamı: borçlanarak büyüme


Kredi düzenlemesinin gerçek anlamı: borçlanarak büyüme

A+ |Normal |A-

Son güncelleme: 23 Eylül 2016 Cuma 12:36


Kredi kartı limitlerini ve tüketici kredilerini yeniden belirleyen düzenleme ile borçlanarak büyüme devam ediyor.

Küre Medya / Haber Merkezi
Başbakan Binali Yıldırım'ın Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında açıkladığı kredi taksit ve bireysel kredi vadelerindeki düzenlemenin detayları netlik kazanıyor. Türkiye'nin daralan bir sürece giren ekonomisini yeniden büyüme trendine sokmayı hedefleyen uygulamanın sosyal ve ekonomik etkileri tartışılmaya devam ediliyor. 

Düzenleme ne getiriyor?
Yapılan açıklamalara göre düzenlemeler şöyle: 

  • Genel ihtiyaç kredilerinde vade limiti 9 aydan 12 aya çıktı.
  • Kredi kartı borçları 72 ay vadeye kadar yayılarak yeniden yapılandırılabilecek.
  • Tüketici kredilerindeki vade limiti 36 aydan 48 aya çıkarıldı.
  • Konut kredilerinde asgari peşinat şartı yüzde 25'ten yüzde 20'ye indi.

Uygulama neden şimdi yapılıyor?
BBC'ye konuşan ekonomi profesörü Güngör Uras değişikliğin temelde bireysel harcamalarda yaşanan daralmayı hafifletmek olduğunu ifade ediyor. Uras:  "Daha önce kredi kartlarına ve tüketici kredilerine getirilen sınırlamalarla hanehalkı harcamaları 15 milyar lira civarında azalmıştı. Şimdi o kaybın geri alınması hedefleniyor" diyor.

Sürekli borçlanmayı öngören ekonomik sistem
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre kredi kartlarındaki büyüme hızı, Babacan döneminde alınan tedbirlerle hız kesmiş hatta daralmaya başlamıştı. 2015'in ortalarından itibaren kredi kartı borçlarında bir yükseliş gözlense de bu oran harcamaları yeteri kadar artıracak düzeyde değildi. Kredi kartlarıyla ilgili yeniden yapılandırma kararının bir diğer gerekçesi ise takibe düşen kart borçlarının hız kesmiyor olması.

Bankaların takipteki kredi kartı alacaklarının toplam kart borçlarına oranı yüzde 10'lara yaklaşmış durumda. Bugün bankaların kullandırdığı her 100 TL'lik kredi kartı borcunun 9TL'si geri ödenemiyor. Kart borçlarının 72 ay vadeye yayılmasıyla bu soruna da çözüm getirilmesi hedefleniyor. 

Kredi harcamalarının, borçlanmanın artması ekonomi için çözüm mü?
Kapitalist ekonomi modellerinde borçlanmanın çok yönlü bir ivme sağladığı biliniyor. Toplumun tüketiminin sürekli olarak artması rekabetçi piyasayı canlı tutarken bu tüketim zorunlu olarak borçlanmayı beraberinde getiriyor. 10 hatta 20 yıllık kredi borçlanmalarının makul görüldüğü bu sistemde, borçlanmanın devamlılığı hayati bir öneme sahip. Diğer taraftan sürekli borç yükü artan bir toplum oluşturmanın iktidarlarında işine yaradığı biliniyor. Uzun vadeli borçlanmalar toplumdaki siyasi muhalefeti sınırlayan bir etken.

Diğer taraftan sağlıklı bir ekonomi için "borçlanma"nın sürdürülebilir olmadığı da tartışılıyor. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Fatih Özatay ise normal şartlarda kredilerde sağlanacak kolaylıklarla iç talebin canlandırılmasının yatırımları da arttıracağını ve ekonomiye ivme verebileceğini belirtse de, Türkiye'de durumun farklı olduğu görüşünde.

BBC Türkçe'ye konuşan Özatay, "İyice tüketime ve borçlanmaya dayalı bir ekonomiye dönüşme riski var. Yatırımlar artmıyor. Ama yatırımlardaki durgunluğun nedeni tüketimdeki yavaşlama değil. Daha derin sorunlar var" yorumunu yapıyor.

Yukarı Dön



Etiketler:

Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yapyorum

 

Kategoriye Ait Diğer Haberler



Ana Sayfa | Yazarlar | Güncel | Haberler | Dünya | Yorum Analiz | Röportaj | Medya | Etkinlikler | Kültür Sanat